Rusya'dan ABD'ye nükleer müzakerelerle ilgili suçlama

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi, Tahran’a ‘büyük tavizler’ verileceğini yalanladı.

Rusya’nın nükleer müzakerelerdeki temsilcisi Mihail Ulyanov. (AP)
Rusya’nın nükleer müzakerelerdeki temsilcisi Mihail Ulyanov. (AP)
TT

Rusya'dan ABD'ye nükleer müzakerelerle ilgili suçlama

Rusya’nın nükleer müzakerelerdeki temsilcisi Mihail Ulyanov. (AP)
Rusya’nın nükleer müzakerelerdeki temsilcisi Mihail Ulyanov. (AP)

Rusya'nın Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mihail Ulyanov, ABD'yi ‘nükleer anlaşmayı canlandırma’ süreciyle ilgisiz meselelerin peşinden gitmekle itham etti. İran’ın Avrupa Birliği tarafından anlaşmayla ilgili oluşturulan ‘nihai taslağa’ dair sunduğu tekliflere ABD’nin yakın zamanda yanıt vereceği bildirildi.  
Rusya’nın Viyana’daki nükleer müzakerelerdeki temsilcisi Ulyanov, Moskova’da düzenlediği basın toplantısında, nükleer müzakerelerin taraflarının, eylül ayının başında ‘Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın canlandırılması için bir anlaşma’ yapabileceğini değerlendirdi. Sputnik haber ajansının aktardığına göre Ulyanov şu açıklamada bulundu:
“Nükleer müzakerelerde birçok konu üzerinde mutabık kalındı. 1 Eylül'den önce nükleer anlaşmayı canlandırmak için bir fikir birliğine varmayı umuyoruz. İran nükleer anlaşmasının yeniden canlandırılması için halen karmaşık konular gündemde. Müzakere masasında üç metin var ve Avrupa Birliği tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya çalışıyor. Washington’ın nükleer anlaşmayla ilgisi olmayan bazı askıda olan sorunları çözmek istediği yönünde bir intiba oluştu. ABD hükümeti tamamen farklı bir gezegende yaşıyor çünkü planlarının uygulanma ihtimali yok. İran’ın nükleer başlık taşıyabilen füzelerinin olduğu ispat edilemedi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın yüksek seviyede uranyum zenginleştirilmesiyle ilgili bazı mülahazaları var ancak onlar da aciliyet içermiyor.”  

Avrupa ABD’nin yanıtını bekliyor  
Üst düzey bir Avrupalı yetkili dün sabah Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, Avrupa tarafının, İran’ın ‘nihai metinle’ ilgili değişiklikler önerisine ABD’nin yanıtını beklediklerini söyledi. Avrupalı yetkili, “İran’ın yanıtını değerlendirebilmemiz için ABD’nin tepkisini görmeliyiz. Aksi takdirde bu imkansız olur” dedi.  
Viyana görüşmelerini takip eden Batılı gazeteciler, ABD'nin İran'ın tekliflerine yanıtını cumartesi gününe kadar vereceğini öne sürdü. Wall Street Journal muhabiri Lawrence Norman, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Washington’ın İran’ın endişelerine (tekliflerine) Avrupa Birliği aracılığıyla bugün yanıt vereceğini iddia etti. Norman, ABD’nin, ‘nihai metinde’ değişiklik olmaksızın ‘askıda herhangi bir konu bırakmaksızın’ İran’ın endişelerini gidermek için çaba sarf ettiğini belirtti.  
Güney Kore'nin ulusal haber ajansı YONHAP’ın haberine göre, Güney Kore Dışişleri Bakan Yardımcısı dün ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ve Avrupa Birliği Siyasi Direktörü Enrique Mora ile telefonda görüşerek, ‘nükleer müzakere’ süreci hakkında bilgi aldı. Güney Koreli yetkili, nükleer müzakerelerin sonuçlandırmasının vakti geldiğini belirterek ülkesinin kalıcı bir anlaşma sağlanmasını desteklediğini vurguladı.  
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile telefonda görüşen Abdullahiyan, Avrupa Birliği tarafından sunulan ‘taslak anlaşma metnine’ ülkesinin verdiği yanıta karşılık ABD'nin görüş beyan etmesini beklediklerini belirterek şunları söyledi:
“İyi ve kalıcı bir anlaşmaya varma hususunda ciddi ve iyi niyetliyiz. ABD'nin görüşlerini aldıktan sonra İran'ın ekonomik çıkarlarının sağlanması ve kırmızı çizgilerine riayet edilmesi halinde, Viyana'da yeni bir aşamaya gireceğiz. Her konuda anlaşma sağlanıncaya kadar, iyi ve kalıcı bir anlaşmaya varma konusunda kesin olarak bir şey söylenemez."  

