Küresel piyasalarda gözler ABD'nin enflasyon verilerine çevrildi

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)
TT

Küresel piyasalarda gözler ABD'nin enflasyon verilerine çevrildi

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)

Küresel piyasalarda, gelecek hafta yurt içinde ödemeler dengesi ve sanayi üretim endeksi, yurt dışında ise ABD, Çin ve Almanya'da enflasyon başta olmak üzere yoğun veri gündemi takip edilecek.
Küresel pay piyasaları, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin, Çin'in askeri karşılık dahil tüm tehditlerine rağmen Tayvan'ı ziyaret etmesi ile haftaya satıcılı başladı.
Söz konusu gelişmenin ardından Çin'in Tayvan'a yönelik ekonomik yaptırım olarak nitelendirilebilecek kararları devreye alması ve büyük çaplı askeri tatbikat başlatması ile risk algısında artış yaşandı. Buna karşın, küresel çapta açıklanan imalat sanayi ve hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri ile şirket finansal sonuçlarının beklentilerden iyi gelmesi, yatırımcı risk iştahının toparlanmasına yardımcı oldu ve pay piyasalarındaki düşüşler kalıcı olmadı.
Geçen hafta merakla beklenen ve ABD'de yaşanan teknik resesyonun gerçek olup olmadığına dair önemli bir kanıt olarak nitelendirilen istihdam raporu verilerinin beklentilerin oldukça üzerinde gelmesi ve iş gücü piyasasında "sürpriz" toparlanmaya işaret etmesiyle pay piyasaları haftayı kararsız tamamladı.
Tüm bu gelişmelerle haftalık bazda New York borsası ve Avrupa borsalarında ortalama yüzde 2,2 yükseliş yaşanırken Asya borsaları karışık seyretti. ABD'nin tarım dışı istihdam raporu verilerinin ardından tahvil piyasasında satışlar hız kazanırken, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,65 seviyesinden başladığı haftayı yüzde 2,83'ten tamamladı. Dolar endeksi ise haftalık bazda yüzde 0,7'lik artışla 106,6'ya yükseldi.
Altının ons fiyatı 1.795 dolarla bir ayın en yüksek seviyesini test etti, Brent petrolün varil fiyatı da 92,2 dolarla 21 Şubat'tan bu yana gördüğü en düşük seviyeye geriledi.

ABD istihdam piyasasında "sürpriz" toparlanma
ABD'de geçen hafta gözler, ülkede açıklanan gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerinin üst üste iki çeyrek düşüş kaydetmesi ile yaşanan teknik resesyonun ardından ekonomi yetkililerinin işaret ettiği istihdam piyasasına dair verilere çevrildi.
ABD Çalışma Bakanlığının bugün açıkladığı verilere göre, ülkede tarım harici sektörlerde istihdam temmuzda 528 bin kişi arttı. Piyasa beklentilerini ikiye katlayan tarım dışı istihdam verisinin, bu dönemde 250 bin kişi artması öngörülüyordu. Ülkede işsizlik oranı da aynı dönemde yüzde 3,6'dan yüzde 3,5'e düştü. Böylece, ABD'de hem tarım dışı istihdam hem de işsizlik oranı, Şubat 2020'deki salgın öncesi seviyelerine döndü.
Öte yandan hafta başında ABD'de açıklanan ABD'de Tedarik Yönetim Enstitüsü (ISM) imalat dışı endeksi, temmuzda 56,7 ile 3 ayın en yüksek seviyesine çıkarak hizmet sektöründe büyümeye işaret etti. Ülkede fabrika siparişleri de haziranda yüzde 2 ile beklentilerin üzerinde artarak yüksek faiz ortamında imalat sektörünün gücünü koruduğunu gösterdi.
Analistler, istihdam verilerinin ekonominin resesyonda olmadığına dair en güçlü bir kanıt sunduğunu, bu durumun ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımları konusunda elini rahatlattığını söyledi. Yatırımcıların faizlerin hızlı bir şekilde artmaya devam edeceğine dair beklentilerinin arttığına işaret eden analistler, bu durumun tahvil faizlerinde yükselişi hız kazandırdığını, dolara olan talebi de güçlendirdiğini bildirdi.
Analistler, istihdam verisinin ardından para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in eylül toplantısında yüzde 33,5 ihtimalle 50 baz puan ve yüzde 66,5 ihtimalle 75 baz puanlık faiz artışına gitmesinin beklendiğini ifade etti.
Bu gelişmelerle geçen hafta cuma günü pay piyasalarında oynaklığın artmasına karşın hafta boyunca beklentilerin üzerinde açıklanan veri ve şirket finansal sonuçlarının etkisi ile New York borsasında haftalık bazda Nasdaq Teknoloji endeksi yüzde 4,07, S&P 500 endeksi yüzde 1,79 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,84 değer kazandı.
Gelecek hafta yatırımcılar, ABD'nin temmuz ayı enflasyon verilerini takip edecek. Haziranda yüzde 9,1 ile Kasım 1981'den bu yana en yüksek seviyeye ulaşan verinin, temmuzda yüzde 8,7'ye gerilemesi bekleniyor.

