Grundberg, BMGK toplantısının öncesinde Alimi ile Riyad’da bir araya geldi

Husi inatçılığı... BM Yemen ateşkesini genişletilmesine İran’ın rolüne güveniyor

Reşad el-Alimi ile BM elçisinin çarşamba günü Riyad'da gerçekleştirdikleri görüşmeden bir kare (SABA)
Reşad el-Alimi ile BM elçisinin çarşamba günü Riyad'da gerçekleştirdikleri görüşmeden bir kare (SABA)
TT

Grundberg, BMGK toplantısının öncesinde Alimi ile Riyad’da bir araya geldi

Reşad el-Alimi ile BM elçisinin çarşamba günü Riyad'da gerçekleştirdikleri görüşmeden bir kare (SABA)
Reşad el-Alimi ile BM elçisinin çarşamba günü Riyad'da gerçekleştirdikleri görüşmeden bir kare (SABA)

Husi milislerin Yemen insani ve askeri ateşkesinin taahhütlerini uygulamama konusundaki inatçılığına karşı, ateşkesi uzatmak ve güçlendirmek için uluslararası bir anlaşmaya varma umudu arasında Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg dün (Çarşamba) Riyad’da Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ile bir araya geldi. Bu görüşme, BM Güvenlik Konseyi’nin Yemen’deki duruma ilişkin gelişmeleri ele almak üzere planlanan toplantının öncesinde gerçekleşti.
Husi inatçılığının arka planında, Grundberg 5 Ağustos’ta İran’ın başkenti Tahran’a ziyaretini bitirdi. Grunberg bu ziyaretinde, ateşkesi genişletmenin yanı sıra Taiz kuşatmasını sona erdirme ve askeri gerilimi sonlandırmaya yönelik taahhütlerini uygulamayı kabul etmesi için Husi grubun üzerinde İran baskısı kurulmasını sağlamayı umuyordu.
Prensipte, Yemen Başkanlık Konseyi tarafından temsil edilen Yemen hükümetinin ateşkesin genişletilmesine ve sağlamlaştırılmasına karşı hiçbir engel bulunmuyor ancak, Taiz’deki sınır geçişleri, yolların açılması, güvenlik ve ekonomi dosyalarına yönelik tartışmalarda başka bir aşamaya geçilmesine yönelik engel teşkil ediyor. Zira darbe grubu, BM Özel Elçisi ikinci kez 2 Ekim’e kadar uzatılan ateşkes gereğince, şehre yönelik kuşatmanın hafifletilmesi yönündeki önerisini birçok kez reddetti.
BM Özel Elçisi’nin Tahran’dan döndükten sonra İran Dışişleri Bakanı ve diğer üst düzey yetkililerle görüştüğünü ve görüşmelerinin Yemen’deki ateşkesi genişletme ve güçlendirme çabalarının yanı sıra bölgesel dinamiklere odaklandığını söyledi.
Grundberg Tahran’daki görüşmelerinin ayrıntılarını açıklamazken, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad geçtiğimiz günlerde, BM Özel Elçisi’nin çalışmalarını desteklemek ve ateşkesi genişletme planının gerekliliğine ikna etmek için Avrupa ve ABD ile diplomatik görüşmelerde bir ivmeye tanık oldu.
Resmi kaynaklar, Alimi’nin barış çabalarındaki gelişmeleri ele almak ve ülkedeki Husi milislerinin neden olduğu insani acıyı hafifletmek için Grundberg’i kabul ettiğini belirtti. Alimi BM Özel Elçisi’ne Başkanlık Konseyi ve hükümetin 2216 sayılı karar başta olmak üzere ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde anlaşmaya varılan üç referansa uygun olarak adil ve kapsamlı bir barış sağlama seçeneğine bağlı olduğunu belirtti.
SABA haber ajansına göre, Alimi Başkanlık Konseyi’nin, hükümetin ve Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun Husi milislerin son 8 yıldaki inatçılığına rağmen, Yemen halkının insani acılarını hafifletmek için yapılan girişimleri hatırlattı.
Başkanlık Konseyi Başkanı, Husi milislerinin ateşkesi ihlal ettiğini ayrıca vatandaşların acılarına aldırmaksızın sonuncusu akaryakıt gemilerinin Hudeyde limanlarına ulaşmasını engellemek ve karaborsayı yeniden canlandırılmak gibi adımlarına dikkat çekti. Alimi, ateşkes anlaşmasının gerektirdiği üzere, bu gemilerin ve ticari sevkiyatların belirlenen varış noktalarına ulaşmasını önlemek için hükümet tarafından herhangi bir talimat olmadığını belirtti ayrıca milislerin uluslararası topluma şantaj yapma fırsatını kaçırmaya kararlı olduğunu söyledi.
SABA’ya göre, Alimi uluslararası toplumun, milisleri barış çabalarını ciddi bir şekilde ele almaya ve Yemen halkının çıkarlarını İran’ın yayılmacı çıkarlarından yukarıda tutmaya zorlamak için daha fazla baskı uygulanmasını umduğunu söyledi.
Bunun yanı sıra, Başkanlık Konseyi’nin BM Özel Elçisi’nin ateşkesi güçlendirmeye, milisleri Taiz ve diğer şehirler giden yolları açma konusundaki taahhütlerini yerine getirmeye zorlamaya ve çalışanların maaşlarını Hudeyde limanlarının gelirlerinden ödenmesini sağlamaya yönelik çalışmalarını desteklemeye devam ettiğini belirtti. 
BM Özel Elçisi’nin bugün (Perşembe) BM Güvenlik Konseyi’ne Yemen’deki çalışmalarına yönelik son gelişmeler ile ilgili brifing vermesi beklenirken, Husi milisleri, yeni ekonomik ve siyasi kazanımlar elde etmeden Taiz kuşatmasını sona erdirmeyeceğini belirtti.
Daha önce, Alimi uluslararası topluma, İran destekli Husi milislerinin ihlalleri karşısında sorumluluklarını üstlenme ve Husilerin uluslararası olarak yasaklanmış mayın ve patlayıcıları yerleştirme ve uluslararası deniz taşımacılığını tehdit etmeye yönelik yıkıcı projesine son verme çağrısında bulunmuştu.
Başkanlık Konseyi Başkanı bu çağrısını Husi milislerinin Hudeyde şehrinde benzeri görülmemiş bir askeri geçit töreni düzenlemesinin ardından yaptı. Söz konusu geçit töreni, güç gösteri yapmak, uluslararası topluma şantaj yapmak ve yerel halkı korkutmak için 15 binden fazla silahlı milisin toplanmasını ve çeşitli füzelerin ve deniz mayınlarının sergilenmesini içeriyordu. Aynı zamanda Stockholm Anlaşmasına aykırı bir etkinlikti.
BM Özel Elçisi’nin Yemen ateşkesini genişletme planı 4 unsurdan oluşuyor. Bunlar, memur maaşlarının ve sivil emeklilerin emekli maaşlarının düzenli ödenmesi için şeffaf ve etkili bir mekanizma üzerinden anlaşılması, Taiz ve diğer şehirlerde daha fazla yolun açılması, Sanaa Uluslararası Havalimanı’na daha fazla gidiş geliş yolu eklenmesi ve Hudeyde’nin tüm limanlarına düzenli yakıt akışının sağlanmasını içeriyor.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.