Irak’ta diyalog çağrıları ‘savaşçıların inatçılığı’ ile karşı karşıya

Siyasi kriz, yaşanan güvenlik gerginliği ile daha da derinleşti.

Bağdat’taki Yeşil Bölge’ye geçen hafta baskın düzenlemeye çalışan eylemciler ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı. (EPA)
Bağdat’taki Yeşil Bölge’ye geçen hafta baskın düzenlemeye çalışan eylemciler ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı. (EPA)
TT

Irak’ta diyalog çağrıları ‘savaşçıların inatçılığı’ ile karşı karşıya

Bağdat’taki Yeşil Bölge’ye geçen hafta baskın düzenlemeye çalışan eylemciler ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı. (EPA)
Bağdat’taki Yeşil Bölge’ye geçen hafta baskın düzenlemeye çalışan eylemciler ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı. (EPA)

Irak’ta çatışan siyasi güçler ve bloklar, kendi aralarında ‘inatçılıklarını’ sürdürürken diyalog çağrıları da devam ediyor.
Irak Parlamentosu Başkanı Muhammed el-Halbusi, eski muhalifleri (Koordinasyon Çerçevesi güçleri) kendisine oy vermeye zorlarken oylamadan sonra tüm karşıtlar arasında yaklaşmakta olan diyalog için yeni bir temel olarak Bağdat Belgesi’ni ortaya koydu. Halbusi’ye oy verilmesi ve belge, Sadr Hareketi hariç Irak siyasi güçlerinin, iki ayı aşkın bir aradan sonra ilk görevi meclis oturumu yapmak olan ‘Devlet Yönetimi Koalisyonu’ adlı yeni bir siyasi oluşum ilan etmelerinin ardından yayınlandı. Oturum günü patlak veren gösteriler ve ardından parlamento binasına roket ve topçu ateşi açılması, oturumu durduramasa da görüşmeden sonra yaşananlar, Devlet Yönetimi Koalisyonu’nun takip etmek istediği bir yol değildi.
Oturum, Koordinasyon Çerçevesi’ndeki aynı güçlerin oylarıyla Sünni Egemenlik İttifakı ve lideri Muhammed el-Halbusi lehine sonuçlandı. Ayrıca sonuçlar, bağımsız milletvekillerinin ve parlamentoda birinci başkan yardımcısı seçilen milletvekili Muhsin el-Mandalavi lehine de gelişti. Mandalavi’nin seçim süreci, Sadr’ın geri çekilmesi sonrasında çoğunluk haline gelen ve Koordinasyon Çerçevesi güçleri tarafından sarf edilen bir girişim gibi görünüyor. Öyle ki Koordinasyon Çerçevesi, çok sayıda güçten (Kanun Devleti, el-Fetih, Asaib Ehlil Hak, Hikmet Akımı, Zafer, Ata, Sened İttifakı) oluşan koalisyon içerisindeki 40’a yakın bağımsız milletvekilinin geri çekilmesini amaçlıyor gibi görünüyor. Bu güçler, Sadr’ın yokluğunda kurmayı düşündükleri hükümete bağımsızların katılımını sağladı. Bilgi sahibi siyasi bir kaynağın Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre Koordinasyon Çerçevesi, yalnızca hükümeti yönetmeye değil, aynı zamanda iki Kürt parti olan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile pazarlık yaptıktan sonra bir cumhurbaşkanı seçmeye hak kazanan çoğunluğa da yaklaşmak üzere.
Kaynak açıklamasında şunları söyledi:
