Moon Tarikatı, eski Japonya Başbakanı Abe'yi öldüren zanlının annesinden yüklü bağış aldığını itiraf etti

Tetsuya Yamagami bağış nedeniyle ailesinin iflas ettiğini, Abe'yi de tarikatla ilişkisi nedeniyle öldürdüğünü söylemişti

Düzenlediği toplu nikah törenleriyle tüm dünyada ünlenen Moon Tarikatı'nın bazı etkinliklerine Abe de katılmış ve eleştiri toplamıştı (Reuters)
Düzenlediği toplu nikah törenleriyle tüm dünyada ünlenen Moon Tarikatı'nın bazı etkinliklerine Abe de katılmış ve eleştiri toplamıştı (Reuters)
TT

Moon Tarikatı, eski Japonya Başbakanı Abe'yi öldüren zanlının annesinden yüklü bağış aldığını itiraf etti

Düzenlediği toplu nikah törenleriyle tüm dünyada ünlenen Moon Tarikatı'nın bazı etkinliklerine Abe de katılmış ve eleştiri toplamıştı (Reuters)
Düzenlediği toplu nikah törenleriyle tüm dünyada ünlenen Moon Tarikatı'nın bazı etkinliklerine Abe de katılmış ve eleştiri toplamıştı (Reuters)

Moon Tarikatı, eski Japonya Başbakanı Şinzo Abe'nin ölümünden sorumlu tutulan Tetsuya Yamagami'nin annesinden yüklü miktarda bağış aldığını itiraf etti.
"Birleşme Kilisesi" olarak da bilinen tarikatın üst düzey yetkililerinden Hideyuki Teşigavara, perşembe günü yaptığı açıklamada, Yamagami'nin annesinin kuruluşa 20 yıl önce en az 100 milyon Japon Yeni (yaklaşık 13 milyon TL) değerinde bağış yaptığını belirtti.
Yetkili, bu bağışın içinde kadının yaşam sigortası birikimlerinin ve gayrimenkullerinin olduğunu da söyledi.
Abe, iktidardaki Liberal Demokrat Parti'den (LDP) bir adayın seçim kampanyası için 8 Temmuz'da ülkenin Nara kentinde konuşma yaparken silahlı saldırıya uğramış ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
Olay yerinde yakalanan Yamagami, annesinin tarikata yüklü bağışı nedeniyle ailesinin iflas ettiğini, Abe'yi de tarikatla ilişkisi nedeniyle öldürdüğünü söylemişti.
Yamagami, akıl sağlığının duruşmaya çıkmaya elverişli olup olmadığının belirlenmesi için bir dizi testten geçiyor. Osaka Gözaltı Merkezi'nde tutulan şüpheliyle ilgili kararın kasımda verilmesi planlanıyor.
Teşigavara, zanlının bu açıklamasından derin üzüntü duyduğunu belirterek, kilisede üye alımı ve bağışlarla ilgili reformlara gidileceğini belirtti.
Kilisenin avukatı Nobuya Fukumoto da Yamagami'nin annesinin bağışına dair "Bu aşırı bir miktar. Bunun gerçekten suikasta neden olup olmadığını ciddi şekilde düşünmemiz lazım" dedi.

LDP ve tarikat bağları
LDP'de yapılan bir iç araştırmada, parti üyelerinin neredeyse yarısının tarikatla ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştı.
Japonya Başbakanı Fumio Kişida tarikatla ilişkilerin koparılacağı sözünü vermiş, 10 Ağustos'ta kiliseyle bağını kabul eden 7 bakanı görevden almıştı.
Görevine son verilen isimlerden Abe'nin kardeşi eski Savunma Bakanı Nobou Kişi, önceki seçimlerde tarikatın üyelerinden destek aldığını da itiraf etmişti.
Abe'nin şahsi olarak kiliseyle ilişkisi henüz tam anlamıyla bilinmiyor. Tarikatın eski başkanı Kwak Chung Hwan, Abe'nin babası ve büyükbabasının, kilisenin kurucusu Sun Myung Moon ile yakın ilişkileri olduğunu öne sürmüştü.
 
