Yemen’de ateşkesin 4’üncü ayı

Husilerin kuşatması, Taiz’e gidip gelmek için engebeli yolları kullanmak zorunda kalan Yemenlilerin acı çekmesine neden oluyor (AFP)
Husilerin kuşatması, Taiz’e gidip gelmek için engebeli yolları kullanmak zorunda kalan Yemenlilerin acı çekmesine neden oluyor (AFP)
TT

Yemen’de ateşkesin 4’üncü ayı

Husilerin kuşatması, Taiz’e gidip gelmek için engebeli yolları kullanmak zorunda kalan Yemenlilerin acı çekmesine neden oluyor (AFP)
Husilerin kuşatması, Taiz’e gidip gelmek için engebeli yolları kullanmak zorunda kalan Yemenlilerin acı çekmesine neden oluyor (AFP)

Yemen haberlerini kovalayan bir gazeteciyseniz, bugünlerde kaynaklardan gelen yanıtların gecikmesine, hatta yanıt gelmemesine şaşırmıyorsunuz. Az sayıdaki bilginin gölgesinde, herkes 4 ayın ardından 10 gün sonra sona erecek olan Yemen ateşkesinin uzatılması konusu ile ilgili görünüyor.
Ateşkesin uzatılması konusu ana konu haline geldi. BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg gerek Suudi Arabistan-ABD ortak açıklaması olsun, gerek ABD, Ürdün, Irak ve Mısır’ın katılımıyla Körfez ‘Cidde Zirvesi’ açıklaması, gerekse de birkaç gün önce Suudi Arabistan, Umman, BAE, Birleşik Krallık ve ABD tarafından 5 yılda bir yapılan açıklama olsun son zamanlarda alınan destekten yararlanarak, ateşkesin uzatılması amacıyla bir müzakere turu düzenlemek üzere bölgeye geldi.
Yemen Enformasyon Bakanlığı Müsteşarı Necip Gallab Şarku’l Avsat’a “Cidde toplantılarının en önemli sonuçlarından bazıları, Yemen siyasi sisteminin yeniden inşasına yol açan değişimi desteklemeye, Başkanlık Konseyi’ni Yemen Cumhuriyeti’nin temsilcisi olarak görmeye, Yemen’deki yönetimin kökeni ve ayrılığını kabul etmeye dayanıyor. Tüm taraflar, çalışmalarını yürütürken Başkanlık Konseyi’nin desteğini ve yardımını istiyor. Bu önemli, çünkü Husiler hala tüm dünyada terör karakterli, İran’ın bir maşası ve iç soyguna sahip, hukuka, otoriteye ve Yemen devletinin meşruiyetine karşı çıkan isyancı bir örgüt olarak görülüyor” açıklamasında bulundu.
BM elçisini ve ateşkesi destekleyen çok sayıda toplantı, açıklama ve Yemenli, bölgesel ve uluslararası tutum var. Resmi İran söylemi bile Yemen’deki ateşkesi ‘siyasi bir düzenleyici’ olarak destekliyor. Ancak Husiler, dünyanın aksine, ateşkesi uzatma tehdidi teşkil eden resmi açıklamalar yapan tek taraf oldular. Gözlemcilere göre hükümlerini uygulamak için de olağanüstü bir çaba göstermediler ancak Husiler, başta Taiz olmak üzere sınır kapılarının açılmasını engelledi ki bu ateşkesin 4 ünlü maddesinden hayata geçirilmeyen tek madde oldu. Söz konusu madde, Sanaa havaalanı uçuşları, Hudeyde’ye yakıt akışı ve geçişlerin açılmasını içeriyordu.
- Bölgesel tur
Umman Haber Ajansı (ONA) cumartesi günü, Birleşmiş Milletler elçisinin ülkeye ulaştığını ve Umman Dışişleri Bakanlığı Diplomatik İşlerden Sorumlu Müsteşarı Halife el-Harisi ile görüştüklerini bildiren bir haber yayınladı. ONA, görüşmede Yemenli tarafların, Yemen ve bölge ülkelerinin güvenlik ve istikrarını sağlayacak siyasi bir çözüme ulaşmalarını desteklemek üzere gösterilen çabaları gözden geçirdiğini söyledi.
Husi sözcüsü Muhammed Abdusselam, Umman Sultanlığı’nda ikamet ediyor. Konuyu takip edenler, Grundberg’in Husi grubunu ateşkesi uzatmaya teşvik etmek için Muhammed Felita olarak bilinen Muhammed Abdusselam ile görüşmesine ve Grundberg’in daha sonra, yedi yıldır Husiler tarafından kuşatılan Taiz yolları başta olmak üzere, sınırların açılmasına yönelik önerilerini kabul etmesi için gruba baskı uygulamaya odaklanması bekleniyor.
Yemen davası, yönetimin bir Başkanlık Konseyi’ne devredilmesi ve 7 milletvekilinin Konsey başkanlığı için Reşad el-Alimi’yi söylemesi ile 2022 yılının ilk yarısında bir dizi dikkate değer değişkene tanık oldu.  Bu, Husi darbesine karşı çıkan tüm güçler için büyük bir adım oldu. Ateşkes, 29 Mart 2022’de başlayan Riyad istişarelerinin başlamasıyla taçlandı ve 2 Nisan 2022’de BM ateşkes ve şartlarını açıkladı. Ateşkesin geçerlilik süresi dolmadan önce iki ay daha uzatılacağı belirtildi ve uluslararası taraflar ateşkesi 6 ay uzatmayı hedefliyor.
Ateşkesle ilgili dikkat çekici olan şey, Husiler’den sadece iki şey talep edilmesi oldu.  Bunlardan biri saldırıların durdurulmasıydı. Husiler bunu kısmen yerine getirdi. Zira dışarıdan ve içeriden balistik füze saldırıları durduruldu. İstisna olarak, el-Beyda’daki Habza köyü füzelerle vuruldu.
Ateşkeste Husiler’den istenen diğer şey, başta Taiz olmak üzere sınırların açılmasıydı. Milisler bu maddeyi uygulama taahhüdüne uymadı. Ürdün’ün başkenti Amman’da konu ile ilgili iki tur müzakere yapılmasına rağmen en az 3 BM önerisi engellendi. Grundberg önerilerle bir atılım arayarak Sanaa’ya bir seyahat gerçekleştirmesine rağmen, önerisi reddedildi. Gözlemciler, Husilerin ateşkese uymadığını ve hatta ateşkesin geçerliliğini uzatmayı reddetmekte ısrar ettiğini gözlemledi.
- Husiler sonunda ateşkesin uzatılması için süre verecekler mi?
Ateşkesin uzatılması konusunda tehdit oluşturan Husi imalarına rağmen, veriler ve bilgiler tam tersi yönünde gidiyor. Birçok Yemenlinin gözünde, Husiler ateşkesten diğer taraflardan daha fazla fayda elde etti.
Yemenli bir kaynak Şarku’l Avsat’a, Husilere uygulanan şiddetli bir baskı olduğu, Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun Eylül 2021’den bu yana uyguladığı operasyonlar sebebiyle grubun sonunda ateşkes için süre vereceğini söylüyor. Koalisyon’un ateşkesten önce uyguladığı operasyonlar milislerin kayıplar vermelerine neden oldu ve onların Marib’e girmelerini, hatta saldırılarına devam etmelerini engelledi, bu da onları gönülsüzce ateşkesi kabul etmeye yönlendirdi. İsmini açıklamamayı tercih eden kaynak, Husilerin insanları kendine çekme ve askeri olarak silahlandırma ile kalmadığını belirtti. Yemen hükümetinin bu konuda tedbirler alacağı da belirtildi.  
Yemen’deki yerel raporlar, 23 Temmuz 2022 Cumartesi günü, Taiz’in kuzeyindeki Husi bombardımanı sonucunda aralarında çocukların da bulunduğu 12 sivilin yaralandığını kaydetti. Husi milisler yolları açmak yerine, 3 milyondan fazla insanın yaşadığı valiliğe yönelik saldırı ve kuşatmalarına devam etti.
Husiler ihlallerde bulunmaya devam ediyor, bu da medyayı ve birçok Yemenli politikacıyı, gözlemcilerin “Milislerin uymadığı bir ateşkesi uzatmanın anlamı nedir?” sorusunu sormaya yönlendirdi.
Husilerin askeri bir adıma geri dönmesinin çok pahalıya mal olacağını hatırlatmak gerekiyor. Belki de Şebve bölgesinin kurtarılması ve Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun niteliksel saldırıları, rakiplerinin askeri taktikleri savunma amaçlı dahi olsa, milisleri ateşkese zorlama noktasında etkili olduğunun en iyi kanıtıydı. Aynı zamanda askeri bir tarafı da var. Yemen hükümeti veya ‘meşru’ hükümet artık kendi iç çatışmalarıyla meşgul değil. Safların birleşmesi onları daha da güçlendirdi ve bu, Husilerin ‘barış masası’ yerine ‘silah sesleri’ seçeneğine dönmesi halinde bir kabusu yaşatabilir.
Haklar ve Özgürlükler Savunma Vakfı Başkanı Huda es-Sarari, Husi grubu “Arap Koalisyonu’nun umutlarını ve uluslararası toplumun hoşgörüsünü istismar ediyor, BM elçisine şantaj yapıyor, barışa ulaşmak için ateşkesin sağlanmasına hazırlık olarak her türlü güven artırıcı önlemi kategorik olarak reddediyor. Husiler gibi ideolojik, radikal ve barışı reddeden bir gruba daha fazla baskı yapılmasının yanı sıra siyasi ve askeri liderlik aracılığıyla uluslararası yaptırımlara tabi tutulmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı. Sarari “Arap bölgesindeki terör araçlarından biri olan, Yemenlileri öldüren, bölgeyi ve komşu ülkeleri terörize eden bu gruba para finanse eden ve silah sağlayan için İran’a da baskı uygulama” çağrısında bulundu.



UNRWA Komiseri: Gazze'nin çektiği acılar dayanılmaz

Gazze şehrinin Zeytun mahallesinde, dün enkazın ortasında ailesinin çadırının önünden geçen yerinden edilmiş bir kız çocuğu (EPA)
Gazze şehrinin Zeytun mahallesinde, dün enkazın ortasında ailesinin çadırının önünden geçen yerinden edilmiş bir kız çocuğu (EPA)
TT

UNRWA Komiseri: Gazze'nin çektiği acılar dayanılmaz

Gazze şehrinin Zeytun mahallesinde, dün enkazın ortasında ailesinin çadırının önünden geçen yerinden edilmiş bir kız çocuğu (EPA)
Gazze şehrinin Zeytun mahallesinde, dün enkazın ortasında ailesinin çadırının önünden geçen yerinden edilmiş bir kız çocuğu (EPA)

Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, İsrail savaşı sırasında Gazze Şeridi'nde yaşananları "tarif edilemez" olarak nitelendirerek, halkın çektiği acıların "dayanılmaz" olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, önümüzdeki ay görevinden ayrılmaya hazırlanan Lazzarini, Gazze'de yaşayan ve yarısı çocuk olan yaklaşık iki milyon insanı, derin bir şok içinde ve geleceğe dair net bir umutları olmadan görmezden gelmenin “yeni nesillerin öfkesinin tohumlarını ekmeye” yol açacağı uyarısında bulundu.

UNRWA Genel Komiseri, Suudi Arabistan Krallığı ile Ajans arasındaki iş birliğinin “özellikle mali ve siyasi olmak üzere çeşitli düzeylerde güçlü ve samimi” olduğunu vurguladı. Riyad'ın derin siyasi katılımına ve ortaya koyduğu girişimlere, özellikle de “iki devletli çözüm” için yaptığı baskıya ve Ajans'ın Filistin kurumlarının geleceği hakkındaki tartışmalara katılımına işaret etti.


Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
TT

Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin El-Tanf askeri üssünün kontrolünü ele geçirdiğini belirtti.

Bakanlık, “Suriye ve Amerika tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvenli hale getirdi ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı” ifadelerini kullandı. Bakanlık ayrıca şunları ekledi: “Bakanlığın sınır muhafız güçleri önümüzdeki günlerde görevlerini devralmaya ve bölgeye konuşlanmaya başlayacak.”

ABD'nin el-Tanf üssü, Suriye-Irak sınırı ile başkent Şam arasındaki yolu kesmek için Humus'un doğu kırsalında bulunan en önemli ABD üslerinden biridir.

