BM Yemen Özel Temsilcisi Grundberg Yemen Dışişleri Bakanı ile görüştü

Grundberg, ateşkesi genişletmek ve güçlendirmek için Yemen meşruiyetinin liderleriyle görüşmelerini yoğunlaştırıyor

Yemen Dışişleri Bakanı çarşamba günü Riyad’da BM Yemen Özel Elçisi ile yaptığı görüşme sırasında (Saba)
Yemen Dışişleri Bakanı çarşamba günü Riyad’da BM Yemen Özel Elçisi ile yaptığı görüşme sırasında (Saba)
TT

BM Yemen Özel Temsilcisi Grundberg Yemen Dışişleri Bakanı ile görüştü

Yemen Dışişleri Bakanı çarşamba günü Riyad’da BM Yemen Özel Elçisi ile yaptığı görüşme sırasında (Saba)
Yemen Dışişleri Bakanı çarşamba günü Riyad’da BM Yemen Özel Elçisi ile yaptığı görüşme sırasında (Saba)

Birleşmiş Milletler (BM) Hudeyde Anlaşması’nı Destekleme Misyonu’nun (UNMHA) Husi askeri hareketliliğine yönelik endişeleri sürerken BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg askeri ve insani ateşkesi genişletmek için Yemenli liderlerle görüşmelerini yoğunlaştırdı.
Grundberg aynı zamanda Taiz şehrinin batısındaki şiddetli Husi saldırılarından kaynaklanan gerilimi kontrol altına almayı amaçlıyor.
Bu bağlamda, UNMHA Twitter hesabından yaptığı kısa bir açıklamada, “Son günlerde Hudeyde şehrindeki büyük askeri varlığın son derece büyük bir endişeyle gözlemlendiğini” belirtti.
2018 yılı Aralık ayında Stockholm Anlaşması’ndan sonra kurulan UNMHA, “Hudeyde’nin Stockholm’de anlaşıldığı üzere, askeri gerilimden uzak kalması gerekiyor” ifadelerini kullanırken, Husi milislerinin liderlerine “Hudeyde anlaşmasının şartlarına saygı duyma ve tüm Yemenlilerin yararı için gerilime katkıda bulunabilecek eylemlerden kaçınma” çağrısında bulundu.
UNMHA’nın açıklaması, milislerin son birkaç gün içinde silahlı binlerce unsurunu güç gösterisi yapma, çatışmayı yeniden başlatma tehdidi ve Kızıldeniz’in güneyindeki deniz ulaşımını tehdit etme çabaları bağlamında, Hudeyde şehrine göndermesinden sonra geldi.
Bu sırada, BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg, Suudi Arabistan başkenti Riyad’da meşruiyet liderleriyle görüşmelerine devam etti. Grundberg bu denemelerinin, ateşkesi birkaç yöne genişletme önerisinin onaylanmasına yol açmasını umuyor. Yemen meşru hükümeti, Husilerin Taiz kuşatmasının devam etmesi ve 2 Nisan’da başlayan ve 2 Ekim’e kadar iki kez yenilenen ateşkes anlaşması gereğince yolları açmamasına rağmen ateşkesi korumaya devam ediyor.
Husilerin son geriliminin ateşkesi baltalayacağı ve Grundberg’in misyonunun çalışmalarını karmaşık hale getireceğine yönelik korkuların gölgesinde, resmi Yemen kaynakları, Grundberg’in Riyad’da çarşamba günü Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek’in yanı sıra Yemen İstişare ve Uzlaşı Komisyonu Başkanı Muhammed Abdullah Nasır el-Gaysi ve yardımcısı ile görüştüğünü belirtti. Söz konusu görüşmeler, Grundberg’in Yemen Meclis Başkanı Sultan el-Barakani ile üçüncü görüşmesinin ertesi günü gerçekleşti.
Bakan bin Mübarek BM Yemen Özel Elçisi ile Taiz’de ed-Dabab bölgesinde Husi darbe milislerinin son saldırıları, ateşkesi sürekli ihlallerini görüştü.
Şarku’l Avsat’ın SABA haber ajansından aktardığına göre Bin Mübarek, “Genel olarak Yemen halkı ve özel olarak Taiz halkının, milislerin 7 yıllık kuşatmasının ardından Taiz’e giden ana yolları açma taahhüdünü yerine getirmesini beklediği bir zamanda, Husi milisleri, Taiz’e giden tek karayolunu kesmeye çalışarak, uluslararası topluma meydan okuduğunu belirtti. Bu durum, Husilerin uluslararası çabaları ve BM’yi ne kadar küçümsediğini ayrıca devleti yeniden yapılandırmak isteyen Yemen hükümetinin ve halkının konumunu yanlış hesapladığını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Yemen Dışişleri Bakanı Husilerin davranışları konusunda uyararak “Bu uygulamalara karşı kararlı duruşlar olmadığı sürece, mevcut ateşkesi ve ateşkesi genişletmek için girişimler ve çabaları teste tabi tutar” dedi. Bakan, şu ana kadar gerçekleştirilen ilerlemeyi korumanın, milislerin, yolları açmasını, tüm ihlallerine son vermesini, seferberlik sağlanmasını ve hükümetin ve onu destekleyen Arap Koalisyonu’nun taahhütlerinin, Yemen halkı pahasına Husi çıkarları için kullanılmasının önlenmesini gerektirdiğin vurguladı.
Bununla birlikte, resmi Yemen haber ajansı SABA, BM elçisinin ‘gerginliği artıran tüm eylemleri kınadığını ve ateşkese uyulmasını garanti eden ortak bir mekanizma aracılığıyla tüm ihlalleri ele alma konusundaki kararlılığını dile getirdiğini’ aktardı. Ateşkesin, savaşın sona ermesi için bir umut vermesinin ardından, genişletilmiş bir ateşkese ulaşmak ve Yemenlilerin isteklerine hizmet etmek amacıyla barış sürecinde ilerlemenin bir yolunu bulmak için çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.
Grundberg kendi adımları bağlamında, Yemen İstişare ve Uzlaşı Komisyonu Başkanı Muhammed Abdullah Nasır el-Gaysi ve Komisyon’un Başkan Yardımcısı Abdulmelik el-Mihlafi ile Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da görüştü.
SABA’nın aktardığına göre, Komisyon Başkanı Gaysi, uluslararası toplumun ve BM elçisinin, Taiz ed-Dabab Yolu’na yönelik son saldırıları ve ateşkesin içerdiği yükümlülükleri yerine getirmemeleri ile, barış çabalarını reddetme ve bozmaya yönelik niyetlerini ortaya koyan Husi milislerinin uygulamaları karşısında sorumluluk almaları gerektiğini belirtti.
SABA ajansının aktardığına göre, Gaysi ‘insani çabaların engellenmesinin, masum sivillerin kanıyla yaşayan darbe milislerinin doğasını, yaklaşımını ve ideolojisini doğruladığını’ belirtirken, “Siyasi süreç için kapsamlı bir çerçeve sunulmasının önemini” vurguladı. Gaysi ayrıca bu çerçevenin barışa yönelik niyetlerin gerçek bir testi olduğunu, ilgili tüm ulusal, bölgesel ve uluslararası taahhüt ve anlaşmaları içermesi gerektiğini belirtti ve Yemen Başkanlık Konseyi için müzakere heyeti oluşturmanın önemini vurguladı. Bu konularla ayrı ayrı ilgilenmeye devam edilmesinin çözümde gerçek bir ilerleme sağlamayacağını da sözlerine ekledi.
SABA’ya göre, Grundberg bir sonraki aşamada savaşın yeniden başlamamasını garanti etmek için tarafların karşılıklı çaba sarf etmesi gerektiğini belirtti. 
Yemen Meclis Başkanı Şeyh Sultan el-Barakani BM Özel Elçisi’ne art arta gelen ateşkeslerin, ciddi ve barışa yardımcı olmadıkça hiçbir değeri olmayacağını belirtti ve el-Husi’yi ‘işlediği yüzlerce ihlalin de kanıtladığı üzere, barış süreci konusunda ciddi olmamakla’ suçladı. Ayrıca geçici başkent Aden’e giden şehrin tek yolu olan ed-Dabab yolunu kapatmak amacıyla son iki gün içinde Taiz’de meydana gelen saldırıya dikkat çekti.
Barakani, “Bu olay, el-Husi’nin hala saldırgan yöntemlerle düşündüğünü ve ilk ateşkesin gerektirdiği üzere Taiz’de yolları ve geçişleri açmak yerine geri kalan yolları da kapatmak istediğini kanıtlıyor” dedi.
Barakani “El-Husi barışın sağlama sürecinin bir ortağı değil” ifadelerini kullandı. Resmi kaynakların aktardığına göre, Meclis Başkanı ayrıca BM elçisi ve uluslararası topluma “El-Husi ve İran’ı caydırmak için sorumluluklarını üstlenme” çağrısında bulundu. Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler’indeki hükümet temsilcileri, onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açan Taiz’in batısındaki Husi saldırısının ardından, Husilerin BM Elçisi gözetiminde Amman’daki ofiste düzenlenen toplantılara katılımlarını süresiz olarak askıya almıştı.
Grundberg bu çabalarıyla, mevcut kırılgan ateşkesi, maaşların ödenmesi için bir mekanizma, Sanaa havalimanına gidiş-dönüş yeni destinasyonlar eklenmesi, Hudeyde limanına daha fazla yakıt sağlanmasına ilişkin yeni maddelerin ekleyerek genişletmeyi umuyor ancak bu, Husilerin Taiz kuşatmasını hafifletmeyi onaylamasına bağlı olarak başarılı olabilir. Bu durum ayrıca, Yemen hükümetinin diğer dosyaları tartışmaya başlaması için gereken temel talebi de temsil ediyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.