Mısır Cumhurbaşkanı Sisi: ‘Yeni Cumhuriyet’i başarılarla inşa edeceğiz

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi terörle mücadelede başarıların elde edildiğini söyledi

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, kültür sempozyumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, kültür sempozyumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi: ‘Yeni Cumhuriyet’i başarılarla inşa edeceğiz

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, kültür sempozyumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, kültür sempozyumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 6 Ekim 1973 (Yom Kippur) savaşının anısına 4 Ekim’de silahlı kuvvetler tarafından düzenlenen bir kültür sempozyumunda yaptığı konuşmada, ülkesinin terörizme karşı savaşının ‘iyi başarılar sağladığını’ açıkladı. Sisi, bu neslin ve gelecek nesillerin özlemlerini gerçekleştirmeyi amaçlayan yeni cumhuriyete ulaşmak için yeni başarılar inşa etmeye devam edeceğini vurguladı.
Mısır Cumhurbaşkanı, ordunun düzenlediği 36. sempozyumda 1967’deki yıpratma savaşı döneminde Mısır’ın zafer ve istikrara ulaşana kadar yaşadığı koşullar ile 2011 devriminden bu yana ülkenin yaşadığı dönemi karşılaştırdı. Bu çerçevede “Mısır, 1967’den ‘nüfusun kalkınması ve talepleri durmazken hayatın her yönünün durduğu’ 1982’ye kadar 15 yıl yaşadı” diyen Sisi, savaşın bazılarının hayal ettiği gibi 1973’te bitmediğini vurguladı. Mısır Cumhurbaşkanı, “Mısır Devleti, 15 yıl duraklama yaşadı. Kalkınma konusunda hiçbir şey yapmadı. Mısır bayrağının Taba’ya çekilmesinden ve Sina’nın her karışının geri alınmasından sonra her kuruş, 1982 yılındaki ilk ekonomik kurultayın düzenlendiği savaş ekonomisine yönlendirildi” dedi. Abdulfettah es-Sisi, “Devlet şimdi de aynısını yapabilir, kalkınmayı durdurabilir ve medyayı terörizme karşı savaşında harekete geçirebilirdi. Ancak acizliği, yoksulluğu ve geri kalmışlığı hedefleyen terörle mücadeleyi seçti. Devletin terörizme karşı savaşındaki çabalarının kalkınma çarkını etkilemeyeceği konusunda bir istek vardı. Mısır’daki son olaylar nedeniyle kalkınma çarkı durmuş olsaydı, bunun sonuçları son yıllarda nüfusun 25 milyon artmasıyla zor olurdu” şeklinde konuştu.
“Sina’daki ordu ve polis, 2011’den bu yana ve önümüzdeki sekiz yıl boyunca kötülük ve radikalizmle savaşıyor. Sina’yı korumanın bedeli ağır oldu” diyen Mısır Cumhurbaşkanı, savaşın çok güzel başarılara imza attığını vurgulayarak, devletin mevcut çabalarının önümüzdeki yıllarda da iyi sonuçlar vermeye devam edeceğini kaydetti.
Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan aktardığına göre Sisi, Mısır halkına da hitap ettiği konuşmasında ‘1967 - 1982 yılları arasında yaşanan krizi aşmak için devletin ortaya koyduğu fedakarlıkları ve ödediği bedelleri artık üstlenmeye, her gün söylenen bazı dedikodu ve yalanları tekrar etmemeye’ hazır olup olmadıklarını sordu. Siyasi oyunlardan uzak bir şekilde, insanların daha iyi bir yaşam sürmesi için inşa, kalkınma ve yeniden yapılanma çalışmalarına devam edeceklerini söyleyen Mısır Cumhurbaşkanı, Mısır halkının şu anda içinde bulundukları zor koşulların üstesinden geleceklerine olan inancını dile getirdi.
