Fas’tan meşru Yemen hükümetine tam destek

Yemen Dışişleri Bakanı: Husilerin dayattığı savaş istemiyoruz

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Fas’ın başkenti Rabat’ta Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek’i ağırladı (MAP)
Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Fas’ın başkenti Rabat’ta Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek’i ağırladı (MAP)
TT

Fas’tan meşru Yemen hükümetine tam destek

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Fas’ın başkenti Rabat’ta Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek’i ağırladı (MAP)
Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Fas’ın başkenti Rabat’ta Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek’i ağırladı (MAP)

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, Fas’ın başkenti Rabat’ta Yemen Dışişleri Bakanı Ahmed Avad bin Mübarek ile yaptığı görüşmede, Yemen’de ateşkesin uzatılması meselesi ve iki ülke arasındaki ilişkiler gibi çeşitli konuları ele aldı.
Yemen Dışişleri Bakanı, Faslı mevkidaşı ile birçok ortak endişe konusunu görüştüğünü belirterek, Fas’ın Yemen için olumlu olan her şeye değer verdiği ifade etti. Fas’ta eğitim alan yüzlerce Yemenlinin olduğuna değinen Mübarek, “Sadece iki yılda Fas üniversitelerinde 84'den fazla doktora öğrencisinin mezuniyetini geçtiğimiz günlerde kutladığımızı belirtmek yeterli. Bu, Fas'ın bu zor durumda Yemen için oynadığı olumlu rolün boyutunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Ülkesinin Fas ve Batı Sahra'nın toprak bütünlüğü konusundaki sağlam duruşunu yineleyen Mübarek, çatışmaya herhangi bir çözümün ancak Fas egemenliği ve toprak bütünlüğü çerçevesinde olabileceğini aktardı. Yemenli bakan açıklamasında, “Bu konuda Fas’taki kardeşlerimizin yanındayız. Bu, Arap dayanışması kavramı, Arap kardeşliği kavramları ve Arap Birliği tüzükleri ve uluslararası sözleşmeler tarafından onaylanan anlayışımız çerçevesinde” şeklinde konuştu.
Şarku’l Avsat’ın Fas Haber Ajansı’ndan (MAP) aktardığı habere göre görüşme sırasında Burita ile ateşkes ile ilgili önemli bir konuyu ele alındığını belirten Mübarek, “6 ay süren ve Yemenlilere umut veren ateşkesin yenilenmesi konusunda bize iki gününü ayırdı. Birçok Husi ihlaline rağmen çok fazla dosyayı taşıdığımız fırsattı. Ancak Yemen siyasi liderliğinin barış içinde ilerlemek için her türlü olası tavizi vermek için stratejik bir kararı var” dedi.
Bu bağlamda, binlerce Yemenlinin Sana havalimanını kullanabildiği ve bir buçuk milyon tondan fazla petrol türevinin sınır limanından geçtiğine atıfta bulunan Mübarek, İran destekli Husi milislerin petrolden yararlanan tek taraf olmasına rağmen 200 milyardan fazla Yemen riyali kazandığını bildirdi. Bakan, bu gelirlerin Yemen’de temel hizmetlerde hayati önem taşıyan kurumların maaşlarını ve işletme giderlerini ödemek için kullanılması gerektiğini ancak Husilerce bunun sağlanmadığını aktardı.
Mübarek ayrıca, “Hala temel referanslara ve uluslararası kararlara dayalı, kapsamlı ve sürdürülebilir bir barışa yol açan her türlü çabayı desteklediğimizi teyit ediyoruz.  Biz, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderliğindeki Arap koalisyonundaki kardeşlerimiz, barışı sağlamak için mümkün olan tüm koşulları sağlamak ve istişare masasına oturmak için çalışıyoruz. Ancak Yemen halkı için her seferinde bu fırsatları kaçıran bir taraf olduğu açık. Husi milislerinin dayattığı bu savaşı istemiyoruz; Çünkü bunun asıl kurbanı Yemen halkı” ifadelerini kullandı. Bakan son altı ayki ateşkes döneminde çeşitli cephelerde bin 400’den fazla insanın öldüğüne ve yaralandığına dikkati çekerek, “Sessiz kaldık, barışa bir şans vermek için yaralarımızı iyileştirmeye çalışıyoruz” dedi.
Öte yandan Yemenli mevkidaşı ile görüşmesinin iki ülkeyi ve halkı birleştiren ilişkinin derinliğini ve gücünü hatırlatmak için bir fırsat olduğunu söyleyen Burita, Fas Kralı 6. Muhammed’in Yemen Başkanlık Konseyi’ne tebrik mesajında meşruiyete verdiği güçlü desteği hatırlattı. Ülkesinin, Yemen ile ilgili tüm konularda Fas’ın temsilcisi ve resmi muhatabı olarak takdir ettiğini bildiren Burita, Kral 6. Muhammed’in Başkanlık Konseyi’nin Yemen’deki geçiş aşamalarını tamamlamaya yönelik tüm çabaları desteklediğini bildirdi.
Faslı bakan, ülkesinin Kral 6. Muhammed’in talimatıyla Yemen halkının güvenlik ve istikrarının yaratılması için meşru hükümetin yanında yer aldığını söyledi. Mübarek ise, Fas’ın ülkesiyle ikili ilişkileri geliştirme arzusuna değinerek, iki ülke arasında enerji, spor, medya, siyasi ve diplomatik istişare alanlarında iş birliğini kapsayan 5 mutabakat zaptı imzaladığını bildirdi.
Yemenli mevkidaşı ile yaptığı görüşmelerde, iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir yer tutan insani boyutu ele aldıklarına dikkati çeken Burita, Fas’ın Yemenli öğrencilerin eğitimi için üniversiteler açmaya istekli olduğunu söyledi. Bunun kendileri için bir gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Burita, Yemenli öğrencilerin her zaman kolayca entegre olduklarını ve hem  akademi hem de üniversite açısın Yemenli öğrenciler için burs sayısını 50’den 100’e çıkardıklarını aktardı. Yemen'e Fas Sahrası konusundaki kararlı tutumundan dolayı teşekkür Eden Burita,”Bunu bölgesel ve uluslararası forumlarda her zaman görüyoruz ve bakan bunu birkaç kez kişisel olarak dile getirdi” dedi.
Fas'ın ateşkesin yenilenmesi konusunda Yemen hükümeti ve meşru otorite tarafından ifade edilen olumlu tutumlardan duyduğu memnuniyetini dile getiren Burita, “Meşru otorite ve Başkanlık Konseyi'nin her zaman Yemenlilerin çıkarlarını diğer tüm hususlardan üstün tuttuğu göz önüne alındığında, bu şaşırtıcı değil… Ne yazık ki bu olumlu ruh karşı taraftan aynı mantıkla karşılanmadı, Yemen ve Yemenlilerin güvenliğini zedeleme ve şantaj mantığı var. Yabancı gündemler lehine çalışma mantığı var, bölgesel barış ve güvenliği tehdit etme mantığı da var, sadece Yemen'de değil ama komşu Arap ülkelerinde de var” şeklinde konuştu.
Burita açıklamasında, ülkesinin İran destekli Husi milislerin Yemen, Suudi Arabistan ve BAE’de güvenliği tehdit eden terör eylemlerini kınadı.Bu tür eylemleri bölgesel barışın ve güvenliğin yanı sıra uluslararası toplum için de bir tehdit oarak gördüklerini söyleyen Burita, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Yemen’in güvenliği için terör eylemlerini dikkate alması gerektiğini bildirdi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.