Kahire, Nahda Barajı konusunda BAE’nin arabuluculuğundan ümitli

BAE’nin kendini ‘tarafsız bir arabulucu’ olarak sunmasına güveniliyor

Nahda Barajı’nın genel görünümü (Reuters)
Nahda Barajı’nın genel görünümü (Reuters)
TT

Kahire, Nahda Barajı konusunda BAE’nin arabuluculuğundan ümitli

Nahda Barajı’nın genel görünümü (Reuters)
Nahda Barajı’nın genel görünümü (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Etiyopya’nın Nahda (Hedasi) Barajı’na yönelik müzakerelerinde arabulucu olmaya çalışıyor.
Abu Dabii Kahire, Addis Ababa ve Hartum olmak üzere konuyla ilgili taraflarla siyasi olarak yakınlaşıyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan yerel bir kaynak, “BAE bu sıkıntılı konuda bir atılım sağlanması, dondurulan müzakerelerin yeniden başlamasını sağlayacak bir noktaya ulaşılması ve üç ülkenin çıkarlarını sağlayan bir anlaşmanın imzalanması umuduyla -bir süredir- kendisini dolaylı bir arabulucu olarak sunuyor” ifadelerini kullandı.
BAE’nin Birleşmiş Milletler Daimi Misyonu, Mısır, Etiyopya ve Sudan’ı Nahda Barajı’nı ‘iyi niyetle’ müzakere etmeye devam etmeye çağırdı. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Arap üyesini temsil eden heyet çarşamba günü, Afrika Birliği’ne desteğini ve üç ülkenin katılımdaki müzakerelere olan bağlılığını vurguladı.
BAE açıklaması, Mısır’ın BM Güvenlik Konseyi’ni Etiyopya’nın aldığı tek taraflı önlemlere yönelik sorumluluklarını üstlenmeye çağırmasından yaklaşık bir hafta sonra geldi. Etiyopya’nın tek taraflı kararı en sonuncusu Mısır ve Sudan ile bir anlaşma olmaksızın üçüncü kez Nahda Barajı rezervuarını doldurmaya dayanıyordu.
BAE açıklaması, Etiyopya’nın barajın rezervuarını doldurma eylemini eleştirmedi ve bu da bazı soruların gündeme gelmesine neden oldu.  Mısır’ın Eski Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Dr. Muhammed Nasrettin Allam BAE’nin açıklaması ile ilgili olarak “Bir yanda Mısır ve Sudan, diğer yanda Etiyopya’ya eşit yaklaşıyor. Etiyopya’nın uluslararası hukukun gereklilikleri karşılayan bir anlaşmaya giden tüm yollara engel olduğunu bilinmesine rağmen, üç ülkenin de bir anlaşmaya varmak için aynı isteğe sahip olduğunu iddia ediliyor” dedi. Mısırlı kaynak ise Şarku’l Avsat’a “Abu Dabi’nin Mısır ve Sudan’ın tarafını tutması gerekmiyor, aksine tarafsız konuma sahip olması, Addis Ababa’ya müzakerelere gözetmenlik yapması konusunda daha fazla güven verebilir ve herkese aynı mesafede olması sebebiyle daha sonra bir arabulucu olarak çözüm önerilerinin kabul edilmesini sağlayabilir” dedi.
Kaynak, Etiyopya’nın BAE’yi Mısır tarafını tutmakla suçlamasının ardından, eski Başkan Donald Trump döneminde ABD arabuluculuğunun başarısız olduğunu belirtti.
Mısır ve Sudan, Etiyopya’nın Nil Nehri’nin ana kolu üzerinde inşa ettiği ve söz konusu iki ülke için su miktarının azalmasının yanı sıra diğer çevresel ve ekonomik zararları da tehdit eden barajın doldurulmasını ve işletilmesini düzenleyen bağlayıcı bir yasal anlaşma imzalanmasını talep ediyor.
BAE’nin dolaylı arabuluculuğu, Nahda Barajı ile ilgili 2015 yılında imzalanan ve BAE bildirisinde ‘hala temel bir referans’ olarak tanımlanan İlkeler Bildirgesi’ne dayanıyor. BAE’nin üç tarafın bir anlaşmaya varması, kendileri ve halkları için kazanımları en üst düzeye çıkarmak üzere anlaşmazlıkların çözülmesi hedefine verdiği desteği vurguladı.
Kaynak, BAE arabuluculuğunun başarılı olmasının, uluslararası desteğin yanı sıra tüm taraflarla seçkin ilişkilere sahip olan Suudi Arabistan ve Katar gibi dengeli Arap ülkelerinin daha fazla destek vermesini gerektirdiğini belirtti.
BAE’nin rolünü vurgulayan ABD’nin açıklamasına göre, yaklaşık iki hafta önce, ABD'nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Mike Hammer “Nahda Barajı dosyasıyla ilgili sorunlara diplomatik bir çözüme ulaşmak” amacıyla Mısır, BAE ve Etiyopya’yı ziyaret etti.
Ziyaretin doğrudan sonuçları açıklanmamış olsa da, Mısırlı kaynak sadece şimdi değil yıllar önce de çatışma hattına güçlü bir şekilde müdahale eden BAE’nin, Addis Ababa’daki nüfuzunu ve oradaki yatırımlarını, herhangi bir önerinin kabul etmesi için baskı yapmak üzere kullanabileceğini böylece Mısır ile güçlü bir ilişkiye sahip olabileceğini belirtti.
Arap medyası, taraflar arasında ortak bir anlayışa varmak amacıyla Mart ayında Abu Dabi’de gizli görüşmeler yapıldığını bildirmişti.
Mısır, Etiyopya ve Sudan son üçlü müzakere oturumu geçen yıl Nisan ayında Afrika Birliğin gözetimi altında gerçekleştirildi. Bunu takiben, üç ülke bir anlaşmaya varamadıklarını açıkladı.
Uluslararası kamu hukuku uzmanı Dr. Muhammed Mahmud Mehran, Mısır’ın taleplerinin meşru ve yasal olduğuna inanıyor. Mehran Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda, Mısır’ın sadece Etiyopya’nın uzlaşmazlığa son vermek ve söz konusu anlaşmazlığı, barajın doldurulması ve işletilmesine ilişkin adımların uluslararası hukuka uygun bir şekilde tüm taraflar için bağlayıcı bir yasal anlaşmaya vararak çözmek istediğini açıkladı.
Mehran, Mısır’ın Uluslararası Komite’nin belirttiği üzere 2013 yılında yaşanan sorun sebebiyle barajda ciddi teknik kusurlar ve çatlaklar olduğu, Etiyopya’nın bugüne kadar güvenlik çalışmaları sağlamadığını ve barajın çökerek Mısır ve Sudan için bir felakete neden olabileceği için daha az hasarı kabul ettiğini belirtti.
BAE’nin rolü ile ilgili olarak, Mehran, “Mısır, bölgede dengeyi sağlayan çok önemli bir ülkedir” dedi. Mısır’ın su güvenliğinin, Arap su güvenliğinin ve tüm bölgenin güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve Mısır’ın uğrayacağı herhangi bir zararın herkes için onarılamaz zararlara yol açacağını vurguladı. Abu Dabi’ye Etiyopya’yı aynı havzayı onunla paylaşılan Mısır ve Sudan’ın çıkarlarını müzakere etmeye ve dikkate almaya zorlamaya çağırdı. Mısır, 26 Temmuz’da Etiyopya’dan Nahda Barajı rezervuarını sel mevsiminde doldurmaya devam edeceği belirtilen bir mektup aldığını açıklamıştı.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.