Zaporijya Nükleer Santrali’ndeki felaket riski her geçen gün artıyor

Zaporijya Nükleer Santrali’nin yakınında duran bir Rus askeri (Reuters)
Zaporijya Nükleer Santrali’nin yakınında duran bir Rus askeri (Reuters)
TT

Zaporijya Nükleer Santrali’ndeki felaket riski her geçen gün artıyor

Zaporijya Nükleer Santrali’nin yakınında duran bir Rus askeri (Reuters)
Zaporijya Nükleer Santrali’nin yakınında duran bir Rus askeri (Reuters)

Ukrayna’nın güneyindeki Zaporijya şehrinin Belediye Başkanı Anatoli Kurtiev, Avrupa’nın en büyük nükleer santrali olan, Rus kuvvetlerinin kontrolündeki Zaporijya Nükleer Santrali’nde felaket riskinin her geçen gün arttığını söyledi.
AFP’nin haberine göre, santralin bulunduğu Enerhodar şehrinin Belediye Başkanı Dmytro Orlov ise, “Orada olan şey, tamamen nükleer terörizmdir ve her an öngörülemeyen bir şekilde sona erebilir. Riskler her gün artıyor” dedi.
Zaporijya Nükleer Santrali’ni işleten Ukrayna merkezli nükleer enerji şirketi Energoatom’un açıklamasında, “Enerhodar sokaklarındaki varlığınızı azaltın. Rus işgalcinin yeni provokasyonları hakkında bilgi aldık” şeklinde bir uyarı yaptı.
Şirket, santrale yönelik saldırıların yeniden başladığını da bildirdi.
Nükleer santralin karşı kıyısındaki Vyshchetarasivka köyünde yaşayan Viktor Şabanin (57), son gelişmelerin insanları gerginleştirdiğini söyledi.
Şabanin, “Elbette endişeliyiz çünkü nükleer santral yakınlarda bulunuyor. Burada rüzgar genellikle bizim yönümüzden eser. Böylece radyasyon hemen bize doğru gelecek ve suya karışacak” dedi.
Ukrayna Askeri İstihbaratı dün yaptığı açıklamada, “Rus işgalciler, Dinyeper Nehri’nin yakınında bulunan Vodiany köyünden nükleer santrali hedef aldı. Saldırı pompalama ünitesine zarar verdi ve nükleer santralin güvenliğinden sorumlu itfaiye teşkilatını kısmen yok etti” ifadelerine yer verdi.
Rusya’nın Zaporijya bölgesinde kontrol ettiği bölgelerde kurduğu işgal makamları ise Ukrayna güçlerini saldırıların arkasında olmakla suçladı.
Rusya yanlısı Askeri ve Sivil Yönetimin bir üyesi olan Vladimir Rogov, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Enerhodar ve Zaporijya nükleer santrali (Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir) Zelenskiy’in militanları tarafından bir kez daha vuruldu” dedi.
Rogov ayrıca herhangi bir can kaybı veya hasar bildirmeden, füzelerin Dinyeper nehri kıyısında bulunan bölgeler ve nükleer santrale düştüğünü öne sürdü.
Nehir, Rusya’nın işgal ettiği ve Ukrayna’nın kontrolü altındaki bölgeleri birbirinden ayırıyor.
AFP muhabirleri, siren sesleri ve uzaktan gelen patlamalar dışında çatışmanın yeniden başladığına dair herhangi bir belirti görmediklerini bildirdi.
Zelenskiy ise, “İşgalciler Zaporijya Nükleer Santrali’ni kullanarak pervasızca insanları yıldırmaya çalışıyorlar” diyerek, Rusya’nın santrale yaptığı ‘nükleer şantajı’ kınadı.
Santralde konuşlu kuvvetlerin Nikopol ve Marhanets şehirlerini bombalamak için burayı bir üs olarak kullandığını söyleyen Zelenskiy, Rusya’nın santrali işgalinin, Avrupa’ya yönelik radyasyon tehdidini her gün artırdığını vurguladı.
Zelenskiy, Rusya’ya karşı yeni yaptırımlar uygulanması çağrısında da bulundu.
Zaporijya Nükleer Santrali, bir haftadır bombardıman altında. Rus ve Ukraynalı taraflar saldırıya ilişkin karşılıklı olarak suçlamalarda bulunuyor.
Batılı müttefikleri tarafından desteklenen Ukrayna, Zaporijya çevresinde askerden arındırılmış bir bölge kurulmasını ve Mart ayında bölgeyi işgal eden Rus güçlerinin geri çekilmesini talep etti.
Öte yandan, Ukrayna tarafından dün yapılan açıklamada, Rusların ülkenin güneyinde işgal ettiği Herson kentinde Dinyeper Nehri’ni geçen Rus güçlerinin tüm köprülerin vurulması nedeniyle bölgede mahsur kalabileceğini duyurdu.
Ukraynalı bir politikacı, Rus kuvvetlerinin güney Dinyeper yakınlarında taarruza geçmeye çalıştığını, stratejik açıdan önemli köprülerin hasar görmesinden sonra baskı altında olduğunu söyledi.
Yerel Meclis üyesi Sergiy Khlan, Rusların kullandığı dubaların ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamadığını ve erzak kesintisi riski nedeniyle komuta merkezlerinin taşındığını belirtti.
Khlan, “Rusya komuta merkezlerini nehrin sağ kıyısından sol kıyısına kaydırıyor, çünkü bir gerilim durumunda bölgeyi gerekli zamanda tahliye edemeyeceğini anlıyor” dedi.
Nehrin sağ kıyısındaki askerlerin sayısının 20 bin civarında olduğunu söyleyen Khlan, askerlerin hasarlı köprüleri hala yürüyerek geçebileceklerini sözlerine ekledi.



Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
TT

Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)

Pakistan'da en az 31 kişinin yaşamını yitirdiği cami saldırısını DEAŞ üstlendi.

Başkent İslamabad'daki İmam Bargah Camisi'nde cuma namazı sırasında meydana gelen patlamada 170'ten fazla kişi de yaralanmıştı. 

DEAŞ, Telegram kanalından yayımladığı açıklamada, Hatice-i Kübra Camii diye de bilinen Şii ibadethanesine düzenlenen saldırıyı üstlendi.

Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf, X'ten dün yaptığı açıklamada, silahlı saldırganın etrafa ateş açarak camiye girdiğini, güvenlik güçlerinin müdahalesi sonrası üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdiğini bildirmişti. 

Asıf, şüphelinin daha önce Afganistan'a gittiğini ve saldırının Hindistan'la Afganistan tarafından organize edildiğini öne sürmüştü.

Kabil ve Yeni Delhi yönetimleriyse iddiaları kınayarak reddetmişti.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, olayın "intihar saldırısı" olduğunu belirterek, "İbadethaneleri ve sivilleri hedef almak, insanlığa karşı işlenmiş iğrenç bir suçtur ve İslam ilkelerinin açık bir ihlalidir” demişti. 

Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari de patlamada hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilemişti. 

Şii camisindeki patlama, 2008'den bu yana İslamabad'da meydana gelen en ölümcül saldırı oldu. 2008'de başkentteki Marriott Hotel'e bomba dolu kamyonla düzenlenen saldırıda 60 kişi yaşamını yitirmiş, en az 266 kişi de yaralanmıştı. Saldırıyı üstlenen olmamıştı. 

Reuters'ın irtibata geçtiği Pakistanlı polis memuru Şahid Malik, camide 600 ila 700 kişinin olduğunu belirterek şunları söylüyor:  

Birçok olay yeri gördüm ama bu gerçekten çok korkunçtu.

Cami cemaatinden 46 yaşındaki Sarfraz Şah da saldırıda yaşanan kaosu şöyle anlatıyor: 

Silah seslerini duydum ve ne yaşandığını anlamaya çalışırken büyük bir patlama oldu. İnsanlar oraya buraya savruldu. Etraf dumanla doldu. Kimse ne olduğunu anlamadı. Sonra her yer kanla kaplandı.

Şah, saldırıda 39 yaşındaki kardeşi Manzar'ın yaşamını yitirdiğini söylüyor. 

Çoğunluğu Sünni Müslümanlardan oluşan Pakistan'da azınlık olan Şiiler, geçmişte de IŞİD ve Pakistan Talibanı'nın (Tehrik-i Taliban Pakistan/TTP) saldırılarında hedef alınmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Le Monde


Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
TT

Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)

Pakistan polisi, bugün başkent İslamabad'da bir Şii camisine düzenlenen patlamada ibadet eden çok sayıda kişinin öldüğünü bildirdi.

Yerel yetkililere göre, İslamabad'daki cami patlamasında yaralananların sayısı 80'i geçti.

Polis yetkilisi Zafer Ikbal, patlamanın Cuma namazı sırasında meydana geldiğini söyledi. "Birçok kişiyi hastanelere götürdük. Şu anda ölü sayısı veremem, ancak evet, ölüler var" ifadesini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre üst düzey bir güvenlik kaynağı, isminin açıklanmaması şartıyla "Şu ana kadar 11 kişi öldü ve 20 kişi yaralandı" dedi.

Polis sözcüsü, patlamanın niteliğinin henüz netleşmediğini belirtti.


Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
TT

Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).

Çinli yetkililer bugün, altı Çin vatandaşının ölümüne neden olmaktan ve Myanmar'da 4 milyar dolardan fazla değerde dolandırıcılık ve kumar operasyonu yürütmekten suçlu bulunan dört kişinin idam edileceğini duyurdu.

Güney Çin'deki Shenzhen Orta Halk Mahkemesi bu sabah yaptığı açıklamada idamların ne zaman gerçekleştirileceğine dair bilgi vermedi.

Geçtiğimiz hafta, Myanmar'da dolandırıcılık operasyonu yürütmekle suçlanan 11 kişinin daha idam cezasına çarptırıldığı açıklandı.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre, geçen kasım ayında Shenzhen'deki bir mahkeme, aralarında kötü şöhretli Bai ailesinin üyelerinin de bulunduğu beş kişiyi, dolandırıcılık merkezleri ve kumar kulüpleri ağı işletmekten dolayı ölüm cezasına çarptırdı.

Mahkeme, sanıklardan biri olan grubun lideri Bai Su Cheng'in mahkumiyetinden sonra bir hastalıktan öldüğünü bildirdi.

Grup, Myanmar'ın Çin sınırındaki Kokang bölgesinde sanayi parkları kurmuştu ve adam kaçırma, gasp, zorla fuhuş ve uyuşturucu üretimi ile ticareti de dahil olmak üzere dolandırıcılık amaçlı kumar ve telekomünikasyon faaliyetleri yürütmekle suçlanıyordu.

Mahkeme, sanıkların kurbanlarını 29 milyar yuan'dan (4,2 milyar dolar) fazla dolandırdığını, altı Çin vatandaşının ölümüne ve birçoğunun yaralanmasına neden olduğunu belirterek, suçlarının "son derece iğrenç, son derece ciddi koşullar ve sonuçlar doğuran ve topluma ciddi bir tehdit oluşturan" nitelikte olduğunu bildirdi.

Açıklamada, sanıkların başlangıçta karara itiraz ettikleri, ancak Guangdong Eyaleti Yüksek Halk Mahkemesi'nin itirazlarını reddettiği belirtildi.

Bu infazlar, Pekin'in Güneydoğu Asya'da, özellikle Myanmar, Kamboçya ve Laos'ta gelişen bir iş haline gelen "dolandırıcılık kümelenmeleri"ne karşı yürüttüğü geniş kapsamlı operasyonun bir parçası olarak gerçekleşti. Bu çeteler, aralarında binlerce Çin vatandaşının da bulunduğu dünya çapındaki kurbanlara karşı kaçakçılık, insan ticareti ve siber dolandırıcılık gibi çeşitli suçlar işliyor.

Bölgedeki yetkililer, özellikle Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerden gelen artan uluslararası baskıyla karşı karşıya kalıyor ve suç oranındaki artışla mücadele etmeleri bekleniyor.