Moskova, savaşmayı reddedenlere karşı yaptırımları sıkılaştırırken yabancı savaşçılara vatandaşlık veriyor

Ukrayna, İran ile ilişkilerinin düzeyini düşürürken İran ‘uygun şekilde yanıt verileceğini’ açıkladı

Dün Moskova'da kısmi seferberlik ilanı sonrası düzenlenen protesto gösterilerinde gözaltına alınan bir eylemci (AFP)
Dün Moskova'da kısmi seferberlik ilanı sonrası düzenlenen protesto gösterilerinde gözaltına alınan bir eylemci (AFP)
TT

Moskova, savaşmayı reddedenlere karşı yaptırımları sıkılaştırırken yabancı savaşçılara vatandaşlık veriyor

Dün Moskova'da kısmi seferberlik ilanı sonrası düzenlenen protesto gösterilerinde gözaltına alınan bir eylemci (AFP)
Dün Moskova'da kısmi seferberlik ilanı sonrası düzenlenen protesto gösterilerinde gözaltına alınan bir eylemci (AFP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün, birkaç gün önce duyurduğu kısmi seferberlik ilanı çerçevesinde seferberlik görevinden kaçanlara 10 yıla kadar hapis cezası öngören kararnameyi imzaladı. Kararname, seferberlik sırasında ‘izinsiz’ olarak düşman saflarına firar eden ya da düşmana teslim olan, savaşmayı reddeden ya da emirlere itaat etmeyen askerlere hapis cezası öngörüyor. Putin, kararnameyi, Rusya'nın bu hafta, Rus ordusunun son haftalarda yenilgiye uğradığı Ukrayna'da savaşmak amacıyla kısmi seferberlik ilan etmesinin ardından imzaladı. Yetkililere göre 300 bin kişiyi kapsayan kısmi seferberlik kararı, çok sayıda Rusya vatandaşının endişelenmesine neden olurken bazıları ülkeyi terk etmeyi seçti.
Moskova, bir yandan Ukrayna'da savaşacak daha fazla askeri personel toplamaya çalışırken Rusya Devlet Başkanı Putin, cumartesi günü, Rus ordusunda 1 yıldan fazla sözleşmeli görev yapan yabancı ülke vatandaşlarının Rus vatandaşlığı alma süreçlerini kolaylaştıran bir başka kararnameyi de imzaladı. Resmi Gazete'de de yayınlanan kararname, 1 yıldan az olmamak üzere sözleşmeli olarak orduya katılan yabancıların, 5 yıl Rusya topraklarında ikamet ettiklerini kanıtlamalarına gerek olmaksızın vatandaşlık başvurusu yapabilmelerini öngörüyor. Bu adımın özellikle Orta Asya'daki eski Sovyet cumhuriyetlerinden gelen ve Moskova gibi büyük şehirlerde çok zor mesleklerde çalışmak zorunda kalan göçmenleri  hedef aldığı düşünülüyor. Putin’in kararnameyi imzalamasından önce Kırgızistan ve Özbekistan, bu hafta içinde vatandaşlarına herhangi bir çatışmaya karışmamaları çağrısında bulundular.
İnsan hakları savunucuları, Ukrayna'da savaşmak üzere yedek güçlerin seferber edilmesine tepki olarak düzenlenen yeni protesto gösterileri sırasında Rusya’da çok sayıda kişinin gözaltına alındığını bildirdiler. Bağımsız basın kuruluşları tarafından yayınlanan görüntülerde, Habarovsk, Novosibirsk, Irkutsk, Tomsk, Chita ve Sibirya'da düzenlenen protestolar sırasında eylemcilerin polis tarafından götürüldüğünü görüldü. Basında yer alan haberlerde, göstericilerin “Biz et değiliz” gibi sloganların yazılı olduğu pankartlar taşıdıkları aktarıldı.
Cumartesi günü başkent Moskova ve St. Petersburg'da gösteriler düzenlendi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'daki savaşın üzerinden yaklaşık yedi ay geçmesinden sonra yedek askerlerin sahaya sürülmesi talimatının ardından ülke genelinde protestolar patlak verdi. İlk protestolar, seferberliğin ilan edildiği gün gerçekleşirken OVD-Info insan hakları örgütünün bildirdiğine göre bin 400'den fazla kişi tutuklandı.
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, ülkenin lojistikten sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Dmitry Bulgakov'un görevden alındığı duyuruldu. Bakanlık açıklamasında, Bulgakov'un görevden alınmasının nedeninin ‘başka bir göreve’ atanması olduğu belirtildi. Açıklamaya göre Bulgakov, şimdiye kadar Ulusal Savunma Yönetim Merkezi'ne başkanlık eden Mikhail Mizintsev'in yerini alacak. Mizintsev ise yeni görevinde özellikle ordunun lojistik işlerini denetleyecek. Ukrayna ordusunun bir karşı saldırıda elde ettiği son kazanımlar, Rusya ordusunun önemli lojistik kusurları olduğunu gösterirken analistler, lojistiği Rus ordusunun en zayıf noktası olarak gördüler.
Mizintsev’in geçtiğimiz Mayıs ayı sonlarında Ruslar tarafından ele geçirilen Ukrayna'nın güneyindeki liman kenti Mariupol'a yapılan ciddi saldırılardan sorumlu olması nedeniyle ülke dışında da bilinen bir isim olması dikkati çekiyor. Ukrayna’ya göre şehrin haftalarca süren kuşatması sırasında binlerce sivil öldürüldü ve şehrin büyük bir kısmı yıkıldı. İngiltere, Mizintsev'i ‘Mariupol Kasabı’ olarak yaptırım uygulanan kişiler listesine almıştı.
Öte yandan Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Podolyak, dün, Twitter hesabından paylaştığı İngilizce tweette, ‘İran'ın Rusya'yı Ukraynalıları öldürmek için gerici bir devlete modern insansız hava araçları (İHA) sağlayarak’ desteklediğini yazdı. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy de Moskova'nın İran yapımı İHA’lar tedarik etmesini ‘kötülükle suç ortaklığı’ hareketi olarak nitelendirdi.
Ukrayna, Cuma günü, Tahran'ın Rusya ordusuna İHA tedarik etmesi nedeniyle Kiev Büyükelçisi Menuçehr Muradi'nin akreditasyonunu geri çekme ve büyükelçilikteki diplomat sayısını önemli ölçüde azaltma kararı aldı. Bunun üzerine İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, dün yaptığı açıklamada, Tahran’ın Ukrayna’nın kararına ‘uygun bir yanıt’ vermeyi planladığını duyurdu. Bakanlık Sözcüsü Nasır Kenani, Ukrayna'nın ‘iki ülke arasındaki ilişkileri yok etmeye çalışan üçüncü tarafların etkisine yenik düşmeyi bırakması gerektiğini’ söyledi. Reuters’ın aktardığına göre Ukrayna'nın kararının ‘doğrulanmamış haberlere dayandığını’ söyleyen Kenani, yabancı taraflarca medya üzerinden verilen tepkiden kaynaklandığını da sözlerine ekledi. Ancak Kenani, Rusya ordusuna tedarik edilen İHA’lara değinmekten kaçındı.
İran daha önce Rusya’ya İHA tedarik ettiğini yalanlamıştı, ancak muhafazakar çizgideki günlük Kayhan gazetesi dün, İran'ın ‘yüzlerce silahlı insansız hava aracı (SİHA)’ sattığını aktardı. Yazı işleri müdürü İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney tarafından atanan gazete, “Geçtiğimiz dönemde İran yapımı İHA’lar Ukrayna semalarında NATO'ya karşı operasyonlar yürütüyordu” yazdı.
Ukrayna’nın güneyindeki askeri yetkililer Cumartesi günü, 6’sı Şahid-136 (kamikaze) olmak üzere en az yedi İran yapımı İHA’nın Cuma günü Odessa ve Pevdeny limanları yakınlarında deniz üzerinde uçtukları sırada düşürüldüklerini açıkladılar. Ukrayna Güney Askeri Komutanlığı, düşürülen İHA’ların arasında Ukrayna'da ilk kez İran yapımı daha büyük bir İHA olan Muhacir-6 modelin de olduğunu duyurdu.
Ukrayna güçleri kuzeydoğu cephesinde ilerlerken İngiltere Savunma Bakanlığı'nın Ukrayna'daki gelişmelere ilişkin dünkü istihbarat değerlendirmesinde, Rusya'nın Ukrayna'nın kuzeydoğusundaki Seversky Donets Nehri üzerinde yer alan Pechenik Barajı'nı kısa menzilli balistik füzeler yahut benzer silahlar kullanarak hedef aldığını bildirdi. Saldırının21 ve 22 Eylül'de gerçekleştiğine işaret edilen istihbarat değerlendirmesinde, daha önce 15 Eylül'de Ukrayna'nın merkezindeki Kryvyi Rih Nehri üzerinde yer alan Karachonevsky Barajı'nın hedef alındığına dikkat çekildi.  Ukrayna güçlerinin iki nehrin ağzına doğru ilerlediği belirtilen istihbarat değerlendirmesinde İngiltere Savunma Bakanlığı, Rus komutanların Ukrayna’nın askeri geçiş noktalarına su basması için baraj kapaklarını hedef almaya çalışıyor olabileceklerinin altını çizdi.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.