Türkiye, HRW’nin mültecileri zorla sınır dışı etme iddialarını yalanladı

Suriye sınırı yakınlarındaki Türk ordusu. (Arşiv)
Suriye sınırı yakınlarındaki Türk ordusu. (Arşiv)
TT

Türkiye, HRW’nin mültecileri zorla sınır dışı etme iddialarını yalanladı

Suriye sınırı yakınlarındaki Türk ordusu. (Arşiv)
Suriye sınırı yakınlarındaki Türk ordusu. (Arşiv)

Türkiye, geçtiğimiz aylarda yüzlerce Suriyelinin keyfi olarak gözaltına alınıp Suriye’ye sınır dışı edildiği yönündeki iddiaları yalanladı. Aynı zamanda Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturan Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) Kuzey ve Kuzeydoğu Suriye’de Türkiye’ye bağlı gruplara saldıran 13 unsurunun etkisiz hale getirildiğini bildirdi.
Türkiye Göç İdaresi Başkanlığı, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) birkaç gün önce yayınladığı raporunu ‘utanç verici ve gerçeklikten uzak olarak nitelendirdi. HRW söz konusu raporunda Türk yetkilileri Suriyeli mültecileri yasadışı bir şekilde gözaltına almak ve sınır dışı etmekle suçlamıştı.
Göç İdaresi Başkanlığı dün yaptığı açıklamada, HRW’nin Türkiye'nin mülteciler konusunda ‘model’ olarak nitelendirdiği politikasına yönelik uluslararası övgüleri görmezden geldiğini vurguladı.
HRW, geçtiğimiz pazartesi günü Türk yetkilileri şubat ve temmuz tarihleri arasında yüzlerce Suriyeli mülteci erkeği ve çocuğu keyfi olarak yakalayıp idari gözetim altına almak ve Suriye'ye sınır dışı etmek ile suçlamıştı. Raporda şu iddialara yer verilmişti:
“Sınır dışı eylemleri, dünyadaki diğer tüm ülkelerden daha fazla ve Avrupa Birliği'nin (AB) tümünün neredeyse dört katı kadar mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye'nin cömert siciliyle uyuşmuyor. AB, insani destek ve göç yönetimi için milyarlarca euro tutarında finansman sağlamıştı.”
Mart 2016'da Türkiye ile imzalanan Göç ve Geri Kabul Anlaşması çerçevesinde AB tarafından üç milyar euro değerinde mali destek sağlanmıştı.
HRW; Türkiye’yi söz konusu faaliyetlere son vermeye, güvenlik güçlerinin ve göç yetkililerinin Suriyelilere veya tutuklu bulunan diğer yabancı uyruklulara toleranslı davranmaya, şiddet uygulayan yetkilileri eylemlerinden sorumlu tutmaya, gönüllü geri dönüş formlarında göçmenlerin imzalarını veya parmak izlerini taklit yoluyla edinmeyi amaçlayan eylemleri bağımsız düzeyde araştırmaya çağırdı.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Twitter üzerinden yayınladığı görüntülü açıklamada şunları söyledi:
“Suriyeli kardeşlerimizin gelişi 2011’de başladı. En yoğun dönem 2013 ile 2016 arasında oldu. 2018’den beri Suriyeli sayısı hemen hemen aynı kaldı. 2018 sayımız 3 milyon 623 bindi. Halihazırdaki sayı ise 3 milyon 629 bin kişi.”
Türkiye’nin komşularına ve insanlığa sırt çeviremeyeceğine dikkat çeken Soylu, Batı’nın şu an göç konusunda farklı ikilemler yaşamakta olduğuna, bir yandan mülteci ve göçmen haklarını savunurken bir diğer yandan ise ülkelerine erişimlerini engellediğine, çocuklar dahil olmak üzere birçok insanın boğulmasına neden olduğuna atıfta bulundu.
Diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı tarafından şu açıklama yapıldı:
“Teröristlerin taciz atışları cezasız kalmıyor. Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı bölgelerinde huzur ve güvenlik ortamını bozmak için taciz ateşi açan 13 PKK/YPG’li terörist, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından etkisiz hale getirildi.”
Türk kuvvetleri geçtiğimiz iki gün içerisinde SDG’nin ve rejimin Barış Pınarı bölgesindeki kontrol noktalarına yönelik operasyonlarına hız verdi. Muhalif grupların Haseke'nin kuzeybatısındaki Ebu Rasin kırsalındaki Tel el-Verd köyündeki askeri bir noktayı hedef aldığı atışlar neticesinde rejim askerlerinden 1’inin öldüğü, beş kişinin yaralandığı kaydedildi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) bildirdiğine göre Rus helikopterlerinin bölge üzerindeki uçuşları ve bir Rus askeri gücünün bölgeye yönelmesi üzerine çatışmalar sona erdi.
Rejim güçleri, İdlib'in güneyinde Cebel ez-Zaviye’nin doğusundaki Şenan köyündeki er-Ruveyha ve Benin köyleri ile Türk noktası çevresini ağır toplarla bombaladı. Şenan köyündeki sivil evlere çok sayıda top mermisi düştü. Rejim aynı zamanda Halep'in batı kırsalındaki el-Kasr ve Keferama köylerinin yakınlarında Feth'ul Mubin gruplarına ait askeri alanları bombaladı.
Diğer yandan Barış Pınarı bölgesinde konuşlu muhalif gruplar Rakka'nın kuzeyindeki Tel Abyad kırsalındaki Bir Zinar ve Ebu Surra Haymer köylerini bombaladı. Aynı zamanda Rakka'nın kuzey kırsalındaki Ayn İsa kasabasının doğusunda, Halep-Lazkiye Uluslararası Yolu (M4) yakınlarındaki Dibs ve Sayda köylerindeki SDG noktaları ve mevzilerine kara bombardımanı gerçekleştirildi.
Geçtiğimiz günlerde Türk kuvvetleri ve Ulusal Ordu grupları, Haseke'nin kuzeybatısındaki Ras el-Ayn bölgesinde, Ebu Rasin kasabasına bakan temas hatlarının yakınında gerçek mühimmat ile askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.



Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.