Filistin Yönetimi, Batı Şeria’da üçüncü bir intifadayı önlemek için çalışıyor

Abbas, Gazze Şeridi’nde düzeni sağlamak için güvenlik toplantılarına başkanlık etti

Geçtiğimiz ay, Batı Şeria’nın Nablus şehrinde Filistin güvenlik güçleriyle çatışan göstericiler (Reuters)
Geçtiğimiz ay, Batı Şeria’nın Nablus şehrinde Filistin güvenlik güçleriyle çatışan göstericiler (Reuters)
TT

Filistin Yönetimi, Batı Şeria’da üçüncü bir intifadayı önlemek için çalışıyor

Geçtiğimiz ay, Batı Şeria’nın Nablus şehrinde Filistin güvenlik güçleriyle çatışan göstericiler (Reuters)
Geçtiğimiz ay, Batı Şeria’nın Nablus şehrinde Filistin güvenlik güçleriyle çatışan göstericiler (Reuters)

Filistin Yönetimi, kendi konumunun daha da zayıflaması ve muhtemelen zarar vereceği anlamına gelecek olan topyekûn bir karmaşadan kaçınmak amacıyla Cenin ve Nablus’taki olayların Batı Şeria’nın tamamına sıçramaması için çalışıyor.
Konu ile ilgili bilgi sahibi bir kaynak Şarku’l Avsat’a, Filistin güvenlik birimlerinin, Filistin şehirleri, kampları ve köylerinde düzeni korumak, Cenin ve Nablus’taki olayların üçüncü bir intifadaya dönüşmesini önlemek için emirler aldıktan sonra Batı Şeria’nın tüm bölgelerinde teyakkuz derecesini yükselttiğini söyledi. Kaynak “Filistin liderliği, İsrail’in oluşturmaya çalıştığı kaos sahnesine sürüklenmek istemiyor. Açık bir şekilde liderlik yıkıcı bir üçüncü intifadanın başlamasını istemiyor” ifadelerini kullandı.
Filistin liderliği, İsrail’in Cenin ve Nablus’taki Filistinli silahlı kişiler ve aktivistleri bastırmaya, öldürmeye ve tutuklamaya devam ederek durumu körüklemeye çalıştığına inanıyor. Yönetim’in siyasi ve askeri liderleri ve çeşitli medya organları, kuzey Batı Şeria’da otoritenin zayıf olduğunu ve Kudüs ve Mescid-i Aksa’da devam eden provokasyonlar bir yana, Tel Aviv’de daha güçlü ve daha tehlikeli başka bir üçüncü intifada başlatılabileceğini belirterek intifada ile mücadelenin genişlemesini teşvik ediyor.
Kaynak “İsrail’de insanların hislerini körüklüyorlar ve net bir şekilde kaosu teşvik ediyorlar. Devleti kurmak için ulusal bir proje değil, sadece bir güvenlik vekili haline getirmek için Yönetimi daha da zayıflatmak istiyorlar” dedi.
Diğer yandan, Filistin liderliği arasında Hamas, İslami Cihad ve Fetih hareketi içinde Devlet Başkan Mahmud Abbas'a karşı çıkanlar var. Bu kişiler, Cenin ve Nablus’taki çatışmaları finanse ederek ve gençleri İsrail ile mücadeleye iterek, yönetimi zayıflatma fırsatından yararlanıyor.
Uzun yıllardır, Filistin Yönetimi’nin kendi dışındaki silahlara karşı yürüttüğü savaşa rağmen, Nablus’a, Cenin’e ve diğer bölgelere, yönetimin kendi silahlarından bile daha gelişmiş silahlar akın etti. Bunlar Yönetim’in kendi silahlarından bile daha gelişmişti. Silahlı kişilerin sayısı arttıkça, onları kontrol etmek de karmaşık bir konu halini aldı.
