Şi Cinping, Washington ile artan gerilimin ortasında üçüncü dönem için hazırlanıyor

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (AFP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (AFP)
TT

Şi Cinping, Washington ile artan gerilimin ortasında üçüncü dönem için hazırlanıyor

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (AFP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (AFP)

Dünya genelinde partilerin kongre toplantıları uluslararası medyanın dikkatini nadiren çeker. Ancak, Çin’in iktidardaki Komünist Partisi söz konusu olduğunda durum değişiyor.
Uluslararası haber ajansları, bu hafta başında Çin Komünist Partisi’nin 16 Ekim’de düzenleneceğini duyurdu.
Bu yılki kongre çok önemli, çünkü Devlet Başkanı Şi Cinping tarihi bir üçüncü liderlik dönemini güvence altına almaya ve ülkenin Mao Zedong’dan bu yana en güçlü lideri olarak yerini sağlamlaştırmaya hazırlanıyor.
Partinin 1921’de kuruluşundan bu yana 20. kez düzenlenecek olan kongre, şu anda yedi üyeden oluşan güçlü bir organ olan Politbüro Daimi Komitesi’nin oluşumunda da büyük bir değişikliğe tanık olacak.
Komünist Parti Kongresi’nin önemi nedir? Şi hedeflerine ulaşmayı başarabilecek mi?
Şi, Çin’in yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı sıkı politikaları ve bunun sonucunda ortaya çıkan ekonomik zorlukların ardından, şüphesiz ki bu konferansı gücünü pekiştirmek için bir fırsat olarak görüyor.
2017’deki son kongrede adı ve düşüncelerini parti tüzüğüne soktu ve böylece Şi ülkenin kurucusu Mao Zedong’un ardından yaşarken adı belgeye giren ilk lider oldu.
Ayrıca teorik olarak ömür boyu görevde kalabilmesi için 2018’de toplam 10 yıllık iki dönem sınırını ortadan kaldıran bir anayasa değişikliği yapıldı.
Çin medyası, Nisan ayından bu yana Şi’den ‘ana lider’ olarak bahsediyor. Bu, Mao Zedong’a verilen bir unvan olarak biliniyor.
Dış politika cephesinde, Çin Devlet Başkanı geniş halk desteğine sahip. Bu, Tayvan konusunda ABD ile yaşanan askeri ve siyasi gerginliğin ardından Çinlilerin öfkesinde açıkça görülüyordu.

Kongre’ye kimler katılıyor?
Reuters’ın haberine göre, ülkenin dört bir yanından yaklaşık 2 bin 300 parti üyesinin, bir hafta sürecek konferans için Pekin’deki Tiananmen Meydanı yakınındaki Büyük Halk Salonu’nda kapalı kapılar ardında toplanması bekleniyor.
Komünist Parti delegeleri, partinin yaklaşık 200 üyeli Merkez Komitesi’nin üyelerini seçecek.
Kongre’nin bitiminden sonraki gün yapılacak Merkez Komitesi’nin ilk genel oturumunda, 25 kişilik Politbüro ve Çin’in en yüksek liderlik organı olan Daimi Komite üyelerinin belirlenmesi için oy kullanılacak.

Kongre’nin en önemli sonuçları neler olabilir?
Kongre, Çin’in güç yapısındaki üst düzey pozisyonların kapsamlı bir şekilde değişmesine neden olacak ve ekonomik, diplomatik, güvenlik ve sosyal politikaların formüle edilmesinden sorumlu yetkililer önümüzdeki beş yıl için atanacak.
Belki de en önemlisi, iki dönemin ardından istifa eden önceki devlet başkanlarının izlediği yola aykırı olarak, Şi’nin Parti Genel Sekreteri olarak görev süresinin beş yıl daha uzatılması olacak.
Kongre’de Şi’ye, Komünist Parti Genel Sekreterliği ve Merkez Askeri Komisyon Başkanlığı görevlerinin tekrar verilmesi ve Mart ayında yapılacak Ulusal Halk Kongresi sırasında devlet başkanı olarak devam etmesinin önünün açılması bekleniyor.
Kongre, Mart ayında görev süresi dolan Başbakan Li Keqiang’ın yerini alacak kişiyi de ele alabilir.
Ancak Reuters’a göre Li siyasi mücadeleyi bırakmayacak. Çünkü 67 yaşındaki Li henüz Çinli liderlerin emeklilik yaşına ulaşmadı.
Analistler, Li’nin bu yıl siyasi varlığını güçlendirmesini, partinin Politbüro Daimi Komitesi’nde kalabileceğinin bir göstergesi olarak gördü.



Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.