Filistinlileri öfkelendiren çizgi film karakteri: İsrailli ‘Sabra’

İsrailli aktris Shira Hass, "Sabra" olarak bilinen yeni süper kahramanı oynayacak (Web sitesi)
İsrailli aktris Shira Hass, "Sabra" olarak bilinen yeni süper kahramanı oynayacak (Web sitesi)
TT

Filistinlileri öfkelendiren çizgi film karakteri: İsrailli ‘Sabra’

İsrailli aktris Shira Hass, "Sabra" olarak bilinen yeni süper kahramanı oynayacak (Web sitesi)
İsrailli aktris Shira Hass, "Sabra" olarak bilinen yeni süper kahramanı oynayacak (Web sitesi)

Rağde Atme
ABD merkezli film yapım şirketi Marvel Studios, D23 Expo Festivali sırasında, serinin dördüncü bölümü olan yeni filmi “Kaptan Amerika: Yeni Dünya Düzeni”nin oyuncu kadrosu ve ekibi hakkında açıklama yapar yapmaz, sosyal paylaşım siteleri Filistinlilerin öfkeli tepkileriyle dolup taştı. Arap dünyasında olumsuz bir anlamı çağrıştıran İsrailli aktris Shira Hass, şirketin açıklamasına göre 1980'de Marvel tarafından yaratılan "Sabra" adıyla bilinen yeni süper kahraman rolünü oynayacak. "Sabra" o zamanlar, Yeşil Adam olarak bilinen ünlü "Hulk" karakterinin yanında, Mossad’ın eski bir ajanıydı.

Sabra kim?
"Sabra" karakteri, 1980 ve 1981 yılları arasında Incredible Hulk filminde kendisini İsrail Devletini savunan süper kahraman olarak tanımlayan gizli bir ajan olarak yan bir rolde yer aldı. Sonraki filmler ve yayınlarda, önemli bir rol oynamadan, kısacık sahnelerde görünmeye devam etti.
2003 ve 2004 yılları arasında, depreme neden olan doğaüstü düşmanlardan koruması için kendisini Burak duvarına (Yahudi literatüründeki Ağlama Duvarı) yaslanırken gösteren JLA/Avengers çizgi filmi serisinde "Sabra" karakteri ortaya çıktı.
2020'de süper kahramanlarla ilgili karikatürler konusunda yayınlar yapan bir web sitesi, Sabra'yı en önemli ve önde gelen küresel kahramanlardan biri olarak seçti, aynı yıl İsrail gazetesi "Haaretz" Sabra'yı "İlk İsrail süper kahramanı" olarak adlandırarak onun 40. yıl dönümünü kutladı.
Sabra’nın, uluslararası düzeyde özellikle çocuk ve gençler arasında en ünlü ve en çok izlenen film serilerinden birinde "Marvel"in sayesinde başrol olarak yeniden gündeme gelmesi, insan hakları aktivistlerini harekete geçmeye sevk etti. Aktivistler, Walt Disney şirketini belirli inanç ve ideolojileri taşıyan sistemin bir aracı olmakla suçluyor. Birçok kişi bunun, "Mossad"ın kahramanlar dünyasından itibar kazanma çabası olduğunu ve “Sabra”yı, özgür dünyanın değerlerini savunan, "kötü adamlarla" savaşan “iyiliksever kahramanlar" grubunun içine dahil etme girişimi olduğunu iddia ediyor.
Raghda-1.jpg
Sabra'nın da rol aldığı Kaptan Amerika filminin yeni kapağı (Web sitesi)
Bu bağlamda, Marvel filmlerinde yer alan süper kahramanlar her eve giren bir sembol haline gelirken, özellikle Filistinliler başta olmak üzere birçok kişi Twitter ve Facebook'ta, kahramanın adının kendilerine 1982'de Lübnan'daki bir Filistin mülteci kampında gerçekleşen "Sabra ve Şatila" katliamını hatırlattığına işaret ediyorlar. Amerikalı karakter yazarı Bill Mantlow daha önce "Sabra" isminin İsrail'de doğan (göçmenler değil) Yahudileri ifade ettiğini belirtmişti. Yaklaşık 30 ila 40 sayfa olan ve içinde "Sabra" yazan küçük Marvel Comics karikatür dergisinin katliamdan iki yıl önce, 1980'de yayınlandığına dikkat çekmişti.
Öte yandan, Marvel şirketi CNN ile yaptığı bir röportajda, yeni süper kahraman karakterinin duyurulmasının ardından "Marvel Evrenindeki karakterler bugün sinema ve izleyiciler için yeniden uyarlanıyor” diyerek öfkelenenleri sakinleştirmeye çalıştı.
Film şirketi, beyaz perdeye hazırlamak için "Sabra" karakterine yeni bir yaklaşım getireceğini doğrularken, "Variety" dergisine yaptığı açıklamada, "Karakterlerimiz ve hikayelerimiz çizgi romanlardan ilham alırken her zaman ekranın ve çağdaş izleyicimizin isteklerine göre gerekli uyarlamaları yapıyoruz. Bu yüzden, film yapımcıları 40 yılı aşkın bir süre önce çizgi romanlarda ilk kez tanıtılan Sabra karakterine yeni bir soluk kazandırmak için çalışıyorlar"

İsrail'deki yankısı
Öte yandan, birçok İsrail medya organı, Arap ve Filistinli aktivistler tarafından "Sabra" karakterine gösterilen itirazın nedeninin, İsrail süper kahramanının onlara karşı yeni olumsuz klişelerin yayılmasına ve sinemada Filistinlilerin insani vasıflardan soyutlanmasına yol açacağı  korkusu olduğunu belirtti. İsrailli diplomat Amital Perry, yeni Marvel karakterini övdü ve bir tweet'te şunları yazdı: "Sabra, 1980'den 1981'e kadar "Marvel" filminde yer alan, Mossad'da görev yapan İsrailli bir süper kahraman. O şimdi geri döndü ve ben onu izlemek istiyorum."
sabra_(3).jpg
"Sabra"nın yeniden filme alınması, genç neslin Mossad'ı daha iyi tanımasını sağlayacak" (Web sitesi)
İsrailli film yapımcısı Avner Avraham, İsrail medyasına bu yeni "Sabra" tasvirinin genç neslin Mossad'ı daha iyi tanımasını sağlayacağını doğrularken, "Tik Tok'un ve çizgi filmin yeni nesille konuşma şekli Mossad'ın önemini anlatmayı mümkün kılabilir ve böyle bir kurgu, İsrail istihbaratının diğer ülkelerde kaynak toplamasına bile yardımcı olabilir" diye konuştu.
2017 yılında süper kahraman "Wonder Woman" rolünü oynayan ve aktris Shira Hass gibi birçok kişi tarafından eleştirilen İsrailli aktris Gal Gadot, "Instagram" hesabından şunları yazdı: "Bu sağ ya da sol, Yahudi ya da Arap, laik ya da dindar meselesi değil; barış, eşitlik ve birbirimize karşı hoşgörümüz için bir diyalog meselesidir".

