Erdoğan Esed ile beklenenden daha erken barışabilir

Gözlemcilere göre Ankara’nın Dışişleri’ndeki Esed karşıtı diplomatlarını görevden alması ‘yakın zamandaki bir yakınlaşmaya işaret’

Şam-Ankara ilişkileri Suriye iç savaşı öncesinde en parlak dönemini yaşıyordu (AFP)
Şam-Ankara ilişkileri Suriye iç savaşı öncesinde en parlak dönemini yaşıyordu (AFP)
TT

Erdoğan Esed ile beklenenden daha erken barışabilir

Şam-Ankara ilişkileri Suriye iç savaşı öncesinde en parlak dönemini yaşıyordu (AFP)
Şam-Ankara ilişkileri Suriye iç savaşı öncesinde en parlak dönemini yaşıyordu (AFP)

Mustafa Rüstem
Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın Suriye’den sorumlu yetkililer konusunda yaptığı son görev değişikliklerinin yakınlaşmayı hızlandırması bekleniyor.
Mevcut yetkililer yerine Ankara ile Şam arasındaki ilişkiler yolundaki buzları eritecek Rus arabuluculuğuyla uyumlu yeni isimlerin atanmasının ardından, Şam ve Ankara arasındaki normalleşme beklenen de yakın olacak.
Bu adım, gözlemciler tarafından, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Moskova'nın himayesinde Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad ile yapacağı görüşmeye hazırlık olarak üst düzey bir diplomatik görüşme yapılmasına ortam hazırlandığı anlamına geliyor. Bu nedenle, daha dinamik bir iletişim için yeni bir ekip hazırlaması muhtemel.
Yeni atamalar, üç diplomat da dahil olmak üzere yurtdışındaki 10 Türk misyonunu kapsıyor. Bu bağlamda Dışişleri Bakanı Yardımcısı Sedat Önal, Birleşmiş Milletler Daimi Büyükelçisi olarak, Erdem Ozan Amman Büyükelçisi olarak, Selçuk Ünal ise Lahey Büyükelçisi olarak atandı.

Normalleşme yolunda yeni ekip
Türk gözlemciler, ekibin görevden alınmasının diplomat değişikliği konusunda alışılmadık bir zamanda gerçekleştiğini düşünüyor. Bu, iki ülkenin istihbarat servisleri ve Şam'daki güvenlik görüşmeleri çerçevesinde bir dizi görüşmenin ardından iki ülke arasındaki siyasi görüşme için yeni zeminin tamamlanmak üzere olduğu anlamına geliyor.
Türk siyasi ilişkiler uzmanı Firas Rıdvanoğlu, Türk tarafındaki değişimin Esed rejimiyle yakınlaşmanın yararına olduğunu düşünüyor ve yakında bir toplantı düzenlenmesini bekliyor.
“Bu değişiklikler sadece Esed ile ilişkilerin çıkarına değil, aynı zamanda bölgesel değişikliklerle de uyumludur" diyen Rıdvanoğlu, Rusya-Ukrayna savaşından sonra her şeyin değiştiğini, Türkiye'deki dış politikanın dümenindekileri değiştirmenin de bu değişikliklerden biri olduğunu söyledi.
Rıdvanoğlu, “Türkiye, bölgede ve bölgesel çevresinde çıkarlarını aramalı ve Doğu Akdeniz'deki enerji için Suriye ile ilişkilerin yeniden başlaması bu açıdan önemlidir” dedi. Ayrıca sahneye ilişkin okumasında, Türkiye ile Rusya arasında Yunanistan'a karşı stratejik mutabakatın bu yeni siyasi düzenlemeler içinde yer aldığı söylenebilirken, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov basın açıklamalarında, iki ülkenin dışişleri bakanları arasında bir görüşme sağlamak için aktif temaslar konusunda iyimser olduğunu ifade etti.