900 milyon Japon Yeni zarar
Ülkedeki Manevi Satışlara Karşı Ulusal Avukatlar Ağı adlı sivil toplum kuruluşu, temmuzdaki açıklamasında tarikatın Yamagami'nin annesi gibi birçok aileyi tuzağa düşürdüğünü iddia etmişti.
Avukatlar, kilisenin takipçilerini korkutarak zorla bağış topladığını, 2021 itibarıyla tarikat hakkında on binlerce dava açıldığını ve mağdurların maddi kaybının 900 milyon Japon Yeni'ni (yaklaşık 115 milyon TL) aştığını savunmuştu.

Moon Tarikatı
Dünya Barışı ve Birleşmesi için Aile Federasyonu adıyla da tanınan tarikat, Moon tarafından 1954'te Güney Kore'nin başkenti Seul'de kurulmuştu.
Müritlerinin "vadedilen mesih" olduğuna inanarak öğretilerini takip ettiği 13 çocuk sahibi Moon, 2012'de Güney Kore'nin Gapyeong kentindeki bir hastanede 92 yaşında hayatını kaybetmişti.
ABD başta olmak üzere birçok ülkede malvarlığına sahip Moon Tarikatı, tüm dünyada milyonlarca üyesi bulunduğunu ileri sürüyor.
Independent Türkçe, Guardian, Japan Times, AA



İsrail, İran adına casusluk yaptıkları şüphesiyle askeri personel ve bir sivili yargılıyor

İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)
İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)
TT

İsrail, İran adına casusluk yaptıkları şüphesiyle askeri personel ve bir sivili yargılıyor

İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)
İsrail güvenlik güçleri, İran adına casusluk yapmakla suçlanan bir hücreyi yakaladı (Reuters)

İsrail polisi, ordu ve iç istihbarat teşkilatı Şin Bet (Şabak), bugün yaptıkları ortak açıklamada, aralarında 3 asker ve bir sivilin bulunduğu 4 kişinin İran istihbaratıyla bağlantı kurmak ve sivil noktalarla hava kuvvetlerine ait bir okulun kayıtlarını belgelemek suçlamasıyla yargılandığını duyurdu.

Üç askerin de İsrail Hava Kuvvetleri mensubu olduğu belirtildi. Hayfa Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamelerde, sanıkların güvenlik amaçlı görevler yürüttüğü ve casusluk faaliyetlerini geliştirmek, hatta muhtemel suikastlar gerçekleştirmek amacıyla silah temin etmeye çalıştıkları suçlamalarına yer verildi.

Yetkililer, iddianamenin ayrıntılarına ilişkin yayın yasağı getirildiğini, ancak daha sonra yapılan ortak açıklamada “bir sivil ile 3 askerin, henüz reşit olmadıkları dönemde ve İsrail ordusuna katılmadan önce İran istihbarat unsurları adına faaliyet yürüttüklerinden şüphelenildiği” ifade edildi. Açıklamada, söz konusu kişilerin İranlı yönlendiricilerden aldıkları talimatlarla güvenlik görevleri gerçekleştirdikleri kaydedildi.

Açıklamaya göre şüpheliler, Mart 2026’da uzun süreli İran bağlantıları ve İran istihbaratı adına görev yaptıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Soruşturmada, zanlılardan birinin diğer sanıkları örgüte kazandırdığı ve bu kapsamda ülke genelinde çeşitli görüntüleme faaliyetleri yürüttükleri ortaya çıktı. Ayrıca zanlılardan silah satın almalarının da istendiği belirtildi.

