İsrail Filistin Yönetimi’ni zayıflatıyor

İsrail, Oslo Anlaşmalarından geriye hiçbir şey bırakmadı

Filistinliler, Batı Şeria’nın güneyindeki Masafer Yatta’da bir atış bölgesine işaret eden İbranice, Arapça ve İngilizce bir tabelanın yanında oturuyorlar (AFP)
Filistinliler, Batı Şeria’nın güneyindeki Masafer Yatta’da bir atış bölgesine işaret eden İbranice, Arapça ve İngilizce bir tabelanın yanında oturuyorlar (AFP)
TT

İsrail Filistin Yönetimi’ni zayıflatıyor

Filistinliler, Batı Şeria’nın güneyindeki Masafer Yatta’da bir atış bölgesine işaret eden İbranice, Arapça ve İngilizce bir tabelanın yanında oturuyorlar (AFP)
Filistinliler, Batı Şeria’nın güneyindeki Masafer Yatta’da bir atış bölgesine işaret eden İbranice, Arapça ve İngilizce bir tabelanın yanında oturuyorlar (AFP)

Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye, İsrail’i “Filistin Yönetimi'nin konumunu güçlendirmek için değil, Filistin Yönetimi’ni yok etmek için çalışmakla” suçladı. İştiyye, İsrail tarafının dile getirdiği takviyeleri reddettiğini ve bunun yerine işgali sona erdirmesini istediğini vurguladı.
Pazartesi günü Filistin hükümetinin bir toplantısında konuşan İştiyye, “İsrail, dünyanın önünde Filistin Yönetimi’nin konumunu güçlendirmek istediğini iddia ediyor. Ancak İsrail, Yönetimi yıkmak ve kurumlarına zarar vermek için sürekli bir eylem yürütüyor. Biz de İsrail’e diyoruz ki; sizin takviyelerinizi istemiyoruz. Ulusal haklarımızı istiyoruz. Bu işgalin bitmesini istiyoruz. Uluslararası meşruiyetin ve uluslararası hukukun hüküm sürmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
İştiyye, İsrail’in “Ramallah Yönetimi’nin Batı Şeria’daki zayıflığı ve buradaki kontrol kaybının Filistinli grupların eylemlerinin tırmanmasına yol açtığı” suçlamalarına yanıt verdi. İsrail ayrıca, Filistin Yönetimi’nin rolü ve konumu güçlendirilmedikçe bu durumun, kaçınılması mümkün olmayan üçüncü bir intifadaya işaret ettiğini açıklamıştı.
İsrail, geçen birkaç hafta boyunca Filistin otoritesinin zayıf olduğunu ve pozisyonunun gerilediğini savunurken, Filistinli militanlara karşı harekete geçmesi için otoriteye baskı uyguluyor. İştiyye’nin açıklamasından birkaç saat önce İsrail Genel Güvenlik Servisi (Şin Bet) Başkanı Ronen Bar, Herzliya şehrinde düzenlenen ‘terörizm’ konulu bir konferans sırasında, Filistin Devlet Başkanı’nın Filistin Yönetimi kurumlarının statüsünde devam eden bozulma karşısında güvenlik mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini söyledi. İsrail, Ramallah yönetiminin rolünün ve varlığının aşınması karşısında kendisine yardım etmek ve gücünü güçlendirmek istediğini belirtti. Geçmiş günlerde İsrail tarafından bunun nasıl uygulanacağı konusunda birçok müzakere yapıldı ve fikirler ortaya atıldı. Ancak bu müzakerelerin etkilerinin boyutu kesin değil.
Fikirler arasında İsrail’in, Ramallah Yönetimi’ni silahlandırması ve mahkumları serbest bırakması da yer alıyor. Bir iyi niyet jesti olarak, izinlerin ve işçi sayısının artırılması, projelerin desteklenmesi ve uygulanmasına izin verilmesi, ayrıca kişilerin ve malların dolaşımının kolaylaştırılması ve ‘aile birleşimi, Filistinlilere 4G hizmetleri verilmesi ve Filistin otoritesine çeşitli kaynaklardan ekonomik yardım pompalanması’ gibi askıdaki dosyaların sonuçlandırılması da bu fikirler arasında.
Ancak İsrail’de seçim dönemi olduğu için mevcut aşamanın hassas olması nedeniyle henüz hiçbir adım onaylanmadı.
İsrail, Filistin Yönetimi’ni zayıflıkla suçluyor ve işlevsel rolünü geri kazanması için ona baskı yapıyor. Bu noktada İsrail, gruplara mensup olmayan gençlerin önderlik ettiği benzeri görülmemiş bir tırmanış ortasında Batı Şeria’nın üçüncü bir intifada veya benzeri bir eylemin eşiğinde olduğuna inanıyor.
Ancak Filistinliler, seçim amacıyla siyasi anlaşmaların iptali sonrasında tırmanışa neden olanın İsrail olduğunu savunuyor. Bu çerçevede Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye, “Programlı öldürme araçları veya yerleşimcilerin sistematik sömürgeciliği, Mescid-i Aksa ve İbrahim Camii’ne baskınlar, topraklara el konulması ve insanların hayatlarına yönelik günlük kısıtlamalar, Filistin şehirlerinin merkezlerine girmek ve her gün tekrarlanan İsrail kışkırtması, mevcut tırmanışın nedenleridir. Bunlar, İsrail’in farklı partilerle seçim propagandası olarak körüklediği büyük bir patlamanın reçetesinden başka bir şey değil” dedi.
İştiyye, “Siyasi ufkun yokluğunun arkasına saklanılması, dünyanın Ukrayna ile meşgul olması ve İsrail’de seçimlere gidilmesi işgalcilerin suçlarına perde olamaz. Dünya uyanmalı ve İsrail’in işgal altındaki mazlumlara yaptıklarına bakmalıdır” şeklinde konuştu. Başbakan Iştiyye, her şeyden önce İsrail’in Oslo Anlaşması’nı yok etmek istediğini vurgularken, Oslo Anlaşması’nın 29. yıldönümü vesilesiyle, “İsrail, anlaşmadan hiçbir şey bırakmadı, hükümlerinin çoğunu iptal etti ve onları hiçe saydı” dedi.
Muhammed İştiyye, “Siyasi, ekonomik ve coğrafi yanı iptal etti ve nihai çözüm konularını müzakere etmekten kaçındı. Uzlaştırma adı altında tek taraflı tedbirlerine devam etti ve anlaşmaya aykırı olarak mali kesintilerini sürdürdü. Anlaşmayı ihlal ederek dördüncü esir takası faaliyetini durdurdu” diyerek, İsrail’in anlaşmanın çoğu şartını feshetmesi çerçevesinde Filistin otoritesine de Oslo Anlaşması’nı dondurma ve gözden geçirme çağrısında bulundu.
İştiyye ayrıca, yerleşim faaliyetlerinin sona erdirilmesinin yanı sıra Gazze kuşatmasına ve Kudüs’e yönelik saldırganlığa da son verilmesi çağrısı yaptı. Esirlere atıfta bulunan Filistin Başbakanı, “Esirler arasında, annesi hapishane ve hastane morglarında onu beklerken vücudu yakalanan tutuklu Nasır Ebu Hamid gibi ölümle mücadele eden hasta mahkûmlar da var” dedi.
 



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.