Beşiktaşlı Josef, MKE Ankaragücü maçından sonra aldığı cezaya gözyaşlarıyla itiraz etti: 'Orada yüzde 100 doğru bir şey yaptığıma inanıyorum'

AA
AA
TT

Beşiktaşlı Josef, MKE Ankaragücü maçından sonra aldığı cezaya gözyaşlarıyla itiraz etti: 'Orada yüzde 100 doğru bir şey yaptığıma inanıyorum'

AA
AA

Beşiktaşlı orta saha oyuncusu Josef de Souza, Spor Toto Süper Lig'in 5. haftasında deplasmanda MKE Ankaragücü maçının ardından gördüğü kırmızı kartın ve aldığı 1 maçlık cezanın haksız olduğunu savundu. Josef, düzenlenen basın toplantısında gözyaşı döktü.
Siyah-beyazlı kulüp, Josef'in MKE Ankaragücü ile oynanan maçtan sonra çıkan olayda takım arkadaşına saldıran taraftara müdahale ettiği gerekçesiyle kırmızı kart görmesi ve Türkiye Futbol Federasyonuna (TFF) söz konusu kartın iptali için yaptığı başvurunun kabul edilmemesiyle ilgili basın toplantısı düzenledi.
Vodafone Park'ta düzenlenen toplantıya Josef'in yanı sıra Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Engin Baltacı katıldı.
Toplantının açılışında konuşan Engin Baltacı, "MKE Ankaragücü maçından sonra daha güzel konuları konuşmak için bir araya gelmek isterdik. Ancak öyle bir pozisyonda bir araya gelmedik. Hukuk kazalarının düzelme ihtimalinin her zaman olduğuna inanan bir hukukçuyum." diyerek sözü Josef'e bıraktı.
Tecrübeli oyuncu ise sözlerine, "Kulüp başkanıma, camiamıza ve taraftarlarımıza teşekkür ediyorum. Son günlerde bana gösterdikleri destek benim için çok şey ifade ediyor." diyerek başladı.
Çok zor ve üzücü bir hafta yaşadığını aktaran Josef, "Uzun süre sahalardan uzak kalmıştım. İlk 4 maçta takımımın yanında değildim. Gece gündüz çalışarak takımıma destek olmak için normalden de erkenden sürede sahalara döndüm. Takımıma yardımcı oldum. Maç içinde hakeme de yardımcı oldum. Müsabakadan sonra malum olaylar yaşandı. O esnada normal davranmama rağmen kırmızı kart gördüm ve bir maç ceza aldım. Bu karar yüzünden ciddi anlamda hayal kırıklığı yaşıyorum." ifadelerini kullandı.
Kendisine verilen cezanın normal olmadığını ileri süren 33 yaşındaki futbolcu, şunları kaydetti:
"Hayatta bazen söylediklerinizden çok yaptıklarınız çok şey ifade eder. Ben de yaptıklarımla karakterimi gösteririm. Geçen hafta Türkiye Futbol Federasyonunda hocaların, başkanların ve kaptanların olduğu bir toplantı yapıldı. Birlik, beraberlik ve şiddete karşı mesajları verildi. Bu çok doğruydu. Geçen haftaki maçta takım arkadaşlarım ve hakeme yardımcı oldum, onları korudum. Bunun sonunda haksız bir ceza aldım. Bu cezanın 1 maç olması çok önemli değil. Ben, 4-5 haftadan beri takımdan uzağım ama neden böyle bir ceza verildiği mesele. Orada yüzde 100 doğru bir şey yaptığıma inanıyorum. Arkadaşlarımı koruduğumu biliyorum. Böyle bir aksiyonun sonunda ceza verilmesini kabul edemiyorum. Bundan dolayı da çok üzgünüm."
Josef de Souza, sahaya giren taraftarın takım arkadaşları Salih Uçan ve Cenk Tosun'u ya da karşılaşmanın hakemlerini sakatlayabileceğini veya yaralayabilme ihtimalinin olduğunu belirterek, "Sahada kötü bir olay yaşandı. Sahaya giren taraftar Cenk'i, Salih'i sakatlasaydı ya da elinde onlara zarar verecek, yaralayacak bir alet olsaydı, sahadaki herhangi biri yaralansaydı insanlar bana yine 1 maç mı ceza vereceklerdi? Bu cezanın ne kadar yanlış olduğunu tartışmaya gerek yok. Milli oyuncular Cenk ya da Salih'in futbol oynamasını engelleyecek bir şey olsaydı gerçekten şu an Josef'in cezası mı konuşulacaktı? Bu tür durumlar da bu şekilde cezalandırılması maalesef Türk futbolunun imajına zarar veriyor." diye konuştu.
Siyah-beyazlı futbolcu, TFF Tahkim Kurulunun duruşmalı savunma isteğini geri çevirmesinin de kendisini çok üzdüğünü aktardı.

