Cezayir ile Tunus arasındaki "sessiz kriz" karşılıklı ziyaretlerle aşılmaya başlandı

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ile Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (EPA_Arşiv)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ile Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (EPA_Arşiv)
TT

Cezayir ile Tunus arasındaki "sessiz kriz" karşılıklı ziyaretlerle aşılmaya başlandı

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ile Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (EPA_Arşiv)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ile Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (EPA_Arşiv)

Cezayir ile Tunus'un "her zaman iyi" şeklinde niteledikleri ilişkileri, bu yılın ilk yarısında birçok yorumu beraberinde getiren kayda değer bir durgunluk yaşarken, iki ülke cumhurbaşkanlarının karşılıklı ziyaretlerinin ardından önceki seyrine döndü.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un 17 Aralık 2021’de Tunus'a gerçekleştirdiği ve 27 anlaşmanın imzalandığı ziyaretten mayıs ayına kadar iki ülke ilişkileri neredeyse tamamen durmuş, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in 60’ıncı bağımsızlık yıl dönümü kutlamalarına katılmak üzere Cezayir’e gelmesiyle bu durgunluk sona ermişti.
Tebbun ile Said, söz konusu ziyaret sırasında Kovid-19 salgını gerekçesiyle iki yıldan uzun süredir kapalı olan iki ülke arasındaki sınır kapılarının açılacağını duyursa da kapıların Kovid-19 salgını ile mücadele kapsamında alınan tedbirler kaldırılmasına rağmen yılın ilk yarısında kapalı kalması Cezayir ile Tunus arasında sessiz bir kriz olduğuna dair şüpheleri artırmıştı.
Anadolu Ajansı (AA) muhabiri, Tunus-Cezayir ilişkilerinde yaşanan durgunluk ve ardından gelen atılım sürecini derlerken bu ilişkilerin seyrine dair uzmanların görüşüne başvurdu.

"İlişkiler her zaman iyi"
Cezayir diplomasisi, iki ülke arasında anlaşmazlık olduğuna ilişkin artan söylemler karşısında doğu komşusu ile herhangi bir krizin varlığını reddediyor ve ilişkilerinin "her zaman iyi" olduğunu vurguluyor.
Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtan Lamamra, haziran ayında Tunus’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında düzenlenen basın toplantısında, "Cezayir-Tunus ilişkileri her zaman çok iyi" demişti.
Son günlerde, Tebbun’un Said'in talebi üzerine Tunus'taki orman yangınlarını söndürmek için yangın söndürme ekipleri ile iki büyük askeri helikopter göndermek üzere harekete geçmesiyle, iki ülke arasındaki işbirliği ve güvenlik koordinasyonu seviyesi de yenilenmiş oldu.
Öte yandan Tunus basınına göre, Cezayir makamları daha önce ülkeye kaçak yollarla girdiği belirtilen eski Tunus İstihbarat Başkanı El-Ezher el-Longo’yu da yakın zamanda Tunus makamlarına teslim etti.

Sonuçlar ve spekülasyonlar
Yılın ilk 5 ayında iki ülke arasındaki ilişkilerdeki sessizlik durumu, kamuoyuna cumhurbaşkanları veya dışişleri bakanları düzeyinde ziyaretlerin veya telefon görüşmelerinin gerçekleşmemesi olarak yansıdı.
Kovid-19 salgınının patlak vermesi nedeniyle iki yıl önce kapatılan kara sınırlarının açılmasına yönelik taleplerin artmasıyla birlikte Cezayir ile Tunus arasındaki ikili ilişkilerin iyi gitmediğine dair spekülasyonlar da arttı.
Bu söylentiler, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun'un 26 Mayıs'ta İtalya'ya yaptığı ziyarette, "Tunus'un mevcut çıkmazını aşması ve demokratik sürece geri dönmesi için (İtalya ile birlikte) gerekli yardımı sağlamaya hazırız" şeklindeki ifadeleriyle daha da güçlendi.
Tunus basınında geniş yer bulan Tebbun’un bu sözleri, Cezayir Cumhurbaşkanı'nın komşu ülkenin "çıkmaz" durumda olduğu ve "demokratik olmayan" bir sürece girdiği yönünde düşünce taşıdığı şeklinde yorumlandı.
Cezayir Dışişleri Bakanlığı kaynakları ise Cumhurbaşkanı Tebbun'un İtalya'dan yaptığı açıklamaları "Cezayir'in Tunus devleti ve halkıyla, yaşanan zorlukların üstesinden gelme noktasında fiili bir dayanışma teklifi" olarak açıklamaya çalıştı.
Tunus Cumhurbaşkanı Said, 25 Temmuz 2021'de Meclisin çalışmalarını askıya alarak milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırmış, 22 Eylül 2021'de yeni kararnamelerle yetkilerini genişleterek yürütme organını tamamen kendisine bağlamıştı.
Said, 13 Aralık 2021'de açıkladığı "siyasi krizden çıkışın yol haritası" ile ülkede 25 Temmuz 2022'de Anayasa değişikliği referandumuna, 17 Aralık 2022'de ise erken genel seçime gidileceğini ve o zamana kadar Meclisin kapalı kalacağını bildirmişti.
Tunus'ta bazı kesimler, bu kararları "darbe" olarak nitelendirip ülkenin demokrasiden uzaklaştığını savunurken, Said ise bu durumu "devleti yakın bir tehlikeden korumak için Anayasa çerçevesinde alınan önlemler" olarak savunuyor.

"Göstergeler çok açık"
Tunus uzmanı gazeteci Osman Lahyani'ye göre, son aylarda iki ülke arasındaki ilişkilerde esen soğuk rüzgarların belirtileri çok netti.
Lahyani, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Durgunluğun göstergeleri ilk olarak, Kovid-19 ile bağlantılı sağlık önlemlerinin ortadan kalkması ve dünyanın çoğu ülkesine uçuşlar yeniden başlamasına rağmen Tunus-Cezayir kara sınırlarının kapalı kalmasında ortaya çıkıyordu" dedi.
Bir diğer gösterge de Lahyani’ye göre, Tunus’a ihraç edilen Cezayir doğal gazının miktarının artırılması noktasında henüz sonuçlanmayan görüşmeler.

Tunus-İsrail normalleşmesi ihtimali
Lahyani, iki komşu ülke ilişkilerinde yaşanan bu durgunluğu, Cezayir’in Tunus’un İsrail’le normalleşmenin yeni odak ülkesi olması ihtimalinden yaşadığı rahatsızlığa bağlıyor.
Tunus Cumhurbaşkanı Said’in Temmuz 2021'de aldığı istisnai kararlar noktasında İsrail ile normalleşen Arap ülkelerinden aldığı desteğe atıfta bulunan Lahyani, Cezayir perspektifinin "ülkenin ulusal güvenliği üzerindeki potansiyel etkilerle ilgili" uzun vadeli hesaplamalar yaptığını dile getirdi.
Tunus Cumhurbaşkanı Said’in yanı sıra Tunus’un İsrail ile normalleşme konusunu gündeme getiren Tunus Genel İşçi Sendikası Genel Sekreteri Nureddin et-Tabubi, Cezayir’in 60’ıncı bağımsızlık yıl dönümü kutlamalarına davet edilmiş ve Cumhurbaşkanı Tebbun tarafından ilgiyle karşılanmıştı.
Said ile Tabubi’nin Cezayir’de bir görüşme gerçekleştirdiğine ilişkin medyada çıkan haberlerin aksine iki ülke makamları söz konusu iddiaları reddetmişti.
Tunus medyasına göre Tabubi, Tunus’un İsrail ile normalleşmeye götüren bölgesel bir çekişme alanına dönüştüğünü belirtmiş ve "Cezayir’in kuşatılması amacıyla Tunus’un İsrail ile normalleşme eksenine çekilmesi yönünde bir plan" olduğunu söylemişti.

Tunus cezaevlerindeki Cezayirliler
Öte yandan, Tunus-Cezayir ilişkilerinde çok hassas bir konu olarak bilinen, 2008 yılından bu yana Tunus cezaevlerinde Cezayirli bazı "gizli" göçmenlerin bulunduğu iddiası yeniden gündeme geldi.
Tunus makamları her ne kadar bunu reddetse de Cezayirli bazı ailelere, kayıp evlatlarının geçen nisan ayında Tunus'un El-Kaf kentinde yargılandığına dair resmi tebligat ulaştı.
Cezayirli aileler, 2008’den beri hiçbir izlerine rastlanılmayan evlatlarının "öldüğünü" düşünürken, 2013'te kayıp göçmenlerin Tunus’un El-Kaf şehrinde bir hapishanede oldukları bilgisi yayılmaya başlamış ve son haftalarda Tunus’un bu Cezayirlileri cezaevlerinde sakladığı inancı kamuoyunda güçlenmişti.
Cezayirli Milletvekili Muhammed Emin Sahili AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu göçmenlerin Cezayir’in Annaba vilayeti ile başkent Cezayir'in Baraki bölgesinden olduklarını ve Tunus'tan tekneyle Avrupa'ya gizlice göç etmeye çalıştıklarını belirtti.
Sahili, konunun iki ülke arasındaki ilişkiler üzerindeki etkisinin boyutunu "tahmin edemediğini" ancak bunun "ülkedeki yüksek makamlar tarafından yakından izlenen çok hassas bir konu" olduğunu vurguladı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.