BM Temsilcisi Grundberg Yemen ateşkesini canlandırma çabalarını sürdürüyor

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi, Husilerin ateşkese yanaşmamasını eleştirdi.

Alimi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile New York’tayken (SABA)
Alimi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile New York’tayken (SABA)
TT

BM Temsilcisi Grundberg Yemen ateşkesini canlandırma çabalarını sürdürüyor

Alimi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile New York’tayken (SABA)
Alimi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile New York’tayken (SABA)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ateşkesi yeniden canlandırma umuduyla bölgedeki çalışmalarını sürdürürken, Suudi Arabistan’ın Yemen Büyükelçisi Muhammed Al Cabir, ülkesinin bu çabaları desteklemeye devam edeceğini belirtti.
Yemen Başkanlık Konseyi’nin Başkanı Dr. Reşad Muhammed el-Alimi, Riyad’dan geçici başkent Aden’e dönmesinin ardından, Konsey’in Yemenlilerin barış ve kalkınma arzularını gerçekleştirme taahhütlerini yineledi. Alimi, Husi milislerinin ateşkesin uzatılması ve kapsamının genişletilmesine karşı tutumuna yönelik hayal kırıklığını dile getirdi.
Suudi Arabistan’ın Aden Büyükelçisi Cabir Twitter hesabında yaptığı paylaşımda, BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg ile bir araya geldiğini ve görüşmede Krallığın ateşkesi uzatma ve kapsamını genişletmeye yönelik çabalara olan desteğini vurguladığını açıkladı. Grundberg ile ‘ateşkes sırasında Yemen halkı için sağlanan faydaları ve Husi milislerinin hala reddettiği BM temsilcisinin sunduğu önerinin önemli faydalarını’ ele aldıklarını söyledi.
Yemenliler güvenliği sağlama, devleti yeniden kurma, darbeyi sona erdirme ve hizmet sunma çabalarının sürdürülmesi için Konseyi’ne güveniyor. İki ay önce yurt dışı ziyaretleri sebebiyle Aden’den ayrılan ve geçtiğimiz günlerde geri dönen Alimi, Twitter’da yaptığı paylaşımda, bu ziyaretlerin Başkanlık Konseyi’nin ve hükümetin geri kalan üyelerinin yüzleştikleri tüm zorluklara rağmen barış, özgürlük, güvenlik ve insana yakışır bir yaşam ihtiyacı başta olmak üzere tüm Yemenlilerin kaygı ve ihtiyaçlarını taşıdığını belirtti.
Husilerin barış çabaları ve ateşkesin uzatılmasına karşı çıkmaya devam etmeleri sebebiyle hayal kırıklığını dile getiren Alimi “Husi milisleri, halkımızın barış ve istikrara ulaşmanın yanı sıra ateşkesin uzatılması ve kapsamının genişletilmesine yönelik umutlarını yok etti. Kontrolleri altındaki bölgelerde bulunan halkımızın maaşlarını baskı ve yağma yaparak harcadılar” dedi.
Alimi, Başkanlık Konseyi’nin üyeleri ve hükümetle ‘bu ihtiyaçları karşılamak için yorulmaksızın’ çalışacağına yönelik söz verdi. Ayrıca “Yurt içinde ve yurt dışındaki halkımıza verdiğimiz söze, ülke genelinde arzularını gerçekleştirinceye kadar sadık kalacağız” ifadelerini kullandı.
Başkanlık Konseyi Başkanı Aden’e dönüşüyle Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Almanya’yı kapsayan yurtdışı gezisini sonlandırmış oldu. Alimi, yurtdışı gezisi sırasında BM Genel Kurulu’nun 77’nci oturumunun çalışmalarına da katıldı. Gezisi sırasında devlet liderleri, BM yetkilileri, politikacılar, diplomatlar ve araştırmacıların yanı sıra yurtdışındaki Yemen topluluklarından liderler ve aktivistlerle görüşmelerde bulundu.
Yemen resmi kaynaklara göre, Alimi bu görüşmelerde, Yemen’deki son gelişmelere, Başkanlık Konseyi ve hükümet tarafından yürütülen ekonomi ve hizmet sektörlerindeki reformları destekleme yollarına, Yemen’deki barış sürecini canlandırmaya yönelik çabalara, Husi milisleri ve destekçilerini bu çabalarla olumlu bir şekilde yanıt vermeye zorlamak üzere gerekli olan uluslararası baskılara değindi.
Şarku’l Avsat’ın SABA haber ajansından aktardığı habere göre, Alimi “Yemen konusuna küresel bir ivme kazandırmak, hükümet ve Başkanlık Konseyi’ne ve çeşitli alanlarda devam eden reformlarına yönelik bölgesel ve uluslararası destek toplamak da dahil olmak üzere yurtdışın gezisinin sonuçlarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi” ifadelerini kullandı.
SABA’ya göre Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi, Suudi Arabistan Krallığı ve BAE liderliğindeki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun rolünü ayrıca, Yemen halkının acılarını hafifletme, darbeyi sona erdirme, devlet kurumlarını yeniden kurma ayrıca ülkede barış, güvenlik ve istikrarı sağlama konusundaki hedeflerini gerçekleştirme konusundaki kararlılığını övdü.
Alimi ayrıca Suudi Arabistan ve BAE’nin kalkınma ve topluma hizmet ihtiyaçlarına müdahalelerine verdiği yanıta övgüde bulundu. Söz konusu iki ülkenin desteğinin, ulusal döviz kurunda ve ekonomik koşullarda umulan iyileşmenin yanı sıra yakında bir dizi hayati projenin başlatılması ve uygulanmasını sağlayacağını söyledi.
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı’nın geçici başkent Aden’e dönüşü, Husilerin BM temsilcisinin ‘uygulanması imkansız’, BM Güvenlik Konseyi’nin ise ‘aşırı talepler’ olarak nitelendirdiği şartlar sunarak, ateşkesin uzatılmasına ve kapsamının genişletilmesine karşı çıkması sebebiyle geniş çaplı bir savaşa geri dönüleceğine yönelik korkuların arttığı bir zamanda geldi.
BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg, Güvenlik Konseyi’nde verdiği son brifingde Husilerin ateşkesin uzatılması ve kapsamının genişletilmesine yönelik öneriyi reddettiği belirterek, bu konudaki üzüntüsünü dile getirdi. Ayrıca grubun, 6 aydan fazla bir sürenin ardından tekrar savaşmaya ve ateşkes kazanımlarının kaybolmasına yol açmasına karşı uyarıda bulundu.
Grundberg’in Husiler tarafından karşı çıkılan planı, tüm çatışmaların durdurulmaya devam edilmesini, gerilimi azaltmak üzere aktif bir iletişim ve koordinasyon kanalı olarak Askeri Koordinasyon Komitesinin güçlendirilmesini içeriyor.
Plan ayrıca, memur maaşlarının ve emekli maaşlarının düzenli ödenmesi için şeffaf ve etkili bir ödeme mekanizması kurulması, Taiz ve diğer illerde yolların kademeli olarak açılmasının yanı sıra Sanaa Uluslararası Havalimanı’na uçuşların ve destinasyonların sayısını artırılması ve Hudeyde limanlarından düzenli ve engelsiz yakıt akışını sağlanması ile tutukluların derhal serbest bırakılmasına yönelik taahhüt verilmesini kapsıyor.
BM önerisi, ekonomik konularda müzakerelere başlamak için sürecin belirlenmesinin yanı sıra kalıcı bir ateşkes ve çatışmaya yönelik kapsamlı bir çözüme ulaşmak üzere çalışılması için Yemen liderliğindeki kapsayıcı bir siyasi sürecin yeniden başlatılmasını da gerektiriyor.