Filistin Yönetimi son dönemde Cenin ve Nablus’taki bölgelerde güvenliği sağlamayı defalarca kez denedi, ancak bu bölgelerde yaşananların, sorunu daha da karmaşık hale getirecek bir şekilde şiddetli bir Filistin-İsrail çatışmasına dönüşmemesi için uzun süreli mücadele verilmesi ve bazı bedeller ödenmesine şu anda hazır olunmadığını fark etti. Diğer yandan, şimdi ortaya çıkacak herhangi bir Filistin-Filistin çatışması, şüphesiz İsrail’in emellerine hizmet sağlamak anlamına geliyor. Yönetim önce İsrail’den saldırılarını durdurmasını istedi ancak bu talep, ABD’nin her iki tarafa da müdahale etmesine rağmen gerçekleşmedi bitmeyen. Kaynak “Onlara emir almadığımızı ve işlerin bu şekilde yürümediğini söyledik. Güvenlik birimleri, Filistin çıkarları için gerekli gördükleri durumlarda güvenliği ve düzeni sağlamak için çalışacaklardır” dedi.
Filistin Yönetimi’ne göre Filistin’in şimdiki çıkarı, çatışmaları kapsamlı bir çatışmaya dönüştürmek, herhangi bir üçüncü intifada veya benzeri bir şeye dayanmıyor. Bir Filistinli yetkili, Jerusalem Post’a Batı Şeria’daki Filistin Yönetimi’nin İsrail ile topyekûn bir çatışmanın başlamasına izin vermeyeceğini belirtti.
Yetkili, İsrail, Hamas’ı ve Gazze’deki İslami Cihad’ı, kanunsuzluğu teşvik ederek Filistin Yönetiminin iradesini baltalamaya çalışmakla suçladı. Silahlı grupları Filistin liderliğine meydan okumaya teşvik eden, Abbas karşıtı siyasi Fetih grubunun bazı üyelerine de aynı ithamda bulundu.
Tüm bu konular, Perşembe günü Başkan Abbas’ın başkanlık ettiği toplantıda ele alındı. Güvenlik yetkilileri Batı Şeria’daki Filistinli topluluklara kanun ve düzeni yeniden sağlanması çağrısında bulundu. Abbas, Ramallah’taki başkanlık merkezinde güvenlik birimleri liderleri ve valilerin de yer aldığı toplantıya başkanlık ederken, Başbakan Muhammed İştiyye, Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Komitesi Sekreteri Hüseyin eş-Şeyh, İçişleri Bakanı Ziyad Hab er-Rih, Genel İstihbarat Teşkilatı başkanı Tümgeneral Macid Farac ve Fetih Hareketi’nin Merkez Komitesi Üyesi Başkomutan Yardımcısı Korgeneral el-Hac İsmail Cebr katıldı.
Abbas toplantıda, birimlerin liderlerine Filistin halkını ve tüm ulusal kurumlarını korumak için hukukun üstünlüğünü uygulama ve güvenlik ve istikrarı sağlama çağrısında bulundu. Ayrıca İsrail’in Filistin köylerini işgal etme ve Filistin Yönetimi’ni ortadan kaldırmaya yönelik niyetlerine engel olmak için güvenlik durumunun yatıştırılması ve bozulmanın önlenmesi çağrısında da bulundu. Toplantıda ayrıca Filistin Yönetimi’ndeki güvenlik görevlilerinin İsrail askerleriyle son zamanlarda yaşanan çatışmalara katılımı da ele alındı ve Abbas güvenlik birimleri liderlerine personellerinin İsraillilere yönelik saldırılara karışmalarına engel olmalarını istedi.
İsrail, Filistin güvenlik birimlerinin operasyonların yürütülmesine veya Cenin ve Nablus’taki çatışmalara katılımının artmasını, gerilimin artmasının ve Yönetim’in müdahalesinin kanıtı olarak değerlendirmişti. Hatta İsrail Başbakanı Yair Lapid bunu ‘Filistin Yönetimi’nin kontrol kaybı’ olarak nitelendirmişti.
Daha fazla gerilimi önlemek için, Batı Şeria’daki ve diğer şehirlerdeki güvenlik görevlileri, durumun kontrol altında kalmasını sağlamak için Fetih liderleri, aktivistler ve hatta silahlı kişilerle bir araya geldi. Filistin Yönetimi, İsrail’deki bombardımanlar, Batı Şeria’daki Filistin Yönetimi merkezinin yıkılması ve şehirlerin işgaline tanık olan bir çatışma kapsamında Filistinliler yaklaşık bin 500 İsrailliyi öldürürken, İsrail’in yaklaşık 6 bin Filistinliyi öldürdüğü ‘2000 intifadasının’ tekrarlanmamasına çalışıyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.