Kuveytli vaizin ‘kadınların sosyal medyada fotoğraf paylaşmasının caiz olmadığını’ söylemesi büyük tartışma yarattı

Kuveyt toplumu gündemdeki bazı sorunlar nedeniyle keskin bir bölünmeye tanık oluyor (WAM)
Kuveyt toplumu gündemdeki bazı sorunlar nedeniyle keskin bir bölünmeye tanık oluyor (WAM)
TT

Kuveytli vaizin ‘kadınların sosyal medyada fotoğraf paylaşmasının caiz olmadığını’ söylemesi büyük tartışma yarattı

Kuveyt toplumu gündemdeki bazı sorunlar nedeniyle keskin bir bölünmeye tanık oluyor (WAM)
Kuveyt toplumu gündemdeki bazı sorunlar nedeniyle keskin bir bölünmeye tanık oluyor (WAM)

Kuveytli ünlü vaiz Osman el-Hamis’in bir televizyon yayını sırasında kullandığı ‘kadınların sosyal medyada fotoğraf paylaşmasının caiz olmadığına’ dair ifadeleri, ülke içi ve dışında tartışmalara yol açtı.
Hamis, Kuveyt Enformasyon Bakanlığı’na bağlı Al-Majlis TV’de haftalık programında yaptığı konuşmada, “Kadınlar ister açık, ister tesettürlü olsun, fotoğraflarını sosyal medyada yayınlamamalı. Bir kadının Twitter ve Instagram’a fotoğrafını koyması caiz değildir” dedi.
Son zamanlarda, özellikle Kuveyt ve İslami çevrelerde sosyal paylaşım sitelerinde birçok videosunun yayılmasıyla ünlü olan Hamis, daha önce de fotoğraflarda görüntüyü değiştirmek için filtre kullanılmasının caiz olmadığına dair bir fetva yayınlamıştı.
Kadınların yurt dışında okumasını onaylamadığını daha önce ifade eden Hamis, “Öğrenim amacıyla oluşturulan WhatsApp gruplarında genç üniversite öğrencileri olan erkek ve kızların bir arada olması caiz değildir” dedi.
Kuveyt’te tanınmış olan vaizin bu fetvalarının ardından, çeşitli Körfez toplumlarında ülkelerinin çıkarları ve kalkınma hedefleriyle uyumlu olmayan bu tür konuları gündeme getirmenin nedeni sorgulandı.

Hamis’in tartışmalı fetvaları ve açıklamaları, Kuveyt toplumunda geniş tepki aldı (Vaiz Osman Hamis’in web sitesi)
Kuveyt tarihsel olarak hassas bir aşamadan geçiyor.
Veliaht Prensi Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, kısa bir süre önce mecliste yaptığı konuşmada, “Dikkatli olmalıyız ve dersler almalıyız, çünkü tehlikeler bizi her taraftan kuşatıyor” ifadelerini kullandı.
Veliaht Prens ülkeyi etkileyen tehlikelerden haberdar olma çağrısında bulunurken, son zamanlarda ‘aşırı söylemler’ de belirgin bir şekilde görülmeye başlandı.
Hamis, Eylül ayında Ulusal Meclis seçimlerinden günler önce bazı meclis üyeleri ve İslami akımdan aktivistler tarafından başlatılan ‘Değerler Belgesi’ne şeriat ve yasaları ihlal etmediğini düşünerek destek verdi ve milletvekillerini buna imza atmaya çağırdı.
Söz konusu belge, otellerde kadın-erkek karışık yüzme havuzları ve kulüpleri reddetmek, üniversitede mütevazı kıyafet kurallarını etkinleştirmek için çalışmak, pagan uygulamalarını ve kumar faaliyetlerini durdurmak gibi taahhütler içeriyor.
Belgede, ayrıca, sosyal medyada genel ahlaka aykırı uygulamaların engellenmesi, karşı cinsi taklit etme yasasında değişiklik yapılması ve vücut dövmelerinin suç sayılması da yer aldı.
Eski Enformasyon Bakanı olan Kuveytli yazar Dr. Saad bin Tafle el-Acmi, belgeyi bir ‘DEAŞ belgesi’ olarak nitelendirdi.
Acmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Sözde değerler belgesi DEAŞ’ın mükemmel bir belgesidir. Hukukun üstünlüğüne, anayasaya, kamusal ve bireysel özgürlüklere bağlı herkesin bu belgeyi reddetmesi gerekir. Bu bir Kandahar Belgesidir” ifadelerini kullandı.
Belge, Kuveyt’teki entelektüel akımlar arasındaki derin bölünmeyi ortaya çıkardı.
Kuveyt bölgesi ve çevresi, toplum, ekonomi ve yatırım üzerinde olumlu etkileri olan sosyal ve ekonomik kalkınmada dikkate değer deneyimlere tanık oluyor.
Fetva Kurumu Daru’l İfta, Hamis’in fetvası hakkında gelen sorulara yanıt olarak, bir kadının kişisel fotoğraflarını sosyal medyada kullanabileceğini bildirdi.
Eski Enformasyon Bakanı Sami en-Nesf ise, “Kuveyt’te bölge ülkeleri ve dünyadaki genel eğilimin aksine güçlü bir tepki var. Bu, Kuveyt toplumunun zamana ve moderniteye ayak uydurmak, dünyayı kasıp kavuran mevcut ve yaklaşmakta olan bilgi devrimine hazırlanmak açısından yönelmek gereken şeyle tam bir çelişki içindedir” yorumunda bulundu.

Eski Enformasyon Bakanı Sami en-Nesf (KUNA)
Nesf’e göre, şileri daha da kötüleştiren şey, ‘2050’ye kadar net sıfır karbon emisyonu’ kararı doğrultusunda, dünyanın petrolün stratejik bir meta olarak rolü için geri sayıma başlaması oldu.
Çünkü bu tarihten önce, petrol fiyatlarının gerilemesine neden olacak şekilde, petrol talebinde yıllarca büyük düşüşler yaşanacak.
Bu nedenle, turizm, yatırım getirileri, finans ve ticaret gibi petrole alternatif gelirlere duyulan ihtiyaç artıyor.
Şarku’l Avsat, bu konuda endişelerle dolu bir soruyu gündeme getirdi.
Yani, meclisinde ziyaretçilerin ne giyip, ne yiyip, içeceğine dair olumsuz görüşler bulunan bir ülkeyi veya adaları kimler ziyaret eder?
Şarku’l Avsat’a görüş bildiren Kuveytli bir uzman, ülkede böyle bir tartışmaya ihtiyacı olmadığını vurgulayarak, “Bu konu, özellikle selefi Osman Hamis olarak bilinen vaiz için yeni bir fetva olmadığı için suni bir meseledir” dedi.
Uzman, “Hamis siyasetten uzaktı ve bu fetvayı yıllar önce yayınlamıştı ve söz konusu videoyu yayınlayan medya kuruluşunun arkasındakiler tarafından bilinmeyen bir amaç için yeniden yayınlandı. Bu ne ilginçtir ki, Hamis’in nihayet siyasete adım atmak istediği bir dönemde oldu” diye ekledi.
Kuveyt’te sert söylemin tırmanışı hakkında yorum yapan uzman, bugüne kadar sürekli ivme kazanan ‘Değerler Belgesi’nin Kuveyt toplumu ve halk temsilcilerinin koruyuculuğunu temsil eden tehlikeli bir belge olduğunu vurguladı.
Kuveytli avukat Arec Abdurrahman Hamada ise, Twitter üzerinden yaptığı yorumda, Suudi Arabistan ve Kuveyt’te yaşananları karşılaştırarak, hala bu tür tartışmalarla meşgul olan ülkesinin aksine Suudi Arabistan’da yaşananları övdü.
Kuveytli yazar Dala Al-Mufti, “İslami eğitim veren ve birkaç öğrencisine cinsel tacizde bulunanlar ne olacak? Bunun için de konuşmak gerekmez mi? Yoksa bu konu bir kadınla, saçıyla, sesiyle, kokusuyla ilgili olmadığı için mi önemsiz?” diyerek, Hamis’in fetvasına tepki gösterdi.
Eski Milletvekili Salih el-Mulla ise, Hamis’e yönelik yaygın eleştirilere karşı çıkarak, başka görüştekilere saygı duyma çağrısında bulundu.



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.