Suudi Arabistan, Hac yönetimini  100 yılda nasıl değiştirdi?

1952 yılında Mescid-i Haram’ın ilk renkli fotoğrafı (SPA)
1952 yılında Mescid-i Haram’ın ilk renkli fotoğrafı (SPA)
TT

Suudi Arabistan, Hac yönetimini  100 yılda nasıl değiştirdi?

1952 yılında Mescid-i Haram’ın ilk renkli fotoğrafı (SPA)
1952 yılında Mescid-i Haram’ın ilk renkli fotoğrafı (SPA)

Bu yılki Hac mevsimi, siyasi krizlere ve dünyanın içinde bulunduğu sağlık ve ekonomik koşullara rağmen dün, büyük bir başarıyla sonuçlandı. Suudi hükümetinin Hac mevsimleri organizasyonunun yüzüncü yılı Hicri 1443'e denk geldi.
Hicri 1343'te (MS 1924) Kral Abdülaziz'in Mekke'ye girişiyle Suudi döneminde ilk Hac mevsiminin düzenlenmesinin ardından 100 yıl (100 Hac mevsimi) geçmesi çok önemli bir durum. Krallık 100 yıl boyunca tüm zorlukların üstesinden gelmeyi, tüm zorluklarla yüzleşmeyi ve hacılara tarihte benzeri olmayan en iyi hizmetleri sunmayı başardı.
 Suudi Arabistan, son 100 yılda Hac mevsimlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesiyle ilgili zorluklar ve sorunlarla karşı karşıya kaldı. Suudi liderliği, İki Kutsal Cami’nin Koruyucusu unvanına sahip olan Suudi Arabistan Kralı'nın doğrudan himayesi ve denetimi altında yönetimde (kalabalıklar, krizler, kaynaklar, projeler ve diğer alanlarda) entegre sistemini, kurumsal gelişimi inşa etmek ve geliştirmek için muazzam çaba sarf etti. Devletin ortaya çıkışının başlangıcında, Kral Abdülaziz birçok sorunla yüzleşebildi ve İki Kutsal Cami’ye ve hedeflerine hizmet etmek için entegre bir sistem inşa etmeye çalıştı. Haccın organize edilmesi ve denetlenmesi, ülkede bir dizi kilit sektörün (güvenlik, sağlık, medya, ulaşım, belediyeler, su ve yiyecek içecek...) kurulması ve gelişmesiyle aynı zamana denk geldi. Bu, Suudi Arabistan Krallığı'nın 100 yıl boyunca hacıların hizmetinde İki Kutsal Cami’nin ve kutsal mekanların yeniden inşasında ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.
Tüm bu çabalara rağmen Hac ile ilgili karşıt kampanyaların, safsataların, dedikoduların ve komploların tekrarlanması dikkat çekici. Hicaz kralı olarak Kral Abdülaziz'e biat edilmesinden sonra Abdülaziz'e karşı kampanyalar başladı. Bu durum bazı ülkelerin vatandaşlarının güvenlik bahanesiyle hac yapmasının engellemesine yol açtı! Ayrıca İki Kutsal Cami’nin İslami yönetim altında olması için çağrılar yapıldı. Hatta bazıları (Müslümanlar) Hac ibadetinin İngiliz koruması altında olmasını istedi! Bu, İki Kutsal Cami’nin uluslararası çapta genişletilmesi konusunda sürekli tekrarlanan bir önermedir.
 Bahsettikleri herhangi bir İslami yönetim veya uluslararasılaşma hakkında bilgi yok mu? Kral Abdülaziz’in Hac ve hacıları güvence altına almak için yaptıkları sayfalarca yazılmayı hak eden bir hikaye.
 Bazıları, Arap Yarımadası'nda birkaç yüzyıl boyunca Kral Abdülaziz'den önce güvensizlik hakkında anlatılanların bir tür efsane olduğunu düşünüyor. El-Ceberti, El-Bediri, El-Kürdi ve diğer tarihçiler Hac ve hacıların güvenlik durumu ile ilgili aşırı çirkinlikler nedeniyle hacıların yaşadıklarına dair neredeyse inanılmayacak hikayeler anlattılar. Hicri 10’uncu yüzyılda (MS 14’üncü yüzyıl civarında) yaşayan Şafii hukukçu Elvan el-Hamavi bile “Hidâyet Lambası ve Velâyetin Anahtarı” kitabından Hac bölümünü çıkarmıştır. Bunun nedeni güvenlik sorunları ve hacıların emniyetli bir şekilde Mekke'ye ulaşamamaları nedeniyle Hac ibadetinin o sırada vacip olmadığına inanmasıdır.

Kral Abdülaziz'in Hicri 1353'te (1935) Hac sırasındaki ihramlı fotoğrafı.
Yüzyıllar sonra Şairler Prensi Ahmed Şevki, Hac ve hacıların durumunu tarif etti. Şairin tarifleri, 14’üncü yüzyılın (MS 19’uncu yüzyıl) başında ve Suudi yönetimi öncesi güvenlik ve Hac durumuyla ilgiliydi. Durumun gerçekliğini anlamak için Şevki'nin beyitlerini (Hacıların Haccı) okumak yeterli. Şevki’nin o zamanki durumu anlatımı başka hiçbir tarife ihtiyaç bırakmayacak nitelikte.
 Suudi egemenliğinden sonra güvenliğin sağlanmasına rağmen Kral Abdülaziz karşıtı söylentiler yayıldı. Hindistan'da yayınlanan Zaminda gazetesinin sahibi Zafer Ali Han Kral Abdulaziz’e yolladığı mektubunda şu ifadelere yer verdi:
“Bazı güçlü muhalifler, Kral aleyhine çeşitli haberler yayıyorlar. Peygamber'in kabrindeki yeşil kubbeyi kaldırmaya karar verdiğinizi beyan ediyorlar. Lütfen Müslümanlara Kutsal Kabrin bakımı konusunda güvence vermek ve bozguncuları susturmak için bu uydurma hikayeyi tamamen inkar ettiğinizi imzanızı da atarak ilan edin.”
 Bunun üzerine Kral, Zafer Ali Han'a şu cevabı gönderdi:
“Yeşil Kubbe hakkında söylenen her şey asılsız ve yalandır. Allah'ın lütfuyla Allah’ın Elçisi’nin kabri emniyettedir. Aynı şekilde biz bütün salihlerin kabirlerini muhafaza eder, saygı gösteririz ve onları her türlü saldırıdan koruruz. Bunu bir din olarak görürüz. Bu konuda Allah'a ahd ettik."
 Hicri 1345 - MS Ekim 1926'da İki Kutsal Cami’nin Memurları Cemiyeti, Hindistan'ın Butu şehrinde Hicaz Konferansı düzenledi. Müslümanların sayısı yaklaşık 90 milyona ulaşan Hindistan o dönemde dünyanın en büyük Müslüman nüfusunu temsil ediyordu. Hindistan konferanstan sonra gelecek sene mukaddes topraklarda durum değişinceye kadar Müslümanların hac yapmayacaklarına karar verdiler. Konferansta ayrıca "İslami hükümetlerin en büyüğü İngiliz hükümetinin gölgesi altına girdi" ifadesi de yer aldı.
 O yıllarda bazı ülkeler çeşitli nedenlerle hacılarının Hac yapmasını engelledi. Bunların hepsi Kral Abdülaziz'in yönetimine karşı çıkmayı amaçladı. İster o ülkelerin hükümetlerinden ister o ülkelerin kendi kontrolleri altındaki hükümetlerden olsun, Hac dosyası bir baskı ve pazarlık kozu haline getirildi. Daha da kötüsü, İki Kutsal Cami’nin İslami idare altına alınmasını talep edenlerin bir kısmı, İki Kutsal Cami’nin vakfiyelerine el koyanlar oldu. Hem bunu yapıp hem de İki Kutsal Cami’ye nasıl inanıyorlar?
 Lübnanlı yazar, politikacı ve fikir adamı Emir Şekip Arslan bu konuda şunları yazmıştı:
“Bu hükümetlerin bazıları bu vakıfların bir kısmını yuttu, ücretlerini eritti, vakıflarının şartlarını eski haline getirdi. İki Kutsal Cami’ye bir kese dirhem verseler veya bir gemi tahıl nakletseler, Hicaz halkına babalarının malından sadaka verdiklerini düşünürler.”