Eleştiri yağmuru
İsraillilerin yeni filmi memnuniyetle karşıladığı bir dönemde, Filistin davasının birçok destekçisi yapımcı şirketin boykot edilmesini talep etti ve Filistin yanlısı örgütler sosyal medyada #CaptainApartheid hashtag'i altında “Marvel”ı Siyonist propaganda yapmak ve İsrail işgaline destek vermekle suçlayarak bir protesto kampanyası başlattı.
Buna karşılık, Filistin'in İsrail'i akademik ve kültürel boykot kampanyası, Marvel Şirketinin "İsrail sömürgeciliğini ve ayrımcı rejimini, Filistin'e ve tüm Arap bölgesinin halklarına karşı devam eden ve artan suçlarını yücelten ve parlatan yeni bir film yapma niyetini" kınadı. Kampanya, Twitter'da "Hikayeye göre, bu karakter Filistin halkına karşı Siyonist ırkçılığı ve suçluluğu bünyesinde barındıran bir İsrail Mossad ajanıdır. İsrail'in Filistin'e karşı işlediği suçları yücelten bu kamusal suç ortaklığı karşısında sessiz kalmayacağız" sözleriyle kendisini savundu.
Kampanya organizatörleri niyetlerinin, "Uluslararası film yapımcıları ve sanatçılardan uzmanlarla, Marvel'in İsrail'le olan suç ortaklığını ortaya koymak adına bir dizi adım ve taktik ortaya çıkaracak ittifaklar oluşturmak" olduğunu belirtiyor.
Bir sivil toplum kuruluşu olan Orta Doğu Telakkisi Enstitüsü, filmde “Sabra’nın varlığını kınarken, Twitter'da “Marvel, İsrail ordusunu ve polisini yücelterek, İsrail'in Filistinlilere karşı şiddetini teşvik ediyor, İsrail yönetimi altında yaşayan milyonlarca insana gösterilen zulmün devam etmesine izin veriyor" paylaşımında bulundu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Marvel Şirketi, İsrailli aktris Shira Hass'ın filmdeki vasfını ve rolünü henüz tam açıklamamış olsa da, Filistinli karikatürist Muhammad Sabaaneh'e göre, Marvel Stüdyoları tarafından yaratılan ve Örümcek Adam, Demir Adam, Kaptan Amerika, Thor ve Hulk gibi karakterlere benzeyen Sabra karakterinin gelecekte dünyadaki her eve nüfuz etmesi ve iyiliğin sembolü haline gelmesi son derece tehlikeli.
Sabra_knows_about_herself.jpg
Sabra kendini tanıtıyor (Web sitesi)
Filistin'deki ilk çizgi roman yazarlarından biri olarak kabul edilen Sabaaneh, "Karakterin siyasi boyutunu göz önüne aldığımızda, çok tehlikeli bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu ifade edebiliriz. Özellikle de bu karakterler on yıllardır açık ve gizli siyasi imalar taşıdıkları için çizgi romanlar ve süper kahramanlar küçük çocuklar için artık sadece bir eğlence aracı olmaktan çıktı, siyasi eleştiri aracı haline geldi. Çünkü İsrail sinemayla yeniden farkındalık yaratmanın en önemli araçlardan biri olduğunun bilincinde. Halen sinemada, görsel sanatlarda, “çizgi romanlarda” ve diğer alanlarda arka sıralarda olan Filistin örneğinden farklı olarak İsrail, yoğun ve başarılı bir şekilde bunun üzerinde çalışıyor.

Gerçek Resim
Öte yandan Madar İsrail Araştırmaları Merkezi'nden araştırmacı Velid Habbas, "İsrail, özellikle Hollywood'da film yapımında imajını parlatmak için hiçbir çabadan kaçınmıyor ve bu nedenle Marvel filmlerinde görünen süper kahramanlar çocuklar ve gençler için birer ilham perisine dönüşüyor. Kahramanlar onlara kıyafetlerinde, ekranlarında, oyunlarında ve hatta hayallerinde bile eşlik ediyorlar” diyerek "Şirketin aktardığı siyasi boyut, izleyicinin zihnine işliyor ve onun için dünya gerçeklerinin bir parçası haline geliyor. Dolayısıyla “Kaptan Amerika” dizisinde yer alacak yeni süper kahraman karakterinin İsrailli bir karakter olduğunun duyurulması, bir yandan İsrail imajı için, diğer yandan da İsrail'in her eve yanlış siyasi mesajlar verebilmesi için önemli bir olay. Çünkü bu, İsrail'in Batı'nın özgür dünyasının bir parçası olduğu ve süper kahramanların bu özgür dünyanın değerlerini “kötü adamlar” ve “teröristler” karşısında savunduğu fikrinin pazarlanmasına katkıda bulunuyor. Aynı zamanda bu durum, İsrail'in 'ayrımcı' sisteme dayalı gerçekliğini örten ve sömürgecilik ve yerinden edilmeye dayalı geçmişini gizleyen ve onu şer ittifaklarını yöneten terörist devletten özgür halklar kampına katılan iyi devlete dönüştüren bulanık bir ekran ortaya koyuyor.
Öte yandan, İsrail Başbakanı Yair Lapid daha önce "orijinal uluslararası yapımları, İsrail'in hikayesini anlatmanın ve dünyaya İsrail'in gerçek ve farklı yüzlerini göstermenin mükemmel ve alışılmadık bir yolu olduğunu" düşündüğünü belirtmişti.
Gözlemcilere göre, aktivistlerin Marvel hakkındaki İsrail politikalarına yönelik eleştiri ve baskılarının, önümüzdeki aylarda çekimlerine başlanması planlanan filmin ertelenmesine veya iptal edilmesine nasıl bir katkı sağlayacağı henüz belli değil.



Bağdat: 5 bin DEAŞ mensubu Suriye’den Irak’a nakledildi... DEAŞ mensuplarının iaşesinden DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu sorumlu

DEAŞ mensuplarını Kamışlı’dan Irak’a taşıyan bir konvoy (Reuters)
DEAŞ mensuplarını Kamışlı’dan Irak’a taşıyan bir konvoy (Reuters)
TT

Bağdat: 5 bin DEAŞ mensubu Suriye’den Irak’a nakledildi... DEAŞ mensuplarının iaşesinden DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu sorumlu

DEAŞ mensuplarını Kamışlı’dan Irak’a taşıyan bir konvoy (Reuters)
DEAŞ mensuplarını Kamışlı’dan Irak’a taşıyan bir konvoy (Reuters)

Irak Adalet Bakanlığı Sözcüsü Ahmed el-Luaybi, Suriye’den Irak’a terörist nakline ilişkin hükümet prosedürlerinin ‘sağlam ve hukuka uygun’ olduğunu açıkladı.

El-Luaybi, Irak Haber Ajansı’na (INA) yaptığı açıklamada, şimdiye kadar Suriye’den Irak’a 5 bin 64 teröristin nakledildiğini belirtti. Bunlar arasında 270’ten fazla Iraklı, 3 binden fazla Suriyeli ve farklı ülke vatandaşlarının da bulunduğunu ifade etti.

Söz konusu kişilerin tamamının tek bir cezaevinde toplandığını kaydeden el-Luaybi, haklarında Irak yasalarına göre soruşturma yürütüleceğini ve yargılanacaklarını söyledi. Irak’ın DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan el-Luaybi, bu kişilerin Irak’ta tutulmasının ve barındırılmasının koalisyonun talebi doğrultusunda gerçekleştiğini dile getirdi.

Görsel kaldırıldı.
ABD askeri araçları, Suriye'nin Kamışlı kentinde DEAŞ mensuplarını Suriye'den Irak'a taşıyan otobüslere eşlik ediyor... 8 Şubat 2026 (Reuters)

El-Luaybi, Adalet Bakanı Halid Şevani’nin, söz konusu teröristlere ilişkin alınan tüm önlemlerin DMUK ile koordinasyon içinde yürütüldüğünü teyit ettiğini aktardı. El-Luaybi ayrıca, DEAŞ mensuplarının iaşe giderlerinin Irak tarafından değil, koalisyon tarafından karşılandığını vurguladı.

Irak’ın, Suriye’deki cezaevlerinde tutulan 7 bin DEAŞ unsurunu aşamalı olarak teslim almaya hazırlandığı belirtiliyor. Bu kapsamda, örgüte mensup 150 kişiden oluşan ilk grubun 26 Ocak’ta Irak’a ulaştığı kaydedildi.


Mısır, Sudan ve Somali’nin birliğini desteklemek için Afrika’yı harekete geçirdi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, Sudan ve Somali’nin birliğini desteklemek için Afrika’yı harekete geçirdi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Addis Ababa’da düzenlenen Afrika Birliği (AfB) Yürütme Konseyi toplantıları ve zirve oturumları kapsamında Sudan ve Somali’nin birliğine destek amacıyla Afrika nezdindeki temaslarını yoğunlaştırdı. Dün gerçekleştirilen diplomatik görüşmelerde, Kahire’nin Hartum ve Mogadişu’daki istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları öne çıktı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, ülkesinin AfB bünyesindeki Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan’ın birliği ve egemenliğini destekleyen tüm karar ve açıklamalarına verdiği desteği yineledi. Abdulati, milis güçlerin işlediği tüm ihlalleri ve Sudan’ı bölmeye yönelik girişimlerini kınadıklarını ifade etti.

Abdulati, Mısır’ın Sudan’da barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik taahhüdünü yineleyerek, kapsamlı bir insani ateşkese ulaşılması, bunun kalıcı ateşkese dönüşmesi ve insani yardımların acilen ulaştırılması için yürütülen çabaları aktardı. Mısır’ın çözüm sürecini desteklemek amacıyla uluslararası ve bölgesel taraflarla etkin temas halinde olduğunu belirten Abdulati, Sudanlılara yardımcı olabilecek tüm girişimlere açık olduklarını vurguladı.

trgt
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün Afrika Birliği (AfB) Siyasi İşler, Barış ve Güvenlik Komiseri ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır’ın silahlı milislerin işlediği suç ve ihlalleri tamamen kınadığını dile getiren Abdulati, Sudan’daki ulusal devlet kurumlarının desteklenmesi, ülkenin birliği ve egemenliğinin korunması ve güvenlik ile istikrarın sağlanması için bu kurumların görevlerini yerine getirebilmesinin önemine dikkat çekti. Bunun, barışın yeniden tesisi ve halkların kalkınma ile istikrar yönündeki beklentilerinin karşılanması açısından temel dayanak olduğunu belirtti.

Bölünmenin reddi

Somali’ye ilişkin değerlendirmesinde Abdulati, Somali devlet kurumlarının inşası sürecinde kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Mısır’ın Somali’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteğin kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Abdulati, Somali’nin istikrarı ve güvenliğine zarar verebilecek, Afrika Boynuzu’nda bölgesel barış ve güvenliği, ayrıca Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nin emniyetini tehdit edebilecek her türlü dış müdahale ve bölme girişimine karşı olduklarını ifade etti.

Abdulati, Kızıldeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin Afrika Boynuzu’ndaki kırılgan durumu istismar ederek sahillerde askeri varlık oluşturma çabalarını Mısır’ın kesin bir dille reddettiğini belirtti. Bu tür adımların egemenlik ilkelerine ve devletlerin iç işlerine müdahale yasağına açık aykırılık teşkil ettiğini, bölgesel gerilimleri artırabileceğini kaydetti.

Aynı bağlamda Abdulati, Mısır’ın Somali’de devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve özellikle terörizmle mücadele kapsamında güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik kapasitenin artırılması çabalarına desteğini sürdüreceğini dile getirdi. Bölgesel ve uluslararası çabaların eşgüdüm içinde yürütülmesinin ve bu tehditlerin kaynaklarının kurutulmasının önemine dikkat çekti.

fvdbgrhyj
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün Somalili mevkidaşı ile yaptığı görüşmede (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Afrika İşleri Konseyi Başkan Yardımcısı Salah Halime ise Sudan ve Somali konusunda Mısır’ın istikrarın korunması, devletlerin birliği ve toprak bütünlüğünün savunulması yönünde net bir tutum sergilediğini söyledi.

Salah Halime, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın defalarca vurguladığı ‘kırmızı çizgilerin’ paralel yapılar oluşturulmasına ya da devletin birliği ve toprak bütünlüğünü zayıflatacak adımlara karşı çıkmak olduğunu belirtti. Ayrıca Sudan ve Somali halklarının imkân ve kaynaklarının korunmasının yanı sıra iç işlerine müdahale edilmemesinin de temel ilke olduğunu ifade etti.

Meşruiyeti desteklemek

Salah Halime, söz konusu ilkelerin uluslararası hukuka ve AfB’nin ‘miras alınan sınırların dokunulmazlığı’ ilkesine dayandığını belirterek, bazı güçlerin ise bazı ülkelerin birliğini parçalamaya yönelik ‘ters yönde’ adımlar attığını söyledi. Salah Halime, Mısır’ın Sudan’da bölgesel ve uluslararası düzeyde tanınan mevcut yönetimi desteklediğini, Somali’de ise meşru yönetimin yanında yer aldığını ifade etti.

rfer
Dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’ndan (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Abdulati dün, AfB’ye bağlı Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan’daki gelişmelere ilişkin düzenlediği istişare toplantısına başkanlık etti. Abdulati, Sudan’ın istikrarının, kaosun ve silahların yayılmasının ve terör tehdidinin artmasının önüne geçilmesi açısından acil bir bölgesel gereklilik olduğunu vurguladı. Kapsamlı bir ateşkese ulaşılması, yardımların engellenmeden ulaştırılmasını sağlayacak etkin bir insani sürecin başlatılması ve eş zamanlı olarak tamamen Sudanlıların sahipliğinde kapsayıcı bir siyasi sürece zemin hazırlanmasının önemine işaret etti; bu çerçevede Dörtlü Mekanizma’nın çabalarına destek verilmesi gerektiğini kaydetti.

Siyaset bilimi profesörü ve Afrika uzmanı Dr. Necla Muri ise Mısır’ın Sudan ve Somali konusundaki temaslarının hem ikili hem de çok taraflı düzeyde yürütüldüğünü belirtti. Muri, bunun Mısır’ın rolü ile AfB Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan ve Somali’deki gelişmeleri takip etme sorumluluğundan ve Kahire’nin kıtadaki bölgesel örgütlerle sürekli temas içinde olma yaklaşımından kaynaklandığını söyledi.

Muri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın Sudan’da barış ve istikrarın sağlanmasında önemli bir rol üstlendiğini, Kahire’nin Sudan’da güvenliğin tesis edilmesi için tüm kapıları zorladığını ve özellikle Sudan devlet kurumlarının her alanda desteklenmesine vurgu yaptığını ifade etti.

Mısır’ın çabaları

Muri, Mısır’ın Sudan’a destek amacıyla çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yaptığını belirtti. Bunlar arasında Temmuz 2024’te düzenlenen Sivil Siyasi Güçler Forumu, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD ile birlikte yürütülen Uluslararası Dörtlü çalışmaları ve ocak ayında Birleşmiş Milletler (BM) iş birliğiyle gerçekleştirilen Sudan’da barış girişimlerinin güçlendirilmesine ve koordinasyonuna yönelik beşinci istişare toplantısı yer alıyor. Muri, Mısır’ın Sudan güvenliğini ‘kırmızı çizgiler’ arasında sayarak, bunun aşılmasına asla izin verilmeyeceğini vurguladığını aktardı.

Muri ayrıca, Mısır’ın Somali devlet kurumlarının inşasına verdiği önemi ve Somali’nin birliği ile egemenliğini destekleme kararlılığını yineledi; ülkenin bölünmesine yönelik tüm girişimlere karşı durulduğunu belirtti.

Mısır’ın siyaset, güvenlik ve ekonomi alanlarında çeşitli adımlar attığını ifade eden Muri, bu kapsamda Afrika Boynuzu’nda istikrar ve birliği desteklemeye yönelik güvenlik anlaşmalarını örnek gösterdi. Bunlar arasında, Ekim 2024’te Somali ve Eritre ile imzalanan üçlü iş birliği anlaşması bulunuyor; anlaşma Somali’nin birliği ve egemenliğini korumayı, Eritre’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeyi öngörüyor. Muri, Mısır’ın ayrıca İsrail’in Somaliland’ı tanıma girişimine de karşı çıktığını bildirdi.

Bu çerçevede Abdulati dün bir dizi Afrikalı mevkidaşıyla görüşmeler yaptı. AfB Siyasi İşler, Barış ve Güvenlik Komiseri Bankole Adeoye ile görüşmesinde, Sudan konusunda AfB’nin yaklaşımının ‘Afrika sorunlarına Afrika çözümleri’ ilkesine göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı ve Mısır’ın Sudan’ın AfB üyeliğinin yeniden başlamasını desteklediğini ifade etti.

