Yemen: Husi bölgelerinde suç patlaması yaşanıyor

Yemen’in İbb şehrinde cinayet ve intiharlarda görülmemiş bir artış kaydedildi

Bir cinayet davası üzerinde barış anlaşmasına varmaya çalışan İbb sakinleri (Husi medyası)
Bir cinayet davası üzerinde barış anlaşmasına varmaya çalışan İbb sakinleri (Husi medyası)
TT

Yemen: Husi bölgelerinde suç patlaması yaşanıyor

Bir cinayet davası üzerinde barış anlaşmasına varmaya çalışan İbb sakinleri (Husi medyası)
Bir cinayet davası üzerinde barış anlaşmasına varmaya çalışan İbb sakinleri (Husi medyası)

Yemen’deki Husi milislerinin liderlerinden birinin, Sana’nın 192 kilometre güneyinde bulunan İbb kentine güvenlik sorumlusu olarak atanmasına rağmen, hükümet güçleri ile milisler arasındaki cephe hattında yer alan ve Yemen’in turizm başkenti olan İbb şehri, güvenlik konusunda benzeri görülmemiş bir kaosuna tanık oluyor. Bölgedeki cinayetler eşi görülmemiş bir şekilde artarken, intihar vakaları günlük yaşanan bir olaya dönüştü.
Söz konusu durum, bu şehirdeki milis liderlerinin, arazi, emlak, bağış gelirlerinin yanı sıra sözde Zekat Otoritesi’ni yönetmek için bölge halkıyla çatıştığı bir zamanda gerçekleşiyor. Söz konusu kurumlar ana para kaynağını sağladığı için milisler bu kurumlara yöneliyor.
İbb’de kaydedilen günlük olaylara göre, bu ayın ilk yarısında günde ortalama en az bir tane olmak üzere 14’ten fazla cinayet veya intihar vakası gerçekleşti. Diğer yandan, Husiler tarafından şehirdeki en büyük okula silahlı baskın düzenlendi ve bir öğretmen darp edildi.
İbb’e Husilerin mali işlerden sorumlu yardımcısı ve Devlet Arazileri ve Emlak Dairesi müdürü olarak atanan Husi lideri Ebu El-Hüseyin el-Nev’a’nın evi silahlı adamlar tarafından bomba atıldı ve ateş açıldı. Eve saldıran kişilerin, söz konusu atama kararına karşı çıkan ve daha önce Devlet Arazileri ve Emlak Dairesi müdürü olarak atanan Husi lideri Ekrem Şerafettin ile bağlantılı olduğuna inanılıyor.
Huzurlu sakinleri ile tanınan İbb şehri, şimdi kaosa sahne oluyor. Şarkul Avsat ile telefonda görüşen 4 kişinin belirttiğine göre, milis lideri Abdülmelik el-Husi’nin, lider Ebu Ali el-Kahlani’yi güvenlik direktörü olarak atamasının ardından hukuksuzluk arttı. Söz konusu kaynaklar, şehrin sokaklarında ve mahallelerinde silahların ve silahlı adamların yoğun bir şekilde yayıldığını ve bunun cinayetlerin ve intiharların sayısını görülmemiş bir şekilde artırdığını belirtti.
Şarku’l Avsat’a konuşan bu kişiler, iki gün önce daha önce yaşanan bir tartıma olmaksızın Faris el-Annabi adlı silahlı saldırganlardan birinin, işçi Muhammed el-Hamiri’yi şehir merkezinde bir dükkanda otururken öldürmesine şaşırdıklarını belirttiler. Fail Hamiri’nin kafasına kurşun sıktı ve kaçtı, işçinin iş arkadaşlarından biri, insanları toplayıp katilin peşine düştü. Saatler sonra ise kimliği belirsiz kişiler, temizlik fonundan sorumlu Halid el-Akva’nın evine ateş açtı. Husi güvenlik güçleri herhangi bir müdahalede bulunmadı.
Bunların yanı sıra, şehirde eşi ve erkek kardeşini öldürmesinin ardından intihar eden genç de dahil olmak üzere görülmemiş intihar olaylarına tanık olundu. Mahalle sakinleri, Yasir el-Cebri adlı genç bir adamın, Cavazat mahallesinde karısını ve erkek kardeşini öldürdüğünü, suçun nedenleri ve koşullarının bilinmediğini söyledi.
Yerel kaynaklar ayrıca, İbb’in kuzeyindeki el-Mahadır’a bağlı Beni Şemsan bölgesinde bir Husi liderinin refakatçileri ile sakinleri arasında çıkan çatışmalar sonucunda bir kişinin öldürüldüğü ve iki kişinin de yaralandığını belirtti. Beni Şemsan bölgesinin güvenlik müdürü olarak atanan Husi lideri Şakir el-Şabibi’ye bağlı silahlı kişiler ile Hudeyde ​​ailesinden kişiler bir arazi parçası yüzünden çıkan anlaşmazlık sebebiyle birbirlerine ateş açtı. Husi liderinin getirdiği bir buldozer sürücüsü öldü, Şabibi’nin ofisini müdürü de dahil olmak üzere iki kişi yaralandı. Bunun ardından, Husi lider bir dizi silahlı araç getirerek ve Hudeyde ailesinin köydeki evlerine baskın düzenledi ve içlerinden bir grup kişiyi tutukladı.
Şehrin batısında yer alan el-Adin bölgesinde, ünlü bir aşiret lideri olan Şeyh Ali Abdullah el-Beni silahlı bir kişi tarafından öldürüldü. Şeyhin adamları hemen karşılık vererek saldırganı, kardeşini ve babasını öldürdü. Olayın nedeni açıklanmadı ve milisler olay karşısında sessiz kaldı. Bölge sakinleri olayın bir arazinin mülkiyeti konusundaki anlaşmazlığın olaya neden olduğunu söylüyor.
İbb şehrinin eteklerinde bulunan Hubeyş’e bağlı el-Cafera’da bölge sakinleri 40 yaşlarında bir adamı evinde kendini asmış halde buldu. Bundan iki gün önce el-Adin’in es-Sara bölgesinde bir kadın gizemli bir şekilde intihar etmişti.
Cible bölgesi sakinleri de 3 gündür kayıp olan bir gencin ölü bedenini es-Sevabi bölgesinde buldular. Gencin vücudunda darp ve silah izleri tespit edildi. Bu olaydan sadece iki önce el-Kaide bölgesinin Zi es-Seffal ilçesinde kimliği belirsiz bir kişinin cesedi bulunmuştu. Ayrıca Vadi es-Suhul sakinleri de, öldürülen ve cesedi bölgede bir yere atılan kimliği belirsiz bir kişinin cesedini buldu.
Hubeyş bölgesine bağlı Sair köyünün sakinleri, güvenlik biriminin evleri yakan, insanlara ateş açan ve onları yağmalayan kişileri tespit ettiğini ancak aradan bir haftadan fazla bir süre geçmesine rağmen, Husi yönetiminin halk için bir tehdit haline gelen bu kişilerin nerede olduğunu bilmesine rağmen harekete geçmediğini belirtti.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.