Tahran’ın talepleri ve anlaşma süreci  
İran haber siteleri, İran'ın Viyana’daki Başmüzakerecisi Ali Bakıri Kani’nin, nükleer müzakere takvimiyle ilgili açıklamalarını aktardı. Haber Online sitesinin Bakıri’den yaptığı aktarıma göre olası bir anlaşma için zaman cetveli şu şekilde:  
Mutabakat günü: Nükleer anlaşmanın taraflarının dışişleri bakanları, ‘Eski ABD başkanının geri çekilme kararının gözden geçirilmesi’ kaydıyla, anlaşma taslağını imzalayacak. İlk imza atıldıktan sonra İran’ın ekonomik kurumları ve 17 İran bankası üzerindeki yaptırımlar kaldırılacak.  
Onay günü: İran tarafı ‘anlaşma taslağını’ 60 gün içinde onaylanmak üzere meclise sunacak. Diğer taraflar da bu süre içinde gerekli işlemleri yapacak.  
Anlaşmanın yeniden uygulamaya girmesi: Nükleer anlaşmanın tam ve eksiksiz olarak uygulamaya girmesi kararlaştırılır. İran ‘tam uygulamanın yürürlüğe girmesinden’ yedi gün önce hazırlıklarını tamamladığını duyuracak. O süreçte eski ABD Başkanı Donald Trump’ın ilgili kararnamesi yürürlülükten kaldırılacak.
Tamamlanma Günü: Tüm taraflar, ‘uygulama tarihinden’ itibaren 45 gün içinde yükümlülüklerini yerine getirecek. 
Ali Bakıri Kani, İran Merkez Bankası’nın ve Petrol Bakanlığı’nın, ‘mutabakat gününü’ takip eden dört ay içinde ‘yaptırımların kaldırılmasıyla’ ilgili doğrulama sürecini başlatacağını belirtti. İran'ın nükleer anlaşmaya uymaması durumunda BM yaptırımlarının otomatik olarak yürürlüğe girmesini sağlayan ‘snapback mekanizmasıyla’ ilgili de değerlendirmede bulunan Kani şunları söyledi:
“Snapback mekanizmasının taslak metinden çıkarılması mümkün olmadı. Çünkü orijinal anlaşmanın metninde bulunuyor ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararı uyarınca bu mekanizmanın sürmesi gerekiyor. Ancak daha esnek ve makul bir hale getirilmesine karar verildi. Bu mekanizmanın yürürlüğe girmesi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın raporları doğrultusunda olacak. Ayrıca taraflardan biri bu mekanizmayı kabul edilemez bir şekilde yürürlüğe sokmak isterse, diğer ülkelerin bu adımı telafi etmesi kararlaştırıldı.” 
Bakıri Kani, ABD’nin daha önce olduğu gibi anlaşmadan çekilmeyeceğinin garanti edilmesiyle ilgili ise şu açıklamada bulundu:
“Önemli olan nokta, karşı tarafın Biden'ın görev süresi bitene kadar nükleer anlaşmadan kesinlikle çekilmeyecek olmasıdır. (Kabul görürse) Anlaşmaya göre, bir sonraki başkan anlaşmadan çekilmeyi kararlaştırdığında, görevde üç yılını tamamlamış olması gerekiyor. Biden’ın iki buçuk yıl daha görevde kalacağı varsayılırsa, bu süre yaklaşık beş buçuk yıl ediyor.”  
İranlı müzakereci tutuklu takasıyla ilgili olarak, “Eski müzakereci Abbas Arakçi döneminde tutuklu değişimiyle ilgili nihai metin oluşmuştu. Biz bunu uygulamaya hazırız. ABD tarafı süreci uzatmış ve ileri bir tarihe ertelemişti” dedi.  
İran medyasında yer alan haberlere göre anlaşma sağlanırsa, yaptırımların kaldırılma süreci 120 güne yayılacak ve ilk etapta 17 İran bankası üzerindeki yaptırımlar kaldırılacak. Ayrıca bu süreç içinde eski ABD Başkanı Donald Trump’ın ilgili yürütme kararları iptal edilecek. Kulis sızıntılarına göre İran, nükleer anlaşmadan çekilmesi durumunda ABD yönetiminden tazminat talep ediyor. Ayrıca bu süreçte İran’da yatırım yapan yabancı sermayenin muhtemel yaptırımlardan muaf tutulmasını istiyor. İran’ın talepleri arasında Güney Kore’de dondurulmuş olan yedi milyar doların da serbest bırakılması var.   

