Ozzy Osbourne: Konuştuğum at bana cevap verince LSD'ye tövbe ettim

Geçmişte uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele eden Osbourne, LSD'yi nasıl bıraktığını anlattı

Ozzy Osbourne geçmişte madde bağımlılığıyla mücadele ettiğini pek çok kez dile getirmişti (AP)
Ozzy Osbourne geçmişte madde bağımlılığıyla mücadele ettiğini pek çok kez dile getirmişti (AP)
TT

Ozzy Osbourne: Konuştuğum at bana cevap verince LSD'ye tövbe ettim

Ozzy Osbourne geçmişte madde bağımlılığıyla mücadele ettiğini pek çok kez dile getirmişti (AP)
Ozzy Osbourne geçmişte madde bağımlılığıyla mücadele ettiğini pek çok kez dile getirmişti (AP)

Rock müzik efsanesi Ozzy Osbourne, kendisini tarlanın ortasında bir atla sohbet ederken bulduktan sonra halisünojen bir sentetik uyuşturucu olan LSD'yi kullanmamaya yemin ettiğini söyledi.
1970'lerde geçen anısını Daily Star'a anlatan 73 yaşındaki müzisyen, konuştuğu at kendisine cevap verince "aklının başından gittiğini" dile getirdi.
Gençliğinde çok fazla uyuşturucu kullandığını belirten Osbourne, şunları söyledi:
"O sıralar Amerika'da içkiyi LSD'yle karıştırma alışkanlığı vardı. Ben de tek seferde bir avuç dolusu uyuşturucu yutardım. İngiltere'ye döndükten sonra bir gece 10 tane LSD aldım ve yürüyüşe çıktım."
Osbourne, "Kendimi tarlada atın tekiyle bir saat boyunca konuşurken buldum" dedi ve devam etti:
"At bana dönüp "S**tir oradan" dedi. Benim için bu sondu. Bir daha LSD kullanmadım."
Ünlü müzisyen geçmişte alkol ve uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele etmişti.
2019'da Parkinson teşhisi konan ve 2003'te geçirdiği bisiklet kazası kaynaklı sakatlıkları olan Osbourne, geçen aylarda büyük bir ameliyat geçirmişti.
ABD'deki hastaneden haziranda taburcu olan Osbourne'un eşi Sharon Osbourne, ameliyat hakkında "Ozzy'nin geri kalan hayatını belirleyecek" ifadelerini kullanmıştı.
20 yıldır ABD'de yaşayan Osbourne ve eşi, büyük ameliyatın ardından Britanya'ya dönme kararı aldı.
 
Independent Türkçe, Page Six, Daily Star



OpenAI krizini anlatan film görücüye çıktı: Son 10 yıldaki en iyi işi

Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)
Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)
TT

OpenAI krizini anlatan film görücüye çıktı: Son 10 yıldaki en iyi işi

Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)
Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)

Luca Guadagnino'nun merakla beklenen filmi Yapay (Artificial), pazartesi akşamı (5 Ekim) New York Film Festivali'nde prömiyerini yaptı.
 
OpenAI'ın kurucu ortaklarından Sam Altman'a odaklanan film, sosyal medyadaki ilk yorumlarda övgüyle karşılandı. Eleştirmenler yapımı "kışkırtıcı", "insanı sarsan bir şirket draması" ve yönetmenin "son 10 yıldaki en iyi filmi" diye nitelendiriyor.

Biyografik komedi-dram diye tanıtılan Yapay, Kasım 2023'te OpenAI yönetiminde yaşanan krizi anlatıyor. Altman, bu süreçte yapay zeka devindeki görevinden alınmış, ardından yeniden işinin başına dönmüştü.

Filmde Altman'ı Andrew Garfield canlandırıyor. Oscar ödüllü Anora'yla dikkat çeken Yura Borisov, OpenAI'ın kurucu ortaklarından ve dönemin baş bilim insanı Ilya Sutskever'ı canlandırıyor. Sutskever, Altman'ın görevden alınmasında rol oynayan isimlerden biri.

Monica Barbaro, şirketin o dönemki teknoloji direktörü Mira Murati'yi, Cooper Hoffman ise yönetim kurulu başkanı Greg Brockman'ı oynuyor. Ike Barinholtz, kurucu ortaklardan Elon Musk'ı, Mark Rylance da Nobel ödüllü Geoffrey Hinton'ı canlandırıyor.

Oyuncu kadrosunda ayrıca Jason Schwartzman, Chris O'Dowd, Zosia Mamet, Billie Lourd ve Angus Imrie yer alıyor. 

