İngiltere'de hayat pahalılığı protesto edildi

Fotoğraf: AFP_Arşiv
Fotoğraf: AFP_Arşiv
TT

İngiltere'de hayat pahalılığı protesto edildi

Fotoğraf: AFP_Arşiv
Fotoğraf: AFP_Arşiv

Enflasyonun 40 yıl sonra çift haneyi gördüğü İngiltere'de binlerce kişi, hayat pahalılığına karşı seslerini yükseltmek için sokağa çıktı.
Başkent Londra'da King's Cross Tren İstasyonu önünde toplanarak hayat pahalılığını protesto eden göstericiler, "Zenginleri vergilendirin, fakirlere saldırmayın", "Grevleri destekleyin" ve "Hepimizin maaş artışına ihtiyacı var" yazılı pankartlar taşıdı.
Ülke genelindeki birçok sivil toplum kuruluşu (STK) ve işçi sendikasının yanı sıra çevreci grupların da destek verdiği gösteride, protestocular, "Yeter artık", "Adil maaş zammı istiyoruz" sloganları attı ve iktidardaki Muhafazakar Parti'nin ekonomi politikalarını eleştirdi.

"İnsanlar bu şekilde yaşamaya devam edemez"
Gösteride, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine konuşan protestoculardan Tim, ülkede uzun zamandır devam eden ekonomik kriz olduğunu belirterek, "İnsanlar uzun zamandır fakir ve şimdi petrol krizi ve artan enerji maliyeti, bu durum zor durumdakiler için inanılmaz. İnsanlar bu şekilde yaşamaya devam edemez" ifadelerini kullandı.
Tim, mevcut ekonomik krize karşı insanların daha fazla harekete geçmesi gerektiği görüşünü paylaşarak, şunları kaydetti:
"İş yerinde haftalık parasını hesaplayan, yakıt faturalarını ve diğer artan tüm maliyetleri ödedikten sonra gerçekten yaşamak için parası yetmeyen iş arkadaşlarım var. Meslektaşlarımdan birinin kirası geçen hafta yüzde 17 arttı. Böyle bir maaş artışı almıyoruz. Halihazırda maaş artışımız yaklaşık yüzde 8 civarındaydı. Bu, bizim için büyük bir maaş kesintisi."
Tim, hayat pahalılığına karşı sokağa çıkanların artık ayağa kalktığını ve bu şekilde devam edemeyeceklerini dile getirdiğini aktararak, "Bunu devam ettiremeyiz, bu yüzden bugün buradayız. RMT'yi (Demiryolu, Denizcilik ve Taşımacılık Sendikası) ve bugün grevdeki posta servisi çalışanlarını temsil eden CWU'yu (İletişim Çalışanları Sendikasını) destekliyoruz çünkü çalışan insanların bir araya gelme ve harekete geçme zamanı" diye konuştu.

"İnsanlar acı çekecek"
Protestoculardan Helen de iktidardaki Muhafazakar Parti hükümetini beğenmediği için gösteriye katıldığını belirterek, hükümetin "kara para"nın etkisi altında olduğunu öne sürdü.
İngiltere Başbakanı Liz Truss'ın "kara para ve düşünce kuruluşlarının etkisi altında olduğunu" iddia eden Helen, “(Truss) Onlar için sadece bir kukla. O, çok sağda. İnsanlar her şekilde gerçekten acı çekecekler ve nerede son bulacağını bilmiyoruz. Onlardan (iktidardaki Muhafazakar Parti’den) kurtulmamız gerekiyor. Bu Tory hükümetinden kurtulmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Helen, İngiliz hükümetinin yaklaşık 45 milyar sterlin hacminde vergi indirimlerini içeren, kamu borçlanmasını artıracağı için piyasalarda gerilime neden olan "mini bütçe" düzenlemelerine ilişkin bunun ülke için "felaket" olacağı görüşünü dile getirerek, şunları söyledi:
"Bu ülke için tamamıyla felaket olacak. Bir nevi soldaki inisiyatifi ele alıp, bu insanlardan kurtulmamız gerekiyor. Yani insanlar için gerçek zorluk demek. Emeklilik maaşlarını, insanların kiralarını, ipoteklerini, doğal gaz faturalarını her şeyi etkilediği anlamına geliyor. İnsanlar bunu karşılayamaz."

"Çalınan, bize ait olan tüm parayı geri istiyoruz"
AA muhabirine açıklama yapan bir diğer protestocu Sarah ise hayat pahalılığı nedeniyle gösteriye katıldığını dile getirdi.
Sarah, hükümetin mini bütçe planını, "zenginler için bir önlem" olarak niteleyerek, şunları kaydetti:
"Hayatta kalmaya kararlıyız. İnsanları ve gezegeni, toprağı, çevreyi, evlerini, toplumu önemseyen herkese özen göstermeyi talep ediyoruz ve hayatta kalmanın ve gezegeni kurtarmanın tek yolunun bu olduğunu düşünüyoruz. Çalınan, bize ait olan tüm parayı geri istiyoruz. Onu geri almak niyetindeyiz."



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe