CIA: Çin Rusya’nın Ukrayna’daki başarısızlığından ders almadı

CIA Başkanı William Burns ve ABD Başkanı Joe Biden (AP)
CIA Başkanı William Burns ve ABD Başkanı Joe Biden (AP)
TT

CIA: Çin Rusya’nın Ukrayna’daki başarısızlığından ders almadı

CIA Başkanı William Burns ve ABD Başkanı Joe Biden (AP)
CIA Başkanı William Burns ve ABD Başkanı Joe Biden (AP)

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı William Burns, Colorado’da düzenlenen Aspen Güvenlik Forumu’nda yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişiminin Çin’in Tayvan’ı olası işgalini etkilemediğini belirtti. Burns, Ukrayna işgali ile Çin’in Tayvan’ı ne zaman ve nasıl işgal edeceğini ‘yeniden hesapladığını’ kaydetti.
Burns, forumda yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Öyle görünüyor ki Ukrayna’daki savaş, Çin’in önümüzdeki birkaç yıl içinde Tayvan’a karşı nasıl bir güç kullanmayı seçip seçmeyeceğini etkilemiyor, sadece ne zaman ve nasıl yapacağına karar vermelerini sağladı. Çin Rusya'yı sözlü olarak desteklemesine rağmen askeri destek sağlamadı.”
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in, özellikle iktidardaki Komünist Parti'nin önemli bir toplantısından sonra, bu yıl içinde Tayvan'ı işgal etme kararı alabileceği yönündeki iddiaları uzak gören Burns, “Bize öyle geliyor ki, bu on yılın sonuna yaklaştıkça bu tür riskler artacak.” dedi.
Kuvvetlerinin bir hafta içinde Kiev'i yenebileceğine inanan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "stratejik başarısızlığa" uğradığını ifade eden Burns, "Pekin'in bu sonuçtan çıkaracağı derslerden biri, savaşa yeterince askeri ağırlık vermezseniz hızlı ve kesin zaferler elde edemeyeceğinizdir. Ayrıca, Çinli liderler ve askeri personel tarafından öğrenilecek bir ders de zafere ulaşmak için baskın bir gücü sık sık harekete geçirmenin gerekli olduğudur. Bilgi alanını kontrol etmek ve olası ekonomik yaptırımlara hazırlanmak da önemli.”
Burns, diğer ABD'li yetkililer gibi, Çin'in Rusya'yı Ukrayna'daki savaşında sözlü olarak desteklerken, askeri destek sağlamadığını vurguladı.
Burns'ün konuşmasından önce, Çin'in Washington Büyükelçisi Chen Gang, aynı forumda ülkesinin "adayı anakara ile yeniden birleştirmeye yönelik barışçıl bir süreci hala desteklediğini" söyledi.
Chen, "Çatışma yok, savaş yok, bu Çin ile ABD arasındaki en önemli anlaşma. Ancak ABD'nin tek bir Çin'i tanıma politikasından yavaş yavaş geri adım atması üzücü. Sadece tek Çin politikasına sıkı sıkıya bağlı kalarak ve Tayvan'ın bağımsızlığını reddetmede aynı safta yer alarak barışçıl bir yeniden uzlaşıya ulaşabiliriz.”
Çin ordusu, uçak gemisi "Shandong"un Salı günü Tayvan Boğazı'ndan geçerek yaklaşık iki haftadır bölgede devriye gezen ABD destroyeri "USS Penfold"u izlediğini duyurdu. Çin, ABD destroyerinin devriyelerini bölgede "kışkırtıcı, çaresiz ve gergin bir girişim" olarak nitelendirdi. ABD, Çin'in artan yeteneklerine karşı koymaya çalışıyor.
