Husilerin çocukları katletmesi üzerine Yemen’de büyük tepki

İnsan hakları örgütleri ve Yemenli partilerden Taizli çocuklara yönelik Husi katliamına tepki

Taiz'de Cumartesi günü Husilerin bombardımanı sonucu yaralanan bir çocuğa sağlık ekipleri müdahale ediyor
Taiz'de Cumartesi günü Husilerin bombardımanı sonucu yaralanan bir çocuğa sağlık ekipleri müdahale ediyor
TT

Husilerin çocukları katletmesi üzerine Yemen’de büyük tepki

Taiz'de Cumartesi günü Husilerin bombardımanı sonucu yaralanan bir çocuğa sağlık ekipleri müdahale ediyor
Taiz'de Cumartesi günü Husilerin bombardımanı sonucu yaralanan bir çocuğa sağlık ekipleri müdahale ediyor

İran destekli Husilerin, geçtiğimiz Cumartesi günü ateşkesi ihlal ederek Yemen'in Taiz kentinde sivil yerleşim bölgesine havan topuyla düzenlediği saldırıda 11 çocuğun yaralandığı bildirildi.
Taiz Emniyetinden yapılan yazılı açıklamada, Husilerin Taiz'in Zeyd el-Muşki Mahallesi'ne havan topuyla saldırı düzenlediği belirtildi.
Saldırıda çoğunluğu 10 yaş altı 11 çocuğun ağır ve orta derecede yaralandığı ifade edilen açıklamada, bunun açıkça ateşkes ihlali ve korkunç bir suç olduğu kaydedildi.
Husi milislerinin çocuklara yönelik saldırısı, Yemenli insan hakları savunucularını ve partilerini kızdırdı. Milislerin saldırısı hükümetin, 2 Ağustos'ta sona ermek üzere olan ateşkes taahhütlerini yerine getirmeleri için milislere baskı yapma çağrılarında bulunduğu bir zamanda geldi.
Bu saldırı kenti yedi yıldır kuşatan grup tarafından BM ateşkesinin son ihlali olarak kayıtlara geçti. Husilerin bu acımasız saldırısı sonucunda insan hakları ve hükümet organları ve partilerinden kınama mesajları art arda geldi.
Bu bağlamda, Yemen Siyasi Güçler Ulusal İttifakı, Husi bombalı saldırısını en sert şekilde kınadı. Husilerin bu saldırısı BM Özel Elçisi askeri danışmanı Tuğgeneral Anthony Hayward'ın ateşkesi uzatmak için Yemen’e ziyaret gerçekleştirmesiyle eş zamanlı geldi.
Meşru hükümeti destekleyen partilerin de yer aldığı Yemen Siyasi Güçler Ulusal İttifakı, "utanç verici ve insanlık dışı" olarak nitelendirdiği uluslararası sessizliği kınadı.
İttifak’tan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Husi milislerinin küstahlığı ve saldırganlığı karşısında Yemen halkının toplumsal reddi durumu yeniden canlandı. Başkanlık Konseyi'ni ve hükümeti, adaletsizliğe ve zulme maruz kalan her grubu veya milislere karşı ayaklanan ve Yemenlilerin yaşam, özgürlük ve insanlık onurunu savunan bir halk hareketini korumak ve desteklemek için hızlı hareket etmeye çağırıyoruz. Husi milisleri Yemenlilere karşı suçlarını işlemeye devam ederken suç ortaklığı noktasına varan uluslararası acziyet, üzüntü verici.”
Husiler Taiz'de çocuklara yönelik gerçekleştirdiği saldırının yanı sıra, El Beyda’daki Habza köyünde geçtiğimiz günlerde yüzlerce aileye savaş açtı. Husi milislerin barışçıl Habza köyünde boğucu kuşatmanın sıkılaştırılması ve insanların tıbbi hizmetlere ve gıda maddelerine erişiminin engellenmesi de dahil olmak üzere korkunç insan hakları ihlallerine imza attı.
Milisler bu ihlalleriyle uluslararası insancıl hukuku, uluslararası insan hakları hukukunu ve ateşkesi başarılı kılmak ve barışı sağlamak için bölgesel ve uluslararası çabaları açıkça küçümsediklerini gösteriyorlar.
Yemen Siyasi Güçler Ulusal İttifakı, Husi milislerinin sekiz yıldır devam eden ve yaşama ve barınma hakkı başta olmak üzere ülkedeki her şeye yönelik sürekli ve kapsamlı savaşının bir sonucu olarak, halkın çektiği acılara işaret etti.