Yapay, Garfield'ı 2025 yapımı Avın Ardından'da (After the Hunt) birlikte çalıştığı Guadagnino'yla yeniden buluşturuyor.

Senaryoyu, Saturday Night Live'ın eski kalemlerinden mizah yazarı Simon Rich yazdı. 

Filmin hazırlıkları, Guadagnino projeye katılmadan önce Amazon MGM Stüdyoları'nda başlamıştı. Ancak beyazperdeye uzanan yolculuğu sancılı geçti.

Amazon MGM, ana şirketi Amazon'un OpenAI'la 50 milyar dolarlık yatırım içeren bir anlaşma imzalamasından birkaç gün sonra projeden çekildi. Neon ise haziranda, 40 milyon dolar bütçeli filmin tamamlanması için anlaşmaya vardı. Şirket, alışılmışın dışındaki bu anlaşmada peşin ödeme yapmadı ancak pazarlamaya 15 milyon dolar harcamayı taahhüt etti.

"Çağımızın acil meseleleriyle en yakından ilgili film"

Yapay'a ilişkin ilk değerlendirmeler arasında, Next Best Picture'ın genel yayın yönetmeni ve eleştirmen Matt Neglia'nın yorumu öne çıkıyor. Filmi "korkutucu olduğu kadar eğlenceli" bulan Neglia, şunları yazdı:

Güç, kontrol, hırs ve açgözlülük üzerine, senaryosu ustalıkla yazılmış bir insan hikayesi. Çağımızın acil meseleleriyle en yakından ilgili film bu olabilir. Andrew Garfield, Sam Altman rolünde kariyerinin en huzursuz edici performanslarından birini sergiliyor ve bambaşka birine dönüşüyor. Karakterin insanın savunmasını düşüren cazibesini de tedirgin edici kötücüllüğünü de aynı başarıyla yansıtıyor.

Neglia, Borisov'un performansını ve Damon Albarn'ın müziklerini de övdü:

Yura Borisov, OpenAI'ın arkasındaki parlak zeka rolünde muhteşem. Ortaya çıkmasına ve dünyaya yayılmasına katkıda bulunduğu teknolojinin ahlaki sonuçlarıyla boğuşan karakterini zeka ve empatiyle canlandırıyor. Damon Albarn'ın elektronik, atmosferik müzikleri, bu teknoloji odaklı hikayenin ruhunu kusursuz biçimde yansıtıyor. Guadagnino'nun sinemasal dokunuşları da bolca hissediliyor. Ortaya yönetmenin bugüne kadarki en komik ve en korkutucu filmi çıkmış olabilir. Kışkırtıcı, sürükleyici ve düpedüz dehşet verici. Tam da bugünü anlatan bir film. Sunduğu gelecek tasavvuru gerçekleşirse dönüp ona bakma fırsatımız bile olmayabilir.

"Eğlenceli ve korkutucu bir yolculuk"

Editör Eric Kohn ise filmi "tonunu kusursuz biçimde tutturan bir kara komedi" diye tanımladı:

Andrew Garfield, bir sinema canavarı, soytarı bir iş dünyası patronu ve şeytani bir dahi arasındaki ince çizgide yürüyor. Merkezindeki paradoksu somutlaştıran, eğlenceli ve korkutucu bir yolculuk.

Sinema eleştirmeni Jairo Jiménez de şu değerlendirmeyi yaptı:

Guadagnino, takıntılı enerjisi ve Andrew Garfield'ın parladığı güçlü bir farsla Silikon Vadisi'nin içyüzünü ortaya seriyor. Hararetli, insanı sarsan bir şirket draması. Asıl yapaylığın hiçbir zaman makinelerde değil, yönetim kurulu odasında olduğunu gösteriyor. Mutlaka görülmesi gereken bir film.

Variety'den Clayton Davis, Yapay'ı "Guadagnino'nun son 10 yıldaki en iyi filmi" diye nitelendirirken, "Andrew Garfield ve Yura Borisov kendilerini aşıyor. Bayıldım" ifadelerini kullandı.

"Bana o kadar benziyordu ki..."

Filmin konusu tartışma yaratabilecek olsa da Guadagnino, Vulture'a verdiği röportajda Altman'ın ya da filmde canlandırılan diğer kişilerin tepkilerinden "korkmadığını" söylemişti:

Bence büyük güç sahibi insanlar, topluma karşı sorumlu olmaları gerektiğinin çok iyi farkında olmalı.