Şüphelilerin görevleri kapsamında tren istasyonları, trenler, alışveriş merkezleri, güvenlik kameraları ve bazı zanlıların eğitim gördüğü Hava Kuvvetleri Okulu’na ait kayıtlar dahil olmak üzere çeşitli noktaları görüntüledikleri; bu fotoğraf ve videoları İran bağlantılı unsurlara ilettikleri ifade edildi.

Ortak açıklamada, bazı zanlıların ilgili tarafla kendi inisiyatifleriyle iletişime geçerek güvenlik görevleri üstlenmek istediği, hatta bazılarının bu ilişki çerçevesinde mala zarar verme eylemlerine katıldığı da öne sürüldü.

Yetkililer, söz konusu dosyanın, “düşman istihbarat unsurlarının İsrail vatandaşlarını ülke güvenliğine ve halka zarar verecek faaliyetler için devşirmeye yönelik tekrar eden girişimlerini ortaya koyan son vakalar zincirinin devamı” olduğunu belirtti.


ABD’den Küba’ya yeni yaptırımlar: “Tüm döviz kaynakları kesildi”

ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)
ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)
TT

ABD’den Küba’ya yeni yaptırımlar: “Tüm döviz kaynakları kesildi”

ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)
ABD ambargosu nedeniyle Havana'da sokaklar çöple doldu (Reuters)

ABD, Küba ordusunun yönetimindeki holdingi ve Küba-Kanada ortaklığıyla işletilen maden firmasını yaptırım listesine aldı.

Beyaz Saray, Küba'ya yönelik yaptırımların genişletileceğini 1 Mayıs'ta duyurmuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dünkü açıklamasında sözkonusu kararname kapsamında, Küba ordusunun kontrolündeki Grupo de Administracion Empresarial S.A. (GESA) holdingine ve şirketin yöneticisi Ania Guillermina Lastres Morera'ya yaptırım uygulanacağını bildirdi.

Rubio, GESA'nın "Küba ekonomisinin en az yüzde 40'ını kontrol ettiğini" savundu.

Ayrıca Toronto merkezli Sherritt International'la Küba devletine ait General Nickel'ın ortak işlettiği Moa Nickel adlı kobalt ve nikel madeni firması da yaptırım listesine alındı.

ABD'nin ağır yaptırımlarına rağmen Küba'da büyük ölçekte faaliyet gösteren son şirketlerden biri olan Sheritt'ten dün yapılan açıklamada, ülkedeki çalışmaların durdurulduğu duyuruldu.

ABD'deki Augusta Üniversitesi'nden Küba uzmanı Paolo Spadoni şunları söylüyor:

Sherritt'in faaliyetlerini durdurmasıyla ABD, Küba'nın tüm ana döviz kaynaklarını fiilen hedef almış oldu.

Ayrıca Kanadalı firmanın yönetim kurulundaki Brian Imrie, Richard Moat ve Brett Richards, Trump'ın adaya yönelik yaptırım kararı nedeniyle dün istifa etti.

Wall Street Journal, bu kişilerin istifasının Sherritt'in yaptırım listesine alınmadan önce gerçekleştiğini, yöneticilerin Trump'ın geçen hafta imzaladığı yaptırımı genişletme kararnamesine tepki olarak işi bıraktığını aktarıyor.

Küba Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin yeni yaptırımlarını "acımasız bir ekonomik saldırı" diye niteleyerek uluslararası hukukun ihlal edildiğini bilridi.

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel de Trump yönetimini "tek taraflı saldırganlıkla" suçlayarak, "Yaptırımlar vatanı, devrimi ve sosyalizmi savunma kararlılığımızı güçlendiriyor" dedi.

Trump, Venezuela'ya 3 Ocak'ta baskın düzenleyerek ülkenin lideri Nicolas Maduro'yu kaçırdıktan sonra Küba'ya tam petrol ambargosu uygulamış, ada ülkesini işgalle tehdit etmeye başlamıştı.

