Bahreyn Diyalog Forumu’nda nefretle yüzleşme vurgusu

Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu, Mamana’da düzenlendi.  (BNA)
Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu, Mamana’da düzenlendi. (BNA)
TT

Bahreyn Diyalog Forumu’nda nefretle yüzleşme vurgusu

Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu, Mamana’da düzenlendi.  (BNA)
Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu, Mamana’da düzenlendi. (BNA)

Manama’dan başlayan Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu'nda nefretle yüzleşme ihtiyacı vurgulanırken gerçek barışı silah zoruyla değil sevgi, kardeşlik ve birlikte yaşama ile sağlanacağı belirtildi. Ayrıca iyilik, barış ve birlikte yaşamak için dayanışma ve iş birliği çağrısında bulunuldu.
Bahreyn Kralı Hamad bin Isa Al Halife himayesinde düzenlenen Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu'na Ezher Şeyhi Ahmet et Tayyip ve Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis’in yanı sıra dünyanın dört bir yanında dinlerin ve kültürlerin sembol isimleri ve temsilcileri katılım sağladı.
Ezher Şeyhi başkanlığındaki Müslüman İhtiyar Heyeti Konseyi, Bahreyn'deki İslami İşler Yüksek Konseyi ve Kral Hamad Barış İçinde Bir Arada Yaşama Küresel Merkezi tarafından düzenlenen Uluslararası Bahreyn Diyalog Forumu, Bahreyn'in dinlerin ve mezheplerin liderleri ile düşünce, kültür ve medya sembolleri arasında diyalog köprüleri kurma konusundaki keskinliği ve stratejik yönü çerçevesinde düzenleniyor. Forum sırasında, ‘barışı ve bir arada yaşamayı teşvik etmek ve pekiştirmek, dinler arası diyalog, bir arada yaşamayı ve insan kardeşliğini sağlamak ve din alimlerinin iklim değişikliği ve küresel gıda krizi gibi çağın zorluklarını ele almadaki rolü’ konularının tartışılması bekleniyor.
Forum, Bahreyn Kralı'nın özel temsilcisi Şeyh Muhammed bin Mübarek Al Halife'nin huzurunda faaliyetlerine başladı. Bahreyn İslami İşler Yüksek Konseyi Başkanı Şeyh Abdurrahman bin Muhammed Al Halife konuşmasında, ülkesinin kalkınma ve medeniyet inşasının en önemli kollarından biri olan eşsiz bir çeşitliliğe sahip olduğunu belirtti. Birçok din, mezhep ve ırk mensuplarının kendi topraklarında barış içinde yaşadığını, her birey veya grubun ibadetlerini özgür ve güvenli bir şekilde yerine getirdiğini vurguladı. Toplumlarda bir arada yaşamanın iki temel unsuruna olduğuna işaret eden Bahreyn İslami İşler Yüksek Konseyi Başkanı, bunlardan ilkinin din ve mezhep özelliklerine saygı, diğerinin de din özgürlüğü olduğuna dikkat çekti. İyilik, bir arada yaşama ve barış değerlerini desteklemek adına el ele verme, iş birliği yapma, fitne, kışkırtma ve nefreti savunanların üzerine gitme çağrısında bulundu.

 Forumun açılışını Bahreyn Kralı'nın Özel Temsilcisi Şeyh Muhammed bin Mübarek Al Halife yaptı. (BNA)
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Hoşgörü ve Birlikte Yaşam Bakanı Şeyh Nahyan bin Mübarak Al Nahyan konuşmasında, Müslüman İhtiyar Heyeti Konseyi’nin rolüne övgüde bulunarak, konseyin vizyon ve misyonuyla hoşgörü ve saygı değerlerinin pekiştirilmesini vurgulayarak insanlar arasında iş birliği ve ortak eylem köprülerinin kurulmasına katkı sağladığını söyledi. BAE’li Bakan, merkezi Abu Dabi’de bulunan Müslüman İhtiyar Heyeti Konseyi’nin çalışma ve girişimleriyle, insani kardeşliğin ve buna bağlı hoşgörülü davranışın bireyin ve toplumun hayatındaki somut sonuçlarının olduğunu tüm gücüyle ilan ettiğini bildirdi. Bunun ise Allah’a iman, barış, adalet, özgürlük, iyi bir yaşam, toplumsal refah ve istikrar arayışına dayanan gerçek İslami öğretilerin bir teyidi olduğunu vurguladı. Bahreyn Diyalog Forumu’nun dinlerin manevi doğasının ve insani değerlerin, insanların yaşamlarında yasal, ahlaki, etik, davranışsal ve ekonomik değişiklikler meydana getirmek için bir temel olması gerektiğine dikkat çektiğini belirten bakan, forumun herkesin yararına diyalog ve ortam eylem sağladığına atıfta bulundu.

