Artan fiyatlar Suriye’nin kuzeyinde kurban satımını engelliyor

İdlib'in kuzeyindeki Hazra Çarşısı'nda koyun yetiştiricisi (Şarku'l Avsat)
İdlib'in kuzeyindeki Hazra Çarşısı'nda koyun yetiştiricisi (Şarku'l Avsat)
TT

Artan fiyatlar Suriye’nin kuzeyinde kurban satımını engelliyor

İdlib'in kuzeyindeki Hazra Çarşısı'nda koyun yetiştiricisi (Şarku'l Avsat)
İdlib'in kuzeyindeki Hazra Çarşısı'nda koyun yetiştiricisi (Şarku'l Avsat)

Suriye’de bu yıl yaklaşan Kurban Bayramı ile birlikte kurban fiyatlarındaki artış, İdlib ve Halep kırsalında çok sayıda Suriyelinin buruk sevinç yaşamasına neden oldu.
Ekonomik koşullar ve hayat pahalılığı Suriyelilerin kurban almasını engelledi. Tüccarlar ve hayvan yetiştiricileri ise pazarlarda kurbanlık hayvan alımına talep olmaması ihtimali karşısında büyük mali kayıplardan korkuyor.
El-Hac Ebu Ahmed (65 yaşında), İdlib'in kuzeyinde hayvan satmak için Bardaklı hayvan pazarına geldiğinde, fahiş kurban fiyatları karşısında şoka uğradı. Ebu Ahmed elindeki parayla (120 dolar) kurban satın alamayacağını anlayarak hayal kırıklığı yaşadı.
İdlib'in kuzeyindeki Dana kasabasında yaşayan Ebu Ahmed, Dana’da sebze ve meyve satarak bir yıl boyunca 120 dolar biriktirdi. Bu yıl Kurban Bayramı'nın yaklaşmasıyla kurban almak için Bardaklı hayvan pazarına gitmeye karar verdi. Ancak pazara geldiğinde hayal kırıklığına uğradı. Piyasadaki kurban fiyatlarının 200 dolar veya üzeri olduğunu duyan Ebu Ahmed, elindeki paranın kurban almaya yetmediğini düşünse de uygun fiyatlı bir kurban aramak için pazarda dolaşmaya karar verdi. Ancak sadece zayıf veya hasta bazı koyunlara parasının yettiğini görüp bunları satın almak istemedi. Böyle bir hayvanı kurban etmek konusunda Allah'tan utandığını ifade eden Ebu Ahmed, fiyatların düşmesi ümidiyle evine döndü.
İdlib'in kuzeyindeki Sarmada kasabasında yaşayan Hacı Meryem (69 yaşında) ise şunları söyledi: “Önceki yıllarda her Kurban Bayramı'nda, çalışan iki oğlumdan kurban bedelini alır; kurbanı keser, fakir ve muhtaçlara dağıtırdım. Ancak, son zamanlarda çocuklarının gelirindeki düşüş ve iş bulma ve para biriktirme fırsatlarının olmaması bu yıl kurban kesilememesine yol açtı.” Hacı Meryem ve ailesi bu yıl derin bir üzüntü ve hayal kırıklığı yaşadı.

Kurbansız bayram
İş olanaklarının azalması, geçim masraflarının yüksek olması ve Türk lirasının (Suriye'nin kuzeybatısında tedavülde olan para birimi) ABD doları karşısında değer kaybetmesi nedeniyle et dahil olmak üzere emtia fiyatları arttı.
Yaklaşık dört buçuk milyon sivilin yaşadığı kuzeybatı Suriye’de nüfusun yarısı yerinden edilmiş kişilerden oluşuyor. Kişi başına düşen ortalama gelir 60 doları geçmiyor. İnsanların çoğu istediğini alamıyor ve Kurban Bayramı ibadetlerini (kurban kesmek ve fakirlere dağıtmak) yerine getiremiyor.
Halep'in güney kırsalından yerinden edilmiş bir kişi olan ve İdlib'in kuzeyindeki Deir Hassan kampında ikamet eden 48 yaşındaki Ebu Samer, “Yerinden edilmiş kişinin inşaat ve sanayi sektörlerindeki çalışmalarından elde ettiği gelir ayda 50 dolar. Bu miktar tabii ki aile reisine canının istediği her şeyi satın almasına imkan vermez. Yerinden edilenler olarak bizler için zor bir rüya haline gelen et; fiyatların artmasından beri 7 aydır çadırlarımıza girmedi ve bir kilosu 120 liraya ulaştı. Fiyatlar yükseldi ve artık kimse et satın alamıyor. Belki de bu yıl kampımızda ve diğer kamplarda kimse et görmeyecek veya tadamayacak” dedi.
 
Beklenen kayıp
İdlib kırsalındaki Maarrat Misrin bölgesinde tüccar ve koyun yetiştiricisi olan Ebu Mustafa, durumdan şikayetçi. Ebu Mustafa "İdlib Valiliği'ndeki hayvan pazarlarının çoğunda yüksek fiyatlar nedeniyle kurbanlık alımında talepte gözle görülür bir düşüş yaşanıyor. Kurbanlık bir koyunun fiyatı 250 ile 300 dolar arasında değişiyor. Kurbanların fiyatları ağırlığına göre değişiyor. 70 ila 100 kilogram arasındaki kurbanın bir kilosu 50 ila 60 Türk lirası arasında seyrediyor. Geçen yıl fiyatları 200 ile 250 dolar arasında değişen kurbanın bir kilosunun fiyatı 25 TL'yi geçmemişti. Bunun nedeni, Türk lirasının dolar karşısında değer kaybederek 17 liraya yükselmesi” dedi.
Bir yıl boyunca kurbanlık 80 koyun yetiştirdiğini söyleyen Ebu Mustafa, “Geçen hafta boyunca hayvan pazarlarını dolaşmama rağmen sadece 15 tanesini satabildim. Şu anda, 50 hayvanı satmak için bir insani yardım derneği ile kârdan feragat ederek düşük maliyete pazarlık yapıyorum. Tüccarlar ve hayvan yetiştiricileri bu yıl kurbanlık koyun satış hacmindeki düşüş nedeniyle ağır kayıplardan korkuyorlar. Bu yıl fiyatların yüksek olmasının nedeni koyun yetiştirme maliyetlerinin yüksek olması. Yem ve ilaç fiyatları arttı. Bir torba yemin fiyatı (25 kilogram) 35 doları aştı. Hayvan ilaçlarının fiyatlarının yüksek olmasının yanı sıra rejim güçlerinin Suriye'nin geniş alanlarını kontrol altına almasının ardından hayvan otlatma alanları da daraldı. Ayrıca hayvan sayısı da azaldı. Her yıl çok sayıda hayvan komşu ülkelere kaçırılıyor” dedi.



DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.