Tahran Valisi’nin ‘kargaşanın sona erdiğini’ açıklamasına rağmen protestolar devam ediyor

İranlı yetkililer, sanatçılara ve sporculara tehditlerini artırdı ve gazetecileri tutukladı

Tahran’ın merkezindeki bir sokakta yanan ateşin etrafında toplanan protestocular (Twitter)
Tahran’ın merkezindeki bir sokakta yanan ateşin etrafında toplanan protestocular (Twitter)
TT

Tahran Valisi’nin ‘kargaşanın sona erdiğini’ açıklamasına rağmen protestolar devam ediyor

Tahran’ın merkezindeki bir sokakta yanan ateşin etrafında toplanan protestocular (Twitter)
Tahran’ın merkezindeki bir sokakta yanan ateşin etrafında toplanan protestocular (Twitter)

İran’da ünlüler ve gazeteciler üzerindeki artan baskının ortasında, ülkenin çeşitli bölgelerinde 13. günde protestoların devam etmesine paralel olarak grevler artarken, Tahran Valisi Muhsin Mansuri kargaşanın sona erdiğini duyurdu. Başkent Tahran’ın çeşitli mahallelerinde çarşamba akşamı hükümet karşıtı yürüyüşler sürerken, bazı bölgelerde kalabalıklar sıkı güvenlik önlemleri altında sokaklara indi, başkentin sokaklarında korna sesleri yükseldi ve bazı bölgelerin sakinleri İran rejimi lideri Ali Hamaney’e karşı sloganlar attı.
Twitter ve Telegram sosyal medya ağlarında paylaşılan videolar, Mahsa Amini’nin ölümünün ardından halkın öfkesi üzerine patlak veren protestolarda “Diktatöre Ölüm!” ve “Bu yıl kan Hamaney’i devirecek” ve “Kadın, Yaşam, Özgürlük!” sloganlarının atıldığını gösterdi.
Videolar, basındaki haberler ve insan hakları örgütlerinin raporları, farklı şehirlerde büyük çaplı protestoların devam ettiğini gösteriyor, bununla birlikte aktivistler internet kısıtlamalarının videoları yayınlamayı giderek zorlaştırdığını söylüyor.
İsfahan şehrinin tüccarları, siyasi aktivistlerin çağrısına uyarak dükkanlarını kapattı. Kirmanşah ve Kürdistan bölgelerinde başlayan grevler genişleyerek Batı Azerbaycan ve İlam eyaletlerindeki Kürt şehirlerini de kapsayan bir hal aldı.
Diğer yandan, Tahran Valisi Muhsin Mansuri dün yaptığı açıklamada, ‘son kargaşanın sona erdiğini ve Tahran’ın birkaç gecedir tam bir güvenlik durumu içinde olduğunu’ söyledi. Tutuklamalara üstü kapalı bir gönderme yaparak “Aptalların hesabını isyancılardan ayrı tutuyoruz, ancak ayaklanmaları körükleyen ünlülerle yüzleşeceğiz” dedi.
Fransız haber ajansı AFP’nin Devrim Muhafızları'na bağlı Fars Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, Mansouri’nin tehdidi, polisin yaptığı açıklamanın ardından geldi. Söz konusu açıklamada “Polisler, devrim karşılarının ve düşman unsurların komplolarına tüm güçleriyle karşı koyacak ayrıca ülke genelinde asayiş ve güvenliği bozanlara karşı kararlılıkla hareket edecek” ifadelerine yer verilmişti.
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ünlüleri eleştirerek, “Rejimi destekleyerek ünlü olan kişiler, zor günlerde halkla birlikte olmak yerine düşmana katıldılar. Herkesin, millete ve memlekete verilen maddi ve manevi zararın telafi edilmesi gerektiğini bilmesi gerekiyor” dedi.
Reuters haber ajansına göre, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi çarşamba günü, bir protesto yürüyüşleri dalgasının yol açtığı ‘kaosu’ kınarken, Mahsa Amini’nin polis gözetimindeyken hayatını kaybetmesinin herkesi üzdüğünü ancak Amini’nin ölümüyle ilgili şiddetli protestoların yayılması sırasında kaosun kabul edilebilir bir durum olmadığı uyarısında bulundu.
Reisi, çarşamba günü televizyonda verdiği röportajda ​​yurttaşlarına hitaben, “İsyanlara katılanlarla kararlı bir şekilde ilgilenilmesi gerekiyor” dedi ve bunun ‘halkın talebi’ olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı yaptırımların ve ayaklanmaların ‘aynı madalyonun iki yüzü’ olduğuna inandığını dile getirerek, ABD’yi İranlıları ‘isyanlar’ için kışkırtmakla suçladı. Ayırca ülkede son iki haftadır protestocularla çatışan güvenlik güçlerini savundu.
Reisi “İnsanların güvenliği İran İslam Cumhuriyeti için bir kırmızı çizgidir. Hiç kimse yasaları çiğneyip kaosa neden olamaz” ifadelerini sözlerin ekledi. Cumhurbaşkanının bu açıklaması, güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu onlarca kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını ve yüzlercesinin tutuklandığını gösteren videoların yayınlandığı 12 günün sonrasında geldi. Diğer yandan, insan hakları savunucuları, polisin protestoculara karşı gerçek mermi kullandığını söylüyor.
Protestoların ilk günlerinden bu yana yetkililer, gösterilerin arkasındaki ‘ayrılıkçı grupları’ yabancı tarafların komplosu olarak gördüklerini belirtiyor ve olanlarla ilgili İslam Cumhuriyeti’nin düşmanı olan ABD’yi suçluyor.
Tahran Belediyesi'ne bağlı Hemşehri gazetesine göre, Tahran’daki Devrim Muhafızları komutanı Hasan Hasanzade, son protestoların nedenini ‘ekonomik sorunlara’ bağlarken, “İki hafta önce ABD’li bir yetkili dinlendi. Yetkili aşırı baskının İran’a karşı zaferimizi getiremeyeceğini, bu yüzden tek yolun ekonomik baskı ile insanları sokaklara sürüklemek olduğunu söylüyordu” açıklamasında bulundu.
Hasanzade “Bu bahaneyle, düşmanlar bazı insanları sokağa çıkardı ve kayıplara neden oldu” ifadelerini kullandı ve ülkesinin ‘küresel bir çekişme’ ile karşı karşıya olduğunu belirtti. Ayrıca “Psikolojik operasyonlarla gençleri bu ülkenin geleceği olmadığına ikna etmeye çalışıyorlar ancak bu çabalar düşmanlara bir şey kazandırmayacak” ifadelerini sözlerine ekledi.
Devrim Muhafızları Komutan Yardımcısı General Ali Fedavi ise, mevcut protestoları, ‘Cihat yorumunun’ başarısızlığına bağlarken, İran rejiminin lideri Rehber Ali Hamaney’in, yetkililer tarafından yumuşak savaşa karşı çıkmayı, İran devriminin söylem ve değerlerinin bozulmasını önlemeyi ve rejimin politikalarını desteklemeyi bir gereklilik olarak görülen durum karşıda kullandığı terime atıfta bulundu.
Bu haftanın başlarında, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan Batılı diplomatlara protestoların rejimin istikrarı açısından ‘büyük bir sorun olmadığını’ söyledi. New York’taki Ulusal Halk Radyosu’na verdiği demeçte, “İran’da rejim değişikliği olmayacak” ifadelerini kullandı.
Üst düzey İran’lı bir yetkilinin Reuters’a belirttiğine göre, tüm olanlara rağmen, İran’ın hükümet sisteminin kısa vadede çökmeyeceği ve ülke liderlerinin 1979’da ABD destekli Şah’ın kaderini belirlediğine inandıkları türden herhangi bir zayıflığı göstermeme konusunda kararlı olduğu görülüyor.
13 Eylül’de Amini’nin ölümünden bu yana öfkeli gösteriler 80’den fazla şehre yayıldı. Kadınların ve erkeklerin nasıl giyindiği konusunda katı kurallar uygulayan polis, 22 yaşındaki Amini’yi Tahran’da ‘başörtüsü kötülüğü’ sebebiyle gözaltına almıştı.
Ülkenin kuzeybatısındaki Kürt şehri Saggaz’dan olan Amini, komaya girdikten 3 gün sonra hayatını kaybetti. Bu durum, 2019’da yetkililerin yüksek benzin fiyatlarına karşı protestoları bastırmasından bu yana, İran sokaklarındaki en büyük gösterilerin yeniden canlanmasına yol açtı.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’dan aktardığı habere göre Devrim Muhafızları’nın eski komutanı Muhammed Bakır Bahtar’ın, yetkilileri Mahsa Amini’nin ölümünden önce, komaya girmesinin sebebini örtbas etmeye çalışmakla suçladığı bir ses kaydı sızdırıldı. Bahtar, kayıtta İran adli tıp alanındaki güvenilir kaynaklara göre ölüm sebebinin kafasına aldığı darbe olduğunu belirtiyordu.
Sinema yıldızları, sporcular, müzisyenler ve oyuncular protestolara desteklerini dile getirdi. Viyana’da Senegal ile oynadıkları maç öncesi milli marş sırasında siyah eşofman giyen İran milli futbol takımı oyuncuları da protestolara desteğini gösterdi.
Aktivistler, yetkililerin aktivistlere ve ünlülere yönelik tutuklama operasyonunu genişlettiğini söyledi.
Fars haber ajansı çarşamba günü gösteriler başladığından beri ‘yaklaşık 60 kişinin’ öldürüldüğünü aktarırken, merkezi Norveç’in başkenti Oslo'da bulunan İran İnsan Hakları Örgütü (IHR) ise en az 76 kişinin öldürüldüğünü belirtti. Yetkililer, İran’ın batısındaki Kürdistan Eyaleti’nde, Saggız şehrinde Mahsa Amini’nin cenazesi hakkında haber yapan Ham Mihan gazetesi Muhabiri Elahe Muhammedi’yi gözaltına aldı. Gazetecinin avukatı Muhammed Ali Kamfiruzi, Muhammedi’nin gözaltına alınmasının, evinin basılmasından ve kişisel eşyalarına el konulmasından günler sonra gerçekleştiğini söyledi.
Muhammedi'nin gözaltına alınması, Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) İran’ın son protestolar sırasında 20 gazeteciyi gözaltına aldığını açıklamasının ardından geldi.
Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) çarşamba günü, İran cezaevlerinde 33 gazetecinin hapishanede olduğunu belirterek, son protestolarda 19 gazetecinin gözaltına alındığını vurguladı. RSF, İranlı yetkililere, tutukluları bir an önce serbest bırakma çağrısında bulundu.
Ham Mihan gazetesi Telegram sayfasında yayınladığı bir mesajda, “Gazetecilerin yeri hapishane değil. Gelişmeleri ve olayları tarafsız ve profesyonel bir şekilde aktarmak gazetecinin görevidir. Gazetecilerin cezaevine atılmaması ve gözaltına alınmamaları, tutuklanmamaları gerekir” ifadelerini kullanırken, “Gazetecilere kısıtlamalar getirmek medya kuruluşunu zayıflatır” uyarısında bulundu. 
Yetkililer, geçtiğimiz günlerde Mahsa Amini’nin yasını tutmak için bir şiir yayınlayan şair Mona Borzouee’nin kız kardeşi Sara Borzouee’yi de gözaltına aldı. Dün, ayaklanmaya öven bir şarkı yayınlayan şarkıcı Şarvin Hacipur da gözaltına alındı.
Ulaşılan bilgiler, son protestolar sırasında gözaltına alınanlar ile Tahran cezaevlerinin dolduğuna işaret ediyor. Fars haber ajansının Telegram sayfası, Devrim Muhafızları Ordusu’nun istihbaratına göre, Kum şehrindeki ayaklanmaların arkasında olan ‘organize bir ağ’ın 50 üyesini tutukladığını söylediğini aktardı.
Ülkenin batısındaki Loristan Eyaleti’ndeki yargı erki, dün güvenlik güçlerinin eyaleti kasıp kavuran ayaklanmalar sırasında 120 kişiyi tutukladığını söyledi. Eyaletin merkezi olan Hürremabad’da polis güçleri arasından bir kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.
Ülkenin batısında yer alan İlam Eyaleti Valisi Hasan Bahram Niya, iki gün önce, Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Ajansı’na, güvenlik güçlerinin son grevlerde 180 katılımcıyı gözaltına aldığını söyledi.
Simnan Şehri Polisi, protestolar sırasında 155 kişinin; Mazenderan eyaletinde de Başsavcılık ise 450 kişinin tutuklandığını açıkladı. Cilan’da gözaltına alınan ve tutuklu sayısı ilk istatistiklere göre 739'a ulaşırken, Kürdistan İnsan Hakları Ağı, Kürt şehirlerinde en az 435 kişinin hapishanelere gönderildiğini açıkladı.
İran merkezli eş-Şark haber ağının aktardığına göre, İran Cumhurbaşkanı’nın Kadın ve Aile İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Ensiye Hazali, protestolar sırasında tutuklananlar arasında en az 70 kadının yer aldığını belirtirken, tutuklu kaldıkları yerler hakkında bilgi vermedi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.