İsrailli generalden İsrail Hava Kuvvetleri'nin çok taraflı bir savaşa ‘yeterince hazır olmadığı’ uyarısı

AA
AA
TT

İsrailli generalden İsrail Hava Kuvvetleri'nin çok taraflı bir savaşa ‘yeterince hazır olmadığı’ uyarısı

AA
AA

İsrailli General Yitzhak Brick, daha önce yayınladığı makalelerde ve yaptığı açıklamalarda, İsrail ordusunun olası bir kara savaşına tam olarak hazır olmadığına işaret eden net bilgilere sahip olduğunu söyledikten sonra şimdi de İsrail Hava Kuvvetleri’nin çok taraflı bir savaşa yeterince hazır olmadığı uyarısında bulundu. General Brick, Hava Kuvvetlerinin de olası bir savaşa hazır olmadığını ve bir savaş durumunda hava üslerinin felç olabileceğini savundu.
İsrail merkezli Haaretz gazetesine pazar günü açıklamalarda bulunan General Brick, çok taraflı olası bir savaşta Hava Kuvvetleri üslerinin düşman için stratejik bir hedef oluşturacağını, yüzlerce kilogram ağırlığındaki savaş başlıkları taşıyan hassas füzelerle bombalanacağını ve aynı durumun söz konusu üslerde her gün yüzlerce kilometre mesafeye gönderilen insansız hava araçları (İHA) için de geçerli olduğunu belirtti. “Hava Kuvvetleri bu tür saldırılara hazır değil. Bu yüzden böyle saldırılara karşılık veremez” dedi.
Daha önce Asker Şikayetlerinden Sorumlu Komiserlik görevini üstlendiği, geçmişte bir askeri kolorduya komuta ettiği ve Askeri Eğitim Koleji Dekanlığı görevini yürüttüğü bilinen Brick, son yıllarda İsrail ordusunu eleştiren birçok açıklamada bulundu ve ordunun bazı başarısızlıklarını ortaya çıkardı. Brick’e göre tüm bunların sonucunda İsrail ordusu olası bir savaşa hazır değil. İsrail’in eski Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı kanat Brick'in açıklamalarını desteklerken kendisine sert eleştirilerini yapabileceği platformlar da sağladı. Bunun üzerine İsrail hükümeti ve ordusu arasında İran'la mücadele konusunda bazı anlaşmazlıklar baş gösterdi. Netanyahu ve hükümetinde Savunma Bakanı olarak görev alan Ehud Barak, 2010 yılından bu yana İran’a savaş açma tehdidi savursalar da ordu böyle bir duruma karşı temkinli davranıyor. Bu yüzden aşırı sağcı kanat, orduyu eleştiren her sese kulak vermeye başladılar. Bunun yanında askeri bütçenin savurganca kullanıldığı, ordu komutanlarının çok yüksek maaşlar aldığı ve ordunun olası bir savaşa hazır olmadığı suçlamasıyla ilgili makaleler yayınlanıyor.
General Brick, Haaretz gazetesinde, ordunun özellikle çok taraflı bir savaş olması halinde sadece Kara Kuvvetleri’nin değil, Hava Kuvvetleri’nin de olası bir savaşa hazır olmadığını vurguladı. Özellikle Hava Kuvvetleri üslerine odaklanan Brick konudan sorumlu üs komutanlarının yardımcılarının, üst komutanlığın dikkati ve desteği olmadan ‘boş boş’ dururken, yalnızca Hava Kuvvetleri Üs Sürekliliği Şubesi Başkanı olan yarbayın böyle bir savaş tehdidine karşı birtakım adımlar atmaya çalıştığını belirtti. Bunun sonucunda herhangi bir ilerleme sağlanamadığını ve sağlanamayacağını öne sürdü.
Brick, Haaretz gazetesine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Hava Kuvvetleri üslerinde insan gücü ve olası çok taraflı bir savaş sırasında sürekliliği sağlama araçları açısından mevcut hazırlıklar dahi hızla bozuluyor. Uçakların havalanabilmesi, inebilmesi ve görevlerini yerine getirebilmesi için, savaş sırasında üslerin çalışmasının devamlılığından sorumlu olan Hava Kuvvetleri üslerinin her birinde birer yedek kuvvet taburu mevcut. Bu taburların görevi, hava meydanlarından şarapnel toplamak, füzelerle hedef alınan üslerde çıkan yangınları söndürmek, yaralılara hastanelere nakletmek ve hasar gören üsleri yeniden operasyonların yapılabileceği hale getirmektir. Ancak son yıllarda Hava Kuvvetleri’nde bu alanda bir çalışma yok. İsrail ordusu, oluşturulmalarından bu yana yedek taburları henüz tanımadı ve teknik özelliklerini belirlemedi. Bu durum, ciddi bir insan gücü, ekipman ve araç sıkıntısına yol açtı. Bu yüzden olası bir savaşta taburlar görevlerini yerine getiremeyecek ve savaş uçaklarının kalkış ve iniş operasyonları büyük ölçüde etkilenecektir.”
İsrail Hava Kuvvetleri'nin yakıt sağlamak için ‘Paz Aviation Services’ adlı özel bir şirketle sözleşme yaptığını belirten Brick ancak akaryakıt tankerleri şoförlerinin Kara Kuvvetleri’ndeki yedek güçlerdeki askerlerden oluşması nedeniyle savaş sırasında uçaklara yakıt taşıyacak kimsenin olmayacağını belirtti. Yıllardan beri Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın tanker şoförü ihtiyacına ve Hava Kuvvetlerinin olağanüstü hal süresince şoförlerin bahsi geçen Paz Aviation Services Şirketi’nde kalması talebine herhangi bir çözümün bugüne kadar bulunamadığını vurgulayan Brick, bu meseleyi daha büyük bir parçalanmanın başlangıcı olarak değerlendirdi. Brick, bunun nedenlerini ise yangınları söndürmek için herhangi bir görevlinin ve aracın, neredeyse hiç bir ambulansın, ulaşım araçlarının, saha liderliğinin, birleşik bir savaş ideolojisinin, düzenli tatbikatların, yedek taburda görevli askerlerin ve kalifiye askerlerin yetiştirilmesi için eğitim sürecinin, birçok hava üssünde sığınakların olmaması olarak sıraladı. Brick, Hava Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarını Genelkurmay Başkanlığı’na ve Güvenlik Bakanlığı'na iletmediğini de sözlerine ekledi.
Değerlendirmelerini aralarında savaş pilotlarının da olduğu Hava Kuvvetleri’ndeki bazı üst düzey subaylarıyla yaptığı konuşmalara dayandırdığını söyleyen Brick, “İsrail ordusunun ve Hava Kuvvetleri’nin üst komuta kademesinin sahadaki durumdan habersiz olduklarını düşünüyorlar ve gereksinimleri erteleyerek her şeyin yolunda olduğunu söylemeyi tercih ediyorlar” dedi.
Brick sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Hava Kuvvetleri’nin bütçesinin büyük bir bölümünü, ABD’nin 9 milyar dolarlık askeri yardımı ile birlikte önümüzdeki dört yıl içinde satın alınacak modern savaş uçaklarına ayırdıklarından olası bir savaş sırasında uçakların iniş ve kalkışlarını sağlayacak araçlara ve insan gücüne neredeyse hiç yatırım yapmıyorlar.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.