Gözyaşlarına hakim olamadı
Ailesiyle Türkiye'yi çok sevdiğini dile getiren Josef, yaşananlardan sonra güvensizlik hissettiklerini anlatırken gözyaşlarını tutamadı.
"Bu cezanın adil olmadığı şüphe götürmez bir gerçek." diyen Josef, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ailemle yaşanan olay ve buna verilen reaksiyon yüzünden, bu tarz olayların tekrar yaşanabileceği konusunda güvensizlikler hissediyoruz. Bu çok basit bir olay değildi. Ceza alması gereken kişiler hiç ceza almadı. Rakibimize verilen ceza ortada. Bu ülkeyi çok seviyorum. Bu ülke bana her şeyimi veren, kendimi futbolcu ve insan olarak tamamlamamı sağlayan ülke. Türk insanını çok seviyorum. Buraya geldiğimden beri her şeyi içimden gelerek yaşıyorum, çok mutluyum. Bu olayın yaşanması ve adaletsizlik yüzünden endişe ve üzüntü yaşıyorum. Burada çok büyük hayallerim var. Türk futbolunda daha farklı şeyler yapmakla ilgili plan ve hayallerim var. Bundan vazgeçmeyeceğim ama ben buraya karşı büyük bir sevgi beslerken bunların yaşanması duygusal olarak beni ve ailemi üzüyor. Bana destek veren herkese teşekkür ediyorum. Türkiye'yi, Türk insanını ve futbolunu çok seviyorum. Tüm bunlara rağmen burada devam etmek için elimden geleni yapacağım."
Türkiye'de 6 sezon geçirdiğini belirten Josef, "Türkiye'de sadece 2 kez kırmızı kart görerek oyundan atıldım. İkisi de Video Yardımcı Hakem uygulamasıyla oldu. Sahada kasti olarak rakibine şiddet uygulayan bir futbolcu değilim. Benim Türkiye'de çalıştığım tüm hocalar ve takım arkadaşlarım bana karşı iyi düşüncelere sahip. Sahada futbolu ön plana çıkaran biriyim. Bu durumların bu karakterimin önüne geçmesine izin vermek istemiyorum. Sahada takım arkadaşlarını korumak isteyen bir oyuncuyum. Bu adalet dışı karara karşı hayal kırıklığım var." diyerek sözlerini tamamladı.
Josef'in ağlamasının ardından sözü alan Baltacı, "Beşiktaş için terini son damlasına kadar döktüğünü biliyoruz. Bugün gözyaşı döktüğünü de gördük. Hayallerini gerçekleştirme çabanda Beşiktaş ailen hep yanında olacak. Yanaklarından öpüyorum sevgili kardeşim. Teşekkür ediyorum." dedi.
Engin Baltacı, basın toplantısından ayrılan Josef de Souza'yı sarılarak uğurladı.

