Ezher, yurtdışındaki Mısırlılar arasında “ılımlılığı” yaymak için elçiler gönderecek

Ezher elçileri Kuzey İrlanda'dan başlayan plan üzerinden hareket edecek

El-Ezher Rektörü, Göç ve Yurtdışı Mısırlılar İşleri Bakanı Büyükelçi Seha Cundi ile yaptığı görüşme sırasında (Facebook)
El-Ezher Rektörü, Göç ve Yurtdışı Mısırlılar İşleri Bakanı Büyükelçi Seha Cundi ile yaptığı görüşme sırasında (Facebook)
TT

Ezher, yurtdışındaki Mısırlılar arasında “ılımlılığı” yaymak için elçiler gönderecek

El-Ezher Rektörü, Göç ve Yurtdışı Mısırlılar İşleri Bakanı Büyükelçi Seha Cundi ile yaptığı görüşme sırasında (Facebook)
El-Ezher Rektörü, Göç ve Yurtdışı Mısırlılar İşleri Bakanı Büyükelçi Seha Cundi ile yaptığı görüşme sırasında (Facebook)

El-Ezher Rektörü Dr. Ahmed et-Tayyib, Mısırlılar arasında “ılımlı fikirlerin, barış ve hoşgörü kültürünün yayılması” amacıyla dünya ülkelerine elçi göndermek için bir programın başlatıldığını duyurdu. Program, Göç ve Yurtdışı Mısırlılar İşleri Bakanlığı ile koordineli olarak, Kuzey İrlanda'daki topluluğun talebi üzerine Kuzey İrlanda'da başlayacak.
El-Ezher Rektörü Tayyib, Göç ve Yurtdışı Mısırlılar İşleri Devlet Bakanı ve Büyükelçi Seha Cundi'yi rektörlük makamında kabul ettikten sonra yaptığı basın açıklamasında, “Göç Bakanlığı ile koordineli olarak, El-Ezher’de bilgi birikimine sahip olan ve seyahat edecekleri ülkelerin diline hâkim olmak ve kültürünü anlamak için en üst düzeyde bilimsel nitelikli ve lisansüstü eğitim almış elçiler yurtdışına gönderilecek. Proje, yurtdışındaki Mısırlı toplulukların üyelerini İslam dini konusunda bilinçlendirmek ve ılımlı düşünceyi yaymak amacıyla, cemaat başkanının talebine cevaben Kuzey İrlanda'da başlayacak” dedi.
Ezher Rektörü'nün kararı, Göç Bakanı'nın yurtdışındaki Mısır topluluklarının üyeleri arasında farkındalık yaratmak adına Ezher Kurumu ile iş birliği yapma talebine yanıt olarak geldi. Bakan yaptığı basın açıklamasında, “İrlanda'daki Mısır toplumunun Ezher'den delegeler gönderilmesine, dini eğitim verilmesi ve gençlerin farklı eğilimler ve ılımlılık ile tanıştırılmasına yönelik talebini Rektör et-Tayyib'e iletti.
Cundi, Ezher'in dünya barışını yaymadaki rolüne vurgu yaparak “Rektörün insani kardeşlik anlaşmasına katılımını ve bir arada yaşama ve barış kültürünü dünyaya yaymak için diğer dinlerin temsilcileriyle iletişim kurma konusundaki çabasını” övdü. Cundi sözlerinin devamında “Bu, Mısır'ın başta Ezher Üniversitesi ve Mısır Kilisesi olmak üzere dini kurumlarındaki rolünün ve liderliğinin bir yansımasıdır. Aynı zamanda bu, tüm toplumların göçmenleri renk, din veya ırk ayrımı yapmaksızın farklı toplumlara entegre etmeleri için olumlu bir mesajdır” şeklinde konuştu.
Ezher Üniversitesi Rektörü, Göç Bakanlığı'nın yurtdışındaki Mısırlı toplulukları eğitme önerilerini memnuniyetle karşılayarak, “Mısır Aile Evi, sevgi ve hoşgörü ile bir arada yaşayarak toplumlar inşa edilebileceğinin ve insanları tüm dinlerde ılımlılık ile tanıştırarak başkalarını kabul etme ve onlarla barış ve huzur içinde bir arada yaşanabilineceğinin açık bir örneğidir” dedi. Öte yandan rektör, “Projemiz, yurt dışına gönderilen tüm elçiler aracılığıyla insanlara yaymaya hevesli olduğumuz dini ve bilimsel bilimleri öğrenen dünyanın dört bir yanındaki birçok insana kapılarını açtı” sözlerine dikkat çekti.
Rektör Tayyib, Ezher Gözlemevi’nin "aşırılıkla mücadele etmek için aşırılık yanlılarının şüphelerine ve yurtdışındaki topluluklar arasında yaydıkları fikirlere yanıt verirken, kavramları netleştirmeye ve nelere uymamız gerektiği konusunda farkındalık yaratmaya” işaret ederek “Ezher'in İslam dinini yaymak ve İslam'ın insanların canını ve malını koruduğunu, terörizm ve eylemlerinden beri olduğunu vurgulamak için başlattığı girişime benzer birçok olduğunu” kaydetti.
Öte yandan, Ezher Rektörü ve Göç Bakanlığı'nın yurtdışındaki Mısırlılar arasında ılımlı fikirleri, hoşgörü ve farklılıkların kabulüyle ilgili değerleri yaymak için elçiler gönderme girişimi, dünyanın her yıl 21 Eylül'de kutladığı Uluslararası Barış Günü'nün kutlanmasıyla aynı zamana denk geliyor. Birleşmiş Milletler bu günü, barışı teşvik etmek için savaş sırasında 24 saat boyunca şiddetin durması ve ateşkesin sağlanması adına fırsat olması için belirledi.
Diğer taraftan, Almanya'daki Mısır Aile Evi'nin “Mısır topluluğu” Başkanı Ala Sabit, Ezher Rektörü ve Göç Bakanlığı'nın girişiminden duyduğu mutluluğu dile getirerek Şarku'l Avsat'a şunları aktardı: “Yurtdışındaki Mısırlı toplulukları eğitmek için elçiler göndermek, özellikle ikinci ve üçüncü nesiller için sık sık istediğimiz önemli bir adımdır, çünkü buradaki çocuklarımız için aşırılıkçı gruplar tarafından kontrol edilen camilerdeki aşırılıkçı fikirlerden korkuyoruz. Almanya'nın, sırası geldiğinde Ezher alimlerini kabul etmek için Göç Bakanlığı ve Berlin'deki Mısır Büyükelçiliği ile koordineli olacağız ve başta yeni nesiller olmak üzere toplumun tüm üyeleriyle irtibat halinde olacağız.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.