Türkiye, HRW’nin mültecileri zorla sınır dışı etme iddialarını yalanladı

Suriye sınırı yakınlarındaki Türk ordusu. (Arşiv)
Suriye sınırı yakınlarındaki Türk ordusu. (Arşiv)
TT

Türkiye, HRW’nin mültecileri zorla sınır dışı etme iddialarını yalanladı

Suriye sınırı yakınlarındaki Türk ordusu. (Arşiv)
Suriye sınırı yakınlarındaki Türk ordusu. (Arşiv)

Türkiye, geçtiğimiz aylarda yüzlerce Suriyelinin keyfi olarak gözaltına alınıp Suriye’ye sınır dışı edildiği yönündeki iddiaları yalanladı. Aynı zamanda Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturan Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) Kuzey ve Kuzeydoğu Suriye’de Türkiye’ye bağlı gruplara saldıran 13 unsurunun etkisiz hale getirildiğini bildirdi.
Türkiye Göç İdaresi Başkanlığı, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) birkaç gün önce yayınladığı raporunu ‘utanç verici ve gerçeklikten uzak olarak nitelendirdi. HRW söz konusu raporunda Türk yetkilileri Suriyeli mültecileri yasadışı bir şekilde gözaltına almak ve sınır dışı etmekle suçlamıştı.
Göç İdaresi Başkanlığı dün yaptığı açıklamada, HRW’nin Türkiye'nin mülteciler konusunda ‘model’ olarak nitelendirdiği politikasına yönelik uluslararası övgüleri görmezden geldiğini vurguladı.
HRW, geçtiğimiz pazartesi günü Türk yetkilileri şubat ve temmuz tarihleri arasında yüzlerce Suriyeli mülteci erkeği ve çocuğu keyfi olarak yakalayıp idari gözetim altına almak ve Suriye'ye sınır dışı etmek ile suçlamıştı. Raporda şu iddialara yer verilmişti:
“Sınır dışı eylemleri, dünyadaki diğer tüm ülkelerden daha fazla ve Avrupa Birliği'nin (AB) tümünün neredeyse dört katı kadar mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye'nin cömert siciliyle uyuşmuyor. AB, insani destek ve göç yönetimi için milyarlarca euro tutarında finansman sağlamıştı.”
Mart 2016'da Türkiye ile imzalanan Göç ve Geri Kabul Anlaşması çerçevesinde AB tarafından üç milyar euro değerinde mali destek sağlanmıştı.
HRW; Türkiye’yi söz konusu faaliyetlere son vermeye, güvenlik güçlerinin ve göç yetkililerinin Suriyelilere veya tutuklu bulunan diğer yabancı uyruklulara toleranslı davranmaya, şiddet uygulayan yetkilileri eylemlerinden sorumlu tutmaya, gönüllü geri dönüş formlarında göçmenlerin imzalarını veya parmak izlerini taklit yoluyla edinmeyi amaçlayan eylemleri bağımsız düzeyde araştırmaya çağırdı.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Twitter üzerinden yayınladığı görüntülü açıklamada şunları söyledi:
“Suriyeli kardeşlerimizin gelişi 2011’de başladı. En yoğun dönem 2013 ile 2016 arasında oldu. 2018’den beri Suriyeli sayısı hemen hemen aynı kaldı. 2018 sayımız 3 milyon 623 bindi. Halihazırdaki sayı ise 3 milyon 629 bin kişi.”
Türkiye’nin komşularına ve insanlığa sırt çeviremeyeceğine dikkat çeken Soylu, Batı’nın şu an göç konusunda farklı ikilemler yaşamakta olduğuna, bir yandan mülteci ve göçmen haklarını savunurken bir diğer yandan ise ülkelerine erişimlerini engellediğine, çocuklar dahil olmak üzere birçok insanın boğulmasına neden olduğuna atıfta bulundu.
Diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı tarafından şu açıklama yapıldı:
“Teröristlerin taciz atışları cezasız kalmıyor. Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı bölgelerinde huzur ve güvenlik ortamını bozmak için taciz ateşi açan 13 PKK/YPG’li terörist, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından etkisiz hale getirildi.”
Türk kuvvetleri geçtiğimiz iki gün içerisinde SDG’nin ve rejimin Barış Pınarı bölgesindeki kontrol noktalarına yönelik operasyonlarına hız verdi. Muhalif grupların Haseke'nin kuzeybatısındaki Ebu Rasin kırsalındaki Tel el-Verd köyündeki askeri bir noktayı hedef aldığı atışlar neticesinde rejim askerlerinden 1’inin öldüğü, beş kişinin yaralandığı kaydedildi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) bildirdiğine göre Rus helikopterlerinin bölge üzerindeki uçuşları ve bir Rus askeri gücünün bölgeye yönelmesi üzerine çatışmalar sona erdi.
Rejim güçleri, İdlib'in güneyinde Cebel ez-Zaviye’nin doğusundaki Şenan köyündeki er-Ruveyha ve Benin köyleri ile Türk noktası çevresini ağır toplarla bombaladı. Şenan köyündeki sivil evlere çok sayıda top mermisi düştü. Rejim aynı zamanda Halep'in batı kırsalındaki el-Kasr ve Keferama köylerinin yakınlarında Feth'ul Mubin gruplarına ait askeri alanları bombaladı.
Diğer yandan Barış Pınarı bölgesinde konuşlu muhalif gruplar Rakka'nın kuzeyindeki Tel Abyad kırsalındaki Bir Zinar ve Ebu Surra Haymer köylerini bombaladı. Aynı zamanda Rakka'nın kuzey kırsalındaki Ayn İsa kasabasının doğusunda, Halep-Lazkiye Uluslararası Yolu (M4) yakınlarındaki Dibs ve Sayda köylerindeki SDG noktaları ve mevzilerine kara bombardımanı gerçekleştirildi.
Geçtiğimiz günlerde Türk kuvvetleri ve Ulusal Ordu grupları, Haseke'nin kuzeybatısındaki Ras el-Ayn bölgesinde, Ebu Rasin kasabasına bakan temas hatlarının yakınında gerçek mühimmat ile askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.



