İngiltere, ateşkesin üçüncü kez uzatılmasının arifesinde Husileri eleştiriyor

Yemen hükümeti, BM önerisine yönelik olumlu işaretler verdi

Sana’da silahlı bir toplanma sırasında Husi savaşçıları (EPA)
Sana’da silahlı bir toplanma sırasında Husi savaşçıları (EPA)
TT

İngiltere, ateşkesin üçüncü kez uzatılmasının arifesinde Husileri eleştiriyor

Sana’da silahlı bir toplanma sırasında Husi savaşçıları (EPA)
Sana’da silahlı bir toplanma sırasında Husi savaşçıları (EPA)

İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly, Husileri ateşkes görüşmelerine engel olmak ve Yemenlileri barıştan mahrum etmekle itham etti. Cleverly’nin bu açıklaması, Yemen Hükümeti’nin Birleşmiş Milletler (BM) ateşkesi uzatma önerisini olumlu karşılayacağını açıkladığı zamanda geldi.
İngiltere Dışişleri Bakanı Cleverly dün (Cumartesi) İngiltere Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir açıklamada, “Yemen’in tekrar çatışmaya dönmemesi gerekiyor, ateşkes yarın (Bugün) sona eriyor, ancak Husiler, müzakerelerin yürütülmesi açısından tehdit oluşturmaya ve Yemenlileri barış içindeki bir gelecekten mahrum etmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı. Cleverly, Yemen hükümetinin, anlaşmaya varılması halinde ateşkesi uzatmaya yönelik taahhüdünü memnuniyetle karşıladı.
İki defa uzatılan ateşkes sona ererken, Yemenliler geçtiğimiz iki ay boyunca devam eden ikinci uzatma döneminde Yol Açma Komitesi’nin herhangi bir toplantısını düzenlemediği için BM Özel Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’i kınıyor. Söz konusu komitelerin toplantılarının yapılmaması, İlk ateşkesin başladığı 2022 Nisan ayından bu yana ilerleme olmayan tek nokta oldu.
İngiltere Dışişleri Bakanı yaptığı açıklamada, Yemenliler tarafından yönetilen herkes için barışçıl ve kapsayıcı bir gelecek sağlama konusunda ciddi bir diyaloga girilmesi için Husilere, BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’in ateşkesin uzatılması konusunda anlaşmaya varma çabalarına yapıcı bir katılım sağlama çağrısında bulundu. Ateşkesin Yemen ve bölgenin güvenliği konusunda somut faydalar sağlayacağını da sözlerine ekledi.
Bakan, Yemen hükümetinin sivillerin hareket ve seyahat özgürlüğü ve yakıta erişim sağlama ayrıca devlet memurlarına maaş ödemesi yoluyla sağlık hizmetlerine erişim sağlanması ile ateşkesin faydalarının sürdürülmesi taahhüdünde bulunmasına övgüde bulundu. Bakan, ateşkes döneminin sivil kayıp sayısında önemli bir düşüşe tanık olduğunu ve Husi milislerin Suudi Arabistan ve BAE’ye yönelik saldırılarının sona erdiğine dikkat çekti.
Bakan, taraflar ateşkesin uzatılmasına yönelik anlaşmaya varmadığı sürece, ateşkesin bitiş tarihi yani bugünden itibaren Yemen halkının, ateşkesin söz konusu faydalarından istifade edemeyeceğine yönelik uyarıda bulundu.
BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, daha önce de bugün sona erecek insani ateşkesin uzatılmasının acil bir insani ve siyasi gereklilik olduğunu vurgularken, bu fırsatın bir daha gelmeyeceğini, Husi grubunun uzlaşmazlığı sebebiyle savaş durumuna geri dönme olasılığının bulunduğunu ima etmişti.
Yemen resmi ajansı SABA’nın aktardığına göre, Yemen hükümetinden resmi bir kaynak, dün (Cumartesi) BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg’den 2 Ekim 2022’den itibaren ateşkesin uzatılması ve genişletilmesi için yeni bir teklif aldığını belirtti.
Kaynak, hükümet ile ilgili olarak “Yeni teklifi inceliyor ve bunu, tüm şehirlerde ayrım gözetmeksizin tüm halkımızın insani acılarını hafifletmek için çaba göstermeye yönelik kararlılığına istinaden olumlu bir şekilde ele alacak. Zira, ateşkesin temel amacı, Husi milislerinin savaşta akıttığı kanı durdurmak ve sivillerin, ticari malların ve insani yardımların serbest dolaşımını sağlamaktır” dedi.
Kaynak, hükümetin ateşkesi yenileyerek, tüm Yemenlilerin ateşkesin faydalarını genişletmeye, halkın hareketlerini kolaylaştırmaya ve Husi milislerin darbesinin neden olduğu insani acıları hafifletmek için maaş ödemelerini sağlamaya çalıştığını açıkladı.