Ez-Zeydi’nin komşu ülkelere yaptığı ziyaretler... Dış ilişkilerin yeniden düzenlenmesi

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 29 Ekim 2026 tarihinde Ulusal İstihbarat Servisi genel merkezinde (INA)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 29 Ekim 2026 tarihinde Ulusal İstihbarat Servisi genel merkezinde (INA)
TT

Ez-Zeydi’nin komşu ülkelere yaptığı ziyaretler... Dış ilişkilerin yeniden düzenlenmesi

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 29 Ekim 2026 tarihinde Ulusal İstihbarat Servisi genel merkezinde (INA)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, 29 Ekim 2026 tarihinde Ulusal İstihbarat Servisi genel merkezinde (INA)

Irak hükümetinden bir kaynak, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin komşu ülkelere yönelik ziyaretleri kapsamında bu hafta Kuveyt ve Bahreyn’i ziyaret etmeye hazırlandığını bildirdi. Ez-Zeydi daha önce Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Türkiye ve İran’ı ziyaret etmişti.

Siyasi hesaplamalar ve Irak’taki siyasi kulislerde konuşulanlara göre ez-Zeydi’nin Suudi Arabistan ve Ürdün ziyaretleri, özellikle Irak’taki silahlı milislerin iki ülkeye yönelik gerçekleştirdiği bir dizi saldırının ardından, bu ülkelerin liderleriyle güven tesis etmeyi amaçlıyordu.

Bu çerçevede ez-Zeydi, özellikle bazı grupların silahların devletin kontrolünde toplanması sürecini reddetmesine veya uygulamayı belirlenen takvimin ötesine ertelemeye çalışmasına rağmen, silahların kontrol altına alınmasına yönelik çalışmaların ilerlediğine dikkat çekerek gelecekte benzer saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvence verdi. Sürecin Haziran 2027’ye kadar tamamlanması bekleniyor.

Ez-Zeydi’nin Türkiye ziyareti ise başta Irak petrolünün Türkiye’deki Ceyhan Limanı üzerinden taşınması ve Kalkınma Yolu Projesi olmak üzere yeni konuların yanı sıra su meselesiyle ilgili uzun süredir gündemde olan dosyaların ele alınmasını amaçlıyordu.

Eski dosyalar ve yeni ufuklar

Siyasi çevreler Kuveyt ve Bahreyn’e yapılması beklenen iki ziyareti takip ederken, gündemdeki başlıca konulara ilişkin öne çıkan bilgilere göre Bağdat ile Kuveyt arasında çözüme kavuşturulamayan meseleler görüşmelerin merkezinde yer alacak. Kaynaklara göre azınlıklar meselesi ise ez-Zeydi’nin Bahreyn ziyaretinin gündem maddelerinden biri olacak.

Konuya ilişkin bilgi sahibi bir kaynak, basına yaptığı açıklamada, “Ez-Zeydi’nin Bahreyn ve Kuveyt ziyaretlerinde, Irak ile Kuveyt arasındaki karmaşık meselelerin çözümü, iki ülke arasındaki deniz sınırlarının belirlenmesi, Mübarek el-Kebir Limanı dosyası ve bunun Fav Limanı üzerindeki etkisi ile güvenlik dosyası ve bölgede istikrarın sağlanmasının önemi gibi önemli başlıklar ele alınacak” ifadelerini kullandı.

Kaynak, “Başbakanın Bahreyn ziyareti, bölgede güvenliğin istikrarını sağlamak amacıyla gerilimin düşürülmesine odaklanacak” dedi. Ayrıca ez-Zeydi’nin ziyaretlerde ele alınacak konuları daha önce Koordinasyon Çerçevesi liderleriyle görüştüğünü belirtti.

Ez-Zeydi, son dönemde bir dizi yurt dışı ziyareti gerçekleştirdi. Bu kapsamda 28 Temmuz 2026’da Türkiye’yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Ardından 14 Ekim’de Suudi Arabistan’a giderek Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la, aynı ayın 26’sında ise Ürdün’e giderek Kral 2. Abdullah’la bir araya geldi.

Ez-Zeydi, 28 Ekim 2026’da Suriye’yi de ziyaret ederek Şam’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile görüştü. İki taraf, ikili ilişkileri ve siyaset, ekonomi ve güvenlik alanlarında iş birliğini güçlendirmenin yollarını ele aldı.

Önemli ziyaretler

Suriye ziyareti, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından ülkede yaşanan siyasi değişim ve Ahmed eş-Şera liderliğinde yeni bir siyasi yönetimin iktidara gelmesinden sonra bir Irak başbakanının gerçekleştirdiği ilk ziyaret olması nedeniyle dönüm noktası niteliğinde görüldü. Bu süreçte yaşanan siyasi ve mezhepsel gelişmelerin ardından gözlemcilerin değerlendirmelerine göre ziyaret, iki taraf arasındaki endişelerin giderilmesini sağladı. Ayrıca sınırın her iki tarafında da DEAŞ hücrelerinin varlığı nedeniyle sınır güvenliği başta olmak üzere iki ülkeyi ilgilendiren ortak meseleler ele alındı. Görüşmelerde, Irak petrol boru hattının Suriye’deki Banyas Limanı üzerinden yeniden işletilmesi ihtimali de değerlendirildi.

İkili ilişkilerin sınırlarını aşan bir gündemle bağlantılı görünen tek ziyaret ise ez-Zeydi’nin İran’a gerçekleştirdiği ziyaret oldu. Irak’taki siyasi çevrelerde çok sayıda spekülasyona yol açan ziyaret kapsamında, özellikle ez-Zeydi’nin geçtiğimiz temmuz ayında ABD’ye yaptığı ziyaretin ardından Tahran’a sert Amerikan mesajları iletmiş olabileceği ihtimali gündeme geldi.

Dengeli ilişkiler

Bu bağlamda, Irak parlamentosunun eski üyesi ve Azm İttifakı yöneticilerinden Haydar el-Molla, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bölge bir çatışma sürecinden geçiyor. Irak, bu uluslararası denklem üzerinde etkili değil ve uzlaşma sürecinin bir parçası da değil; aksine yaşananlardan etkileniyor” dedi.

El-Molla, “Başbakanın gerçekleştirdiği yoğun ziyaret trafiği, Irak’ın cepheleşme politikalarının bir parçası olarak görülmemesi amacıyla devletin doğru yönde attığı olumlu adımlardır” ifadesini kullandı. Irak’ın Arap ve Arap olmayan komşu ülkelerle diyalog kanallarını açmayı hedeflediğini belirten el-Molla, bunun bölgedeki mevcut saflaşmalardan uzaklaşmayı sağlayacak olumlu bir adım olduğunu kaydetti.

Mustansiriye Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan İsam el-Feyli ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Başbakan, Irak’ın jeopolitik konumunun yanı sıra dünyaya açılmasını sağlayan insan kaynağı ve kaynaklarının öneminden hareketle bölgedeki tüm ülkelerle dengeli ilişkiler kurmaya özen gösteriyor” dedi.

El-Feyli, “Ez-Zeydi, öncelikle ekonomik çıkarlar üzerinden Arap ülkeleriyle stratejik ilişkiler kurmak istiyor. Körfez ülkeleri açısından Irak’ın taşıdığı önemin farkında. Bu yaklaşım, Irak’ın gelecekte Körfez sistemine yeniden dahil olmasına katkı sağlayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

xscdf
Bağdat’taki Tahrir Meydanı’nda Irak bayrağını sallayan bir adam (AFP)

Irak’ın savaş sonrası dönemde bölgenin istikrarına katkıda bulunması gerektiğini vurgulayan el-Feyli, bölgedeki ittifak ve cepheleşme politikalarının geçmişe kıyasla daha belirgin hale geldiğini, ez-Zeydi’nin ise Irak’ı bu politikalardan ve saflaşmalardan uzak tutmayı amaçladığını ifade etti.

El-Feyli sözlerini şöyle tamamladı: “Ez-Zeydi, Irak’ı İran’ın baskılarından kurtarmaya yönelik girişimlerin ardından, İran’ın bölgedeki uzantılarının rolünü sınırlandırmayı başardı. Bu durum, nihayetinde Körfez ülkelerine Irak’ın kendi kararlarını bağımsız biçimde alacağı ve bu kararların etkili olacağı mesajını veriyor. Böylece tüm Arap ülkeleriyle ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sağlanıyor.”


Sudan'da İHA saldırıları birkaç gün içinde 15 elektrik santralini hedef aldı

28 Ekim'de İHA saldırısının ardından Omdurman'ın kuzeyindeki Merhiyat Elektrik Santrali'nde meydana gelen hasar (AFP)
28 Ekim'de İHA saldırısının ardından Omdurman'ın kuzeyindeki Merhiyat Elektrik Santrali'nde meydana gelen hasar (AFP)
TT

Sudan'da İHA saldırıları birkaç gün içinde 15 elektrik santralini hedef aldı

28 Ekim'de İHA saldırısının ardından Omdurman'ın kuzeyindeki Merhiyat Elektrik Santrali'nde meydana gelen hasar (AFP)
28 Ekim'de İHA saldırısının ardından Omdurman'ın kuzeyindeki Merhiyat Elektrik Santrali'nde meydana gelen hasar (AFP)

İHA savaşının dikkat çekici biçimde arttığı Sudan'da Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), Sudan ordusunun kontrolündeki bölgelerde elektrik tesislerine yönelik saldırılarını sürdürdü. Ülkenin farklı bölgelerindeki elektrik üretim ve trafo merkezlerini hedef alan saldırılar, geniş çaplı elektrik ve su kesintilerine yol açtı. Hastaneler ve tarım projeleri üzerindeki olası etkiler konusunda uyarılar yapılırken, saldırıların mevcut hızla devam etmesi halinde ulusal elektrik şebekesinin bazı bölümlerinin çökebileceği belirtiliyor.

Haberlere göre 20 Ekim ile 1 Kasım arasında yaklaşık 15 elektrik santrali hedef alındı. Acil Durum Avukatları Grubu ise dün yaptığı açıklamada, yalnızca ekim ayı içerisinde 15 santralin saldırıya uğradığını bildirdi. İki farklı sayım arasındaki farkın, bazı haberlerde hedef alınan tesislerin, bazılarında ise aynı tesise yönelik tekrarlanan saldırıların esas alınmasından kaynaklandığı belirtildi. Örneğin, Omdurman'daki Merhiyat Elektrik Santrali'nin çalışanlarına göre tesis sekiz kez saldırıya uğradı.

Görgü tanıklarının aktardığına göre İHA'lar dün şafak vakti Nil Nehri eyaletindeki Ebu Hamed trafo merkezine ve Kuzey Eyaleti'ndeki Debbe Santrali'ne eş zamanlı saldırılar düzenledi. Yerel kaynaklar saldırılarda Kuzey Eyaleti'ndeki bazı akaryakıt tesislerinin de hedef alındığını bildirdi.

Nil Nehri Eyaleti Valisi Muhammed el-Bedevi, saldırı bölgesinde incelemelerde bulunduktan sonra yaptığı açıklamada, bir İHA'nın Ebu Hamed trafo merkezini bombalayarak tamamen imha ettiğini ve eyalette elektriklerin kesildiğini söyledi. Saldırılar, Kızıldeniz Eyaleti'nde yapımı devam eden Haya trafo merkezinin ve petrol taşımacılığıyla bağlantılı tesislerin hedef alınmasından 24 saatten kısa süre sonra gerçekleşti.

Ülke genelinde karanlık uyarısı

Sudan'ın eski Enerji Bakanı Adil İbrahim, saldırıların devam etmesinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekerek, ülkenin başlıca elektrik trafo merkezlerinin büyük bölümünün bombalandığını ve hizmet dışı kaldığını söyledi. İbrahim'e göre geriye yalnızca üç büyük merkez kaldı: Kuzeydeki Meravi Barajı ve Atbara santralleri ile Cezire Eyaleti'nin başkenti Vad Medeni'deki Marincan Santrali.

İbrahim, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, «Elektrik santrallerine yönelik saldırılar bu şekilde devam ederse ülkenin tamamı zifiri karanlığa gömülecek» dedi. Santrallerde meydana gelen hasarın giderilmesinin ve tesislerin yeniden devreye alınmasının uzun zaman alabileceğini belirten İbrahim, zarar gören transformatör ve ekipmanların değiştirilmesinin de yüksek maliyet gerektirdiğini vurguladı.

xascdfrgt

Trafo merkezleri, elektrik üretim tesislerini tüketim bölgelerine bağlayan kritik altyapılar arasında yer alıyor. Bu nedenle söz konusu merkezlerin imha edilmesi, üretim santralleri enerji üretmeye devam etse bile kentlerin ve eyaletlerin tamamında elektrik kesintilerine neden olabiliyor.

Saldırıların haritası ve en fazla etkilenen eyaletler

Saldırıların haritası, hedef alınan tesislerin Sudan'ın 18 eyaletinden 10'una yayıldığını gösteriyor. HDK'nın kontrolünde bulunan Darfur'daki beş eyalet ise saldırılardan etkilenmedi. En fazla elektrik tesisi hedef alınan eyaletler, üçer santralle Beyaz Nil ve Gadarif oldu.

Beyaz Nil Eyaleti'nde Tendelti, Meşkur ve Üm Dabakir termik santralleri İHA saldırılarının hedefi oldu. Gadarif Eyaleti'nde ise Havata ve Fav santralleri ile bazı elektrik tesislerine yönelik saldırılar bildirildi.

Cezire Eyaleti'nde Cüneyd ve Menakil santralleri bombalanırken, Nil Nehri Eyaleti'nde Şendi ve Ebu Hamed santralleri hedef alındı.

Saldırılardan etkilenen diğer tesisler şöyle sıralandı:

  • Sinnar Eyaleti'nde, Sinca Santrali.
  • Hartum Eyaleti'nde, Omdurman'ın kuzeybatısındaki Merhiyat Santrali.
  • Kızıldeniz Eyaleti'nde, Haya Santrali.
  • Kuzey Eyaleti'nde, Debbe Santrali.
  • Güney Kurdufan Eyaleti'ndeki Kadugli'de bir elektrik tesisi.

Böylece Beyaz Nil ve Gadarif, raporlara yansıyan hedef sayısı bakımından ilk sırada yer aldı. Ancak eyaletleri meydana gelen hasarın büyüklüğüne veya elektrik kesintilerinin süresine göre sıralamaya imkân verecek ortak teknik veriler bulunmuyor.

Kapsama alınan saldırı dalgası 20 Ekim'de Tendelti Santrali'nin hedef alınmasıyla başladı. Saldırılar 26 Ekim'de Sinca, Havata, Fav, Meşkur ve Cüneyd'e yayıldı. Ardından 27 Ekim'de Merhiyat, 28 Ekim'de Menakil, 29 Ekim'de Üm Dabakir, 30 Ekim'de Şendi, 31 Ekim'de Haya ve son olarak dün şafak vakti Ebu Hamed ile Debbe hedef alındı.

Etiyopya'ya yönelik suçlamalar

Sudan hükümeti, saldırıları HDK'nın gerçekleştirdiğini öne sürerken, Etiyopya'yı da Sudan içindeki tesisleri hedef alan İHA'ların kendi topraklarından havalanmasına izin vermekle suçluyor.

Sudan Dışişleri Bakanlığı, cumartesi günü diplomatik misyonlara verdiği bilgilendirmede, Etiyopya topraklarında İHA operasyonlarını desteklemek amacıyla kullanıldığını ileri sürdüğü bazı noktaları gündeme getirdi.

Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim de Moskova'ya gerçekleştirdiği son ziyaret sırasında, Ukraynalı askerleri HDK'ya yardım etmek ve örgüt mensuplarına İHA kullanımı konusunda eğitim vermekle suçlamıştı.

Saldırıların geniş bir alana yayılması, tekrarlanması ve bazı hedeflerin hassas biçimde vurulması, söz konusu güçlerin çok sayıda uzun menzilli İHA'ya sahip olduğuna ve operasyonel kapasitelerinin geliştiğine işaret ediyor.

Acil Durum Avukatları Grubu ise elektrik santrallerinin hedef alınmasının elektrik ve su tedarikini aksattığını, sağlık tesislerinin faaliyetlerini tehlikeye soktuğunu ve sivillerin yaşadığı sıkıntıları artırdığını bildirdi.

Guterres'ten saldırıların durdurulması çağrısı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Sudan'da savaşan iki tarafın İHA saldırılarındaki artışı kınayarak, bu saldırıların siviller üzerindeki yıkıcı sonuçlarından duyduğu dehşeti dile getirdi.

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, saldırılarda ülkenin farklı bölgelerinde ve Abyei bölgesinde kadınlar ve çocuklar dahil yüzlerce sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Guterres, sağlık tesisleri de dahil olmak üzere sivillerin ve kritik altyapının korunması gerektiğini vurgulayarak, çatışmanın taraflarına düşmanlıkları derhal durdurma ve savaşı sona erdirmek amacıyla arabuluculuk çabalarına ciddi biçimde katılma çağrısında bulundu.

Saldırılar, özellikle kış tarım sezonunun yaklaşmasıyla birlikte hastanelerin tıbbi cihazlarını çalıştırabilmesi, içme suyu pompalarının ve sulama projelerinin faaliyetlerini sürdürebilmesi konusunda endişeleri artırıyor.

savd
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 24 Eylül'de New York'ta Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim ile görüşürken (BM).

Sudan'ın elektrik sektörü, Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana termik santral üniteleri, iletim merkezleri, transformatörler ve elektrik hatları dahil olmak üzere ağır hasar gördü. Son saldırılar, ekipman eksikliği, bakım güçlükleri ve finansman sorunlarıyla zaten mücadele eden elektrik şebekesinin üzerindeki yükü daha da artırdı.


Suriye İstihbaratı: Humus Rafinerisi'ne yönelik terör saldırısı planı engellendi

Humus Rafinerisi ve bağlı tesisleri (SANA)
Humus Rafinerisi ve bağlı tesisleri (SANA)
TT

Suriye İstihbaratı: Humus Rafinerisi'ne yönelik terör saldırısı planı engellendi

Humus Rafinerisi ve bağlı tesisleri (SANA)
Humus Rafinerisi ve bağlı tesisleri (SANA)

Suriye Genel İstihbarat Teşkilatından bir kaynak, dün Suriye'nin orta kesiminde bulunan Humus Rafinerisi'ni hedef alan terör saldırısı planının engellendiğini açıkladı.

Humus Rafinerisi, Baniyas Rafinerisi ile birlikte ülkenin iç piyasasının petrol ürünleri ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynuyor. Bu kapsamda, rafinerinin yıllık 1 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip 10 numaralı atmosferik damıtma ünitesinin bakım ve rehabilitasyon çalışmaları, geçtiğimiz ekim ayında tamamlandı. Bu çalışmaların rafinerinin petrol ürünleri üretim kapasitesini artırması ve motorin, fuel oil ile gazyağı arzını desteklemesi hedefleniyor.

Patlayıcılı saldırı planının arkasında hangi tarafın bulunduğuna ilişkin henüz resmî makamlardan herhangi bir açıklama yapılmadı.

dfghyj
Humus Rafinerisi (Arşiv)

Mevcut rafineri, atmosferik damıtma yöntemiyle çalışan dört üretim ünitesinden oluşuyor. Tesiste ayrıca yerel piyasanın ihtiyaçlarına uygun, yüksek oktanlı benzin üretmek amacıyla nafta iyileştirme projesi yürütülüyor. Ünitelerin bir bölümü hâlihazırda faaliyette bulunurken diğer iki ünitede bakım ve hazırlık çalışmaları devam ediyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu çalışmaların tamamlanmasıyla rafinerinin günlük operasyonel kapasitesinin 60 bin ila 70 bin varil seviyesine ulaşması öngörülüyor.