Bahoz Erdal ve PKK liderleri Suriye'den ayrılıyor

Al-Majalla/AFP
Al-Majalla/AFP
TT

Bahoz Erdal ve PKK liderleri Suriye'den ayrılıyor

Al-Majalla/AFP
Al-Majalla/AFP

İbrahim Hamidi

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşmanın en hassas hükümleri, sessizce ve herhangi bir açıklama yapılmadan uygulanıyor. Bu hükümler, Türk makamları tarafından aranan yabancı uyruklu PKK üyeleri ve liderlerinin Suriye topraklarından çıkarılmasını öngörüyor.

Bu kişilerin büyük bir kısmı son günlerde, Suriye-Irak-Türkiye sınır bölgesinde yıllardır üzerinde çalıştıkları tünellerden çıktı. Bunların arasında Bahoz Erdal kod adlı Fehman Hüseyin de vardı. Hüseyin, 1969'da Haseke’nin el-Malikiye ilçesinde doğdu. Şam Üniversitesi'nde tıp okudu ve ‘doktor’ unvanı aldı. PKK'nın askeri kanadının en önde gelen liderlerinden biriydi ve SDG'nin belkemiği olan Kürt Halkı Koruma Birlikleri'nin (YPG) kurulmasında rol oynadı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024 tarihinde düşmesinin ardından, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi arasında müzakereler yapıldı. Bu müzakerelerin şartlarından biri PKK liderlerinin Suriye'den ayrılmasıydı. Bu aynı zamanda Ankara'nın Şam'a ilettiği Türkiye’nin bir talebiydi. Bir yandan Türk hükümeti ile Türkiye'de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan arasındaki barış süreci, diğer yandan Şam ile SDG arasındaki müzakereler arasında bağlantı kuruldu.

Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi arasında 10 Mart 2025’te imzalanan anlaşmada ‘Kürdistan’ meselesine değinilmemiş olsa da 18 Ocak'ta imzalanan belgenin maddelerinden birinde “SDG, komşuluk ilişkilerinde egemenlik ve istikrarı sağlamak için Suriye Arap Cumhuriyeti sınırlarından tüm Suriyeli olmayan PKK lider ve üyelerini uzaklaştırmayı taahhüt eder” ifadesi yer aldı.

Son zamanlarda birçok lider ve yetkili, Mazlum Abdi'ye PKK'dan uzaklaşması, durumu kontrol altına alması ve kararlarını Kandil Dağları'ndan ziyade Suriye'ye göre alması gerektiğini iletti.

Mesud Barzani'nin liderliğinde yürütülen arabuluculuk çabaları sırasında Şara, Abdi, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Türkiye ile yapılan toplantı ve görüşmelerde, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) hükümeti Abdi'ye PKK liderlerinin sınır dışı edilmesi ve onunla ilişkilerin kesilmesi konusunu gündeme getirdi. Onunla bağlantılı iki grup olan silahlı kanat ve ‘Devrim Gençliği’ konusu da gündeme getirildi. Bu örgütlere binlerce kişi üyeydi, bunların arasında yaklaşık bin kadar Suriyeli olmayan kişi de vardı.

30 Ocak'ta açıklanan Şara ve Abdi arasındaki anlaşmada benzer bir madde yer almıyordu. Ancak sekizinci madde, Kara Limanları İdaresi'nden bir ekibin Semelka ve Nusaybin sınır kapılarına gönderilmesini, sivil çalışanların güvenliğini sağlamasını, sınır kapılarının sınır dışından silah ve yabancıların getirilmesi için kullanılmasının önlemesini ve sınır kapılarını derhal faaliyete geçirmeyi öngörüyordu. Bu madde, yabancıların ve PKK'nın resmi kanallardan veya kaçakçılık yoluyla girişini önlemek olarak yorumlandı.

dfd
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ve Mazlum Abdi, Şam'da özerk yönetim kurumlarını Suriye devletine entegre etmek için bir anlaşma imzaladıktan sonra, 10 Mart 2025 (SANA/AFP)

Suriye hükümeti ve SDG pazartesi günü, 30 Ocak anlaşmasını uygulamaya başladı ve SDG tarafından aday gösterilen ve Şam tarafından onaylanan Nureddin İsa'yı Haseke valisi ve Cia Kobani'yi savunma bakan yardımcısı olarak atadı. Şam ayrıca Haseke'de yardımcısı SDG tarafından atanacak olan bir güvenlik müdürü atadı. Bunun yanında Şam, Rumeylan ve Suveydiye'deki petrol sahalarını ve Kamışlı Havalimanı'nı kontrol altına alırken, SDG'ye bağlı polis gücü Asayiş’in Haseke ve Kamışlı'da ‘ortak yönetim’ altında başlayacak operasyonlarını denetlemek amacıyla bazı güçlerini konuşlandırdı. SDG tarafından aday gösterilen ve Şam tarafından onaylanan bir içişleri bakan yardımcısının Asayiş’i iç güvenlik güçlerine entegre etmek üzere atanması için istişareler ise halen devam ediyor.

PKK’nın bazı liderleri, 6 Ocak'ta Halep’teki çatışmalar başladıktan sonra Suriye hükümet güçleriyle savaşmak için SDG'ye katılmakla tehdit etmiş ve operasyonlarında bölgedeki geniş tünelleri kullanmaya çalışarak Arap-Kürt çatışması başlatma tehdidinde bulunmuştu.

Suriye ordusu, 16 Ocak 2026'da Halep’teki ‘askeri operasyonları yönetmek’ üzere Bahoz Erdal’ın Kandil'den Tabka'ya geldiğini duyurdu. Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Bahoz Erdal’ın Halep'teki Şeyh Maksud, Eşrefiyye ve Beni Zeyd mahallelerindeki çatışmalardaki rolüne ve bu amaçla Kandil'den geldiğine işaret etti.

drfrd
Kürt siyasi lider Mesud Barzani ve ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Erbil'de bir araya geldi, 17 Ocak 2026 (AFP)

Ancak, ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve diğer ülkelerin de katılımıyla sonuçlandırılan anlaşma, önceliklerin değişmesine yol açtı, çatışmaları önledi, bir uzlaşma ve ateşkes taahhüdü için baskı yaptı ve bazı bölgelerin ‘Kürt özelliklerini’ dikkate alırken bölge üzerinde devlet egemenliğini dayatan anlaşmanın şartlarını uyguladı.

6-18 Ocak tarihleri arasında çatışmaların sürdüğü sırada, Erbil'de yapılan müzakerelerde birçok lider ve yetkili, son günlerde Mazlum Abdi'ye PKK'dan uzaklaşması, durumu kontrol altına alması gerektiği ve kararlarının Kandil Dağları'na değil Suriye'ye dayalı olması gerektiğini iletti.