İttifaktan yapılan açıklamada, "Uluslararası toplum Yemen hükümetini anlaşmalarla bağlamaya ve ilan edilen ateşkese uyması için baskı uygulamaya devam ediyor. Yemen halkını taciz etmeye ve acıları derinleştirmeye devam eden milislere ise yumuşak yüz gösteriyor. Grundberg, Husi milisleri tarafından işlenen günlük ihlaller dizisinin devamı ve barışı sağlamak ve savaşı bitirmek için uluslararası iradeye boyun eğmeyi reddetmesi karşısında rolünü oynamalı. Taiz ve tüm illerde ana yolları açma, kaçırılan ve zorla kaybettirilenleri serbest bırakma ve devlet çalışanlarının maaşlarını ödeme konularında ateşkes anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için Husi milislerine baskı yapılmalı. Ateşkes, Hudeyde limanının gelirlerinden elde edilen maaşların ödenmesi, Taiz yollarının açılması, haksız kuşatmanın sona erdirilmesi, kaçırılan esirlerin değiş tokuşunu ve tekrarlanan ihlallerin durdurulmasını içeren eksiksiz bir önlem paketidir. Bu pakette ateşkes tedbirlerinin uzatılmasının kararlaştırılması halinde tek bir paket halinde eksiksiz olarak uygulanmasını garanti eden gerçek garantiler mevcuttur.”
Uluslararası toplumun Husi milislerinin ihlalleri ve İran'ın Yemen'e müdahalesi konusunda daha sert bir duruş sergilemesi gerektiğinin altını çizen ittifak, “Uluslararası toplum vicdanının sesini dinleyerek Yemen'deki Husi milisleriyle ve arkasında İran'la uğraşırken izlediği şımartma ve gönül rahatlığı politikasına" son vermeli. Yemenlilerin özlemlerini karşılayan, acılarına son veren ve Husi savaş suçlularının ödüllendirilmesine izin vermeyen kalıcı ve adil bir barış uygulanmalı ve hesap verebilirlik açısından ciddi ve somut adımlar atılmalı.” ifadelerine yer verdi.
Yemen Hükümeti Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Bakanlığı, Husilerin Taiz’de çocuklara yönelik saldırısını “iğrenç bir suç” olarak nitelendirdi.
Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Husi milislerinin, topçu ateşi ve keskin nişancılarla sivilleri hedef alması, BM elçisi ve ofisi tarafından ateşkes şartlarını uygulamak ve herhangi bir şekilde yenilemek için girişilen tüm çabaları reddettiğini gösteriyor. Taizli çocukların hedef alınması ateşkesin açık ihlali ve BM elçisi ile ateşkesi destekleyen beş ülkenin çaba ve eylemlerinin açık bir reddidir. Bu durum, BM elçisinin, ABD'nin Yemen elçisinin, Güvenlik Konseyi'nin ve Avrupa Birliği ülkelerinin terörist milislere ve onların sivillere yönelik suçlarına ve ihlallerine karşı kesin ve açık tavır almalarını gerektiriyor.
Hükümet tarafından yapılan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Husilerin terör eylemleri, failleri ve sorumluları kovuşturma ve cezadan kurtulamayacak ve zaman aşımına uğramayacak bir savaş suçu nitelendiğinde. Uluslararası toplum ve organlarının bu terörist milislerle hoşgörülü bir şekilde uğraşmaya devam etmesi, onlara yerel ve uluslararası barış ve güvenliği baltalama fırsatı veren sonuçlar doğuruyor. Terörist grubun davranışları kınanmalı, vahşi suçlarıyla yüzleşilmeli ve sivilleri korumak için çalışılmalı.”
Ateşkesin dört ayı boyunca, Husi milisleri, özellikle kuşatma altındaki Taiz kentinde yerleşim bölgelerinin hedef alınması da dahil olmak üzere çeşitli cephelerde düzinelerce günlük ihlal gerçekleştirdi.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.