Kaynağa göre, Husi milislerinin Taiz kuşatmasının kaldırılması ve 2014 yılı maaş çizelgesine göre bu milislerin kontrolündeki bölgelerde memur maaşlarının ödenmesinde kullanılması gereken Hudeyde limanlarının gelirlerinin yağmalanmasına son verilmesi ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmese de, Yemen hükümeti, Husi milislerinin yarattığı engellerin üstesinden gelmek için her türlü esnekliği göstermek ve Özel Temsilci ile işbirliği yapmak için hiçbir çabadan kaçınmıyor.
Yemen hükümetinin bu bağlamda BM Güvenlik Konseyi’ne ve uluslararası topluma yaptığı çağrı, Husi milislerine günlük ateşkes ihlallerine son verilmesi ve BM Özel Temsilcisi’nin ateşkesin tüm hükümlerini uygulamaya yönelik çabalarına olumlu bir şekilde katkıda bulunulmasına dikkat çekti. Ateşkesin hükümlerin başında, Yemen halkını rehine olarak ve acılarının bir pazarlık kozu olarak kullanılmasına son verilmesi, Husi milis liderlerinin kişisel zenginleşmesi için savaşın uzatılmasına ve devlet kaynaklarını ve Hudeyde limanlarından elde edilen gelirlerin kullanılmasına son verilmesi ve Taiz kuşatmasının bir an önce kaldırılması gerekliliği yer alıyordu.
Kaynak, Yemen hükümetinin, BM Özel Temsilcisi’nin üzerinde anlaşmaya varılan bir siyasi çözüm kapsamında görev tanımına dayalı kapsamlı, adil ve sürdürülebilir bir barışa ulaştırma çabalarına verdiği desteği vurguladı. Grundberg’in çabaları, kapsamlı ulusal diyalog konferansının sonuçlarına ve başta 2216 sayılı Karar olmak üzere Yemen meselesiyle ilgili Güvenlik Konseyi kararlarına istinaden Körfez ve yürütme mekanizmasının bir girişimini temsil ediyor.
Geçen hafta, bugün sona eren BM ateşkesini 6 ay daha uzatmak amacıyla anlaşmaya varmak için yoğun çabalara tanık oldu. Ancak bu çabaların, Husi milislerin oluşturduğu engellerinin yanı sıra Grundberg’in onlarla görüşmek üzere başkent Sana yaptığı ziyarette ulaşılan sonuçları açıklamaması akabinde henüz nereye vardığı belli değil.
Grundberg perşembe günü, Husi milis liderleriyle Yemen’deki ateşkesi yenileme çabalarını tartıştığı iki günlük ziyaretin ardından başkent Sana’dan ayrıldı. Twitter’da yaptığı paylaşımlarda, milis liderleriyle görüşmelerinde ateşkesi genişletme, çalışanların maaşlarını ödeme, Hudeyde limanlarından daha fazla yakıt gemisine girmesini sağlama ve Sana Uluslararası Havalimanı üzerinden ek ticari uçuşlar düzenleme şartlarının kapsamlı bir şekilde ele alındığını açıkladı.
Yaptığı paylaşımlara göre, BM Özel Temsilcisi, milis liderleriyle, ön cephelerde doğrudan çatışmaları durdurmanın önemini görüştü. Bu görüşmenin sonuçlarına ilişkin açıklama yapmayarak, ateşkesin yenilenmesi ve genişletilmesinin insani ve siyasi bir gereklilik olduğu ve bunun Yemen’in uzun süre yakalayamayacağı bir fırsat olduğunu vurgulamakla yetindi.  
Grundberg, ateşkes ile ulaşıldığını söylediği faydalara bağlı kalarak, tüm Yemenli taraflara barışa ulaşmak için cesaret, liderlik ve sorumluluk gösterme çağrısında bulundu. Diğer yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Twitter’da yaptığı paylaşımda, Grundberg ile Yemen’deki ateşkesi uzatma çabalarını telefonda görüştüğünü söyledi.
Blinken, Twitter’da yaptığı paylaşımda, son dönemde Husilerin ateşkesin önündeki engeller ve Yemenlilerden faydalanma olasılıklarına ilişkin BM Özel Temsilcisi’ne bildirilenlere yönelik endişelerini dile getirdi.
Birleşmiş Milletler, uluslararası toplum ve Yemen’deki etkili aktörler, ateşkesi 6 ay daha uzatmak için çalışıyor. Ateşkes, iki aylık bir süreyle 2 Nisan’da başladı ve iki kez uzatıldı. Söz konusu ateşkes, Husi darbesi ve yol açtığı savaş nedeniyle ülkede yaşanan insani krizi hafifletmeyi amaçlarken, kalıcı bir barış süreci için istişareleri başlatma girişimini temsil ediyor.



Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.