Bahreyn Diyalog Forumu’nda nefretle yüzleşme vurgusu

Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu, Mamana’da düzenlendi.  (BNA)
Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu, Mamana’da düzenlendi. (BNA)
TT

Bahreyn Diyalog Forumu’nda nefretle yüzleşme vurgusu

Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu, Mamana’da düzenlendi.  (BNA)
Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu, Mamana’da düzenlendi. (BNA)

Manama’dan başlayan Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu'nda nefretle yüzleşme ihtiyacı vurgulanırken gerçek barışı silah zoruyla değil sevgi, kardeşlik ve birlikte yaşama ile sağlanacağı belirtildi. Ayrıca iyilik, barış ve birlikte yaşamak için dayanışma ve iş birliği çağrısında bulunuldu.
Bahreyn Kralı Hamad bin Isa Al Halife himayesinde düzenlenen Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu'na Ezher Şeyhi Ahmet et Tayyip ve Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis’in yanı sıra dünyanın dört bir yanında dinlerin ve kültürlerin sembol isimleri ve temsilcileri katılım sağladı.
Ezher Şeyhi başkanlığındaki Müslüman İhtiyar Heyeti Konseyi, Bahreyn'deki İslami İşler Yüksek Konseyi ve Kral Hamad Barış İçinde Bir Arada Yaşama Küresel Merkezi tarafından düzenlenen Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu, Bahreyn'in dinlerin ve mezheplerin liderleri ile düşünce, kültür ve medya sembolleri arasında diyalog köprüleri kurma konusundaki keskinliği ve stratejik yönü çerçevesinde düzenleniyor. Forum sırasında, ‘barışı ve bir arada yaşamayı teşvik etmek ve pekiştirmek, dinler arası diyalog, bir arada yaşamayı ve insan kardeşliğini sağlamak ve din alimlerinin iklim değişikliği ve küresel gıda krizi gibi çağın zorluklarını ele almadaki rolü’ konularının tartışılması bekleniyor.
Forum, Bahreyn Kralı'nın özel temsilcisi Şeyh Muhammed bin Mübarek Al Halife'nin huzurunda faaliyetlerine başladı. Bahreyn İslami İşler Yüksek Konseyi Başkanı Şeyh Abdurrahman bin Muhammed Al Halife konuşmasında, ülkesinin kalkınma ve medeniyet inşasının en önemli kollarından biri olan eşsiz bir çeşitliliğe sahip olduğunu belirtti. Birçok din, mezhep ve ırk mensuplarının kendi topraklarında barış içinde yaşadığını, her birey veya grubun ibadetlerini özgür ve güvenli bir şekilde yerine getirdiğini vurguladı. Toplumlarda bir arada yaşamanın iki temel unsuruna olduğuna işaret eden Bahreyn İslami İşler Yüksek Konseyi Başkanı, bunlardan ilkinin din ve mezhep özelliklerine saygı, diğerinin de din özgürlüğü olduğuna dikkat çekti. İyilik, bir arada yaşama ve barış değerlerini desteklemek adına el ele verme, iş birliği yapma, fitne, kışkırtma ve nefreti savunanların üzerine gitme çağrısında bulundu.

 Forumun açılışını Bahreyn Kralı'nın Özel Temsilcisi Şeyh Muhammed bin Mübarek Al Halife yaptı. (BNA)
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Hoşgörü ve Birlikte Yaşam Bakanı Şeyh Nahyan bin Mübarak Al Nahyan konuşmasında, Müslüman İhtiyar Heyeti Konseyi’nin rolüne övgüde bulunarak, konseyin vizyon ve misyonuyla hoşgörü ve saygı değerlerinin pekiştirilmesini vurgulayarak insanlar arasında iş birliği ve ortak eylem köprülerinin kurulmasına katkı sağladığını söyledi. BAE’li Bakan, merkezi Abu Dabi’de bulunan Müslüman İhtiyar Heyeti Konseyi’nin çalışma ve girişimleriyle, insani kardeşliğin ve buna bağlı hoşgörülü davranışın bireyin ve toplumun hayatındaki somut sonuçlarının olduğunu tüm gücüyle ilan ettiğini bildirdi. Bunun ise Allah’a iman, barış, adalet, özgürlük, iyi bir yaşam, toplumsal refah ve istikrar arayışına dayanan gerçek İslami öğretilerin bir teyidi olduğunu vurguladı. Bahreyn Diyalog Forumu’nun dinlerin manevi doğasının ve insani değerlerin, insanların yaşamlarında yasal, ahlaki, etik, davranışsal ve ekonomik değişiklikler meydana getirmek için bir temel olması gerektiğine dikkat çektiğini belirten bakan, forumun herkesin yararına diyalog ve ortam eylem sağladığına atıfta bulundu.

BAE Hoşgörü ve Birlikte Yaşam Bakanı Şeyh Nahyan bin Mübarek Al Nahyan. (BNA)
İstanbul Ortodoks Patrikhanesi Ekümenik Patriği ve İstanbul Başpiskoposu 1. Bartholomeos da gerçek barışın silah zoruyla değil, sevgiyle, kardeşlikle ve bir arada yaşamanın yanı sıra başkalarının yaralarını dindirmek ve iyileştirmekle olduğunu belirterek dinler arası diyaloga muhalefetin genellikle korkudan, cehaletten ve dini çeşitliliğe karşı hoşgörüsüzlükten kaynaklandığına işaret etti. 1. Bartholomeos,  diyalogun halklar ve kültürler arasında barış içinde bir arada yaşamayı ve işbirliğini teşvik ederek karşılıklı anlayış kurduğunu ve anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözdüğünü vurguladı.
Diğer yandan Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov, dinler arası diyalogun, özellikle dünyanın dinler arası ilişkiler konusunda çelişkili faktörlerle dolu karmaşık bir tablonun yayılmasına tanık olduğu zor bir dönemden geçtiği bu zamanda çok önemli olduğuna dikkat çekti. Bahreyn Diyalog Forumu’nun bir arada yaşama ve hoşgörü deneyimini ele almak adına harika bir fırsat olduğunu aktardı.

 Konferansın ana oturumundan (BNA)
Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı (UNAOC) Yüksek Temsilcisi Miguel Angel Moratinos, din özgürlüğü de dahil olmak üzere desteklenmesi gereken temel insan haklarına bağlılığın devletlerin, kuruluşların ve uluslararası toplumdaki tüm aktörlerin sorumluluğu olduğunu ve bunların bir arada yaşama, kapsayıcılık ve çeşitlilik değerlerine verdikleri önemin kanıtı olduğuna değinerek herkesin şiddeti reddetmesi gerektiğine inanmasına vurgu yaptı.
11 Eylül 2001 olaylarından sonra dünyanın nefret ve hoşgörüsüzlükle yüzleşmek için diyalog ve ötekini kabul etme değerlerini acilen ilan etme ihtiyacına işaret eden Moratinos bugün tüm insanlığın karşı karşıya olduğu ardışık zorluklar ışığında, diyalog ve birlikte yaşama değerlerini teşvik etmek için bu tür girişimlere oldukça htiyaç duyulduğunu kaydetti. Moratinos, güvenlik önlemleri, çatışmaları durdurmak ve krizlerle yüzleşmenin  tek başına yeterli değil olmadığını ancak her yerde barış ve insan haklarına saygı kültürünü teşvik etmek adına diyalogun ortak bir alan sağlayabileceğini söyledi.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha da medeniyetler, kültürler ve dinler arası diyalog yoluyla uluslararası barış ve güvenliğe katkıda bulunmanın, çeşitli konularda kardeşlik ilişkilerini ve yapıcı işbirliğini güçlendirmenin gerekliliğini vurgulayarak birçok inisiyatif ve çalıştay başlatmanın yanı sıra insan dayanışması ve bir arada yaşama değerlerine değindi. Taha, din mensupları arasında birçok girişim ve çalıştay başlatmanın barış ilkelerinin en iyi şekilde uygulanması, insanların karşılaştığı zorluklar, kültürel iletişim ve kültürel alışverişi teşvik etmek adına önemli olduğunu dile getirerek, çatışmaların oluşmasını önlemek amacıyla bu tarz çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı.

Forum faaliyetlerinden (Ezher Şeyhliği)
İİT Genel Sekreteri, bir arada yaşamanın doğuda, batıda, uluslararası ve bölgesel olmak üzere taahhütler gerektirdiğine dikkat çekerek belirsizlik, hayal kırıklığı, gelecek kaygısı ve dar maddi çıkarların yansıdığı siyasi olayların yanı sıra artan silahlara ve biriktirilen askeri mühimmatlara işaret etti. Taha, insanların sağlıklı bir şekilde bir arada yaşamasını sağlamak için dinlerin takipçileri arasındaki diyalogun yalnızca diplomasi ve hoşgörü ile sağlanmayacağını dostluk, barış ve ahlaki ve manevi değer uygulamaların paylaşımı ile de sağlanabileceğini kaydetti.



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.