BoE'den 27 yılın en yüksek faiz artırımı
Rusya-Ukrayna gerilimi kapsamında yaptırımların açıklanmaya devam etmesi ve enerji fiyatlarına ilişkin haber akışının gündemin odağında kalmaya devam ettiği Avrupa tarafında, geçen haftanın gündeminde İngiltere Merkez Bankası'nın faiz artırımı bulunuyordu.
BoE, politika faizini beklentiler doğrultusunda 50 baz puan artırarak yüzde 1,75 seviyesine çıkardı. Banka, artan enflasyonu kontrol altına alabilmek için 1995 yılından bu yana tek seferde en yüksek faiz artışına imza atarken, son adımla birlikte politika faizi, Aralık 2008'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Enflasyon beklentilerini yukarı yönlü revize eden banka, yılın son çeyreğinde enflasyonun yüzde 13,2 ile zirveyi göreceğini öngördü. Bankanın ekonomiye ilişkin beklentileri ise yılın son çeyreğinde başlayan ve 2024'ün ortalarına kadar sürecek uzun süreli bir resesyona girileceğine işaret etti.
Resesyon beklentileri ile sterlin dolar ve avro karşısında değer kaybederken, İngiltere tahvil piyasasında getiri eğrileri terse döndü.
İmalat sanayi PMI verilerinin beklentilerin üzerinde geldiği ve hafta boyunca özellikle bankacılık sektörüne yönelik finansal sonuçların olunlu karşılanması ile Avrupa borsalarında pozitif bir seyir izlendi. Cuma günü endeksler yönünü ABD'nin tarım dışı istihdam verileri ile negatife çevirse de haftalık bazda Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 2,20, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 2,10 ve İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 1,29 yükseldi.
Avro/dolar paritesinin 1-1,03 bandında dalgalı bir seyir izlediği haftada, sterlin/dolar paritesi yüzde 0,9'luk değer kaybıyla 1,2073'ten tamamladı.
Gelecek hafta Avrupa'da yatırımcılar, Avro Bölgesi'nde sanayi üretimi ve Sentix Güven Endeksi'nin yanı sıra Almanya'da enflasyon ile İngiltere'de büyüme ve sanayi üretimini takip edecek.

Asya borsalarında artan jeopolitik tansiyon gündemi belirledi
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi'nin Tayvan ziyaretinin ardından, dünyanın en önemli çip üreticileri arasında yer alan Tayvan ile en büyük ekonomileri ABD ve Çin'in devreye alabileceği olası ekonomik yaptırımlara ilişkin endişeler arttı. Rusya-Ukrayna savaşıyla beraber gitgide kırılganlaşan küresel ekonomide resesyon endişelerini besleyen gelişmeler her ne kadar arka plana atılmış görünse de Çin'in devam eden askeri tatbikatına ilişkin haber akışı yakından izlenmeye devam ediliyor.
Asya genelinde geçen hafta veri gündeminin zayıf olması ile küresel risk iştahına paralel bir seyir izlenirken, jeopolitik gelişmeler dolayısıyla pay piyasası yatırımcılarının "temkinli" hareket ettiği görüldü.
Öte yandan Çinli e-ticaret devi Alibaba'nın açıkladığı finansal sonuçlar kapsamında her ne kadar gelirleri beklentileri karşılasa da geleceğe dönük mesajları oynaklığı destekledi.
Bu gelişmelerle haftalık bazda Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,69 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 2,04 gerilerken, Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,30 ve Hindistan'da Sensex endeksi yüzde 2,69 yükseldi.
Gelecek hafta Asya genelinde açıklanacak makroekonomik veri gündeminde, Çin'de enflasyon ile dış ticaret dengesi verileri bulunuyor.

Yurt içinde borsadan rekor üstüne rekor
Geçen hafta Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) temmuzda aylık yüzde 2,37 ve yıllık yüzde 79,6 artış kaydetti. AA Finans'ın anketine katılan ekonomistler, temmuzda TÜFE'nin yüzde 3,4 artacağını öngörmüştü. Bu ortalamaya göre haziranda yıllık enflasyonun yüzde 81,42'ye yükseleceği hesaplanmıştı.
Beklentilerin altında kalan verilere ilişkin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu'nda da temmuzda tüketici yıllık enflasyonunun enerji hariç tüm alt gruplarda yükselirken, söz konusu yükselişe en belirgin katkının 1,44 puanla temel mal grubundan geldiğini bildirdi.
Yurt içinde bilanço sezonu kapsamında ikinci çeyreğe ilişkin açıklanan şirket finansal sonuçları da beklentilerin üzerinde gelmeye devam ederken, küresel çapta risk iştahının yüksek seyretmesi ile Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi rekor üstüne rekor kırdı.
Endeks haftalık bazda yüzde 6,10 değer kazanarak 2.750,49 puanla kapanış rekoru kırarken, tarihi zirvesini de 2.762,95 puana taşıdı. Dolar/TL ise 17,86-18,09 bandında seyrettiği haftayı 17,9097 ile yatay tamamladı.
Gelecek hafta yurt içinde ödemeler dengesi ile sanayi üretim endeksi verileri öne çıkarken, analistler küresel çapta merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentilerin ve Fed yetkililerinin açıklamalarının oynaklığı artırabileceğini belirtiyor.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times