Bu kişilerden biri, “PKK'nın Suriye meselesinden çıkarılması gerektiğine dair birçok rapor var ve işler bu yönde ilerliyor gibi görünüyor” açıklamasında bulundu. Başka bir yetkili ise bunun, ‘Barzani'nin siyasi, sivil ve lojistik etkisinin kuzeydoğu Suriye'de artması ve Türkler, Şara, Abdi ve Amerikalılarla olan iyi ilişkilerinden yararlanması nedeniyle dengelerin Barzani'nin lehine değişeceği’ anlamına geldiğini söyler ve ‘Bazı SDG ve PKK liderleri halkın eleştirisine maruz kalırken, Mesud'un bayrakları, fotoğrafları ve sivil dernekleri, onun artan etkisinin bir ifadesi olarak dalgalandırılıyor’ değerlendirmesinde bulundu.

30 Ocak’taki anlaşma çerçevesinde petrol ve doğalgaz kuyularının ve stratejik bölgelerin devri, askeri unsurların entegrasyonu ve SDG'nin orduya katılması ile ilgili diğer hükümlerinin uygulanması için çalışmalar devam ediyor.

Dört aşamalı anlaşmanın kamuya açık adımlarının uygulanmaya başlanmasıyla paralel olarak, PKK liderleri birkaç gün önce bölgeyi terk etmeye başladı ve partinin kalesi olan Kandil Dağları'na doğru yola çıktı. Batılı bir yetkiliye göre karar nihai ve PKK üyeleri ile liderlerinin ayrılmasıyla uygulanmaya başladı. Yaklaşık bin kişinin Suriye topraklarını terk etmesi bekleniyor. Aynı yetkili, Batı'dan birkaç ülkenin, PKK'nın bölgede Irak ve Türkiye sınırlarını geçen devasa tünellerin yerine büyük yatırım projeleri kurmayı vaat ettiğini de belirtti.

PKK'nın bölgedeki yayılması, Öcalan'ın Suriye'ye geldikten sonra 1980'lerin ortalarına kadar uzanıyor. Öcalan, Suriye'de gruplar oluşturarak Türkiye'ye sınırdan veya Irak üzerinden sızmaya çalıştı ve Suriye istihbaratı ile Suriye ordusunun gözetiminde Lübnan'ın Bekaa Vadisi'ndeki Filistin kamplarında destekçilerini örgütleyip eğitti.

Şam, 1990'ların başında onunla Ankara arasında arabuluculuk yapmaya çalıştı ve 1992'de merhum Başkan Yardımcısı Abdulhalim Haddam onunla ilk kez görüştü, ardından dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan hükümetiyle siyasi çözümler bulması için onu ikna etmek üzere birkaç kez daha görüşme gerçekleştirdi.

sdfvdfv
Hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan, Türkiye'nin Marmara Denizi'ndeki İmralı Adası'ndaki İmralı Cezaevi'nde diğer parti üyeleriyle birlikte otururken, 9 Temmuz 2025

Öcalan ile Ankara arasındaki arabuluculuk çabaları başarısızlıkla sonuçlandı. Şam, Öcalan'ı barındırmaya devam ederek Ankara'nın iade veya sınır dışı etme taleplerini reddetti. Türkiye, 1998 yılında Suriye sınırında ordusunu seferber etti ve Öcalan'ın iadesini talep ederek uyarıda bulundu. Dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Hüsnü Mübarek'in arabuluculuğuyla Şam ve Ankara arasında bir güvenlik anlaşması imzalandı. Anlaşma, teröre ve PKK'ya karşı iş birliği ve Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki belirli bir bölgede PKK üyelerini takip etme hakkı (Ankara şu anda anlaşmayı yenilemek ve güncellemek istiyor) ve Öcalan'ı Şam'dan sınır dışı etme hakkını içeriyordu. Ekim 1998'de Hafız Esed, Öcalan'ı sınır dışı etmeye karar verdi. Öcalan, Avrupa'ya, Rusya'ya ve ardından Afrika'ya kaçtıktan sonra 1999'un başlarında Türk istihbaratı tarafından yakalandı ve hapse atıldı. Öcalan, halen hapiste bulunuyor.

Beşşar Esed'in iktidara gelmesinin ardından Şam ile Ankara arasında yakınlaşma yaşanmasının ardından, Suriye yetkilileri onlarca PKK liderini Türkiye'ye teslim etti. Bahoz Erdal, YPG’nin başına getirildi ve ardından PKK Yürütme Konseyi'ne atandı. Türkiye, onu kendisine karşı düzenlenen operasyonlardan sorumlu olmakla suçladı ve en çok aranan kişiler listesine aldı.

