Rusya'nın Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekilmesi BM’yi derinden endişelendiriyor

Batı, BM’nin Rusya'nın Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekilmesini kınarken Ankara, Kiev ve Moskova ile görüşüyor

Ukrayna Altyapı Bakanı ve Türkiye Milli Savunma Bakanı, 22 Temmuz’da Türkiye ve BM'nin ortak arabuluculuğunda Karadeniz’de tahıl koridoru açılması için yapılan anlaşmanın imzalanmasından sonra (Reuters)
Ukrayna Altyapı Bakanı ve Türkiye Milli Savunma Bakanı, 22 Temmuz’da Türkiye ve BM'nin ortak arabuluculuğunda Karadeniz’de tahıl koridoru açılması için yapılan anlaşmanın imzalanmasından sonra (Reuters)
TT

Rusya'nın Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekilmesi BM’yi derinden endişelendiriyor

Ukrayna Altyapı Bakanı ve Türkiye Milli Savunma Bakanı, 22 Temmuz’da Türkiye ve BM'nin ortak arabuluculuğunda Karadeniz’de tahıl koridoru açılması için yapılan anlaşmanın imzalanmasından sonra (Reuters)
Ukrayna Altyapı Bakanı ve Türkiye Milli Savunma Bakanı, 22 Temmuz’da Türkiye ve BM'nin ortak arabuluculuğunda Karadeniz’de tahıl koridoru açılması için yapılan anlaşmanın imzalanmasından sonra (Reuters)

Rusya'nın Tahıl Koridoru Anlaşması'nı askıya alarak Ukrayna'dan tahıl sevkiyatını durdurmasının ardından dün birçok ülke Moskova’yı boykot etti. Rusya, cumartesi günü Kırım'daki Sivastopol Körfezi'nde konuşlu Karadeniz Filosu’nun hedef alındığını söylediği saldırıya yanıt olarak, küresel gıda arzı için hayati önem taşıyan Ukrayna limanlarından tahıl ihracatı için imzalanan Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekildi. Rusya saldırıyla ilgili olarak Ukrayna ve İngiltere'yi suçladı.
İngiltere Savunma Bakanlığı, ‘Rusya’nın dikkatleri başka yöne çekmeyi amaçlayan yanlış iddialarını’ kınarken, Ukraynalı bir yetkili olayın ‘Rusya güçlerinin patlayıcıları ihmalkâr bir şekilde kullanmasından’ kaynaklandığını belirtti.
Tahıl Koridoru Anlaşması, Rusya-Ukrayna savaşının başladığı Şubat ayından bu yana Ukrayna limanlarında sıkışıp kalan milyonlarca ton tahılın ihracatının önünü açtı. Ukrayna limanlarına uygulanan abluka, birçok ülkede gıda kıtlığı korkularını artıran gıda fiyatlarının yükselmesine neden oldu.

BM temasları ve Türkiye
Öte yandan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, deniz yoluyla tahıl ihracatının askıya alınması konusundaki ‘büyük endişesini’ dile getirdi. Guterres’in sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, “BM Genel Sekreteri, Tahıl Koridoru Anlaşması ile ilgili mevcut durumdan büyük bir endişe duyuyor” denildi. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre Guterres’in sözcüsü, BM Genel Sekreteri’nin Arap Zirvesi’ne katılmak üzere Cezayir'e yapacağı yolculuğu bu mesele yüzünden bir gün ertelemeye karar verdiğini de sözlerine ekledi. Rusya ve Ukrayna tarafından Türkiye ve BM’nin arabuluculuğunda imzalanan anlaşma, çatışmanın neden olduğu küresel gıda krizini hafifletmenin anahtarı niteliğindeydi.
Moskova, Kiev'i insansız hava araçları (İHA) ile Karadeniz Filosu’na ‘büyük’ bir saldırı gerçekleştirmekle suçladıktan sonra Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekildiğini açıkladı. Kiev ise Moskova’nın saldırı iddiasını ‘sahte gerekçe’ olarak niteledi. Guterres'in sözcüsü, “Genel Sekreter, Rusya'nın Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekilme kararından vazgeçmesi amacıyla yoğun temaslar yürütmeye devam ediyor” dedi. Sözcü, bu çabaların aynı zamanda ‘Ukrayna'dan gıda ve gübre ihracatı yapılmasını kolaylaştırmayı ve Rusya’nın gıda ve gübre ihracatının önündeki engelleri kaldırmayı amaçlayan girişimi yenilemeyi ve tam olarak uygulamayı’ hedeflediğini de sözlerine ekledi.
Öte yandan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Tahıl Koridoru Anlaşması’nı canlandırmak amacıyla Rus ve Ukraynalı mevkidaşları ile görüştü. Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Bakan Akar, her iki taraftan da anlaşmanın uygulanmasını etkileyebilecek herhangi bir ‘provokasyondan’ kaçınmalarını istedi. Reuters’ın aktardığına göre açıklamada, İstanbul Boğazı yakınlarında bekleyen tahıl yüklü gemilerin denetimlerinin bugün ve yarın devam edeceği belirtildi.
Milli Savunma Bakanlığı, ‘İstanbul'daki Ortak Koordinasyon Merkezi'nde görev yapan Rus personelin halen merkezde bulunduğunu ve bu süre zarfında hiçbir geminin Ukrayna'dan ayrılmayacağını’ açıkladı. İstanbul'da imzalanan uluslararası anlaşmayı denetlemekle görevli Ortak Koordinasyon Merkezi, dün sabah saatlerinde, Ukrayna’nın tahıl ihracatına dair Karadeniz'de hiçbir adımın onaylanmadığını duyurdu. Rusya, Ukrayna, Türkiye ve BM’den temsilcilerin yer aldığı merkez, bu hafta İstanbul açıklarında denetlenmek üzere bekleyen 170'den fazla yük gemisinin olduğu, bazılarının on iki gündür beklediğini açıkladı. Milli Savunma Bakanlığı'na göre 1 Ağustos’ta yürürlüğe giren ve Ukrayna limanlarından yaklaşık 9,3 milyon ton tahıl ve diğer tarım ürünlerinin ihracatına izin veren anlaşmanın süresi 19 Kasım'da sona eriyor.
Diğer taraftan Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell, Guterres ile Ukrayna'dan tahıl ihracatının sürmesine yönelik koordinasyon çalışmalarını görüştüğünü açıkladı. Borrell, Rusya'nın anlaşmaya dönmesi gereğini vurguladı.
NATO ise dün, Moskova'yı BM arabuluculuğunda anlaşma süresini acil olarak uzatmaya çağırdı. NATO Sözcüsü Oana Lungescu, yaptığı açıklamada, “Başkan Putin, gıdayı silah olarak kullanmayı durdurmalı ve Ukrayna'daki yasa dışı savaşa bir son vermeli” dedi. Rusya'yı tahıl anlaşmasını askıya alma kararını gözden geçirmeye ve anlaşmayı derhal yenilemeye çağıran Lungescu,  Tüm NATO üyelerinin daha önce Türkiye'nin yardımıyla varılan anlaşmadan memnun olduklarını ifade etti.