ABD’de farklı yaklaşımlar  
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi üyeleri perşembe günü, nükleer anlaşmayı canlandırma görüşmelerinde, İran’ın UAEA’nın soruşturmasının kapatılması ve yabancı şirketlerin olası yaptırımlardan muaf tutulması talepleriyle ilgili ABD’nin herhangi bir taviz vermeyeceğini bildirdi.  
Senato Dış İlişkiler Komitesi'ndeki en üst düzey Cumhuriyetçi Senatör Jim Risch, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“İran rejimi Biden yönetiminden, UAEA soruşturmasının sonlandırılması ve İran'da faaliyet gösteren Batılı şirketlerin korunması ile gelecekteki bir yönetimin anlaşmadan çekilmesi durumunda, nükleer silah faaliyetlerini hızlandıracağı yönünde tavizler koparmak istiyor. İran’ın bu talepleri şantajdır ve Biden’ın dış politikada büyük bir başarısızlığı olarak tarihe geçecektir. Nükleer anlaşma güvenliğimizi ve bölgedeki müttefiklerimizin güvenliğini tehdit edecektir. Biden anlaşmaya dönerse, yaptırımların kaldırılması İran terörünün artmasıyla sonuçlanacaktır.”  
İran’ın eski ABD yetkililerine suikastlar düzenlemeyi planladığını belirten Risch ayrıca İran’ın Ukrayna’da kullanılmak üzere Rusya’ya insansız hava araçları temin ettiğini, ‘cihatçı hareketleri’ İsrail’e saldırmaları için desteklediğini ve ABD’li diplomatlara saldırı hazırlıkları yaptığını ileri sürdü.  
 ABD Ulusal Güvenlik Konseyi, Risch'e yanıt olarak Twitter'dan yaptığı paylaşımda "Bunların hiçbiri doğru değil. Bu tür şartları asla kabul etmeyeceğiz” ifadesine yer verdi. Axios haber sitesine açıklama yapan, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Adrian Watson, “2015 nükleer anlaşmasına yeniden girmenin bir parçası olarak İran'a yeni tavizler vermeyi kabul ettiğimiz ya da tavizler vermeyi değerlendirdiğimiz yönündeki raporlar kategorik olarak yanlıştır" değerlendirmesinde bulundu.  
Üst düzey bir İsrailli yetkili basına yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Yair Lapid'in perşembe günü Beyaz Saray'a gönderdiği mesajda, Avrupa Birliği’nin ‘nükleer müzakerelerle’ ilgili oluşturduğu ‘nihai metnin’ ‘Biden yönetiminin kırmızı çizgilerini karşılamadığını’ vurguladığını kaydetti.  
Önceki gün ABD'nin İsrail Büyükelçisi Thomas Nides ile görüşen Lapid, İran ile müzakereleri bitirme zamanının geldiğini belirterek şunları söyledi:
“Aksi takdirde atılacak her adım zafiyet göstermek olacaktır. İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için gelecekte neler yapılması gerektiğini oturup konuşmanın zamanı geldi." 
İsrail daha önce de defalarca nükleer anlaşmayı canlandırma çabalarına karşı olduğunu ilan etmiş, İran’ın nükleer silah edinmesini ya da bölgedeki terör örgütlerini desteklemesini engellemek için ‘güç kullanma’ hakkı olduğunu duyurmuştu. Diğer  yandan İran, İsrail’i herhangi bir saldırısına çok sert bir yanıt vereceği hususunda uyarıyor. İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Eyal Hulata’nın ‘nükleer müzakereleri’ görüşmek için önümüzdeki hafta ABD'ye gitmesi planlanıyor. İsrail Başbakanı Yair Lapid, Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile telefon görüşmesinde, ülkesinin İran ile nükleer anlaşmaya geri dönülmesine karşı olduğunu yinelemiş ve Avrupalı taraflardan, ‘İran’a daha fazla taviz verilmemesini, ayrıca İran’ın oyalama ve zaman kazanma taktiklerine karşı net bir tutum sergilenmesini’ talep etmişti.  



Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.