Hristiyanlar, İdlib kırsalında 10 yıl sonra Saint Anna Kilisesi’nin yeniden açılmasını kutladı

İdlib kırsalındaki Saint Anna Kilisesi, 10 yıl kapalı kalmasının ardından yeniden açıldı (Şarku’l Avsat)
İdlib kırsalındaki Saint Anna Kilisesi, 10 yıl kapalı kalmasının ardından yeniden açıldı (Şarku’l Avsat)
TT

Hristiyanlar, İdlib kırsalında 10 yıl sonra Saint Anna Kilisesi’nin yeniden açılmasını kutladı

İdlib kırsalındaki Saint Anna Kilisesi, 10 yıl kapalı kalmasının ardından yeniden açıldı (Şarku’l Avsat)
İdlib kırsalındaki Saint Anna Kilisesi, 10 yıl kapalı kalmasının ardından yeniden açıldı (Şarku’l Avsat)

İdlib kırsalındaki Hristiyanlar, Suriye savaşı ve çok sayıda Hristiyan’ın kendi bölgelerinden göç etmesi nedeniyle 10 yılı aşkın bir süredir kapalı olan ve dini törenlere ara verilen Saint Anna Kilisesi’nin yeniden açılmasını kutladı. Kutlama, İdlib vilayetinde bir sevinç ve dini ilahilerin söylendiği bir atmosferde, güvenlik güçlerinin doğrudan koruması altında gerçekleştirildi.
İdlib kırsalındaki el-Kuniya köyünden Hristiyan dininde mensup Ebu Luksa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “El-Cedide, el-Kuniya ve Yakubiye köy ve kasabalarından din adamlarının başkanlık ettiği çok sayıda Hıristiyan cemaati, 28 Ağustos Pazar günü İdlib’in kuzeybatısındaki Cisr Şugur kırsalında yer alan Yakubiye’deki Saint Anna Kilisesi’ni açtı. Katılımcılara neşe ve mutluluk dolu bir atmosferde yiyecekler ve kilisenin yeniden açılmasını kutlamak için tebrikler sunuldu. Ayrıca Suriye savaşı ve çok sayıda Hristiyan köylünün Suriye’nin farklı bölgelerine ve yurt dışına göç etmesi nedeniyle 10 yıllık bir aradan sonra ilk kez Aziz Anna’nın doğum gününü kutlamak için bir ayin düzenlendi” dedi.
Ebu Luksa, “İdlib’in kuzeybatısındaki Hristiyan köy ve kasabalarının sakinleri, güvenlik nedeniyle medya organlarının katılımlarından uzak şekilde geçtiğimiz yıllarda (muhalefet gruplarının İdlib’in kontrolünü ele geçirmesinden bu yana) bölgede sınırlı olarak Noel kutlamaya, dini ayin ve ritüelleri uygulamaya alışmışlardı” ifadelerini kullandı.
Ebu Luksa ayrıca, “Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Cevlani, kısa bir süre önce Yakubiye bölgesine özel bir ziyaret düzenleyerek, bölgedeki Hristiyan ileri gelenler ve din adamlarıyla bir araya geldi. Cevlani, ziyareti sırasında Hristiyanları bölgelerinde koruma, dini ayinlerini rahat ve güven içinde yapmalarına izin verme ve özel mülkleri kanıtlandıktan sonra sahiplerine teslim etme sözü verdi. Suriye’nin içindeki ve dışındaki bu bölgelerden (yerinden edilmiş) her Hristiyan’ın memnuniyetle karşılandığını, kasabasına ve evlerine dönebileceğini ve mülklerini geri alabileceğini vurguladı” şeklinde konuştu.
Cisr Şugur kırsalındaki Saint Anna Kilisesi’nin önemi hakkında ise Yakubiye köyünden bir vatandaş, “Halkın geleneğine göre bu kilisenin, MS. 4. yüzyılda Kudüs’te şehit olan, Piskopos Korig’in adını taşıyan Yahuda’nın annesi Leydi Anna’ya adandığına inanılıyor. Kraliçe Helena’nın İsa Mesih’in çarmıha gerildiği haçı aramak için Kudüs’e geldiği söylenir. Yahuda ve annesi Anna, Kraliçe’nin haçı açığa çıkarmasına ve daha sonra Hristiyanlığa geçmesine yardım edenler kişilerdir. Yahuda bir piskopos olarak atanmış ve adını Korig’den almıştır. O günden bu yana Aziz Anna Bayramı, her yıl Ağustos ayının son pazar günü Yakubiye köyünde düzenleniyor. Suriye’deki Ermeni Ortodoks mezhebinin çocukları Saint Anna Kilisesi’ne akın edip, bayram ritüellerini uygulardı” dedi.
Cisr Şugur kırsalındaki Yakubiye köyü yanında yer alan Sünni el-Maland köyünden 65 yaşındaki Ebu Muhammed, Müslüman olmasına rağmen köyün bitişiğindeki birçok Hristiyan köyü sakini ile sevgiye, muhabbete, karşılıklı ziyaret ve selamlaşmaya dayalı dostlukları olduğunu belirtti. Ebu Muhammed, dini ritüelleri kutlayan Hristiyan komşularını gördükten sonra oldukça mutlu olduğunu söyledi.
İdlib ve Cisr Şugur şehirlerinde az sayıda Hristiyan yaşarken, İdlib’in kuzeybatısındaki Yakubiye, el-Cedide ve el-Kuniya köy ve kasabalarında, ayrıca batıda el-Gassaniye ve Haluz köylerinde 11 bin Hristiyan yaşıyor. Ancak Suriye savaşının koşulları, Suriye rejiminin bombardımanları ve son yıllarda bazı tarafların ihlalleri çok sayıda kişinin, Suriye’nin içinde ve dışında farklı bölgelere göç etmesine neden oldu.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.