Ukrayna’nın doğu ve güneydeki zaferleri ‘kontrolsüz çatışma’ senaryosunu gündeme getirdi

İki Rus askeri Donetsk’te Ukrayna mevzisine doğru atış yapıyor (AP)
İki Rus askeri Donetsk’te Ukrayna mevzisine doğru atış yapıyor (AP)
TT

Ukrayna’nın doğu ve güneydeki zaferleri ‘kontrolsüz çatışma’ senaryosunu gündeme getirdi

İki Rus askeri Donetsk’te Ukrayna mevzisine doğru atış yapıyor (AP)
İki Rus askeri Donetsk’te Ukrayna mevzisine doğru atış yapıyor (AP)

Ukrayna’nın doğu ve güney bölgelerinde kapsamlı ilerleme kaydetmeye devam ettiğine ilişkin Kiev’den gelen haberler, savaşın kapsamını genişletmek ve Rus yetkililerin son günlerde uyardığı ‘kontrolsüz çatışma’ senaryosunu gündeme getirmek için bir sebep oldu.
Moskova, son birkaç gün içinde, çatışmayı genişletmeme tercihine göndermeler yapan ve sadece Ukrayna bölgelerini ilhak etme kararının dayattığı ‘yeni gerçekliği’ teyit eden birden fazla mesaj gönderdi.
Bu, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Rusya’nın Avrupa’ya enerji arzının istikrarını sağlama arzusuna yaptığı göndermeler ve Rusya Ulusal Güvenlik Konseyi’nin, Moskova’nın savaşın başlamasından önce Batı’dan talep ettiği, ‘güvenlik garantileri belgesinin hala masada’ olduğuna dair açıklamalarla kanıtlandı.
Ancak bununla birlikte, özellikle Kiev’e askeri yardımın yoğunlaşması hakkında Batılı haberler artarken, görünüşe göre Ukrayna’nın Putin tarafından yakın zamanda ilhak edilen bölgelerde geri alınan alanı genişletmeye devam etmesi, Kremlin’in önüne sınırlı seçenekler koyuyor.
Burada dikkat çekici olan, ‘daha avantajlı konumları’ işgal etmek için stratejik Lyman kentinden askerlerin çekildiğini duyurmak gibi nadir durumlar dışında, Rus askeri raporlarının Ukrayna’nın ilerlediği bölgelerin ayrıntılarını açıklamaması ve Ukrayna’nın ilerleyişinin hızını kabul etmekten kaçınması oldu.
Bunun yerine, Rusya’dan gelen askeri açıklamalar, Ukrayna’daki sivil bölgelerin hedef alındığından bahsetmeye devam ediyor.
Ancak aynı zamanda, sahadaki gelişmeler, Moskova’nın Donbas bölgesinde gönüllü birlikler konuşlandırıldığının duyurulması ve Moskova neredeyse tüm Ukrayna şehirlerini hedef alan yoğun ve büyük saldırılar başlatmadan önce Belarus’tan gelen ağır bombardıman uçaklarının saha hattına girdiğine dair raporlar da dahil olmak üzere, geniş çaplı bir tersine operasyon hazırladığına dair işaretler taşıyor.
Son olarak, General Sergey Surovikin’in Ukrayna’daki operasyonları komuta etmek üzere atanması, ihtilafın yeni aşaması için devam eden hazırlıkların güçlü bir göstergesi oldu.
General Surovikin’in atanması, ‘belirleyici savaşın’ temposunu hızlandırmak ve taktik nükleer silah kullanma olasılığı da dahil olmak üzere bunu başarmak için mümkün olan tüm askeri araçları kullanmak için çağrıda bulunan ‘şahinler’ kampı arasında bir rahatlama sağladı.
Bunlardan biri olan Çeçenistan lideri Ramazan Kadirov, Surovikin’in savaştaki liderliğinin belirleyici sonuçlar getireceğine olan güvenini ifade etti.
Bu arka plana karşı, Ukrayna Geçici İşgal Altındaki Toprakların Yeniden Entegrasyonu Bakanlığı, Ukrayna ordusunun geçtiğimiz ay 75’i son derece stratejik Herson bölgesinde olmak üzere, 600’den fazla bölgeyi Rus işgalinden kurtardığını bildirdi.
Bakanlık dün geç saatlerde yaptığı açıklamada, Ukrayna kuvvetlerinin geçen ay Rus hatlarının derinliklerine ilerlediği Harkov bölgesinde yaklaşık 502 yerleşim yerini kurtarıldığı bilgisini verdi.
Açıklamada, Donetsk bölgesinde 43, Luhansk bölgesinde 7 yerleşim bölgesinin kurtarıldığı belirtilerek, “Kurtarılan Ukrayna toprakları önemli ölçüde arttı” denildi.
Bu haberlerin ciddiyetini artıran şey, Rusya’nın Ukrayna ile olan sınır şeridindeki güvenlik durumunun son haftalarda büyük bir ölçüde bozulması oldu.
Rusya’nın Ukrayna sınırındaki Belgorod Bölgesi Valisi Vyacheslav Gladkov, füze parçalarının demiryolu hattının yakınına düşmesi nedeniyle Novyi Oskol kasabası yakınlarındaki tren faaliyetlerinin bugün erken saatlerde askıya alındığını bildirdi.
Vali Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Ukrayna sınırının 90 kilometre kuzeyinde yer alan, yaklaşık 18 bin nüfusa sahip Novyi Oskol yakınlarında uçaksavar füze sistemlerinin söz konusu füzeleri vurduğunu belirtti.
Gladkov, “Elektrik hatları hasar gördü. Trenler geçici olarak durduruldu” diyerek, can kaybı olmadığını ekledi.
Herson’un Kırım ile ana kara bağlantısı olarak stratejik önemine ek olarak, Putin’in Rusya’ya ‘sonsuza dek’ katılan iki bölgeyi savunma vaadi karşısında, Donetsk ve Herson bölgelerine sürekli saldırılar Rusya için en tehlikeli durum olabilir.