Yeni diplomatik yüzler
Ankara sadece Suriye’den sorumlu diplomatik ekibini değiştirmedi. Aynı zamanda Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Beşşar el-Caferi'nin de Moskova'ya Büyükelçi olarak atanması, iki ülke arasında bir uyum olduğunu gösteriyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre gözlemciler, “Çalışmanın başarısı için uygun koşulların yaratılmasını gerektiren bu kritik aşamada her iki taraftaki siyasette sertlik taraftarı olanların sahadan uzaklaştırılması, yerlerine sorunsuz bir şekilde yeni bir sayfa açabilecek yeni diplomatik yüzlerin getirilmesini gerektirmektedir” diyor.
Diplomatik trafiği izleyen özel kaynaklardan gelen haberler, mültecilerin dönüşü etrafında çetrefilli konuların tartışıldığı bir dönemde, Ankara ve Şam’ın bakış açılarında bir uyuma işaret ediyor.
Ankara, Suriye'nin kuzeyinde 30 bin kilometrelik bir tampon bölge oluşturmak amacıyla 2016 – 2019 arası dönemden bu yana üç askeri operasyon gerçekleştirdi. Bu operasyonlar sırasında kontrol ettiği geniş alanlardan Türk ordusunun geri çekilmesi karşılığında Esed rejiminden bölgeyi korumasını talep etti. Resmi siyasi çevreler ve Suriye muhalefeti de normalleşme sürecinde iki dışişleri bakanı arasında yakında yapılacak diplomatik görüşmeden çıkacak sonuçları bekliyorlar.

Siyasi geçiş atmosferi
Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı, siyasi geçiş ortamı yaratmak için yoğun toplantılar yaparak Suriye kamuoyunun tüm taraflarını bir araya getirmeye devam ediyor. Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Mihail Bogdanov, ‘Moskova Platformu’ Başkanı Kadri Cemil, Suriye Demokratik Konseyi (SDK) üyeleri ve muhalif siyasi figürler arasında görüşmeler gerçekleşti.
26 Mart 2012'de Türkiye, Büyükelçiliğinin kapılarını kapattı, personelini ülke dışına çıkardı. Halep Konsolosluğu'nu kalıcı olarak kapatmadan önce kısa bir süre çalışır durumda tuttu.

Suriye muhalefeti normalleşmeden endişeli
Öte yandan Suriye muhalefeti, Şam'la planlanan bu yakınlaşmadan endişeli ve hatta isteksizce kabul ediyor. Türkiye'nin son Şam Büyükelçisi Ömer Önhon, bir televizyon kanalına verdiği röportajda, "Bu yakınlaşma Suriye muhalefeti pahasına olmamalı" dedi.
Rus politikacıların, Ukrayna’yı işgal girişiminden ve Suriye sahasının düzenlenmesinden sonra iki ülke arasındaki ilişkiyi normalleştirmeye yönelik çabaları Rusya’nın Ukrayna’da zora girmesi sebebiyle yavaşladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz Ağustos ayındaki görüşmeleri, Esed ile olan ilişki krizini çözme konusunda meyvesini verdi.
Toplantıya hazırlık olarak iki dışişleri bakanı arasında veya daha düşük düzeyde bir diplomatik görüşme için bir tarih açıklanması bekleniyor. Ancak mesele, güvenlik müzakereleri tarafından kuzey Suriye'deki geçiş noktalarının açılması için oluşturulan bir yol haritasının başarısına ve silahlı gruplara, Heyet et-Tahrir eş-Şam (HTŞ) tarafından kontrol edilen İdlib bölgelerinden çekilmeleri için baskı yapılmasına bağlı.



Fed Başkanı Warsh, Trump'ı öfkelendirmeden faizi nasıl artırdı?

Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)
Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)
TT

Fed Başkanı Warsh, Trump'ı öfkelendirmeden faizi nasıl artırdı?

Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)
Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh'un faiz artırma kararının yankıları sürüyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Fed başkanlığına aday gösterdiği Warsh'un liderliğindeki banka, çarşamba günkü kararla Temmuz 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırımına gitmişti.  

Politika faizinin 25 baz puan artışla yüzde 3,75-4 aralığına yükseltildiği karar 12 üyenin oy birliğiyle alınmıştı.

Warsh, "Gerçek şu ki enflasyon çok yüksek ve çok uzun süredir böyle" derken, Fed'in enflasyonla mücadeleyi etkin şekilde sürdüreceğine yönelik öngörüler de güçlendi.

Diğer yandan Fed'in kararı, Trump'ın uzun süredir faizin düşürülmesi için bankaya baskı yapmasının ardından geldi.

Wall Street Journal'ın analizinde, ABD Başkanı'nın sözkonusu faiz artışına beklendiği kadar sert tepki göstermediğine dikkat çekiliyor.

Cumhuriyetçi lider, ilk açıklamasında "ABD'de faiz oranları yüzde 1 olmalıdır" demiş, daha sonra da Warsh'a güvendiğini fakat Fed başkanının "zorluk çıkaran" bir Federal Açık Piyasa Komitesi'yle (FOMC) uğraştığını savunmuştu. Komite üyelerini de "bir avuç politikacı" diye nitelemişti.

