İsrail'deki aşırı sağcı Milletvekili Ben-Gvir'in popülerliği sanılanın aksine Netanyahu'yu rahatlatıyor

Itamar Ben-Gvir (AFP
Itamar Ben-Gvir (AFP
TT

İsrail'deki aşırı sağcı Milletvekili Ben-Gvir'in popülerliği sanılanın aksine Netanyahu'yu rahatlatıyor

Itamar Ben-Gvir (AFP
Itamar Ben-Gvir (AFP

İsrail'de aşırı sağın öne çıkan ismi Milletvekili Itamar Ben-Gvir'in, 1 Kasım’daki seçimlerde ittifak kurduğu eski Başbakan Binyamin Netanyahu blokunun zaferle çıkması durumunda, hükümette bakan olarak yer alması ihtimali pek çok kesimi endişelendirirken, bu durumun Netanyahu tarafından memnuniyetle karşılandığı değerlendiriliyor.
İsrail'de salı günü yapılacak seçimlerin ardından kurulacak hükümette ve bakanlıklarda yer alacak isimlere ilişkin siyasi arenada farklı beklentiler dile getiriliyor.
Ülkede 15 yıl başbakanlık yapan Netanyahu, iktidara yeniden dönmek istiyor. Bu dönüşün anahtarının da yeni hükümetteki bakanlık beklentisi endişeye yol açan Otzma Yahudit lideri aşırı sağcı Milletvekili Ben-Gvir'de olduğu basında sıkça yer alıyor.
Otzma Yahudit lideri Ben-Gvir'in ittifak kurduğu Dini Siyonizm Partisi, İsrail'de 1 Kasım Salı günü yapılacak genel seçimlerin anketlerinde, Netanyahu'nun partisi Likud ve Başbakan Yair Lapid liderliğindeki Gelecek Var Partisi'nden sonra üçüncü sırada geliyor.
Ben-Gvir, görevlendirilmek istediği bakanlığa ilişkin bilgi vermezken, Dini Siyonizm Partisi lideri Bezalel Smotrich, savunma ya da iç güvenlik bakanlıklarını istediğini kaydetti.
Netanyahu, geçen hafta seçimlere ilişkin yaptığı bir açıklamada, oluşturacağı hükümette hangisi olduğunu belirtmeksizin Ben-Gvir'in bakanlığına "mani bir durum olmadığını" ifade etti.
İsrail'de Netanyahu karşıtı blok, Netanyahu başbakanlığında Ben-Gvir ve Smotrich'in de yer aldığı bir hükümetin kurulmasını engellemek için seçmenleri oy kullanmaya teşvik etmeye çalışıyor.
Gelecek Var Partisi, seçim için gönderdiği telefon mesajlarında, "kendileri lehine oy kullanmanın, liberal demokratik bir hükümetin kurulmasını sağlayacağını ve Ben-Gvir ile Smotrich liderliğindeki aşırılık yanlısı bir hükümetin kurulmasını önleyeceğini" ifade ediyor.
Sol görüşlü Meretz Partisi de İsraillileri, Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich'in yer alacağı bir hükümetin kurulmasını önlemek için oy kullanmaya çağırıyor.

Uluslararası boykot çağrısı
Dini Siyonizm Partisi'nin istikrarlı şekilde büyümesi, İsrail basınındaki değerlendirmelere göre, İsrail seçmeninin "sağdan-daha aşırı sağa" eğilimini yansıtıyor.
İsrail parlamentosundaki Arap Milletvekili Ahmed et-Tıybi, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine yaptığı açıklamada, "her Arap'ı bölücü olarak tanımlama ve İsrail'in sağcı kesiminin etkilerinin, Ben-Gvir figürünün oluşmasına katkı sağladığını" söyledi.
En önemli etkenin de Netanyahu'nun Ben-Gvir'e "kucak açması ve onu meşrulaştırması" olduğunu ifade eden Tıybi, İsrail Yüksek Mahkemesinin de benzer şekilde davrandığını ve Ben-Gvir'in seçimlere katılmasına izin verdiğini belirtti.
Tıybi, Ben-Gvir'in Netanyahu hükümetinde bakanlık üstlenmesini "tehlikeli bir gelişme" olarak değerlendirdi.
Arap milletvekili, "Eğer Ben-Gvir bakan olursa zamanında neo-faşist Jörg Haider ve (aşırı sağcı) Özgürlük Partisi koalisyona katıldığında (2000) İsrail'in Avusturya hükümetini boykot etmesi gibi uluslararası toplum da İsrail hükümetini boykot etmeli" ifadelerini kullandı.

ABD Kongre üyesinden tepkili açıklama
Ben-Gvir'in hükümete katılmasına ilişkin endişeler bölgeyle sınırlı kalmadı; ABD Kongresi'ne kadar ulaştı.
Kongre üyesi Brad Sherman, 4 Ekim'de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, her kesimden İsrailli lider ve siyasetçiyi, Itamar Ben-Gvir gibi aşırılıkçılardan uzak durmaya çağırdı.
Sherman, bu aşırılık yanlılarının görüşlerinin, demokratik ve Yahudi bir devletin kurulması şeklinde açıklanan İsrail'in temel ilkeleriyle çeliştiğini ve ABD-İsrail ilişkisini baltaladığını kaydetti.
Times of Israel'in haberine göre, Demokrat Partili Senatör Robert Menendez de benzer uyarılarda bulundu.
Buna karşın Netanyahu, İsrail'in "Kol BaRama" radyosuna verdiği demeçte, ABD milletvekillerine boyun eğmeyeceğini ifade etti.
Demokratik bir devlet olduklarını, bir sonraki hükümette kimin yer alacağına kendilerinin karar vereceğini söyleyen Netanyahu, kendilerini nasıl savunacaklarını bildiklerini ve yeteneğinin, gerektiğinde "hayır demek olduğunu" aktardı.

Netanyahu, Ben-Gvir ile sahneye çıkmadı
Netanyahu'nun, Ben-Gvir'i savunan açıklamalarına rağmen seçime günler kala katıldığı bir etkinlikte aşırı sağcı milletvekili ile sahneye çıkmayı reddettiği bildirildi.
Haaretz'in haberine göre, olay Ultra Ortodoks cemaatinin yoğun katılım gösterdiği 17 Ekim'deki Hakafot Shniyot kutlamalarında gerçekleşti.
Netanyahu karşıtı bloktaki Savunma Bakanı Benny Gantz ve seçimlerdeki müttefiki Adalet Bakanı Gideon Sa'ar da aynı sahnedeydi.
Haberde, Itamar Ben-Gvir sahnedeyken Netanyahu'nun etkinlik alanına geldiği anonsunun yapıldığı kaydedildi.
Paylaşılan görüntülerde, etkinlik yetkililerinin ve Likud'dan isimlerin Ben-Gvir'in sahneden ayrılması için kendisiyle konuştuğu görüldü.
Gazeteye konuşan kaynaklar, Netanyahu'nun sahneye çıkması için Ben-Gvir'in sahneden inmesini talep ettiğini aktardı. Netanyahu, Ben-Gvir etkinlik alanından ayrıldıktan bir süre sonra sahneden kalabalığa hitap etti.
İsrail basınındaki yorumlarda, Netanyahu'nun Ben-Gvir ile sahnede beraber görünmek istemediği, bugüne kadar beraber fotoğraf vermediğine işaret edilirken, Netanyahu'nun bu hareketi, merkez sağdaki seçmenlerini küstürmek istememesi ve gelecekte Benny Gantz ile olası bir ittifak kurma ihtimaliyle ilişkilendirildi.
Buna karşın, iki tarafa yakın kaynaklar basına, Netanyahu ve Ben-Gvir'in seçim yarışında yakın koordinasyon halinde olduğunu aktardı.

İsrail'de aşırı sağın öne çıkan ismi Ben-Gvir
Filistinlilere karşı ırkçı, provokatif söylemi ve eylemleriyle tanınan aşırı sağcı Milletvekili Itamar Ben-Gvir ve müttefiki Bezalel Smotrich'in, anketlere göre 1 Kasım'daki erken genel seçimlerde oylarını artırması bekleniyor.
Ben-Gvir, fanatik Yahudi yerleşimcilerle Mescid-i Aksa baskını, Filistinlilere karşı silah çekme, hakkında evinden zorla çıkarma kararı olan Filistinlinin evinin önüne çadır kurma gibi çok sayıda tartışmalı eyleme imza atmıştı.
İşgal altındaki Kudüs'te 1976 yılında dünyaya gelen Ben-Gvir, Batı Şeria'nın güneyinde yer alan El Halil kentindeki Kiryat Arba yerleşim biriminde yaşıyor.
ABD'nin son dönemde Yabancı Terör Örgütü listesinden çıkardığı silahlı saldırılarla anılan "Kah Hareketi" destekçisi olarak tanınan Ben-Gvir, 6 Nisan 2021'de Binyamin Netanyahu'nun liderlik ettiği Likud'un desteğiyle aşırı sağcı partiden milletvekili seçildi.

Milletvekili Ben-Gvir, bir bebeğin yandığı saldırının sanıklarının da avukatı
Devabişe ailesinin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki Duma beldesinde bulunan evi, 31 Temmuz 2015 sabahı fanatik Yahudi yerleşimciler tarafından ateşe verilmişti.
Olayda ailenin 18 aylık bebeği Ali Devabişe evde yanarak hayatını kaybetmiş, anne, baba ve 4 yaşındaki Ahmed ise ağır yaralanmıştı. Ağır yaralanan anne-baba da hayatını kaybederken, Devabişe ailesinden geriye 4 yaşındaki Ahmed kalmıştı.
Haaretz gazetesi, Nisan 2018'de, Ben-Gvir'in Devabişe'nin evine saldıran suçluların da aralarında olduğu radikal yerleşimci grupların davalarını savunmak için avukat olarak görev aldığını aktarmıştı.
Gazete, Ben-Gvir'i ülkedeki "fanatik Yahudiler yasal sorunlarla karşılaştığında çalınacak kapı" diye tanımlayarak Ben-Gvir'in müvekkil listesinin "ülkedeki Yahudi terör olayları ve nefret suçlarının kartvizitliği" gibi göründüğü yorumunu yapmıştı.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.