Trablus’taki milletvekillerinin Bingazi’deki TM oturumuna katılmaları engellendi: Dibeybe olaya dahil olmakla suçlanıyor

Başkent Trablus’a yığılan milisler yeni bir gerginliğin habercisi olarak görülüyor.

Ağustos ayı sonlarında Trablus'ta patlak veren çatışmalar sırasında zarar gören araçlar (AP)
Ağustos ayı sonlarında Trablus'ta patlak veren çatışmalar sırasında zarar gören araçlar (AP)
TT

Trablus’taki milletvekillerinin Bingazi’deki TM oturumuna katılmaları engellendi: Dibeybe olaya dahil olmakla suçlanıyor

Ağustos ayı sonlarında Trablus'ta patlak veren çatışmalar sırasında zarar gören araçlar (AP)
Ağustos ayı sonlarında Trablus'ta patlak veren çatışmalar sırasında zarar gören araçlar (AP)

Libya Temsilciler Meclisi (TM), Trablus'taki milletvekillerinin başkentten ayrılmalarının engellenmesi nedeniyle Pazartesi günü ülkenin doğusundaki Bingazi kentinde yapılması planlanan oturumun yapılamayacağını açıkladı. Öte yandan tarafların Trablus’a milis yığmaya başlamasıyla başkentteki gergin atmosfer geri döndü.
TM Başkanı Akile Salih, ülkenin içinden geçtiği kritik bir dönemde böyle bir olayın yaşanmasını kınadı. Salih, milletvekillerinin Bingazi’ye gitmelerinin engellenmesini, ‘TM’nin çalışmalarının aksatılmasının yanı sıra ülkede istikrarın sağlanması amacıyla cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin bir an önce yapılması ve halkın ihtiyaçların karşılanması için kendisine verilen görevleri yerine getirmesinin engellenmesi’ olarak değerlendirdi. Salih yaptığı açıklamada, “Bu eylem, ülkenin birliğini tehdit eden tehlikeli bir emsal teşkil ederken vatandaşların özgürlüğünü kısıtlayan, yetkiyi kötüye kullanan ve parlamentonun çalışmasını engelleyen bir suç olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda Trablus’un, görev süresi dolan bir hükümet (Ulusal Birlik Hükümeti/UBH)tarafından desteklenen ve güvenliğini bozan silahlı gruplar tarafından rehin alındığını açıkça ortaya koyuyor. Hükümetin (İstikrar Hükümeti) bu şartlar altında Trablus’ta görevlerini yerine getirmeyeceği yönündeki görüşümüzün doğruluğunu teyit ediyor” ifadelerini kullandı.
Salih, Başsavcılıktan ‘bu olayı araştırmasını, soruşturmanın sonuçları hakkında bir açıklama yapmasını ve olayın sorumlularını mahkemeye sevk etmesini’ istedi. Milletvekillerine ‘ulusun çıkarına olacak kararlar almak için duyurulacak oturumlara katılmaları’ yönündeki çağrısını da yineleyen TM Başkanı, oturumlara katılmaları engellenen milletvekillerinin içinde bulundukları koşulları göz önüne alınarak (Bingazi’de) bulunan milletvekillerinin çoğunluğuyla kararlar alınacağını söyledi.
TM Sözcüsü Abdullah Buleyhık, kısa bir açıklama yaparak, Trablus'taki Mitiga Havalimanı'ndan Bingazi'deki Benina Havalimanı'na gitmek üzere olan milletvekillerinin başkentten ayrılmaları engellendiği için oturumun yapılamadığını ve bu konuda Devlet Yüksek Konseyi’ne (DYK) başvurulacağını duyurmuştu.
Buleyhık, batı bölgesi temsilcilerinin Bingazi'deki TM toplantısına katılmasını engelleyen tarafın kim olduğuna değinmekten kaçınsa da yerel kaynaklar, milletvekillerini engelleyenlerin, Abdulhamid ed-Dibeybe’nin başbakanı olduğu UBH'ye bağlı Terör ve Organize Suçla Mücadele İçin Caydırıcılık Birimi üyeleri olduğunu söylediler. TM Başkanı Salih'in birinci yardımcısı Fevzi en-Nuveyri de dahil olmak üzere yaklaşık 30 milletvekilinin Mitiga Havalimanı'ndan ayrılmaları engellendi.
Libya basını, UBH Başbakanı Dibeybe’yi, ülkenin batısından milletvekillerini Mitiga Havalimanı üzerinden Bingazi'ye gitmesini engellemek amacıyla Caydırıcılık Birimi’nin kullanmakla suçlarken, bazı milletvekillerinin olayla ilgili resmi bir açıklama yapmak üzere olduklarını, savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını ve durumlarının araştırılmasını talep ettiklerini aktardı.
UBH ve Caydırıcılık Birimi suçlamalar karşısında sessiz kalırken, DYK, UBH’ye bağlı milis grupların hareketliliğinin sürdüğü bir dönemde anayasal ve yürütme süreçleriyle ilgili görüşmeleri tamamlamak üzere başkentte bir toplantı düzenledi.
Trablus Havalimanı’nın güneyinde 444. Muharip Tugayı'nın konuşlandırıldığı ve eski İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Kamu Güvenliği Ajansı Başkanı İmad el Trabelsi’ye bağlı silahlı bir gücün seferber edildiği bilgisini aktaran Libya basınında Pazar akşamı, tank taşıyan bir kamyonun bozulduğunu gösteren görüntüler yer aldı.
Söz konusu haberlerdeki görgü tanıklarının ifadelerine göre sızdırılan bazı belgelerin kısa bir süre önce başkent Trablus'taki el-Endelus, es-Sevani ve el-Aziziye semtlerindeki kamu ve özel mülkleri geri almak için bir komite kurduğunu ortaya çıkardığı Trabelsi’ye bağlı milislerin arasında olağanüstü hal ilan edildi. Söz konusu sızdırılan belgelere göre Trabelsi, Devlet Mülkiyet Kurumu Başkanı’na ve üç semtin belediye başkanlarının yanı sıra Trablus ve Cafera emniyet müdürlüklerine bunu bildirdi.
Libya basını, UBH’ye bağlı Batı Sahili Bölgesi Komutanı Tümgeneral Salahaddin en-Nemruş’un başkentin güneybatısındaki Cefara ilindeki en önemli askeri üslerden biri olarak kabul edilen Aziziye’deki dijital destek üssünde incelemelerde bulunduğuna dikkati çekti.
Öte yandan Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Pazar akşamı İtalya'nın Trablus Büyükelçisi Giuseppe Puccini ile görüştü. Görüşmede ülkedeki ve başkent Trablus'taki güvenlik ve askeri durum ele alınırken İtalyan Büyükelçi, Trablus'taki silahlı çatışmalar sırasında hayatını kaybedenler için ülkesinin taziyelerini bildirdi.
Menfi, görüşmede Libyalı tarafları bir araya getirmek ve seçim sürecine ivme kazandırmak için atılan adımları ele aldıklarını söylerken Puccini’nin Libya Başkanlık Konseyi'nin siyasi partiler arasındaki fikir birliğini destekleyen dengeli pozisyonlarına yönelik takdirini ifade ettiğini belirtti. Ayrıca Belediye Meclisi temsilcileri, ileri gelenler, akil adamlar ve ‘El-Cebel el-Asabe Kulübü’ yönetiminin temsilcilerinin, ‘Başkanlık Konseyi’nin ülkede istikrarın sağlaması yönünde attığı adımlara’ verdikleri desteği aktardı.



"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.


Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.