Şam 2011 devriminden sonra ilişkiler yeniden gerginleşince, PKK’ya kapılarını ardına kadar açtı. Kandil Dağları'ndaki Bahoz Erdal, PKK’nın Suriye sorumlusu haline geldi ve YPG'nin örgütlenmesinde, ardından SDG'nin kurulmasında ve 2015'ten sonra ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon’la iş birliği içinde DEAŞ'la mücadelede rol oynadı. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre SDG zamanla, Arap aşiretleriyle iş birliği yaparak, Suriye'nin stratejik kaynaklarının çoğunu barındıran Fırat Nehri'nin doğusundaki bölgelerin (Suriye topraklarının üçte biri) kontrolünü ele geçirdi.

Şara-Abdi anlaşmasının geriye kalan hükümleri

Tüm bunların yanında 30 Ocak’taki anlaşma çerçevesinde petrol ve doğalgaz kuyularının ve stratejik bölgelerin devri, askeri unsurların entegrasyonu ve SDG'nin orduya katılması ve son olarak Irak ile olan Semelka Sınır Kapısı ve Türkiye ile olan Nusaybin Sınır Kapısı ile Kamışlı Havaalanı’nın kontrolünün Suriye yönetimine devri ile ilgili diğer hükümlerinin uygulanması için çalışmalar devam ediyor.

Birkaç gün önce Haseke’de Suriye Savunma Bakanlığı’ndan bir heyet ile SDG arasında yapılan toplantı, her iki tarafın da entegrasyon anlaşmasını uygulamaya başlamaya hazır olduğunu gösterdi.

SDG'nin Suriye ordusuna entegre edilmesi konusu en karmaşık sorun olmaya devam ediyor. Savunma Bakanlığı'ndan bir heyet, entegrasyon için pratik adımlar atmaya başlamak üzere Haseke'yi ziyaret etti.

Şam ile SDG arasında 4 Ocak'ta imzalanan anlaşma taslağına göre SDG'nin üç tümen ve iki tugayını muhafaza etmesi, bunlardan birinin terörle mücadele, diğerinin ise kadınlar için olması kararlaştırıldı. Ancak 30 Ocak tarihli anlaşmada, SDG'nin ‘El-Cezire Tugayı’ adlı bir tümeni, Haseke’de (Haseke, Kamışlı ve Malikiye-Derik'te) üç tugayı ve Ayn el-Arab'da (Kobani) bir tugayı muhafaza edeceği belirtildi. Batılı bir diplomat yaptığı değerlendirmede, “30 Ocak anlaşmasında SDG, 4 Ocak taslak anlaşmasındakinden daha az, ancak üyelerinin entegrasyonunu öngören 18 Ocak anlaşmasındakinden daha fazla elde etti” ifadelerini kullandı. Bunu, baskı gruplarının, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Senatör Lindsey Graham'ın Başkan Trump üzerindeki etkilerine bağladı.

dfvgthy
Suriye hükümeti ile SDG arasındaki anlaşmanın metni (Al Majalla)

Birkaç gün önce Haseke’de Suriye Savunma Bakanlığı’ndan bir heyet ile SDG arasında yapılan toplantı, her iki tarafın da entegrasyon anlaşmasını uygulamaya başlamaya hazır olduğunu gösterdi. Bir yetkili, "Öneri, Savunma Bakanlığı'nın yönetmeliklerine göre, her birinde bin ila bin 300 savaşçı bulunan üç tugay oluşturulmasıdır. Böylece güvenlik kontrolünden geçebilecekler ve her tugay, Kadın Koruma Birimlerinden bir tabur içerebilecek ve her tugay, Ayn el-Arab/Kobani tugayının yanı sıra Haseke çevresinde kararlaştırılan bir askeri konumda konuşlandırılabilecek” şeklinde konuştu. Yetkili, (Arap aşiretlerinden silahlı unsurların ayrılmasından sonra) yaklaşık 25-30 bin savaşçı olduğunu ve orduya katılmayanların sivil işlerde çalışacağını ya da önceki mesleklerine geri döneceklerini ifade etti.

Son günlerdeki görüşmeler ve müzakereler, SDG içinde iki eğilim olduğunu ortaya koydu.