 Geçmişte Hac ibadetinin bir nevi şehadet gibi olduğunu söyleyen Talat Paşa da şu ifadeleri kullanmıştı:
 “Hacı ailesiyle vedalaşır ve onlar da sanki bir daha dönmeyecekmiş gibi ona veda ederler. Yol çetin ve emniyetsizdi. Çeteler (haydutlar) hacıların konvoylarına baskın düzenleyerek öldürüyor ve yağmalıyorlardı. Kral Abdülaziz haccın düzenlenmesi dosyasını eline geçirdiğinde, çölün enine boyuna güvenlik sağlandı ve çöl dünyadaki herhangi bir şehirden daha güvenli hale geldi.”
 Kurucu Kral, hacılara yalnızca güvenlik sağlamakla kalmadı, aynı zamanda o sırada devlet kaynaklarının kıtlığına rağmen İki Kutsal Cami’yi genişletmek, inşa etmek ve Rahman'ın misafirlerine tüm hizmetleri sunmak için tüm olanakları kullandı. Oğulları, ondan sonraki krallar da İki Kutsal Cami’ye hizmet etmek ve ziyaretçilerinin rahatı için tüm araçları tedarik etmek için tüm kapasiteleri ve kaynakları kullandılar.
 Bugün Suudi Arabistan'ın sağladığı dev başarılar ve seçkin hizmetler, İki Kutsal Cami’nin Koruyucusu Kral Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman'ın önderliğinde kurucu Kral’ın başlattığı hizmetlerin bir uzantısı olarak geliyor. Krallık hükümeti, yıllık on milyarlarca riyal işletme bütçesinin yanı sıra İki Kutsal Cami ve kutsal mekanların projelerine yüz milyarlarca riyal harcadı.
Suudi Arabistan'ın Hac için neler sunduğu, hakkında öne çıkmayı ve yayınlanmayı hak eden uzun bir konuşma ve Hac ile ilgili birçok yön ve detay var.  Ancak böyle bir makale, Suudi döneminden önce hacıların sağlık, ulaşım, altyapı, teknoloji, güvenlik hizmetleri veya gıda alanlarında yaşadıklarına kıyasla hacıların Suudi limanlarına girdiklerinden beri kendilerine sunulan tüm imkanları ve hizmetleri kapsayamaz. Kapasite, bir asır önce kapasite yaklaşık 100 bin hacıyı kaldırıyorken günümüzde milyonlarca hacıyı kaldırabiliyor.
 Yüzüncü yıl bu yılki Hac mevsimine denk geldiği için Suudi liderliğinin, hükümetinin ve halkının İki Kutsal Cami’nin hizmetinde ve hacılar için kolaylıklar sağlamada neler yaptığını unutmamalıyız. Bu kolaylıklar Kral Abdülaziz döneminden günümüze kadar tüm tesis ve hizmetlerin inşasında, genişletilmesinde ve geliştirilmesinde İki Kutsal Cami ve kutsal mekanlara gösterilen özen ve dikkatin boyutunu yansıtmaktadır.
 İki Kutsal Cami’ye hizmet etmek ve Rahman'ın konuklarını ağırlamak için tüm yeteneklerini adamaya devam edecek olan Suudiler, Arap ve İslam medeniyetinin mirasçıları olarak kalacaktır.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.