Mısır’da Ulusal İnsan Hakları Komitesi üyesinin cezaevleriyle ilgili yaptığı açıklamanın yankıları sürüyor

Ulusal İnsan Hakları Konseyi üyeleri, Kanater'deki Reform ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret ettiler. (Ulusal İnsan Hakları Komisyonu Facebook)
Ulusal İnsan Hakları Konseyi üyeleri, Kanater'deki Reform ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret ettiler. (Ulusal İnsan Hakları Komisyonu Facebook)
TT

Mısır’da Ulusal İnsan Hakları Komitesi üyesinin cezaevleriyle ilgili yaptığı açıklamanın yankıları sürüyor

Ulusal İnsan Hakları Konseyi üyeleri, Kanater'deki Reform ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret ettiler. (Ulusal İnsan Hakları Komisyonu Facebook)
Ulusal İnsan Hakları Konseyi üyeleri, Kanater'deki Reform ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret ettiler. (Ulusal İnsan Hakları Komisyonu Facebook)

Mısır'daki Ulusal İnsan Hakları Konseyi’nin bir üyesinin ülkedeki hapishane koşullarıyla ilgili yaptığı açıklamaların neden olduğu krizin yankıları sürüyor. Mısır Temsilciler Meclisi İnsan Hakları Komitesi Başkanı Milletvekili Tarık Rıdvan, Ulusal İnsan Hakları Konseyi'nin açıklamalarını ‘yanlış iddialar’ olarak nitelendirdi ve bunların ‘kişilerin görüşler olduğunu’ vurguladı.
Siyasi aktivist ve Mısır'daki Ulusal İnsan Hakları Konseyi üyesi George Isaac’ın Arap uydu kanallarından birine açıklamalarda bulunarak Mısır'daki hapishane koşullarını eleştirmesi, konuyla ilgili sosyal paylaşım sitelerinde saldırı kampanyası başlamasına sebep oldu. Sosyal medyada Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin geçtiğimiz Ramazan Ayı’nda başlattığı davete yanıt olarak halihazırda Mısır'da devam eden bu iddiaların ‘ulusal diyaloğun ilerlemesini etkilediği’ vurgulandı.
Mısır Temsilciler Meclisi İnsan Hakları Komitesi Başkanı Milletvekili Tarık Rıdvan önceki akşam bir televizyon kanalından yaptığı açıklamada, “Bu açıklamaların İnsan Hakları Konseyi'nin önceki ve mevcut oluşumları arasında yer alan bir kişi tarafından verilmiş olması ve bu dosyadaki değişikliklerin boyutunu en iyi bilen kişi olması garip” diyerek bu iddiaları yanlış olarak nitelendirdiklerini ve Isaac’ın bu iddiaları neden şimdi desteklediklerini merak ettiklerini söyledi.
Mısır'ın bu alanda tanık olduğu gelişmeye ve cezaevlerinin rehabilitasyon merkezlerine dönüştürülmesine işaret eden sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cezaevlerinin yaklaşık yüzde 40'ı kapatılarak ıslah ve rehabilitasyon merkezlerine dönüştürüldü. Cezaevi koşullarıyla ilgili gelen tüm şikayetler incelenmekte ve kapsamlı bir şekilde soruşturulmakta. Isaac’ın açıklamaları tamamen gerçek dışı. Kendisini, bu açıklamaları inkar eden Ulusal İnsan Hakları Konseyi’nin bir üyesi olarak yapmamalıydı.”
Ulusal İnsan Hakları Konseyi ise önceki gün yaptığı resmi açıklamada, hapishane ve mahkumluk kanunlarına ilişkin bazı yanlış açıklamaların kasıtlı yapıldığı ve bu ifadelerin Cumhuriyet Savcılığı’nın bazı kararları ve soruşturmalarının sonuçlarına ilişkin kabul edilemez yorumlar bağlamında yer aldığına değinildi. Bir konsey üyesi tarafından yakın zamanda cezaevlerindeki koşullar hakkında yayınlananların, kendi kişisel görüşünü ifade etmekte olup, Konsey'in görüşünü ifade etmediği aktarılan açıklamada, medyayı Konsey tarafından yayınlanan resmi açıklamalara güvenme çağrısı yapıldı.
Konuyla ilgili Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Ulusal İnsan Hakları Konseyi üyesi Muhammed Memduh şunları söyledi:
“Konsey toplu olarak çalışır ve yayınladığı bildiriler, farklı siyasi ve sosyal mezhepleri temsil eden tüm üyelerin mutabakatı ile toplu oylama yoluyla yapılır. Konsey, geçtiğimiz aylarda ıslah ve rehabilitasyon merkezlerine bir dizi ziyaret gerçekleştirdi ve cezaevlerinde meydana gelen gelişmenin boyutuna ilişkin görüş bildiren açıklamalar yaptı.”
Memduh ayrıca cezaevlerinin artık hapishane olarak adlandırılmadığını ve rehabilitasyon merkezlerine dönüştürüldüğünü kaydetti. Mısır’ın mahkumları cezalandırma felsefesini değiştirdiğine işaret eden Memduh, Konsey’in insan haklarıyla ilgili tüm konuları takip etmedeki rolünü takdir ederek, tutuklu ve hükümlülerin ailelerinden gelen desteğe atıfta bulundu. “Cezaevleri klişesi değişti ve biz, duruşma öncesi tutukluluğa alternatifler geliştirerek, alternatif cezaları güçlendirerek daha fazlasını istiyoruz. Bu başarıları inkar eden nankördür” dedi.
Mısır, uluslararası insan hakları kurumları tarafından insan hakları durumu ve mahkum konularında sıklıkla eleştiriliyor. Mısır makamları son olarak, bir tutuklunun İskenderiye'deki bir polis karakolunda işkenceye maruz kalarak öldürüldüğü iddialarını yalanladı. Daha sora mağdurun, kendisi ve başka bir mahkûm arasında çıkan bir tartışma sonrasında hastanede öldüğünü doğruladı. Kahire ayrıca İhvan ile bağlantılı bazı hesapları bu iddiaları desteklemekle suçladı.
Mısır’daki cezaevleri ve gözaltı merkezlerindeki koşulları takip etmek için ziyaretler düzenleyen Ulusal İnsan Hakları Konseyi, İskenderiye Polis Karakolu’ndaki tutuklunun ölümüyle ilgili Cumhuriyet Savcılığı’nın yaptığı soruşturmanın sonuçlarına güvendiğini bildirdi. Cezaevlerini ziyaret etmek ve İçişleri Bakanlığı tarafından uygulanan değiştirme planını takip etmek için uygulanan plan ve bakanlığın bu konuda gösterdiği çabalardan emin olunduğunu bildiren Konsey, rehabilitasyon merkezlerindeki mahkûmların haklarına saygı gösterilmesi ve bu hakların desteklenmesi için gerekli unsurların sağlanmasındaki gelişmeye övgüde bulunuldu.



Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.