Analizde, Cumhuriyetçi liderin ılımlı tepkisinin "Beyaz Saray'la Fed arasındaki ilişkinin Warsh döneminde değiştiğinin şimdiye kadarki en açık işareti olduğu" belirtiliyor.

Trump, faiz kararı öncesinde Warsh'la telefonda görüştüğünü de söylemişti. WSJ'nin aktardığına göre bu görüşme yönetimden bazı üst düzey yetkililerin haberi olmadan gerçekleştirilmiş.

Warsh ise basın toplantısında Trump'la yaptığı görüşmeler hakkında konuşmayı reddetti ve faiz artışının Fed'in kendi değerlendirmelerinin sonucu olduğunu söyledi.

Kararın "soğukkanlı, ciddi ve sorumlu" bir şekilde alındığını belirten Fed başkanı, mayısta göreve geldiğinden beri bu konu üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Warsh daha önce kararlarını siyasi hedeflerle değil ekonomik koşullardan hareketle vereceğini belirtmişti.

Öte yandan Trump'la Warsh arasındaki yakın ilişkinin uzun sürmeyebileceğine işaret ediliyor.

Fed'in kasımda düzenlenecek ara seçim öncesinde ekimde yeniden faiz artırması halinde Cumhuriyetçi liderin, Fed başkanı üzerindeki baskıyı artırmaya başlayabileceği yazılıyor.

CNN'in analizindeyse Fed'in siyasi baskı altında olduğu algısının güçlenmesi durumunda piyasaların bankaya güveninin sarsılabileceğine, enflasyon beklentilerinin değişebileceğine dikkat çekiliyor.

Reuters ise kararın oybirliğiyle alındığını hatırlatarak, yatırımcıların bunu Fed'in enflasyonla mücadeleyi sürdürdüğünün ve bağımsız hareket ettiğinin işareti olarak gördüğü yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, CNN


Berlin'de solun yükselen yıldızı Elif Eralp: Politikalarımız kazanmalı

"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)
"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)
TT

Berlin'de solun yükselen yıldızı Elif Eralp: Politikalarımız kazanmalı

"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)
"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)

Almanya'nın başkenti Berlin'de 20 Eylül'de yapılacak Eyalet Meclisi seçimleri öncesinde Sol Parti'nin (Die Linke) Türk asıllı adayı Elif Eralp'in aldığı destek gündemde.

Kamu yayıncısı ZDF'nin 14-17 Eylül'de 1611 seçmenin katılımıyla Berlin Eyalet Meclisi seçimine ilişkin düzenlediği ankete göre Sol Parti yüzde 22, Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) yüzde 20, Almanya için Alternatif (AfD) Partisi yüzde 18, Yeşiller yüzde 15 ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 12 oy oranına sahip.

Ankette Berlin eyalet başbakan adaylarının aldığı destek oranları da belirlendi. Sol Parti'den Elif Eralp yüzde 25, CDU'dan Stefan Evers yüzde 24, Yeşiller'den Werner Graf da yüzde 12 destek aldı.

Financial Times'ın analizinde Eralp, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'ye göndermeyle “Berlin'in Mamdani'si” diye niteleniyor.

ABD'nin en büyük sosyalist örgütü Amerika Demokratik Sosyalistleri'ne (DSA) üye Mamdani, geçen yılki belediye başkanlığı seçimlerini kazanarak New York'u yöneten ilk Müslüman ve ilk Hint asıllı Amerikalı olmuştu.  

Seçimleri kazanması halinde 45 yaşındaki Eralp de 3,9 milyon nüfuslu Berlin'in ilk Türk kökenli belediye başkanı olabilir. 1980 darbesinin ardından Türkiye'den kaçan sol görüşlü bir ailenin kızı olan Eralp, 2017'de radikal sağcı AfD'nin Federal Meclis'e ilk kez girmesiyle Sol Parti'ye katıldığını söylüyor.

Mamdani'yle benzer şekilde göçmen kökeni, genç seçmenlere hitap eden tarzı ve sosyalist politikalarıyla öne çıkan Eralp, New York Belediye Başkanı'nın kampanya stratejistinin ilkbaharda Berlin'de kendisi ve partisine danışmanlık yaptığını belirtiyor.

Berlin'de konut arzındaki yetersizlik ve kira maliyetlerindeki artış, seçim kampanyasının temel tartışma konuları arasında yer alıyor.

Sol Parti, konut politikası kapsamında kira sınırlamalarının güçlendirilmesi, sosyal konutların artırılması ve tatil amaçlı kiralamalara yönelik kısıtlamalar getirilmesi gibi politikaları savunuyor.

Parti, şirketlere ait 220 bin konutun kamulaştırılmasını ve kamuya ait yaklaşık 400 bin konutta kira tavanı uygulanmasını istiyor. Planın maliyetine ilişkin tahminler 7 milyar ila 36 milyar euro arasında değişiyor. Die Linke, maliyetin belediyenin elde edeceği kira gelirleriyle zaman içinde karşılanabileceğini savunuyor.

Sol Parti, Gazze savaşı nedeniyle İsrail'e yönelik sert eleştirileriyle de öne çıkıyor. Analize göre parti Ukrayna savaşı konusunda da Rusya'ya daha yakın olan eski çizgisinden uzaklaştı. Moskova'ya yönelik bazı yaptırımların desteklendiği ancak Kiev'e silah gönderilmesine karşı çıkıldığı ve NATO'nun dağıtılmasının istendiği aktarılıyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Euractiv


İran, İsrail'in vurduğu nükleer tesisi yeniden mi inşa ediyor?

ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)
ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)
TT

İran, İsrail'in vurduğu nükleer tesisi yeniden mi inşa ediyor?

ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)
ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)

ABD'li araştırma kuruluşunun incelemesine göre İran, İsrail'in bombaladığı nükleer tesisi yeniden inşa ediyor.

Washington merkezli Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü'nün perşembe yayımladığı araştırmada değerlendirilen uydu görüntülerine göre İran, Tahran'ın yaklaşık 30 kilometre güneydoğusundaki Parçin askeri kompleksinde bulunan Taleghan 2 tesisinde kapsamlı onarım çalışmaları yürütüyor.

Tesis, Ekim 2024'te İsrail ordusunun düzenlediği saldırıda hedef alınmıştı. ABD ve İsrail'in bu yıl 28 Şubat'ta başlattığı savaşta da tesis tekrar İsrail Hava Kuvvetleri tarafından martta bombalanmıştı.

13 Eylül tarihli uydu görüntülerinin incelendiği araştırmada şu ifadelere yer verildi:

İnşaat sahasının her yerinde yoğun faaliyetler gözlemleniyor. Damperli kamyonlar, buldozerler, beton pompası taşıyan kamyonlar, beton karıştırıcıları ve vinçler dahil olmak üzere inşaat araçları, tesisi yeniden inşa etmek için aktif olarak çalışıyor.

Araştırmada, tesisteki ilk onarım çalışmalarının Haziran 2026'da gerçekleştiği, İsrail'in Taleghan 2'ye yönelik saldırıda kullandığı sığınak delici bombaların neden olduğu hasarın giderilmeye çalışıldığı belirtiliyor. Muhtemel hava saldırılarına karşı ek korumaların inşa edildiği de aktarılıyor.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran'ın bu tesisi 1990'ların sonlarından 2003'e kadar süren ve gizli nükleer silah programı olduğu savunulan AMAD Projesi kapsamında inşa ettiğini iddia ediyor. İsrail ordusu, tesiste "ileri seviye patlayıcılar geliştirildiğini ve hassas deneyler yürütüldüğünü" iddia ediyor. Diğer yandan Tahran yönetimi, nükleer silah geliştirdiğine dair iddiaları defalarca reddetmişti.

ABD ve İsrail, geçen yıl 13 Haziran'da İran'a saldırı başlatmıştı. ABD-İran nükleer müzakereleri sırasında düzenlenen ve 12 gün süren saldırılarda, İran'ın uranyum depoladığı düşünülen nükleer tesisler hedef alınmıştı.

Diğer yandan İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi, bu hafta düzenlenen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın 70. Genel Konferansı'nda yaptığı konuşmada, İran'ın tehditler nedeniyle nükleer tesislerini korumak istediğini ancak bunun Batı medyası tarafından tesislerde gizli faaliyetler yürütülüyormuş gibi çarpıtılarak aktarıldığını belirtmişti.

İran'ın nükleer enerjiyi sağlık, tıp ve tarım gibi alanlarda kullandığını fakat silah geliştirmediğini vurgulamıştı.

Independent Türkçe, Times of Israel, Iran International, Tesnim