Bu, Ukrayna kuvvetlerinin kendi bölgelerindeki kontrolü genişletmesinin, Moskova’nın yarımadadaki kuvvetlerini tehdit edeceği ve burayı kuşatma altına alacağı anlamına geliyor. Ayrıca bu, bölgeye Rus askeri tedarikini durdurmakla tehdit ediyor.
Bu gerçek karşısında, askeri tırmanış olasılıkları ve savaş alanını genişletme çabaları, Ukrayna’nın ilerleyişini durdurmanın ve büyük çaplı geri dönüşler düzenlemenin tek yolu gibi görünüyor.
Ukrayna’nın güneyindeki çatışmalarda güçleri kilit rol oynayan Kadirov’a göre, Moskova’nın Herson’da büyük savaşın başlamasına hazırlık olarak bölge sakinlerinin tahliyesi de dahil olmak üzere üzerinde çalıştığı düzenlemelere ek olarak ‘belirleyici an’ yaklaşıyor.
Birkaç gün önce Moskova, çocuklar, refakatçileri ve yaşlı grupların Rusya’nın derinliklerindeki tatil yerlerine transferinin başladığını duyurdu.
Bunu, bölgedeki ayrılıkçı yetkililerin ‘güçlerin görevlerini kolaylaştırmak’ için tüm sakinlere Rus bölgelerine taşınmaları yönündeki çağrısı izledi.
Ancak savaş alanını genişletmek, iki olası gelişmeyle karşı karşıya.
Bunlardan ilki Batılı tarafların, özellikle NATO’nun çatışmaya artan katılımı, ikincisi ise Belarus’un askeri operasyonlara resmi olarak katılmasıdır.
Ukrayna’nın ilerleyişini konvansiyonel silahlarla durduramaması, Kremlin’in askeri ve diplomatik kurumlardaki ‘şahinlerin’ savaşı taktik nükleer silahlar kullanarak çözme çağrılarına yanıt verme riskini artırıyor.
Avrupa Birliği (AB) Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell dün Moskova'yı uyararak, Putin’in Ukrayna’ya karşı nükleer silah kullanması durumunda Rus ordusunun imha edileceği güçlü bir askeri yanıt verileceğini söyledi ve bu konudaki tartışmaları alevlendirdi.
Belçika’da AB Diplomasi Akademisi’nin açılışında konuşan Borrell şunları söyledi;
“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, blöf yapmadığını söylüyor. Putin, blöf yapmayı göze alamaz. Ukrayna’yı destekleyenler, AB, AB ülkeleri, ABD ve NATO da blöf yapmıyor. Ukrayna’ya karşı herhangi bir nükleer saldırının bir yanıtı olacaktır. Nükleer bir yanıt olmayacak ancak Rus ordusunun imha edileceği güçlü bir askeri yanıtı olacak. Putin, blöf yapıyor olmamalı.”
Moskova’nın her zamanki gibi Borrell’in tehdidi hakkında yorum yapmak için acele etmemesi de dikkat çekiciydi.
Şarku'l Avsat'ın  DPA’dan aktardığı habere göre diplomatlar, AB büyükelçilerinin bugün oybirliğiyle Ukrayna silahlı kuvvetlerinden yaklaşık 15 bin asker için bir askeri eğitim misyonunu onayladıklarını söyledi.
Borrell, Ağustos ayında Ukraynalı askerleri eğitmek için yeni bir girişim fikrini ortaya attı.
DPA’nın bildirdiğine göre, bu misyon lojistik ve nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlara karşı koruma gibi alanlarda eğitim içerebilir.
ABD’ye üye 27 ülkenin büyükelçilerinin bugün aldığı bu kararın, Pazartesi günü Lüksemburg’da AB diplomasisi başkanları tarafından resmen onaylanması gerekiyor.
Bu çatışmada Kremlin’in en yakın ve tek müttefiki haline gelen Belarus ise, savaşın bir sonraki aşamasına hazırlanıyor gibi görünüyor.
Belarus Dışişleri Bakanı Vladimir Makei, ülkede terörle mücadele operasyon rejimi ilan edildiğini bildirerek, silahlı kuvvetler ve özel servislerinin komşu ülkelerden gelecek her türlü provokasyona yanıt vermeye hazır olduğunu söyledi.
Makei Izvestia gazetesine yaptığı açıklamada şunları söyledi;
“Devlet Başkanımız güvenlik güçleriyle bir dizi görüşme yaptı ve bir terörle mücadele operasyon rejimi ilan edildi. Bazı komşu ülkelerin Belarus’un belirli bölgelerinin ele geçirilmesini de içeren provokasyonlar planladığı bilgisi elimize geçti.”
Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukaşenko ise, Polonya, Litvanya ve Ukrayna’nın radikal Belaruslular arasındaki militanları sabotaj, terör saldırıları ve askeri isyan organize etmek için eğitilmeye başladığını öne sürdü.
Belarus Devlet Güvenlik Komitesi (KGB) Başkanı İvan Tertel de, “Batı, Rusya’nın kaynaklarını ara sıra ortaya çıkan görevleri çözmeye yönlendirmek için ‘ikinci bir cephe’ açmaya çalışıyor. Bölgedeki durumun kötüleşmesini bekliyoruz” dedi.
Bu koşullar altında rakiplerinin kullanacağı araçlardan birinin muhalifler olduğuna vurgu yapan Tertel, “Yurt dışına kaçan bu insanları, onları kimin ve hangi amaçla tuttuğunu çok iyi biliyoruz. Bu nedenle, şimdi her şey Belarus’a yönelik müdahaleye hazırlanmaya odaklandı. Ukrayna topraklarında, çeşitli nedenlerle ülkeden kaçanların katıldığı bir dizi yasadışı silahlı grup kuruldu” diye konuştu.



