Macron’dan Reisi'ye UAEA ile işbirliği yapması çağrısı

Borrell: İran ile nükleer müzakerelerde ilerleme yok

Macron ile Reisi dün New York'ta bir araya geldiler (AFP)
Macron ile Reisi dün New York'ta bir araya geldiler (AFP)
TT

Macron’dan Reisi'ye UAEA ile işbirliği yapması çağrısı

Macron ile Reisi dün New York'ta bir araya geldiler (AFP)
Macron ile Reisi dün New York'ta bir araya geldiler (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 77. Birleşmiş Milletler Genel Kurul görüşmelerinin oturum aralarında İranlı mevkidaşı İbrahim Reisi'yi nükleer anlaşmayı canlandırmaya yönelik müzakerelerde ilerleme kaydedilmesi için Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliği yapmaya çağırdı. Macron, UAEA’ya baskıyı reddettiğini de ifade etti.
İran Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Reisi'nin Fransız mevkidaşına UAEA tarafından yürütülen soruşturmanın nükleer müzakerelerin sonuçlanmasının önünde ‘ciddi bir engel’ teşkil ettiğini söylediği belirtildi. Açıklamaya göre Reisi, “UAEA’nın sorunlarla ilgilenme yaklaşımı teknik olmalı, başkalarının baskılarından ve önerilerinden uzak olmalı” dedi. Gerekli garantileri almayı ve soruşturma dosyasını kapatmayı ‘adil ve sürdürülebilir bir anlaşmaya varmak için gerekli’ olarak değerlendiren Reisi, ülkesinin UAEA soruşturmasının kapatılması talebini ‘mantıklı ve makul’ olarak değerlendirdi.
İran’ın açıklamasında, Macron'un nükleer anlaşmada ilerleme sağlanmasının gerekli olduğunu, İran ve UAEA'nın birlikte çalışarak mevcut sorunları çözebileceklerini ve bu konuda UAEA’ya siyasi baskı yapmayacaklarını söylediği aktarıldı.
Macron, Reisi ile görüşmesinin öncesinde katı muhafazakâr çizgideki İran Cumhurbaşkanı’nın geçtiğimiz yıl seçilmesinden bu yana Batılı bir liderle ilk yüz yüze görüştüğü toplantıda ‘tüm konuları tartışmak’ istediğini söyledi.
Macron-Reisi görüşmesi yapılırken Avrupa Birliği'nin (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in 77. BM Genel Kurul görüşmeleri oturum aralarında Reisi ile yapmak istediği görüşmenin reddedilmesiyle nükleer anlaşmada bir ilerleme kaydedilmesi umudu söndü.

Reisi'nin New York ziyaretini protesto eden İranlı muhalifler (AFP)
İran ile aralarında ABD’nin de olduğu dünya güçleri arasında 2015 yılında imzalanan ve resmi adı ‘Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP)’ olan ve İran’ın eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin 2018 yılında tek taraflı olarak çekilmesi bahanesiyle yükümlülüklerini sürekli olarak ihlal ettiği nükleer anlaşmanın canlandırılması amacıyla yapılan dolaylı müzakerelerde arabulucu rolü oynayan Borrell, Şarku'l Avsat'ın bir sorusuna, mevcut sorunlardan biri olmasına rağmen, İran dosyasıyla ilgili yeni bir gelişme olmadığı yanıtını verdi. Kendisinin ve ekibinin bir çalışma planı hazırlamak istediklerini söyleyen Borrell, “Ağustos ayı ortalarına kadar müzakerelerde sona yaklaşılmıştı ve son rötuşlar yapılıyordu. Ancak İranlı müzakereciler nihai öneriye kesinlikle katkıda bulunmayan bazı önerilerde bulundular. Dolayısıyla hiçbir ilerleme olmadı. New York'taki 77. BM Genel Kurul görüşmeleri sırasında da herhangi bir gelişme olmasını beklemiyorum” ifadelerini kullandı. Bir anlaşmaya varılması için sadece birkaç haftaları olduğunu bir kez daha belirten Borrell, “Masada sunduğumuz bir öneri var ve bu öneri masada kalacak. Önerdiğimizden daha iyi bir çözüm göremiyorum” dedi. AB yetkilisi, uluslararası toplumu temsil eden kişilerle koordinasyon halinde olduğunu da sözlerine ekledi.
İran ile müzakereler konusunda yakın gelecekte önemli bir ilerleme beklemediğini de vurgulayan Borrell, “Son üç aydır bir tepki ve çok aşamalı bir süreç oluştu. İki taraf arasındaki hareketlilik sonucu iyileştiriyordu, ancak geçtiğimiz haftalarda durum değişti. Şimdi bir çıkmazdayız ve durmuş durumdayız” şeklinde konuştu.
Brüksel’de  daha önce yaptığı bir açıklamada, İran nükleer anlaşmasını yeniden canlandırma şansının hızla azaldığını söyleyen AB yetkilisi, “(Washington ile Tahran arasında) görüşlerin yakınlaşması ve anlaşmanın şimdi sonuçlandırılması olasılığı konusunda 28 saat öncesine kıyasla inancımın zayıfladığını üzülerek söylüyorum” diye konuştu. Müzakere sürecinde görüşler yakınlaştırılamazsa, tüm anlaşmanın tehlikede olacağı konusunda uyaran Borrell, “Amaç, hızlıca bir anlaşmaya varmaksa bu olmayacak” dedi.
ABD, AB ve diğer büyük güçler, Tahran'ın nükleer faaliyetlerine kısıtlama getirilmesi karşılığında yaptırımları hafifleten nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak için bir yılı aşkın bir süredir İran'la müzakere halindeler. İsrail'in ve ABD Kongresi'nin birçok üyesinin şiddetle karşı çıktığı nükleer anlaşma, İran'ın nükleer programına hız kazandırmasına katkı sağlayacağı için petrol fiyatlarını büyük ölçüde etkileyebilir.
Nükleer anlaşma, eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde, İran ve P5+1 ülkeleri (BMGK’nın 5 daimi üyesi İngiltere, ABD, Çin, Fransa, Rusya ile Almanya) arasında, AB’nin arabuluculuğunda imzalandı. Nükleer anlaşma çerçevesinde İran'ın nükleer programına kısıtlama getirilmesi karşılığında yaptırımlar kaldırıldı.
Borrell, Politico Dergisi’nin, BM Genel Kurul görüşmeleri için New York'ta bulunan İran Cumhurbaşkanı ile görüşmeye hazır olup olmadığı sorusuna, müzakerelerde ilerleme kaydetmek amacıyla Haziran ayında Tahran'a gittiği, İranlı yetkililerin kendisine sözler verdikleri ve ardından Doha'ya ve Viyana'ya gittikleri yanıtını verirken “Büyük bir toplantı (BM Genel Kurul görüşmeleri) sırasında hiçbir ilerleme olacağını sanmıyorum” dedi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.