Suriye rejiminden SDG’ye protestoları bastırma suçlaması

Protestolar, rejimin müfredatını okutan okulların kapatılmasına karşı yapılmıştı.

Halep’in doğusundaki Tadif’te, savaşta hasar gören bir okul. (AFP)
Halep’in doğusundaki Tadif’te, savaşta hasar gören bir okul. (AFP)
TT

Suriye rejiminden SDG’ye protestoları bastırma suçlaması

Halep’in doğusundaki Tadif’te, savaşta hasar gören bir okul. (AFP)
Halep’in doğusundaki Tadif’te, savaşta hasar gören bir okul. (AFP)

Suriye rejimi dün, Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) aralarında Kamışlı’daki okulların öğrencileri ve velilerin de bulunduğu göstericilere ‘saldırmakla’ suçladı. Göstericiler, rejime bağlı Eğitim Bakanlığı’nın müfredatını uygulayan özel ve resmi okulların kapatılmasını protesto etmek üzere Turist Caddesi’ndeki Birleşmiş Milletler binasının önünde toplandı. Suriye’de eğitim müfredatı, şu an okulların ve eğitim enstitülerinin kimliğine göre değişiklik gösteriyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre rejimin kontrolündeki bölgelerde hükümetin müfredatı öğretilirken, ülkenin kuzey doğusunda Kürt kontrolündeki bölgeler ile ülkenin kuzey ve kuzeybatısındaki Türkiye ve müttefikleri tarafından kontrol edilen bölgelerdeki müfredat farklılık gösteriyor.
Suriye resmi haber ajansı SANA, Kamışlı’daki SDG silahlı unsurları göstericileri dağıttığını ve hükümetin müfredatını öğreten okulların yeniden açılmasını isteyen sloganlar atan ve pankartlar taşıyan göstericilere darp uyguladığını aktardı. SANA, SDG’nin iki hafta önce Kamışlı’da hükümet müfredatını benimseyen özel enstitüleri ve okulları kapattığını bildirdi.
AFP de Suriye’nin kuzeyinde, cephenin ön saflarında yer alan ve rejim ile muhalif gruplar arasında bölünmüş olan Tadif köyünde öğrencilerin, bombardımanlardan zarar gören, camları kırık, kapısız, masa, sandalyesi ve elektriği olmayan okullarına döndüklerin aktardı. Halep şehrinin 32 km doğusunda yer alan Tadif, Suriye’de on yılı aşkın bir süredir devam eden savaş sırasında ağır tahribata uğradı.
AFP bölgedeki sekiz okulun çoğunluğunun tamamen yıkıldığını, ağır hasarlı olanlardan birinin bu hafta, Tadif’teki muhalif grupların kontrolündeki bölgeden 300 öğrenciye kapılarını açtığını belirtti.
Çocuklar matematik dersi için karanlık bir sınıfta toplanıyorlar. Matematik öğretmeni Salah el-Hamis AFP’ye verdiği demeçte “Savaş nedeniyle şehirdeki okulların çoğu yıkıldı ve okullara bakım yapamıyoruz” dedi.
Tadif Belediye Başkanı Muhammed el-Akil de iki çocuğunu yakındaki bir köyde bulunan okula gönderdiğini söyledi. Okulun ü bin öğrenciden sadece 300’ünü alabildiğini de sözlerine ekledi.
Tadif’teki geçici okul, Suriye’nin kuzeyindeki savaş sırasında eğitim sağlamak için umutsuz girişimlerden biri olarak görülüyor. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre çocukların yüzde 44’ü eğitimden mahrum.
Birleşmiş Milletler’e göre, bölgenin dört milyondan fazla nüfusunun yarısından fazlasını çocuklar oluşturuyor.
BM Suriye Bölgesel İnsani Koordinatör Yardımcısı Mark Cutts, “Bombardımanlar nedeniyle yüzlerce okul hasar gördü veya yıkıldı. Çok sayıda çocuk halen okula gidemiyor” açıklamasında bulundu.



"Varil bombası generali" Suriye'de yakalandı

2014'te Halep'in varil bombalarıyla bombalanmasının yol açtığı yıkım (Reuters)
2014'te Halep'in varil bombalarıyla bombalanmasının yol açtığı yıkım (Reuters)
TT

"Varil bombası generali" Suriye'de yakalandı

2014'te Halep'in varil bombalarıyla bombalanmasının yol açtığı yıkım (Reuters)
2014'te Halep'in varil bombalarıyla bombalanmasının yol açtığı yıkım (Reuters)

Suriye İçişleri Bakanlığı, muhalif bölgelere varil bombaları ve uluslararası alanda yasaklanmış bombalar atmaktan sorumlu olan, önceki rejim döneminde Hava Kuvvetleri komutanı Tümgeneral Pilot  Jayiz Hammud el-Musa'nın "varil bombası generali" olarak yakalandığını duyurdu.

Operasyonun Detayları ve El-Musa'nın Geçmişi

1954 yılında Deyrizor’da doğan ve bir dönem Hama’nın doğu kırsalındaki Kuleyb el-Sevr köyünde ikamet eden el-Musa, Terörle Mücadele Birimi tarafından gerçekleştirilen "titiz" bir operasyonla yakalandı.

Suriye kaynaklı haberler, el-Musa’nın 2011 yılında başlayan protestolara karşı askeri güç kullanılması konusundaki en radikal subaylardan biri olduğunu belirtiyor. 2012 başında 20. Hava Tümeni Komutanı ve Şam kırsalındaki Dumeyr bölgesi ile çevresinin güvenlik sorumlusu olarak atanmıştı.

Katliamların Mimarı

Şam Ağı’nın (Sham Network) haberine göre el-Musa, Suriye şehirlerine karşı savaş uçaklarının kullanımının genişletilmesini öneren ilk subaylar arasındaydı. Mart 2012’de "Seb’a Biyar" sahasında, yüksek tahribatlı bombaların kullanımı da dahil olmak üzere hava saldırılarına hazırlık amacıyla gerçekleştirilen gerçek mühimmatlı eğitimleri bizzat denetledi.

Hava Kuvvetleri'nin rolü:

Halep Kuşatması: 2012-2016 yılları arasında Halep’in doğu mahallelerinin kuşatılması ve bombalanmasında merkezi bir rol oynadı.

Stratejik Hedefler: Şam kırsalı, İdlib ve Zebadani gibi bölgelere düzenlenen kapsamlı hava operasyonlarını yönetti.

Yasaklı Silahlar: Uluslararası raporlara göre, 20. Hava Tümeni uçakları aracılığıyla "kırmızı bombalar" ve kimyasal silahların kullanıldığı saldırılardan doğrudan sorumlu tutuldu.

Uluslararası Yaptırımlar

El-Musa, "Suriye'deki sivillere yönelik şiddetli baskılara karışması" ve kimyasal silah kullanımı üzerindeki rolü nedeniyle Temmuz 2017'de Avrupa Birliği tarafından yaptırım listesine alındı. Ayrıca İngiltere ve İsviçre’nin de yaptırım listelerinde yer aldı.

sdvfdev
Esad rejimi döneminden kalma bir arşiv fotoğrafında Tümgeneral Pilot Jaiz Hammud el Musa.

Diğer Üst Düzey Yakalamalar

İçişleri Bakanlığı, son günlerde eski rejimin kilit isimlerine yönelik operasyonlarını sıklaştırdı:

9 Mayıs: Firari Beşşar Esed’in 13 yıl boyunca Askeri İşler Ofis Müdürlüğü’nü yapan Tümgeneral Vecih Ali el-Abdullah yakalandı.

8 Mayıs: Halkın bastırılmasında kilit rol oynayan Tuğgeneral Süheyl Fecr Hasan ele geçirildi.


İsrail Lübnan’da işgalin kapsamını genişletirken ülkenin doğusunda da tahliye emirleri verilmeye başladı

Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)
Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)
TT

İsrail Lübnan’da işgalin kapsamını genişletirken ülkenin doğusunda da tahliye emirleri verilmeye başladı

Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)
Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)

Lübnan-İsrail ateşkesi, Lübnan’ın sınır köylerinden iç kesimlerine doğru kademeli olarak genişleyen açık uçlu bir günlük çatışmaya dönüştü. İsrail'in hava saldırıları ve tahliye uyarıları Litani Nehri’nin kuzeyindeki kasabaları da kapsayacak şekilde genişleyerek doğuda Bekaa Vadisi’nin batısındaki Meşğara ve Kualya beldelerine kadar ulaştı.

İsrail, tahliye uyarılarını sarı hattan uzak ve Beyrut'a görece yakın beldeleri kapsayacak şekilde genişletti. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Reyhan, Carcua, Kefrumman, Nemiriye, Arabsalim, Cumeycime, Meşğara, Kualya ve Haruf sakinlerine acil uyarıda bulunarak evlerini terk etmeleri ve en az bin metre uzaklaşmaları talimatı verdi.

Öte yandan Hizbullah, işgal altındaki köylerde ya da çevresinde konuşlanan İsrail kuvvetlerine yönelik insansız hava aracı (İHA) ve füze operasyonlarını yoğunlaştırdı. Aynı süreçte diplomatik hareketlilik de arttı. ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa, Washington'a gitmek üzere ülkeden ayrılmadan önce Lübnanlı yetkililerle bazı görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerin odak noktasını önümüzdeki perşembe günü Washington'da yapılacak toplantının hazırlıkları oluşturdu. Ateşkesin öncelik taşıdığı konusunda Lübnan'da tam bir görüş birliği olduğu bildirildi.


Beyrut kuşatmasından Aksa Tufanı'na İran ve Filistin meselesini araçsallaştırması: Muğlak bir ilişkinin sonuçları

Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)
Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)
TT

Beyrut kuşatmasından Aksa Tufanı'na İran ve Filistin meselesini araçsallaştırması: Muğlak bir ilişkinin sonuçları

Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)
Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)

Yaser Arafat, tüm çekincelerine ve endişelerine karşın İranlılarla görece iyi ilişkiler kurdu. Ruhullah Humeyni’nin 1979 yılındaki İran İslam Devrimi’nin ardından Tahran'ı ziyaret eden ilk lider oldu. Filistin devriminin, İsrail büyükelçiliğini derhal kapatarak binayı Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) devreden yeni İran'a sıçradığına inanıyordu. Ancak kısa sürede, sunulan desteğin son derece karmaşık ve tam bir bağımlılığa koşullu olduğunu fark etti. Arafat bu koşulu kabul etmedi; bunun üzerine onu zayıflatmak ve FKÖ'yü parçalamak için yoğun çabalar başladı.

Filistinliler, İran'ın 1982 yılında Beyrut'ta kuşatma altındaki Arafat'a yardım etmek için parmağını kıpırdatmadığını bugün hâlâ net biçimde hatırlıyor. Daha sonra Humeyni'ye biat eden Lübnan’daki Emel Hareketi'ne bağlı Şii milis güçleri Filistin kamplarında katliamlar gerçekleştirdi. İran ise sonradan ‘Fetih el-İntifada’ örgütünü kuran ve Şam'a yerleşen Ebu Musa liderliğindeki en büyük Fetih Hareketi (El-Fetih) bölünmesini destekleyip finanse etti.

Tahran ayrıca FKÖ çatısı altındaki diğer örgütlerdeki bölünmeleri de körükledi. Bu süreç Hamas ve İslami Cihad hareketlerinin kuruluşuna ve tüm bölgede bir eksenin oluşturulmasına kadar uzandı.

Bu ekseni yalnızca Hamas'ın Ekim 2023'teki "Aksa Tufanı" saldırısı sarstı; söz konusu saldırı bumerang gibi geri dönerek bizzat İran'a kadar tüm ekseni derinden sarstı.