1959 yılında kurulan Humus Genel Rafineri Şirketi, Suriye'nin en eski petrol tesislerinden biri olma özelliğini taşıyor. Ancak tesisin verimliliği yıllar içinde geriledi. Suriye Petrol Şirketi Üst Yöneticisi Yusuf Kablavi, Kasım 2025'te düzenlenen 7. Suriye Petrol Fuarı'nda yaptığı açıklamada, şirketin Humus kentinin 51 kilometre uzağında yeni bir rafineri inşa etmekte olduğunu bildirmişti.

cdgyjh
Ağustos 2025'te Humus Rafinerisi'ndeki yakıt tanklarından birinde çıkan yangın (Arşiv)

Humus Petrol Rafinerisi'ndeki yakıt tanklarından birinde 21 Ağustos'ta yangın çıkmıştı. Suriye Sivil Savunma Müdürlüğü, itfaiye ekiplerinin rafinerinin itfaiye birimiyle koordineli şekilde yangına müdahale ettiğini bildirmişti. Açıklamada, alevlerin büyüklüğü ve yoğun duman nedeniyle tankın bazı noktalarına ulaşmanın güçleştiği, yangının diğer tanklara sıçramasını önlemek amacıyla rafineri çevresinde güvenlik önlemleri alındığı belirtilmişti.

Deyrizor'da DEAŞ operasyonu

Öte yandan Genel İstihbarat Teşkilatı, Deyrizor'daki İç Güvenlik Güçleri ile ortaklaşa düzenlediği operasyon sonucunda, DEAŞ terör örgütüne bağlı iki kişilik bir hücreyi çökertti. Operasyonun, yürütülen kapsamlı istihbarat takibinin ardından gerçekleştirildiği bildirildi.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan iki şüphelinin, kentte gerçekleştirilen bir dizi suikast eylemine karıştığı belirlendi. Şüphelilerin son olarak, Savunma Bakanlığı personeli İbrahim el-Casim'i Meyadin kentindeki Reşid Camisi yakınlarında silahla hedef aldıkları tespit edildi.

Operasyonda ayrıca hücreye ait bir sığınakta bulunan silah ve mühimmat ele geçirildi. Yetkili makamların, şüphelilerin bağlantılarını ortaya çıkarmak ve adalete teslim edilmelerini sağlamak amacıyla soruşturmayı sürdürdüğü belirtildi.

Genel İstihbarat Teşkilatı, İç Güvenlik Güçleriyle iş birliği içinde geçtiğimiz ayın 16'sında da Şam kırsalında bir polis devriyesini hedef almaya hazırlanan DEAŞ bağlantılı bir hücrenin saldırı planını engellemişti.

Ayrıca geçen ayın 10'unda Humus kırsalındaki Havle bölgesinde, Genel İstihbarat Teşkilatı ile İç Güvenlik Güçlerinin ortak operasyonunda DEAŞ bağlantılı bir hücre çökertildi. Operasyon kapsamında ibadethaneleri ve İç Güvenlik Güçlerine ait devriyeleri hedef alan terör saldırısı planlarının önüne geçildiği açıklandı.

Geçtiğimiz ekim ayının 6'sında da Genel İstihbarat Teşkilatı, Şam Kırsalı İç Güvenlik Komutanlığıyla koordineli olarak düzenlediği operasyonda, DEAŞ'ın Humus'taki operasyonel kolunun başında bulunduğu belirtilen Halid Raid Biruni'yi, diğer adıyla Ebu Hasan Duşka'yı, Şam kırsalındaki Huceyre beldesinde yakaladı.