BAE Hoşgörü ve Birlikte Yaşam Bakanı Şeyh Nahyan bin Mübarek Al Nahyan. (BNA)
İstanbul Ortodoks Patrikhanesi Ekümenik Patriği ve İstanbul Başpiskoposu 1. Bartholomeos da gerçek barışın silah zoruyla değil, sevgiyle, kardeşlikle ve bir arada yaşamanın yanı sıra başkalarının yaralarını dindirmek ve iyileştirmekle olduğunu belirterek dinler arası diyaloga muhalefetin genellikle korkudan, cehaletten ve dini çeşitliliğe karşı hoşgörüsüzlükten kaynaklandığına işaret etti. 1. Bartholomeos,  diyalogun halklar ve kültürler arasında barış içinde bir arada yaşamayı ve işbirliğini teşvik ederek karşılıklı anlayış kurduğunu ve anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözdüğünü vurguladı.
Diğer yandan Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov, dinler arası diyalogun, özellikle dünyanın dinler arası ilişkiler konusunda çelişkili faktörlerle dolu karmaşık bir tablonun yayılmasına tanık olduğu zor bir dönemden geçtiği bu zamanda çok önemli olduğuna dikkat çekti. Bahreyn Diyalog Forumu’nun bir arada yaşama ve hoşgörü deneyimini ele almak adına harika bir fırsat olduğunu aktardı.

 Konferansın ana oturumundan (BNA)
Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı (UNAOC) Yüksek Temsilcisi Miguel Angel Moratinos, din özgürlüğü de dahil olmak üzere desteklenmesi gereken temel insan haklarına bağlılığın devletlerin, kuruluşların ve uluslararası toplumdaki tüm aktörlerin sorumluluğu olduğunu ve bunların bir arada yaşama, kapsayıcılık ve çeşitlilik değerlerine verdikleri önemin kanıtı olduğuna değinerek herkesin şiddeti reddetmesi gerektiğine inanmasına vurgu yaptı.
11 Eylül 2001 olaylarından sonra dünyanın nefret ve hoşgörüsüzlükle yüzleşmek için diyalog ve ötekini kabul etme değerlerini acilen ilan etme ihtiyacına işaret eden Moratinos bugün tüm insanlığın karşı karşıya olduğu ardışık zorluklar ışığında, diyalog ve birlikte yaşama değerlerini teşvik etmek için bu tür girişimlere oldukça htiyaç duyulduğunu kaydetti. Moratinos, güvenlik önlemleri, çatışmaları durdurmak ve krizlerle yüzleşmenin  tek başına yeterli değil olmadığını ancak her yerde barış ve insan haklarına saygı kültürünü teşvik etmek adına diyalogun ortak bir alan sağlayabileceğini söyledi.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha da medeniyetler, kültürler ve dinler arası diyalog yoluyla uluslararası barış ve güvenliğe katkıda bulunmanın, çeşitli konularda kardeşlik ilişkilerini ve yapıcı işbirliğini güçlendirmenin gerekliliğini vurgulayarak birçok inisiyatif ve çalıştay başlatmanın yanı sıra insan dayanışması ve bir arada yaşama değerlerine değindi. Taha, din mensupları arasında birçok girişim ve çalıştay başlatmanın barış ilkelerinin en iyi şekilde uygulanması, insanların karşılaştığı zorluklar, kültürel iletişim ve kültürel alışverişi teşvik etmek adına önemli olduğunu dile getirerek, çatışmaların oluşmasını önlemek amacıyla bu tarz çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı.

Forum faaliyetlerinden (Ezher Şeyhliği)
İİT Genel Sekreteri, bir arada yaşamanın doğuda, batıda, uluslararası ve bölgesel olmak üzere taahhütler gerektirdiğine dikkat çekerek belirsizlik, hayal kırıklığı, gelecek kaygısı ve dar maddi çıkarların yansıdığı siyasi olayların yanı sıra artan silahlara ve biriktirilen askeri mühimmatlara işaret etti. Taha, insanların sağlıklı bir şekilde bir arada yaşamasını sağlamak için dinlerin takipçileri arasındaki diyalogun yalnızca diplomasi ve hoşgörü ile sağlanmayacağını dostluk, barış ve ahlaki ve manevi değer uygulamaların paylaşımı ile de sağlanabileceğini kaydetti.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.