İHA’lı saldırı
Rusya dün, Sivastopol'da konuşlu Karadeniz Filosu’nu hedef alan İHA’ların enkazını bulduğunu duyurdu. Söz konusu İHA’ların tahıl ihracatına yönelik güvenli bölgeyi kullandığını öne süren Rusya, İHA’ların sivil bir gemiden havalanmış olma olasılığını gündeme getirdi.
Rusya Savunma Bakanlığı, İHA’ların tahıl ihracatı için Karadeniz’de açılan koridorun geçtiği güvenli bölgede hareket ettiğini belirtti. AFP’nin aktardığına göre Bakanlık, İHA’ların enkazının bir kısmını denizden kaldırdığını da bildirdi.
Rus yetkililer, Cumartesi sabah saatlerinde İHA’larla gerçekleştirilen saldırının mayın tarama gemisinde küçük bir hasara neden olduğunu açıkladılar. Rusya Savunma Bakanlığı, kullanılan İHA’larda ‘Kanada yapımı navigasyon cihazları’ olduğunu belirtti. Bakanlık, İHA’lardan birinin ‘Kiev’deki ya da Batı'daki ustaları tarafından Ukrayna limanlarından tarım ürünleri ihraç etmek için kiralanan sivil gemilerden birinden’ havalandığını öne sürdü.

“Sahte gerekçe”
Ukrayna, Rusya'nın Tahıl Koridoru Anlaşması'ndan çekilme gerekçesine itiraz ederek bunun ‘sahte gerekçe’ olduğunu belirtti. Kiev, Moskova'ya ‘anlaşmadaki yükümlülüklerine yeniden uyması’ için baskı yapılması çağrısında bulundu. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise “Rusya'nın kararı bugün alınmış bir karar değil. Rusya, Eylül ayında tarım ürünlerimizi taşıyan gemilerin çalışmalarını sekteye uğratmaya başladığında küresel gıda krizini daha da kötüleştirmeye başlamıştı” dedi.
Rusya'nın niyetinin ‘Afrika ve Asya'da geniş çapta açlık korkusunu yeniden körüklemek’ olduğunu söyleyen Zelenskiy, Moskova'nın şimdiye kadar en az 176 geminin yola çıkış iznini askıya aldığını aktardı. Zelenskiy, Rusya’nın kararına karşı BM, özellikle de G20 düzeyinde sert bir uluslararası tepkiye ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Biden: Rusya'nın anlaşmadan çekilme kararının çirkin
Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Rusya'nın Ukrayna'dan tahıl ihracatına izin veren anlaşmadan çekilme kararının ‘çirkin’ olduğunu söyledi. Biden, gazetecilere yaptığı açıklamada, Rusya’nın bu kararı alması için hiçbir nedeni olmadığını da sözlerine ekledi.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise Rusya’nın anlaşmadan çekilerek, düşük gelirli ülkeler ve küresel gıda fiyatları üzerinde doğrudan etkileri olan, insani krizleri ve gıda güvensizliğini körükleyen savaşta gıdayı yeniden silah olarak kullandığını belirtti.
Rusya’nın Tahıl Koridoru Anlaşması’ndan çekildiğinin duyurulmasından önce, Rusya Tarım Bakanı Dmitry Patrushev’in anlaşmayı bir televizyon programında bir kez daha eleştirerek, AB ülkelerini Ukrayna'nın fakir ülkelere gitmesi gereken tahıl ve tarım ürünlerini tekellerine almakla suçlaması dikkati çekti. İstanbul’daki Ortak Koordinasyon Merkezi, daha önce bu iddiaları yalanlamıştı. Rus Bakan, “Maalesef,  Tahıl Koridoru Anlaşması yardıma muhtaç ülkelerin sorunlarını çözemedi. Üstüne üstlük bu sorunları daha da ağırlaştırdı” ifadelerini kullandı.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.