Abdulfettah es-Sisi ayrıca, “Geçiş mucizesini kutladığımız bugün, tarihin gözü sizi seyrediyor Mısır’ın büyük insanlarının oğulları. Bu yüzden kendinize yeni bir tarih yazın ve yeni cumhuriyeti kurmaya başlayın. Mısır, yeni cumhuriyete güvenli ve istikrarlı geçiş mucizesini gerçekleştirecektir” dedi.
Mısır Cumhurbaşkanı, “Şanlı Ekim Savaşı, gerçekleri yenilgiden zafere, karanlıktan aydınlığa, yenilgiden ve acıdan gurur ve onura değiştirme mücadelesidir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Sisi, “Belki de koşullarımızı gerçek ve sürdürülebilir bir şekilde değiştirmek ve arzuladığımız yeni cumhuriyete geçiş yapmak amacıyla yıllardır sürdürdüğümüz inşa ve kalkınma savaşında bugün yaşadığımız anlam ve değerlerin aynı olduğu konusunda benimle aynı fikirde olacaksınız. Bu cumhuriyet, nesilden nesile, medeniyeti ve tarihinin büyüklüğü kadar eski olan daha iyi bir gelecekte uzun zamandır beklenen özlemleri karşılayacak” değerlendirmesinde bulundu.
Sisi, “Ekim neslinin ağır yüklerle dolu tarihi aşamalar yaşadığı gibi şimdiki kuşaklar da (tüm dünyanın gözü önünde muazzam güvenlik, siyasi ve ekonomik olayların ve yansımaların yaşandığı) Mısır tarihinde benzeri görülmemiş bir aşama yaşamak için kaderle randevulaşmıştı” diyerek, bu gezegendeki herkesin yakındığı küresel ekonomik krize dikkati çekti.
Sisi, vatandaşın güvenini kaybetmek ve moralini bozmak amacıyla yalanlar, iftiralar ve kuruntular yayarak, onları ulusun damarlarına yaymaya çalışan kötü güçlerin zehirlerine karşı uyardı. Mısır Cumhurbaşkanı, bu yalanlardan korkmadıklarını, çünkü her şeyin Allah’ın iradesine bağlı olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Sisi, “Uygarlığın en büyük yaratıcısı olan Mısır insanı, bu yalan çabalardan daha büyük ve daha güçlüdür. Sağlıklı kalbi ve bilinçli zihniyle sıska, şişman, yıkım ve yapım arasında ayrım yapma konusunda doğuştan gelen bir yeteneğe sahiptir” dedi. Mısır insanının kimseye düşmanlık etmediğini, çünkü onun gözünde asıl düşmanın fakirlik, cehalet ve gerilik olduğunu belirten Abdulfettah es-Sisi, eski bir deyişe atıfla “Fakirlik bir erkek olsaydı, onu öldürürdüm” şeklinde konuştu. Sisi ayrıca, kişiye hata yaptıran ve etrafındaki herkese zarar veren cehaletin tehlikelerine dikkati çekti.
Sisi, Arap ulusunun yaşadığı en zor anlarda Mısır insanının yeteneğini ve üstünlüğünü vurgulayan Ekim (Yom Kippur) Savaşı’nın kahramanlarına da övgüde bulundu. “Mısır, sadece topraklarını savunmak için değil, barışı sağlamak için de savaştı” diyen Sisi, eski Devlet Başkanı Muhammed Enver Sedat’ı ve Mısır’ın modern tarihindeki en büyük günlerinin yaşanmasına katkıda bulunan herkesi ‘savaş ve barışın kahramanı’ olarak selamladı. Kültür sempozyumunda Mısır Cumhurbaşkanı’nın Ekim Savaşı’na katılan silahlı kuvvetler liderleri ve subaylarını onurlandırmasının yanı sıra, savaşın kahramanlığını anlatan sanatsal gösteriler ve belgesel filmler de yer aldı. Ayrıca Belkıs, Naval el-Zogbi, Hamid eş-Şairi, Muhammed Asaf, Nisa Şerare, Ahmed Saad gibi Arap sanatçılar da sempozyuma katılım gösterdi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.