Çin ordusunun Doğu Tiyatro Komutanlığı Sözcüsü Albay Shi Yi, ABD'nin tekrarlanan provokasyon ve gösterilerinin, "barış ve istikrarı yok eden ve Tayvan Boğazı'nda risk alan taraf" olduğunu açıkça gösterdi.
Çin askeri güçlerinin "her zaman yüksek alarmda kalacağını ve ulusal egemenliği ve toprak bütünlüğünü sıkı bir şekilde koruyacağını" kaydeden Albay Shi Yi, “Bir ABD savaş gemisinin tekrar tekrar Xisha ve Nansha Adaları açıklarındaki sulardan ve ardından ihtilaflı Tayvan Boğazı'ndan geçmesi nadir görülen bir durumdur.” dedi.
Çin'in kendi topraklarının bir parçası olarak gördüğü Tayvan adasına yönelik niyetleri konusunda derin şüpheler uyandıran Ukrayna savaşı zemininde bölgede, ABD ve Çin arasında gerginlik tırmandı. Pekin zorla da olsa Tayvan adasında kontrolü yeniden kazanmaya kararlı.
Çinli uzmanlar Çin gazetesi Global Times'a, “Çin'in artan askeri yetenekleri karşısında, ABD ordusu endişeli hale geldi ve operasyonlarından daha az emin, bu yüzden ABD gücünü kanıtlamak için provokasyonları yoğunlaştırıyor.” açıklamasında bulundu.
Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden, Çinli mevkidaşı Şi Cinping ile Tayvan sorunları nedeniyle artan gerilimin ardından önümüzdeki günlerde görüşmeyi planladığını açıkladı. Daha önce Biden Çin'in askeri bir saldırı başlatması halinde ülkesinin Tayvan'ı savunmak için askeri müdahalede bulunmaktan çekinmeyeceğini söyleyerek Pekin’in tepkisini çeken açıklamalarda bulunmuştu.
Biden bu tutumundan dönmesine rağmen ülkesinin izlediği "stratejik belirsizlik" politikasına bağlı kalıyor. Biden, iklim konferansından döndükten sonra gazetecilere verdiği demeçte, "Önümüzdeki 10 gün içinde Başkan Şi ile konuşacağımı düşünüyorum.” dedi. İki lider arasında uzun zamandır planlanan görüşme, Tayvan konusunda süregelen gerilimin ortasında yapılacak.
İki liderin görüşmesi Biden yönetiminin, Amerikalı tüketiciler üzerindeki enflasyonist baskıları azaltmaya yardımcı olmak için Çin'den ithal edilen mallara yönelik tarifelerde keskin bir indirim yapılmasını hedeflediği bir zamanda gelecek.
Çarşamba günü gazetecilere konuşan Biden, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin gelecek ay Tayvan'a yapmayı planladığı ziyaret konusunda da şüphe uyandırdı. ABD Başkanı, "Ordu şu anda bunun yanlış bir fikir olduğunu düşünüyor ama ne olacak bilmiyorum" dedi.
Şarku’l Avsat’ın Tayvan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya dayandırdığı haberinde, “Biden'ın açıklamalarından haberdar olunduğu ve Tayvan ile ABD'nin karşılıklı güven ve sorunsuz iletişim kanallarına sahip olduğu” ifade edildi. Bakanlığın açıklamasında Pelosi'nin ziyareti hakkında "herhangi bir bilgi" elde edilmediği kaydedildi.
Pekin Salı günü Pelosi'nin adayı ziyaret etmesi halinde "katı önlemlerle" karşılık vereceği tehdidinde bulundu. Çin böyle bir ziyaretin "Çin'in egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ciddi şekilde baltalayacağını" savundu. Pelosi'nin ofisi, "güvenlik nedenleriyle" ziyaret hakkında yorum yapmayı reddetti. ABD Dışişleri Bakanlığı ise görüşmenin "sanal" olacağını söyledi.

Ukrayna Putin’e pahalıya mal oldu
CIA Başkanı Burns, "Ukrayna'daki kazanımları Rusya'ya çok pahalıya mal oldu" dedi. Colorado’da düzenlenen Aspen Güvenlik Forumu'nda konuşan Burns, Amerikan istihbarat servislerinin tahminlerine göre, Ukrayna'da son 5 ayda yaklaşık 15 bin Rus askerinin öldüğünü söyledi.
Burns, Ukrayna'da yaklaşık 45 bin Rus askerinin de yaralanmış olabileceğini belirtti.
CIA Başkanı'na göre Ukrayna ordusu ise savaşta Rusya'ya kıyasla daha az kayıp verdi. Rusya'nın Ukrayna'daki askeri faaliyetlerini ülkenin doğusundaki Donbas'ta yoğunlaştırdığına dikkat çeken William Burns, bunun Rus ordusunun savaşta gerekli dersleri çıkardığına işaret ettiğini savundu.
Burns, Rus ordusunun artık verdiği kayıpların da etkisiyle, Ukrayna'da belirlediği hedeflere uzun menzilli füzelerle saldırılar düzenlediğini söyledi.

'Putin çok sağlıklı görünüyor'
Öte yandan CIA Başkanı William Burns, ellerinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in sağlık durumunun kötüleştiğine dair bir istihbarat olmadığını söyledi.
Bu yıl 70 yaşına giren Putin'in kansere yakalanmış olabileceği yönünde spekülasyonlar yapılmıştı. Burns ise açıklamasında, "Putin çok sağlıklı görünüyor" dedi.
Daha önce ABD'nin Rusya Büyükelçisi olarak da görev yapan Burns, geçen yıl Kasım ayında Moskova'ya giderek Kremlin'i, Rusya için Ukrayna'nın işgalinin sonuçlarının ağır olacağı yolunda uyarmıştı.
Rusya 24 Şubat'ta Ukrayna'yı işgale başlamış, ülkenişn doğusunda ve güneyinde askeri kazanımlar elde etse de başkent Kiev'i ele geçirememişti.
Kremlin'in 2014'te Kırım'da uyguladığı yöntemle Ukrayna'nın bazı topraklarını ilhaka hazırlandığını savunan ABD dün Kiev yönetimine daha fazla uzun menzilli füze göndereceğini açıklamıştı.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov bu karar sonrası yaptığı açıklamada, Ukrayna'daki stratejilerini değiştirdiklerini ve artık "sadece ülkenin doğusuna odaklanmayacaklarını" söylemişti.



Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
TT

Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)

Pakistan'da en az 31 kişinin yaşamını yitirdiği cami saldırısını DEAŞ üstlendi.

Başkent İslamabad'daki İmam Bargah Camisi'nde cuma namazı sırasında meydana gelen patlamada 170'ten fazla kişi de yaralanmıştı. 

DEAŞ, Telegram kanalından yayımladığı açıklamada, Hatice-i Kübra Camii diye de bilinen Şii ibadethanesine düzenlenen saldırıyı üstlendi.

Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf, X'ten dün yaptığı açıklamada, silahlı saldırganın etrafa ateş açarak camiye girdiğini, güvenlik güçlerinin müdahalesi sonrası üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdiğini bildirmişti. 

Asıf, şüphelinin daha önce Afganistan'a gittiğini ve saldırının Hindistan'la Afganistan tarafından organize edildiğini öne sürmüştü.

Kabil ve Yeni Delhi yönetimleriyse iddiaları kınayarak reddetmişti.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, olayın "intihar saldırısı" olduğunu belirterek, "İbadethaneleri ve sivilleri hedef almak, insanlığa karşı işlenmiş iğrenç bir suçtur ve İslam ilkelerinin açık bir ihlalidir” demişti. 

Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari de patlamada hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilemişti. 

Şii camisindeki patlama, 2008'den bu yana İslamabad'da meydana gelen en ölümcül saldırı oldu. 2008'de başkentteki Marriott Hotel'e bomba dolu kamyonla düzenlenen saldırıda 60 kişi yaşamını yitirmiş, en az 266 kişi de yaralanmıştı. Saldırıyı üstlenen olmamıştı. 

Reuters'ın irtibata geçtiği Pakistanlı polis memuru Şahid Malik, camide 600 ila 700 kişinin olduğunu belirterek şunları söylüyor:  

Birçok olay yeri gördüm ama bu gerçekten çok korkunçtu.

Cami cemaatinden 46 yaşındaki Sarfraz Şah da saldırıda yaşanan kaosu şöyle anlatıyor: 

Silah seslerini duydum ve ne yaşandığını anlamaya çalışırken büyük bir patlama oldu. İnsanlar oraya buraya savruldu. Etraf dumanla doldu. Kimse ne olduğunu anlamadı. Sonra her yer kanla kaplandı.

Şah, saldırıda 39 yaşındaki kardeşi Manzar'ın yaşamını yitirdiğini söylüyor. 

Çoğunluğu Sünni Müslümanlardan oluşan Pakistan'da azınlık olan Şiiler, geçmişte de IŞİD ve Pakistan Talibanı'nın (Tehrik-i Taliban Pakistan/TTP) saldırılarında hedef alınmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Le Monde


Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
TT

Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)

Pakistan polisi, bugün başkent İslamabad'da bir Şii camisine düzenlenen patlamada ibadet eden çok sayıda kişinin öldüğünü bildirdi.

Yerel yetkililere göre, İslamabad'daki cami patlamasında yaralananların sayısı 80'i geçti.

Polis yetkilisi Zafer Ikbal, patlamanın Cuma namazı sırasında meydana geldiğini söyledi. "Birçok kişiyi hastanelere götürdük. Şu anda ölü sayısı veremem, ancak evet, ölüler var" ifadesini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre üst düzey bir güvenlik kaynağı, isminin açıklanmaması şartıyla "Şu ana kadar 11 kişi öldü ve 20 kişi yaralandı" dedi.

Polis sözcüsü, patlamanın niteliğinin henüz netleşmediğini belirtti.


Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
TT

Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).

Çinli yetkililer bugün, altı Çin vatandaşının ölümüne neden olmaktan ve Myanmar'da 4 milyar dolardan fazla değerde dolandırıcılık ve kumar operasyonu yürütmekten suçlu bulunan dört kişinin idam edileceğini duyurdu.

Güney Çin'deki Shenzhen Orta Halk Mahkemesi bu sabah yaptığı açıklamada idamların ne zaman gerçekleştirileceğine dair bilgi vermedi.

Geçtiğimiz hafta, Myanmar'da dolandırıcılık operasyonu yürütmekle suçlanan 11 kişinin daha idam cezasına çarptırıldığı açıklandı.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre, geçen kasım ayında Shenzhen'deki bir mahkeme, aralarında kötü şöhretli Bai ailesinin üyelerinin de bulunduğu beş kişiyi, dolandırıcılık merkezleri ve kumar kulüpleri ağı işletmekten dolayı ölüm cezasına çarptırdı.

Mahkeme, sanıklardan biri olan grubun lideri Bai Su Cheng'in mahkumiyetinden sonra bir hastalıktan öldüğünü bildirdi.

Grup, Myanmar'ın Çin sınırındaki Kokang bölgesinde sanayi parkları kurmuştu ve adam kaçırma, gasp, zorla fuhuş ve uyuşturucu üretimi ile ticareti de dahil olmak üzere dolandırıcılık amaçlı kumar ve telekomünikasyon faaliyetleri yürütmekle suçlanıyordu.

Mahkeme, sanıkların kurbanlarını 29 milyar yuan'dan (4,2 milyar dolar) fazla dolandırdığını, altı Çin vatandaşının ölümüne ve birçoğunun yaralanmasına neden olduğunu belirterek, suçlarının "son derece iğrenç, son derece ciddi koşullar ve sonuçlar doğuran ve topluma ciddi bir tehdit oluşturan" nitelikte olduğunu bildirdi.

Açıklamada, sanıkların başlangıçta karara itiraz ettikleri, ancak Guangdong Eyaleti Yüksek Halk Mahkemesi'nin itirazlarını reddettiği belirtildi.

Bu infazlar, Pekin'in Güneydoğu Asya'da, özellikle Myanmar, Kamboçya ve Laos'ta gelişen bir iş haline gelen "dolandırıcılık kümelenmeleri"ne karşı yürüttüğü geniş kapsamlı operasyonun bir parçası olarak gerçekleşti. Bu çeteler, aralarında binlerce Çin vatandaşının da bulunduğu dünya çapındaki kurbanlara karşı kaçakçılık, insan ticareti ve siber dolandırıcılık gibi çeşitli suçlar işliyor.

Bölgedeki yetkililer, özellikle Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerden gelen artan uluslararası baskıyla karşı karşıya kalıyor ve suç oranındaki artışla mücadele etmeleri bekleniyor.