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.


Sudan'daki barış çabalarını koordine etmek için Kahire'de uluslararası toplantı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Sudan'daki barış çabalarını koordine etmek için Kahire'de uluslararası toplantı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire bugün, Sudan’da barış çabalarını güçlendirmek ve iki buçuk yılı aşkın süredir devam eden iç savaşı durdurmaya yönelik yolları ilerletmek amacıyla kurulan Danışma Mekanizması’nın beşinci toplantısına ev sahipliği yapacak.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra’nın Danışma Mekanizması toplantısına katılımını memnuniyetle karşıladı. Abdulati, dün Kahire’de Lamamra ile yaptığı görüşmede, toplantıdan çıkacak sonuçların Sudan’da barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik uluslararası çabalara katkı sağlamasını umut ettiklerini söyledi.

Sudan’da Nisan 2023’ün ortasında savaşın patlak vermesinin ardından oluşturulan Danışma Mekanizması’nda, Afrika Birliği (AfB), Avrupa Birliği (AB), Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Arap Birliği ve BM olmak üzere beş ana çok taraflı kuruluş yer alıyor. Mekanizma kapsamında daha önce Mısır, Cibuti, Moritanya ve Brüksel’de toplantılar düzenlenerek Sudan’daki barış girişimlerinin eşgüdümü hedeflendi.

asdfrgt
Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile Kahire'de kapsamlı görüşmeler yapıldı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Abdulati, Lamamra ile yaptığı görüşmede, Danışma Mekanizması toplantısından çıkacak sonuçların Sudan’da barış ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabalara katkı sağlamasının önemini vurguladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdulati, başta Dörtlü Mekanizma olmak üzere bölgesel ve uluslararası ortaklarla eşgüdümün güçlendirilmesinin gerekliliğine de dikkat çekti.

Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD’den oluşan Dörtlü Mekanizma, Sudan’da ateşkesin sağlanması için çalışmalar yürütüyor. Mekanizma, 12 Eylül’de Washington’da bakanlar düzeyinde bir toplantı gerçekleştirmiş ve Sudan’daki silahlı çatışmanın çözümü için tüm çabaların gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Toplantıda ayrıca sivillerin ve altyapının korunması, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının sağlanması ve Kızıldeniz bölgesinin güvenliği için uygun koşulların oluşturulması çağrısı yapılmıştı.

Abdulati, Lamamra ile görüşmelerinde Sudan krizine ilişkin Mısır’ın tutumunun temel ilkelerini yineleyerek, Sudan’ın birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının öncelik olduğunu ifade etti. Sudan devlet kurumlarının muhafaza edilmesinin, istikrarın yeniden sağlanmasının temel dayanağı olduğu vurgusunu yaptı.

Lamamra ise Mısır’ın Sudan’a yönelik siyasi ve insani çabalarını takdir etti. Şarku’l Avsat’ın Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan aktardığına göre Lamamra, Kahire’nin ateşkesin sağlanmasına yönelik girişimleri desteklemedeki aktif rolüne ve Sudan halkının acılarını sona erdirecek, iç istikrarı güçlendirecek kapsayıcı bir siyasi sürecin başlatılması için uygun koşulların oluşturulmasına yönelik çabalarına dikkat çekti.

Danışma Mekanizması’nın geçtiğimiz haziran ayında Brüksel’de yapılan son toplantısında, grubun Sudan’ın birliğine, toprak bütünlüğüne ve Sudan halkının egemenliğine bağlılığı teyit edildi. Katılımcılar, silahların susturulması, sivil geçiş sürecine geri dönülmesi ve özellikle kadınlar ile gençler başta olmak üzere savaştan etkilenen Sudan halkının geleceğine yönelik acil adımlar atılması için kolektif ve eşgüdümlü çalışmanın gerekliliği konusunda mutabık kaldı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime ise Danışma Mekanizması toplantısının Sudan’daki savaş krizinde bir kırılma yaratacağı konusunda temkinli. Halime, girişimin bölgesel ve uluslararası çözüm yollarını birleştirmek amacıyla kurulduğunu ancak özellikle çalışma çerçevesinin güvenlik ve insani boyutlarla sınırlı kalması, siyasi süreci kapsamaması nedeniyle bugüne kadar somut bir fayda sağlamadığını söyledi.

Halime, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dörtlü Mekanizma, Sudan’da barış sürecinde ilerleme sağlama açısından daha etkili bir yol sunuyor” dedi. Dörtlü Mekanizma ülkelerinin güvenlik, insani ve siyasi boyutları içeren bir vizyon benimsediğini belirten Halime, uluslararası toplumun Sudan krizinin sona erdirilmesinde bu girişimin çabalarına güvendiğini ifade etti. Halime, beşinci toplantının Kahire’de düzenlenmesinin de Mısır’ın Sudan’da istikrarın yeniden tesisine verdiği önemi yansıttığını vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdulati, BM Sudan Özel Temsilcisi’yle yaptığı görüşmede, uluslararası ve bölgesel ortaklarla eşgüdüm içinde kalıcı ateşkes sağlanmasına yönelik Mısır’ın yürüttüğü temaslara dikkat çekti. Abdulati ayrıca, Mısır’ın topraklarında çok sayıda Sudanlıyı misafir etmesi bağlamında Sudan halkına sağlanan sürekli desteğe de değindi.

Sudanlı siyasi analist el-Hindi İzzeddin ise Danışma Mekanizması’nın Sudan’daki insani çabaların ilerletilmesinde rol oynayabileceğini, ancak önceki çıktılarının barış dosyasında siyasi bir atılım yapma kapasitesini yansıtmadığını söyledi. İzzeddin, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Kahire toplantısının öneminin, Sudan’da siyasi çözüm sürecinin fiilen başlaması halinde beş çok taraflı uluslararası kuruluşun çabalarının eşgüdümünde ortaya çıkacağını belirtti.