Area 55 olarak bilinen Amerikan üssünün yakınında, Amerikan güçleri tarafından denetlenen ve finanse edilen Komandolar olarak bilinen Özgür Suriye Ordusu'na ait bir tesisin yanı sıra, Humus, Hama ve Şam kırsalından gelen mülteciler için Rukban kampı da bulunmaktadır.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 8 Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin düşmesinden önce, üs birkaç kez insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı ve Irak'taki gruplar bu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.


Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
TT

Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)

Filistin geçici anayasa taslağının ilk metni, Anayasa Hazırlık Komitesi tarafından yayımlanmasının ardından geniş çaplı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı. Bazı yorumcular taslağı olumlu karşılarken, bazıları çeşitli eleştiriler ve değişiklik önerileri dile getirdi.

Anayasa Hazırlık Komitesi, salı akşamı geçici taslağı çevrim içi bir platform üzerinden kamuoyunun erişimine açtı. Böylece vatandaşların metni incelemesi ve nihai şekli verilmeden önce görüş ve önerilerini sunması amaçlanıyor.

Komite, platformun devreye alınmasının, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın geçici anayasanın ilk taslağının yayımlanması ve 60 gün süreyle görüşlerin toplanması yönündeki kararı doğrultusunda gerçekleştiğini bildirdi.

Platformda, 13 bölüm ve 162 maddeden oluşan geçici anayasa taslağının tam metni yayımlandı. Taslak, maddelere giriş niteliğindeki bir önsözle başlıyor.

Mahmud Abbas, geçtiğimiz ağustos ayında ‘otoriteden devlete geçiş’ süreci için geçici bir anayasa hazırlanması amacıyla uzmanlar ve siyasetçilerden oluşan bir komite görevlendirmişti. Taslağın önsözünde, “Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve davasının adaletine dayanan, devredilemez ve sabit haklarından hareketle, halen işgal altında bulunan bir devlet için bu geçici anayasayı kaleme alıyoruz” ifadesine yer verildi.

Devlet başkanı ve yardımcısıyla ilgili maddeye olan ilgi

Devlet başkanı ve yardımcısına ilişkin maddeler, Filistin kamuoyunda özel bir ilgi uyandırdı ve geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Özellikle mevcut Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh’in görevde bulunması ve herhangi bir anda devlet başkanlığı görevini üstlenmesinin muhtemel görülmesi, söz konusu maddelerin siyasi önemini artırdı.

xsdvfe
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Arşiv – Fetih Hareketi internet sitesi)

Taslağın 74’üncü maddesi, “Devlet Başkanı’nın beş takvim yılı için, genel, gizli ve doğrudan oyla ve geçerli oyların salt çoğunluğuyla seçileceğini” hükme bağlıyor. Bu düzenleme, devlet başkanlığı süresinin 4 yıldan 5 yıla çıkarılması anlamına geliyor.

Madde ayrıca, bir kişinin devlet başkanlığı görevini birbirini izleyen ya da ayrı dönemler halinde en fazla iki tam dönem üstlenebileceğini öngörüyor.

Taslağın 79’uncu maddesi ise Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama, uygun gördüğü görevleri tevdi etme, görevden alma ve istifasını kabul etme yetkisi tanıyor. Bu hüküm, geçen yıl Mahmud Abbas’ın Hüseyin eş-Şeyh’i başkan yardımcısı olarak atamasıyla fiilen uygulanmıştı.

Ancak maddenin ikinci fıkrası tartışmalara yol açtı: “Devlet Başkanlığı makamının ölüm veya istifa nedeniyle boşalması halinde, görevi Meclis Başkanı devralır. Devlet Başkanı’nın ehliyetini kaybetmesi veya anayasal görevlerini yerine getirememesi durumunda ise makamın boşaldığı, Meclis üyelerinin salt çoğunluğunun talebi üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla ilan edilir ve Meclis Başkanı geçici olarak Devlet Başkanı’nın yetkilerini kullanır.”

sadcfgth
Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, yabancı ve Arap büyükelçilerle bir araya geldi. (Hüseyin eş-Şeyh’in ofisi)

Maddenin üçüncü fıkrası, Yasama Meclisi’nin mevcut olmaması halinde, Meclis Başkanı’nın yerine Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın vekâlet edeceğini hükme bağlıyor.

Dördüncü fıkraya göre ise her durumda yeni devlet başkanının, makamın boşalmasından itibaren en geç 90 gün içinde seçilmesi gerekiyor. Bu durumda başkanlık süresi, seçim sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren başlıyor.

Taslağın kabul edilmesi halinde, Mahmud Abbas’ın daha önce yayımladığı ve seçimler yapılıncaya kadar başkan yardımcısının geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmesini öngören kararnameyi yürürlükten kaldırıp kaldırmayacağı ise netlik kazanmış değil.

Eski büyükelçi Adli Sadık, yeni anayasa taslağının mevcut düzenlemeler çerçevesinde, makamın boşalması durumunda görevin Meclis Başkanı’na veya Anayasa Mahkemesi Başkanı’na geçeceği varsayımıyla, Hüseyin eş-Şeyh’in başkan yardımcılığı sıfatından yararlanmasına imkân tanımadığını savundu.

Ancak konuya yakın kaynaklar, 161’inci maddenin, Filistin Devlet Başkanlığı makamının boşalmasına ilişkin anayasal hükümlerin, ancak Yasama Meclisi seçimlerinin yapılmasının ardından yürürlüğe gireceğini şart koştuğunu belirtti.

Aynı kaynaklar, bunun genel yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılmasını gerektirdiğini vurgulayarak, “Her hâlükârda bir sonraki başkan seçimle gelmek zorunda. Eğer şu an bir boşalma olursa, başkan yardımcısı seçimler yapılıncaya kadar devleti yönetir” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynaklar ayrıca, Hüseyin eş-Şeyh’in de devlet başkanının yalnızca sandık yoluyla belirlenmesi gerektiğini savunduğunu ifade etti.

Öte yandan el-Ezher Üniversitesi öğretim üyesi Mervan el-Ağa, taslağın 11’inci maddesini eleştirdi. Söz konusu madde, “Filistin Devleti’nin kurulması, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Filistin halkının meşru ve tek temsilcisi sıfatını ortadan kaldırmaz” hükmünü içeriyor. El-Ağa, anayasa, kurumlar ve hukuki egemenliğe sahip bir devletin kurulmasının, temsil konusundaki ikili yapıyı fiilen sona erdirmesi gerektiğini savundu.

El-Ağa, Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama yetkisi tanıyan 79’uncu maddeye ilişkin önerilen düzenlemeyi de reddetti. El-Ağa, “Seçilmemiş bir kişiye olası başkanlık yetkilerinin devredilmesi, yerleşik demokratik ilkelerle çelişir” değerlendirmesinde bulundu. El-Ağa, esas olanın devlet başkanı ile yardımcısının birlikte ve genel seçim yoluyla belirlenmesi olduğunu vurguladı.

Ek eleştiriler

Geçici anayasa taslağı, Filistin’i ‘Arap ve Müslüman bir devlet; çoğulculuk, ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik esaslarına dayanan cumhuriyetçi bir sistem’ olarak tanımlıyor.

Filistinli hukuk uzmanı Ahmed el-Eşkar ise taslağın ‘gerçekten mükemmel’ olduğunu belirtti. Ancak Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, metinde ‘bazı basit biçimsel ve yapısal notlar ile anayasal düzenleme açısından eksiklikler’ bulunduğunu ifade etti.

vdfvfd
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Konseyi’nin 32. oturumundan, 23 Nisan 2025, Ramallah (EPA)

Filistin Ulusal Girişim Hareketi yöneticilerinden Gassan Cabir, taslağın 155’inci maddesini sert şekilde eleştirdi. Cabir, söz konusu maddenin ‘halkın iradesi açısından tehlike oluşturduğunu’ savunarak, Devlet Başkanı’na veya Meclis üyelerinin üçte birine anayasanın bir ya da daha fazla maddesinde değişiklik talep etme yetkisi tanıdığını belirtti.

Öte yandan avukatlar, hukukçular ve avukatlık ile yargı bağımsızlığı alanında faaliyet gösteren merkezler, geçici anayasa taslağının yargı erkini düzenleyen altıncı bölümüne (120-139. maddeler) ilişkin farklı düzeylerde olumlu ve eleştirel değerlendirmeler sundu.

Mahmud Abbas’ın iki ay içinde, iletilen görüş ve önerilerin değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılı bir rapor alması bekleniyor. Bu rapor doğrultusunda anayasa taslağının nihai metni hazırlanacak ve ardından halkoyuna sunulacak.