Bu eğilimlerden ilkine yakın olanlar, Suriye hükümeti ile diyalog kurarak ve savunma, içişleri, dışişleri ve diğer bakanlıklarda görevler alarak entegrasyon ve askeri eylemden siyasi eyleme geçiş yapılmasını istiyor. Böylece Kürtlerin anayasal statüsünü ve haklarını iyileştirerek katılımlarını sağlamak ve IKBY deneyiminin tekrarlanmaması için çoğulcu bir Suriye için çalışmak istiyorlar. Çünkü iki ülkedeki koşullar tamamen farklı. Şara’nın başkanlık kararnamesine ve SDG'nin rakibi olan Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) de dahil olmak üzere Kürt yetkililerle iletişim kanalları açma kararına güveniyorlar.

İkinci eğilimde olanlar ise 30 Ocak anlaşmasının uygulanması sırasında zaman kazanmak istiyor ve dış dengelerin Suriye-Irak-Türkiye köşesinde bir ‘Kürt bölgesi’ kurulması ve IKBY’nin ‘Suriye versiyonu’ oluşturulması lehine değişmesini bekliyor.


İran Cumhurbaşkanı: Nükleer programla ilgili ‘aşırı taleplere boyun eğmeyeceğiz’

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda (Arşiv – AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda (Arşiv – AP)
TT

İran Cumhurbaşkanı: Nükleer programla ilgili ‘aşırı taleplere boyun eğmeyeceğiz’

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda (Arşiv – AP)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda (Arşiv – AP)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin nükleer programına ilişkin ‘aşırı taleplere boyun eğmeyeceğini’ belirterek, İran’ın nükleer programının barışçıl doğasının doğrulanması için ‘her türlü denetim sürecine hazır’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan bugün yaptığı konuşmada, ülkede yaşanan protestolar ve bunları takip eden kanlı baskı sonucu zarar gören tüm vatandaşlardan ‘özür dilediğini’ ifade etti. Pezeşkiyan, protestolarla ilgili olarak medyada yer alan ‘Batı propagandasını’ da eleştirdi.

Pezeşkiyan, protestolar ve güvenlik güçlerinin müdahaleleri sırasında halkın yaşadığı ‘büyük acıyı’ anladıklarını söyledi; ancak İran güvenlik güçlerinin şiddet kullanmadığını doğrudan kabul etmedi.

“Halkın önünde utanç duyuyoruz ve zarar gören herkese yardım etmekle yükümlüyüz” ifadelerini kullanan Pezeşkiyan, ‘halkla çatışma peşinde olmadıklarını’ vurguladı.

Geçtiğimiz ay İran’da yaşanan ve yetkililerin kanlı bir baskı kampanyasıyla karşılık verdiği protestolar, güvenlik güçlerinin ateşi sonucu binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açmıştı.


İsrail, Hamas ve İslami Cihad’ın önde gelen üyelerini tasfiye ediyor

Dün Gazze şehrinde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenleri anan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze şehrinde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenleri anan Filistinliler (Reuters)
TT

İsrail, Hamas ve İslami Cihad’ın önde gelen üyelerini tasfiye ediyor

Dün Gazze şehrinde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenleri anan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze şehrinde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenleri anan Filistinliler (Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'nde Hamas ve İslami Cihad'ın önde gelen üyelerini ortadan kaldırmak için “Sarı Hattın” batısındaki bölgelerde hava saldırıları düzenlemeye devam ediyor. İsrail, ateşkes anlaşmasının ihlali olarak görülen Refah’taki tünellerden çıkan silahlı unsurları ortadan kaldırarak, daha önce belirlediği hedeflere saldırılar düzenlemeyi amaçlıyor.

Öte yandan dün Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde elektrikli bisikleti düzenlenen bir İsrail saldırısında iki Filistinli öldürüldü. Bunlardan biri, İslami Cihad’ın askeri kanadı Saraya el-Kudüs'ün seçkin birliğinin komutanı Asim Ebu Huli idi.

İsrail pazartesi günü, Gazze şehrinin en-Nasır Mahallesi’ndeki bir daireye hava saldırısı düzenleyerek, Hamas'ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları'na bağlı Beyt Hanun Taburu'nun önde gelen üç üyesini hedef aldı.

Diğer bir gelişmede, ABD İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etmeyi amaçlayan yeni tedbirlerine ‘çekingen’ bir tepki verdi. İsmi açıklanmayan bir Beyaz Saray yetkilisi, ABD Başkanı Donald Trump'ın ilhakı reddettiğini vurgulasa da ne İsrail’in tedbirlerini doğrudan eleştirdi ne de caydırıcı herhangi bir önlemle tehdit etti.