Geçen haftaki açıklamasında İran'dan dönerken savaş gemilerini ada kıyılarına yakın bir yere konuşlandıracaklarını, bunu gören Havana yönetiminin de teslim olacağını öne sürmüştü.

Diğer yandan yaklaşık 730 bin varil petrol taşıyan Rus tankeri Anatoly Kolodkin'in Küba limanına mart sonunda yanaşmasına müsaade edilmişti. Rusya Enerji Bakanı Sergei Tsivilyov, adaya destek için ikinci bir tankerin daha yola çıkacağını bildirmişti.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, Telesur


Lula ve Trump neden yakınlaşmaya başladı?

80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)
80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)
TT

Lula ve Trump neden yakınlaşmaya başladı?

80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)
80 yaşındaki Lula, üç dönemdir devlet başkanı (@lulaoficial/Instagram)

ABD Başkanı Donald Trump ve Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva arasındaki buzlar eriyor. 

Trump ve Lula, perşembe günü Beyaz Saray'da basına kapalı toplantı düzenledi. 

ABD Başkanı, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, Lula'yı "Brezilya'nın dinamik lideri" diye niteleyerek, solcu siyasetçiyle ticaret ve gümrük tarifeleri dahil birçok konuyu ele aldıklarını ifade etti. 

Lula da küresel uyuşturucu kaçakçılığından ABD'nin Meksika ve Kanada'yla ev sahipliği yapacağı Dünya Kupası'na kadar her konuda konuştuklarını söyledi.

"Trump'la şakalaştım bile" diyen Brezilya lideri, ABD Başkanı'na Küba'yla görüşmelerinde arabuluculuk yapmayı teklif ettiğini ekledi. 

Washington'ın İran ve Venezuela'ya yönelik askeri harekatlarınıysa eleştirdi: 

İran'ın işgali, Trump'ın beklediğinden daha fazla zarara yol açacak. O, savaşın bittiğini düşünüyor ama durum öyle değil. Venezuela'daki sorunun çözüldüğünü de düşünüyor. Umarım öyledir.

Amerikan basınındaki analizlerde, ikili arasındaki yakınlaşmanın kasımda ABD'de yapılacak ara seçimler ve Brezilya'da ekimde düzenlenecek devlet başkanlığı seçimleri öncesinde geldiğine dikkat çekiliyor.

Wall Street Journal'ın analizinde, Trump'ın sağcı eski Brezilya lideri Jair Bolsonaro'nun oğlu Flavio Bolsonaro'yu destekleyebileceği endişesiyle Lula'nın ABD Başkanı'yla ilişkileri düzeltmek istediği belirtiliyor. 

İktidardaki İşçi Partisi, Trump'ın özellikle Brezilya'daki uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suç meselelerini bahane ederek Lula'yı köşeye sıkıştırmayı deneyeceğini düşünüyor. 

Analizde, Bolsonaro ailesinin Brezilya'daki (Başkentin İlk Komandoları/Primer Comando de la Capital -PCC) ve Kızıl Komando (Comando Vermelho/CV) örgütlerini terör örgütü olarak tanıması için Washington'a baskı yaptığına işaret ediliyor.

New York Times da Trump yönetiminin, Çin'in ambargolarına karşı Brezilya'daki kritik mineral madenlerini kullanmak istediğini yazıyor. 

Beyaz Saray'ın, Brezilya yönetiminin ABD'li firmalarla özel anlaşmalar yapmasını istediği ancak Lula'nın şimdilik buna yanaşmadığı ifade ediliyor. 

Barack Obama yönetiminde Latin Amerika işlerinden sorumlu üst düzey yetkili Ricardo Zúniga şunları söylüyor: 

ABD, Çin'in Amerikan ekonomisini fiilen durdurabileceği tek alanın kritik mineraller olduğunu düşünüyor. Brezilya, Çin'in tekelini kırmak için eldeki birkaç seçenekten biri.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times