Abdulati, Somali Dışişleri Bakanı Abdüsselam Abdi Ali ile görüşmesinde ise Mısır’ın Somali toprak bütünlüğünü zedeleyecek herhangi bir tek taraflı tanıma girişimine karşı kesin tutum sergilediğini belirtti; bu tür adımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Afrika Boynuzu ile Kızıldeniz bölgesinin istikrarını tehdit ettiğini vurguladı.


Hamas heyeti Kahire’de... Silahsızlanma ve ikinci aşamanın ilerletilmesi üzerine görüşmeler

Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Hamas heyeti Kahire’de... Silahsızlanma ve ikinci aşamanın ilerletilmesi üzerine görüşmeler

Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının uygulanmasına ilişkin ikili temaslar hız kazandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmeden, Hamas heyetinin Kahire’ye yaptığı ziyarete kadar uzanan diplomasi trafiğinde, anlaşmanın ikinci aşamasının ilerletilmesi ve hareketin silahsızlandırılmasına ilişkin olası mutabakat arayışları ele alınıyor.

İsrail’in ısrarla gündemde tuttuğu, Hamas’ın ise çekinceyle yaklaştığı ve yeni bir yaklaşım talep ettiği bu kritik dosyada Kahire’nin, bölgenin ve Filistin davasının çıkarlarını gözeten bir çıkış yolu bulmaya çalışacağı belirtiliyor. Uzmanlar, ABD tarafından gündeme getirilen ve söz konusu başlıkta kademeli ilerlemeyi öngören önerinin, 19 Şubat’ta yapılması planlanan ilk Barış Konseyi toplantısı öncesinde masada olduğuna dikkat çekti.

Hamas’ın öncelikleri

Hamas’a yakın bir Filistinli kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hareketten bir heyetin Halil el-Hayye başkanlığında Kahire’de bulunduğunu ve ateşkes anlaşmasının maddelerinin uygulanması ile İsrail tarafından sürdürülen ihlallerin ele alındığını söyledi. Kaynak, heyetin gündeminde silahsızlanma dosyasının da yer aldığını, ancak hareketin mevcut önceliğinin Filistin halkının toparlanmasının desteklenmesi ve özellikle Ramazan ayı yaklaşırken insani yardımların artırılması olduğunu belirtti. Aynı kaynak, Hamas’ın ön şart ileri sürmediğini vurgulayarak, Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin (El-Fetih) irade göstermesi halinde Kahire’de Hamas ile El-Fetih arasında bir görüşmenin gerçekleşebileceğini de dışlamadı.

fevffev
Filistinli gruplara mensup silahlı kişiler, 17 Ocak 2024’te Gazze’de yardım konvoylarını koruyor. (Reuters)

İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi dün yayımladığı haberde, 19 Şubat’ta ilk toplantısını yapacak olan Barış Konseyi’nden üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı bilgide, Hamas’ın silahsızlanmayı kabul ettiğini ve sürecin gelecek ay başlayacağını öne sürdü. Yetkili, “Son olarak hafif silahlar tasfiye edilecek; çünkü Hamas Gazze’deki diğer gruplardan endişe ediyor” ifadesini kullandı.

Bu İsrail kaynaklı sızıntılar, ABD’nin The New York Times gazetesinin Washington yönetiminin Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını yazmasının ardından geldi. Gazeteye göre teklif, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini ve ilk aşamada bazı hafif silahların tutulmasına izin verilmesini öngörüyor.

Söz konusu öneri, Hamas’ın önde gelen isimlerinden Halid Meşal’in pazar günü Doha’da düzenlenen bir forumda silahsızlanmayı tamamen reddetmesinden iki gün sonra gündeme geldi. Meşal, “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolayca ortadan kaldırılabilecek ve yok edilebilecek bir kurban haline getirme girişimidir. İsrail ise uluslararası silahlarla donatılmış durumda” dedi.

Meşal ayrıca, başkanlığını Donald Trump’ın yaptığı Barış Konseyi’ne, yaklaşan toplantı öncesinde ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. İsrail Başbakanlık Ofisi ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, çarşamba günü ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında, Trump’la yapacağı buluşma öncesinde Barış Konseyi üyeliğine katılım belgesini imzaladığını açıkladı.

Hamas heyetinin Kahire’ye ulaştığının duyurulması, El-Fetih hareketinden bir heyetin salı günü Kahire’de Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından geldi.

Filistinli siyasi analist İbrahim el-Medhun, Hamas ve bazı Filistinli gruplardan oluşan bir heyetin Kahire’de bulunmasının, Gazze Şeridi’nde ‘ertesi gün’ düzenlemelerine yönelik yürütülen çabalardan ve Filistin tarafının onay verdiği ‘barış planının’ hayata geçirilmesi girişimlerinden ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi. El-Medhun, Filistinli taraflar arasında istişarelerin yapılabileceğini, bunun Mısır yönetimiyle sürdürülen koordinasyona paralel ilerleyebileceğini belirterek, El-Fetih hareketi ve Filistin Yönetimi’yle bir diyalog kanalı açılmasının da gündeme gelebileceğini ifade etti.

Silah meselesine ilişkin değerlendirmesinde ise Hamas’ın bu başlıkta erken bir tartışmaya sürüklenme konusunda temkinli davranacağını öne süren el-Medhun, hareketin mevcut aşamada önceliği “saldırıların durdurulması, İsrail’in ‘kırmızı hat’ olarak bilinen sınırlara çekilmesi ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi” dedi. El-Medhun’a göre Hamas ayrıca, ateşkesin korunması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için uluslararası ya da bölgesel güçlerin sahada rol üstlenmesini, Filistin halkının korunmasını ve insani yardımın artırılmasını, bununla eş zamanlı olarak yeniden imar için uygun koşulların oluşturulmasını öncelikli görüyor.

vedfvr
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’nda bir duvardaki boşluktan geçen Filistinli çocuklar (AFP)

Filistinli siyasi analist Husam ed-Decni, Hamas’ın tutumunun ‘işgalin sona ermesi karşılığında silahların bırakılması’ yaklaşımına dayandığını belirterek, Washington’un ağır silahlar ve kademeli silahsızlanmaya ilişkin önerisinin ise yeterli güvencelerin sağlanması halinde ilerleyen aşamalarda hareket tarafından tartışılabileceğini söyledi. Ed-Decni, İsrail’in bu dosyayı büyütmeye çalışacağını savunarak, Hamas’ın elindeki roketlerin yaklaşık altı aydır kullanılmadığını ve tükenmiş olabileceğini ifade etti.

Hamas heyetinin Kahire ziyaretine ilişkin açıklama, İsrail ordusunun çarşamba günü Gazze Şeridi’nin kuzeyinde düzenlenen bir operasyon sırasında Hamas’a bağlı Beyt Hanun Taburu Komutanı Ahmed Hasan’ın öldürüldüğünü duyurmasının ardından geldi.

El-Medhun, yaşanan ihlaller ışığında Hamas’ın silah meselesini dış baskı ya da İsrail şartlarıyla değil, kapsamlı bir Filistin uzlaşısı çerçevesinde ve gelecekteki herhangi bir siyasi formülün parçası olarak ele alınması gereken ulusal bir konu olarak gördüğünü belirtti. El-Medhun’a göre İsrail’in bu aşamada silah konusunu gündeme taşıması, özellikle ikinci aşamanın temelini oluşturan çekilme, sınır kapılarının açılması ve yeniden imarın başlatılması maddelerini sekteye uğratma ya da içini boşaltma girişimi niteliği taşıyor.

Ed-Decni, ABD Başkanı Donald Trump’ın kademeli silahsızlanma önerisiyle bu açmazı aşmaya çalışacağını savunarak, Gazze Şeridi’nde konuşlandırılacak istikrar güçlerinin tarafsız olması halinde kabul edilebilir olacağını ve bunun hem Gazze Şeridi’nin hem de bölgenin istikrarı için güvence teşkil edebileceğini dile getirdi.