“İki Kürt partisi, iki farklı parçasıyla (Egemenlik ve Azm İttifakları) Koordinasyon Çerçevesi ile Devlet Yönetimi Koalisyonu’na ve Sünni ittifakına dahil olsalar da aralarında hala farklar var ve bunların çözüleceğine dair yakın işaretler yok. Sünni bileşenin bakanlıkları, heyetler ve diğer pozisyonlar kendi aralarında ve parlamenter temsile göre bölündüğü sürece Sünnilerin ittifaklarıyla birlikte hükümete katılmak dışında başka bir şeye ihtiyaçları bulunmuyor. Kürtlerin sorunu, cumhurbaşkanlığı için tek bir aday üzerinde anlaşamamalarıdır. Bu nedenle Şii Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin hâkim olduğu Devlet Yönetimi Koalisyonu’na girişleri, iki Kürt partisinin her biri için farklı bir hedef bağlamında geliyor.”
Mesud Barzani liderliğindeki KDP, bir kaynağa ‘KYB adayı Berhem Salih’in çekilmesi karşılığında Cumhurbaşkanı adayı Riber Ahmed’den vazgeçmeye hazır olduğu’ yönünde çeşitli mesajlar gönderdi. Ancak aktarılana göre KDP, Devlet Yönetim Koalisyonu’nun ilan edilmesinden bir gün sonra yeniden adayına bağlılığını dile getirdi. Bilgi sahibi bir kaynak, KDP’nin tavrındaki değişimi şu ifadelerle açıkladı:
“Parti, Bafel Talabani başkanlığındaki KYB’nin son dönemde kendisi için güvenilir bir müttefik olduğunu kabul etmediği Koordinasyon Çerçevesi içerisindeki koşullara güveniyor. Ancak şu an KYB ve lideri Bafel Talabani tarafından aday gösterilen Salih’e yakın olan Barzani’nin adayını geri çekmesi karşılığında Ulusal Birlik'e adayını geri çekmesi için baskı yapıyor.’
Bu çerçevede sürece dair bilgi sahibi bir diğer kaynak da şunları aktardı:
 “KDP, Sadr’ın önünü kesmek için ne pahasına olursa olsun bir hükümet kurmak isteyen Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasındaki anlaşmazlıklara bel bağladı. Bağımsızlara parlamento birinci başkan yardımcılığının verilmesinden sonra gözü, artık KYB’nin iki katı sandalyeye sahip KDP’de. Bu, cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için yeterli çoğunluk elde etmesini kolaylaştırıyor. Bu girişimlere rağmen Başbakan Mustafa el-Kazimi’nin üç tura sponsor olduğu siyasi diyalog, meclis başkanı Muhammed el-Halbusi’nin Bağdat Belgesi’ni yayınlamasından sonra durdu. Bu durum, Sadr Hareketi’nin lideri Mukteda es-Sadr’ın kendisiyle yapılan hiçbir diyalog veya görüşme çağrısına yanıt vermediği anlamına geliyor. Siyasi gözlemcilerin bakış açısına göre Sadr’ın tavrı, özellikle seçimlerin galibi olmasına rağmen geçen haziran ayında milletvekillerini parlamentodan geri çekmesiyle, beyan ettiği tavırla çelişiyor.”
Aynı şekilde bu tavır, Yeşil Bölge olayları sırasında baş gösteren gergin atmosferde de somutlaştı. Bu atmosfer, oturma eyleminin sona ermesi sonrasında kalıcı bir geri çekilme çağrısında bulunduğu onlarca üyesinin ölmesine yol açtı. Sadr geri çekilmeye karar vermiş gibi görünürken, daha sonra yaşananlara göre Sadr Hareketi’ne de geçen Ekim Gösterileri’nin dalgasını sürmeye çalışma suçlamaları yöneltildi. Yani milletvekillerini geri çekme kararından pişmanlık duymuş olabilecek Sadr, adayı Muhammed Şiya es-Sudani ile bir Koordinasyon Çerçevesi hükümetinin kurulmasına izin vermemeye kararlı. Başta Basra ve Dikar illerinde olmak üzere Irak caddesine gölge düşüren artan güvenlik gerilimi de dahil olmak üzere bunun kanıtları oldukça fazla.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.