Altman ise Garfield'la hiç tanışmadığını ancak evinin yakınındaki çekimlere rastladığında oyuncunun kendisi gibi yürüdüğünü fark ettiğini anlattı. Vanity Fair'ın kapak röportajında o anı şöyle aktardı:

Bir sabah kahve almak için sokakta yürüyordum. Her yerde kameralar vardı ve tıpkı benim gibi giyinmiş, benimkiyle aynı sırt çantasını takmış bir adam yürüyordu. Bana o kadar benziyordu ki simülasyonda tuhaf bir hata olmuş gibi hissettim. Çok garipti.

Öte yandan Variety, dün prömiyer sona ermeden yayımladığı özel haberinde Neon'un ödül kampanyasının ayrıntılarını duyurdu. Şirket, Oscar yarışında Garfield ve Rylance'ı En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Borisov'u En İyi Erkek Oyuncu, Barbaro'yu ise En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu kategorilerinde destekleyecek.

Yapay, ABD'de 25 Aralık'ta, Türkiye'deyse 29 Ocak 2027'de vizyona girecek.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Vanity Fair, Vulture


Phil Collins, Paul McCartney'yle 24 yıl süren küslüğünü anlattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Phil Collins, Paul McCartney'yle 24 yıl süren küslüğünü anlattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Phil Collins, Paul McCartney'yle ilişkisinin son durumu hakkında açıklama yaptı.

75 yaşındaki Collins ve 84 yaşındaki McCartney arasındaki gerginlik, McCartney'nin 2002'de İngiltere Kraliçesi'nin Jübile Konseri sırasında In the Air Tonight'la tanınan şarkıcı hakkında yaptığı yorumdan bu yana sürüyor.

Piers Morgan Uncensored adlı podcast'in yakın tarihli bir bölümünde konuşan Collins, aralarındaki o ilk diyaloğu şöyle anlattı:

Buckingham Sarayı'nda prova alacaktık ve yanımda Hunter Davies'in [The Beatles hakkındaki] kitabının epey nadir bulunan ilk baskısı vardı. Paul'ün imzalaması için onu provaya götürmüştüm... Paul, o dönemde evli olduğu Heather Mills'le birlikte arkamdan yaklaştı ve ben de 'Paul, bunu imzalayabilir misin?' dedim.

Collins sözlerine şöyle devam etti:

Muhtemelen öyle demek istemedi ama 'Bizim küçük Phil de sıkı bir Beatles hayranıymış' dedi. Ben de içimden 'Seni pislik herif' diye geçirdim. Kendime engel olamadım, aklımdan geçen tam olarak buydu.

Collins, bu sözlerin kendisini incitmesiyle ilgili şunları ekledi:

Paul'u tanıyordum. Onunla daha önce de bir araya gelmiştim. Albümlerinden birinde çalmıştım. Prince's Trust etkinliğinde onunla birlikte sahneye çıkmıştım. Londra'daki bir ödül töreninde ona ödül vermiştim, yani onu bir nebze olsun tanıyordum. Bu yüzden verdiği cevaptaki o üslup beni biraz şaşırtmıştı.

Sussudio şarkısıyla tanınan isim, bu olayı 2016'da yayımlanan Not Dead Yet (Henüz Ölmedim) adlı anı kitabında da kaleme almış ve McCartney'nin kendisine e-posta gönderdiğini ancak bu mesaja yanıt vermediğini belirtmişti.

Collins, o yıl ekimde Billboard'a şöyle konuşmuştu:

Bu konuyla ilgili benimle iletişime geçti çünkü üzgündü. Ondan herhangi bir çiçek falan almadım, daha ziyade 'Hadi hayatımıza bakalım' minvalinde bir yaklaşım gördüm. Hakkında biraz nahoş bir şeyler söylediğim için üzülmesine üzüldüm, gerçi söylediğim şey aslında o kadar da nahoş değildi. İnsanlar bazen diğerlerine tavırlarının biraz daha iyi olabileceğini söylemezse, o zaman kimse kendini düzeltemez, anlıyor musun?

Morgan'a konuşan Genesis grubu üyesi Collins, King’s Trust yardım müzayedesi için hatıra eşyaları topladığını öğrenen McCartney'nin kendisiyle iletişime geçmesinin ardından yaşanan gelişmeleri paylaştı.

Collins, Morgan'a o anları şöyle anlattı:

Bana 'Hazır telefondayken...' dedi. İçimden 'Eyvah, başlıyoruz' diye geçirdim. Sonra 'Tüm bunlar da neyin nesi?' diye sordu. Ben de 'Keşke hiç söylemeseydim Paul, keşke hiç söylemeseydim' dedim. O ise 'Biliyor musun, aramızın iyi olduğunu sanıyordum' karşılığını verdi.

Collins, "Üzgün ​​olduğumu söyledim çünkü gerçekten onun..." diyerek cümlesini yarım bıraktı ve şöyle devam etti:

Yani belli ki bu durum onu ​​rahatsız etmişti çünkü o da tıpkı hepimiz gibi sevilmeyi seviyor! Belki de başkalarına kıyasla biraz daha fazla. Ama hepimiz sevilmek isteriz. Bunu anlıyorum.

Independent Türkçe


Sicario 3 müjdesi: Başrol üçlüsü yeniden bir arada

Üç dalda Oscar'a aday gösterilen 2015 yapımı Sicario, ABD ve Meksika arasındaki kanunsuz sınır bölgesinde uyuşturucu kartellerine karşı yürütülen gerilim dolu mücadeleyi anlatıyordu (Lionsgate)
Üç dalda Oscar'a aday gösterilen 2015 yapımı Sicario, ABD ve Meksika arasındaki kanunsuz sınır bölgesinde uyuşturucu kartellerine karşı yürütülen gerilim dolu mücadeleyi anlatıyordu (Lionsgate)
TT

Sicario 3 müjdesi: Başrol üçlüsü yeniden bir arada

Üç dalda Oscar'a aday gösterilen 2015 yapımı Sicario, ABD ve Meksika arasındaki kanunsuz sınır bölgesinde uyuşturucu kartellerine karşı yürütülen gerilim dolu mücadeleyi anlatıyordu (Lionsgate)
Üç dalda Oscar'a aday gösterilen 2015 yapımı Sicario, ABD ve Meksika arasındaki kanunsuz sınır bölgesinde uyuşturucu kartellerine karşı yürütülen gerilim dolu mücadeleyi anlatıyordu (Lionsgate)

Sicario 3 için uzun süren bekleyiş sona ermek üzere olabilir. 

Deadline'ın özel haberine göre Emily Blunt, Benicio del Toro ve Josh Brolin serinin yeni filminde karakterlerini yeniden canlandıracak.

Del Toro, üçüncü filmde Alejandro Gillick'i, Brolin ise Matt Graver'ı yeniden canlandıracak. İkiliye, 2015 yapımı Sicario'da FBI ajanı Kate Macer'ı canlandıran Blunt eşlik edecek.

Black Label Media ve Thunder Road, filmi yönetmesi için ilk uzun metrajı Yük'le (The Weight) gündemde olan Padraic McKinley'yle, senaryoyu yazması içinse Peaky Blinders'ın yaratıcısı Steven Knight'la anlaştı.

Denis Villeneuve imzalı ilk filmin ardından serinin ikinci halkası Sicario: Day of the Soldado, 2018'de Stefano Sollima'nın yönetmenliğinde izleyiciyle buluşmuştu. 

Filmde, sınırda görev yapan federal ajan Matt Graver, Meksikalı uyuşturucu kartellerinin ABD'ye terörist sokmasını engellemek için Alejandro Gillick'in yardımına başvuruyordu.

2023'te Hollywood'daki senarist grevi nedeniyle geciken üçüncü filmin konusu henüz açıklanmadı. 

Üçüncü filmin, ilk iki yapımın senaristi Taylor Sheridan'ın yarattığı karakterlerin hikayesini tamamlayarak üçlemeye son noktayı koyması bekleniyor.

Black Label Media'yı kız kardeşi Rachel Smith ve ikiz kardeşler Trent'le Thad Luckinbill'le birlikte yöneten Molly Smith, 2023'te Hollywood Reporter'a şu açıklamayı yapmıştı:

Çok yaklaştık. Grev biter bitmez ve önümüz açılır açılmaz harekete geçmeye hazır olduğumuz projelerden biri. Bütün ekibi yeniden bir araya getireceğimiz için çok heyecanlıyız. Taylor Sheridan bunu her zaman bir üçleme olarak düşündü, dolayısıyla hakkını vererek tamamlamamız gerekiyor. Sicario'nun gerçek hayranlarının beklentilerini karşılayamayacaksak bu filmi çekmenin bir anlamı yok.

Filmin yapımcıları arasında Black Label Media'dan Molly Smith ve Luckinbill kardeşler, Thunder Road'dan Basil Iwanyk ve Erica Lee bulunuyor. Ed McDonnell da yapımcılığı üstlenen isimler arasında.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter