Macron, ‘nükleer anlaşmayı’ canlandırma konusunda ‘topu İran’ın sahasına’ attı

Abdullahiyan müzakerelerin sona ermesinin ‘ABD tarafının gerçekliğine’ bağlı olduğunu söyledi

Macron, dün Cezayir’de Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun ile düzenlediği ortak basın toplantısında (AFP)
Macron, dün Cezayir’de Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun ile düzenlediği ortak basın toplantısında (AFP)
TT

Macron, ‘nükleer anlaşmayı’ canlandırma konusunda ‘topu İran’ın sahasına’ attı

Macron, dün Cezayir’de Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun ile düzenlediği ortak basın toplantısında (AFP)
Macron, dün Cezayir’de Cezayirli mevkidaşı Abdulmecid Tebbun ile düzenlediği ortak basın toplantısında (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması konusunda ‘topun İranlıların sahasında’ olduğunu söyleyerek anlaşmanın imzalanması halinde, bunun ‘tüm sorunları çözmese bile faydalı’ olacağını vurguladı.
Macron, Tahran ile büyük uluslararası güçler arasında imzalanan 2015 anlaşmasını yeniden canlandırma olasılığına ilişkin bir soruya yanıt verirken, başarı olasılığı hakkında yorum yapmadı. Ancak özellikle ABD ile yapılan ‘önemli görüşmelerin’ ardından ‘topun şu anda İranlıların sahasında’ olduğunu söyledi.
Macron, dün Cezayir ziyareti sırasında gazetecilere verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:
“Artık tahminde bulunmak bana düşmez. Ancak ABD Başkanı Biden, Almanya Başbakanı Scholz ve İngiltere Başbakanı Johnson ile yapılan ileriye dönük önemli görüşmeler sırasında ciddi bir anlaşma içerisinde dengelerin korunmasını sağlamak için çok dikkatli davrandık. Top şimdi İranlıların sahasında.”
Fransız haber ajansına (AFP) göre Macron, “Bugün sunulan şartlarda anlaşma imzalanırsa bunun faydalı olacağını düşünüyorum. Hiç anlaşma olmamasından iyidir” dedi. Bununla birlikte anlaşmanın her şeyi çözmeyeceğini ve ‘balistik füze programı, bölgesel etki ve çoklu istikrarsızlaştırma eylemleri’ni tartışmak için Tahran’la daha fazla angajmana ihtiyaç olduğunu söyledi.
Fransa, İran ile imzalanan ve ABD'nin 2018 yılında tek taraflı olarak çekildiği 2015 nükleer anlaşmasının altı tarafından biri.
Anlaşmayı canlandırmak için yapılan müzakerelerin koordinatörlüğünü üstlenen Avrupa Birliği (AB), geçen hafta bir ‘nihai’ çözüm önerisi sunmuştu.
Geçen haftanın başlarında Tahran, Avrupa metnine kendi ‘nihai tekliflerini’ içeren ‘yazılı bir yanıt’ sunduğunu duyurdu. Washington ise ABD'li bir yetkilinin İran'ın görüşmelerde ‘tavizler’ verdiğini açıklamasının ertesi günü, Avrupalılara yanıtını vermişti.
İddialara göre iki taraf, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) adının ABD'nin yabancı ‘terör’ örgütleri listesinden çıkarılması talebini şimdilik rafa kaldırdı. Öte yandan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) nükleer faaliyetler yürütüldüğünden şüphelenilen kayıt dışı yerler hakkında açtığı soruşturmada bu konudaki tablo henüz netleşmemiş olsa da karşılıklı bir esneklikten söz ediliyor.
İran medyasının aktardığına göre İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan dün Zanzibar Devlet Başkanı Hüseyin Ali Mwinyi ile yaptığı görüşmede, müzakerelerin ‘son aşamalara yaklaştığını ve ABD tarafı gerçekçi davranırsa nihayete ereceğini’ söyledi.
Abdullahiyan’ın yorumları nükleer anlaşmada öngörülen nükleer taahhütlerle ilgili müzakerelerin diğer tarafına değinmeden yine ekonomik yaptırımların kaldırılmasına odaklandı. Bu bağlamda, “Yaptırımların kaldırılması için yeni hükümette çok çaba sarf ettik” dedi.
Abdullahiyan perşembe günü yaptığı açıklamada, Tahran'ın nükleer anlaşmayı canlandırmak için ‘acelesi olmadığını’ belirterek, “Metni ve ABD tarafından aldığımız son yanıtı dikkatle inceliyor ve analiz ediyoruz” dedi.
Geçen pazartesi günü İran, ABD'yi dolaylı görüşmeleri ‘oyalamakla’ suçladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kanaani, “ABD’liler oyalanıyor ve Avrupa tarafında bir ihmalkarlık var. Halbuki ABD ve Avrupa'nın anlaşmaya İran'dan daha fazla ihtiyacı var” dedi.
Bu sırada İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Celil Rahimi Cihanabadi, muhtemel anlaşmanın ‘İran’ın bazı endişelerini giderdiğini’ söyleyerek bir hafta veya 10 güne kadar bir anlaşmaya varılması ihtimalinin yüksek olduğunu düşündüğünü dile getirdi.
İran İşçi Haber Ajansı'na (ILNA) göre Milletvekili Rahimi Cihanabadi şu ifadeleri kullandı:
“Santrifüjlerin niteliği, uranyum zenginleştirme yüzdesi, doğrulama (yaptırımların kaldırılmasını denetleme) ve (yabancı) yatırımcı şirketlere yıllarca sürecek garantiler konusundaki bazı endişeler giderildi. Milletvekillerinin çoğu, nükleer anlaşmayı canlandırmak için yapılan müzakerelerdeki tartışmalara ve taslaklara genel olarak aşina. Nasıl bir anlaşmaya varılacağını ve tarafların hangi taahhütleri kabul edeceğini biliyorlar.”
Rahimi Cihanabadi “Yeni bir anlaşma yok. Sadece önceki anlaşmayı canlandırmak için müzakereler yapılıyor” dedi.
İran, UAEA’nın uluslararası müfettişlerin zenginleştirilmiş uranyum izlerine rastladığı üç kayıt dışı bölgeye yönelik soruşturmasının kapatılmasını talep ediyor. Görünüşe göre UAEA, İran'ın 2015 müzakerelerinde rapor etmediği bölgelerdeki faaliyetlerin varlığını ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden haftalar önce İsrail tarafından Mayıs 2018'de açıklanan belgelerden öğrendi.
Perşembe günü Abdullahiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı telefon görüşmesinde, ülkesinin müzakerelerin taraflarını UAEA’nın soruşturmalarına son verilmesinin ‘temel bir gereklilik’ olduğu konusunda bilgilendirdiğini söyledi.
Tahran'ın soruşturmayı sona erdirme ısrarı, üst düzey bir ABD'li yetkilinin İran'ın BM’ye bağlı ajansın müfettişlerinin soruşturmasını sona erdirme talebi de dahil olmak üzere bazı temel şartlarından vazgeçtiğine ilişkin basın açıklamalarıyla çelişiyor. İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, ABD'li yetkilinin açıklamalarını üstü kapalı olarak yalanladı. 2015 nükleer anlaşması yeniden canlandırılırsa, soruşturmaların ‘anlaşma tekrar yürürlüğe girmeden önce’ kapatılması gerektiğini söyleyerek, soruşturmaların ‘İsrail'den gelen sahte belgelere dayandığını’ öne sürdü.
İslami, İranlı yetkililerin Mossad'ın İran'a ait belgelere ulaştığını doğrulamasına rağmen, İsrail belgelerinin 'sahte' olduğunu iddia etti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre geçen yıl ağustos ayında, eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani son kabine toplantısında 'gizli belgelerin İsrailliler tarafından ülkeden çıkarılıp ABD Başkanı Donald Trump'a gönderildiğini ve Trump'ın nükleer anlaşmadan çekildiğini' söylemişti.
Geçen yıl nisan ayında, İran'ın Ekonomik İşlerden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Eski Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi (DMTK) Genel Sekreteri, Muhsin Rızai nükleer arşiv belgelerinin ‘çalındığını’ vurgulayarak ‘güvenlik kirliliği’ olarak adlandırdığı durumu ağır bir şekilde eleştirmişti.



Starmer, İşçi Partisi milletvekillerini kendisini İngiltere başbakanı olarak tutmaya ikna etmeye çalışıyor

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
TT

Starmer, İşçi Partisi milletvekillerini kendisini İngiltere başbakanı olarak tutmaya ikna etmeye çalışıyor

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)

İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın pozisyonu bugün, sadece bir buçuk yıldır sürdürdüğü görevinden alınmasını engellemek için İşçi Partisi milletvekillerini ikna etmeye çalışırken, pamuk ipliğine bağlı gibi görünüyor.

Starmer, son iki günde özel kalem müdürü Morgan McSweeney ve iletişim direktörü Tim Allen'ı kaybetti ve İngiltere'nin eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson ile hükümlü cinsel suçlu Jeffrey Epstein arasındaki ilişkinin ortaya çıkmasının ardından İşçi Partisi milletvekillerinden desteğini hıazla kaybediyor.

Allen, Starmer'ın özel kalem müdürü Morgan McSweeney'nin istifasından 24 saatten kısa bir süre sonra yaptığı açıklamada, "Downing Street'te yeni bir ekibin kurulmasına izin vermek için kenara çekilmeye karar verdim" dedi.

Starmer'ın kendisi de muhalefetten istifa çağrılarıyla karşı karşıya. Bugün, zayıflayan otoritesini yeniden inşa etme girişiminde bulunmak üzere İşçi Partisi milletvekilleriyle kapalı kapılar ardında bir toplantı yapması planlanıyor.

Siyasi gerilim, Starmer'ın Epstein ile olan ilişkisini bilmesine rağmen Mandelson'ı 2024 yılında İngiltere'nin ABD Büyükelçisi olarak atama kararından kaynaklanıyor.

Starmer, geçen eylül ayında, Mandelson'ın 2008'de bir çocukla cinsel suçlardan mahkum edildikten sonra Epstein ile arkadaşlığını sürdürdüğünü gösteren e-postaların ortaya çıkmasının ardından onu görevinden almıştı.

Starmer geçen hafta "Mandelson'ın yalanlarına inandığı" için özür diledi.

Starmer'ın en yakın danışmanı ve Temmuz 2024'teki İngiltere genel seçimlerinde İşçi Partisi liderinin başarısının mimarlarından biri olarak kabul edilen McSweeney yaptığı açıklamada, Mandelson'ın atanması kararında yakından yer aldığını söyledi. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre "Peter Mandelson'ı atama kararı yanlıştı. Partimize, ülkemize ve siyasete olan güvene zarar verdi" ifadelerini kullandı. Sözlerine şöyle devam etti: "Fikrim sorulduğunda Başbakana bu atamayı yapmasını tavsiye ettim ve bu tavsiyenin sorumluluğunu tamamen üstleniyorum."

Mandelson'ın tazminatı

İngiliz hükümeti, Eylül 2025'te görevden alınmasının ardından Peter Mandelson'a ödenen kıdem tazminatı paketiyle ilgili bir soruşturma başlattığını duyurdu. Mandelson, özellikle 2008-2010 yılları arasında Gordon Brown hükümetinde bakanlık yaptığı dönemde, Epstein'e borsa hakkında potansiyel olarak zarar verici bilgiler sızdırdığı iddiasıyla şu anda bir güvenlik soruşturması altında bulunuyor. Cuma günü Mandelson ile bağlantılı iki adreste arama yapıldı.


Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.


Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.