Baltacı: "Kronikleşmeye yüz tutan haksızlıklar devam ediyor"
Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Engin Baltacı, TFF ve kurullarında kendilerine yönelik kronikleşen haksızlıklar yapıldığını savundu.
Siyah-beyazlı kulübün hukuktan sorumlu yöneticisi, Josef'in ayrılmasından sonra toplantıya devam etti.
Kurulların değişmesine rağmen haksızlıkların devam ettiğini iddia eden Baltacı, "Geçen dönemden başlayan ve bize göre neredeyse kronikleşmeye yüz tutan haksızlıklar devam ediyor. Federasyonun ve kurullarının yeni olduğunun bilincindeyiz. Beşiktaş camiasına yönelik haksızlıklar kronikleşirken biz, 'Federasyon ve kurulları daha yenidir, alışırlar, öğrenirler.' gibi bir zamanı tanıma hakkını görmüyoruz. Kurullar değişiyor ama değişim kökten olmadığı, kurullara gelenler futbolun ruhunu bilmediği için haksızlıklar aynı şekilde devam ediyor. Biz Beşiktaşlıyız. Standart, hakkaniyet, adalet istiyoruz. Sadece Beşiktaş için değil bütün futbol dünyası için istiyoruz." diye konuştu.
Baltacı, Josef'in kırmızı kartı için duruşmalı yargılama istediklerini ancak bunun kabul edilmediği belirtti.
MKE Ankaragücü maçından sonra yaşanan olayları toplantı salonundaki ekranlara yansıyan fotoğraflarla anlatan Engin Baltacı, maçın hakemi Mete Kalkavan'ın Josef'e kırmızı kart çıkarmadığını ancak maçtan sonra yetkilileri odasına davet ederek Brezilyalı oyuncuyu ihraç ettiğini ilettiğini söyledi.
Siyah-beyazlı kulübün ikinci başkanı, hakem raporunun yanı sıra TFF Hukuk Müşavirliğinin sevki, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulunun yaptığı yargılamaları eleştirdi.

Hakem atamalarına tepki
Engin Baltacı, TFF Merkez Hakem Kurulunun yapay zeka ve algoritma yardımıyla yaptığı hakem atamalarına tepki gösterdi.
Ligin 6. haftasında 12 Eylül Pazartesi günü sahalarında yapacakları Medipol Başakşehir maçına Halil Umut Meler'in verilmesini eleştiren Baltacı, şunları kaydetti:
"Ligin ilk 5 haftasındayız, biz iki kez hakem gadrine uğradık. Nasıl bir algoritma ve yapay zekaysa Alanyaspor-Beşiktaş maçına atanan hakemin performansı belli değil. En üst düzey hakem performansı değil. Sonra Mete Kalkavan'ın kırmızı kart tebliği, şimdi de Başakşehir maçına Halil Umut Meler'in atanması. Kaptanımın bu hafta takımında yer alamaması kime yarıyor? 2 Haziran'dan beri düdük çalmamış bir hakem, hangi algoritmanın hangi tespitiyle ve hangi performansıyla haftanın en önemli maçına atandı? Bunu nasıl iyi niyetle yorumlayalım? Bu hakem ayrıca bir meydan okumayla daha önce üst üste 2 maçımıza atandı. Bu maçta yaşanabilecekleri camiama nasıl anlatacağım? Futbolda şiddeti, şiddetin teröre dönüşmesini nasıl önleyeceğiz? Kurullar değiştirildi ama futbolun ruhundan anlamayanların çoğunlukta olduğu kurullar oluşturdu. Şimdi esası şekle feda ettiniz. Ortada kırmızı kartı gerektiren bir eylem yok ama kırmızı kart var. Benim futbolcum kaptanlığının gereğini yapmasa, Cenk Tosun, Salih Uçan veya hakem Mete Kalkavan 5-6 haftayı kaçıracak şekilde yaralanmıştı."
Kurulların adaletli davranması gerektiğini dile getiren Baltacı, "Sürekli saygı çerçevesinde yaklaşıyoruz. Ancak bize yönelik saldırılar ve haksızlıklar arttıkça sesimiz yükselecektir. Kibar duruyorsak, yumuşak başlı duruyorsak uysal koyun değiliz. Gerçekler karşısında susmayız." diye konuştu.
Taraftarlarını maçlarda olay çıkarmaması için uyaran Engin Baltacı, "Pazartesi günü önemli bir maç oynayacağız. Benim camiam bir gecede 300 bin tweet atacak kadar büyük bir camiadır. Haksızlıklar karşısında bu tutumlarını devam ettireceklerdir. Ancak tweet atsınlar, yabancı madde atmasınlar, küfür etmesinler, başkalarının kötü davranışlarını örnek almasınlar. Sahadaki takımlarını desteklesinler ve diğer konuları bize bıraksınlar. Biz hallederiz." değerlendirmesinde bulundu.



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM