Japonya, dünya donanmalarını ağırlayarak diplomatik gösteri yaptı

Tokyo, Seul'le arasını düzeltirken, Moskova'ya davet göndermedi

Japonya Başbakanı Fumiyo Kişida 6 Kasım'da ülkesini ziyaret eden USS Ronald Reagan savaş gemisine çıkarak ABD'li yetkililerle poz verdi (AP)
Japonya Başbakanı Fumiyo Kişida 6 Kasım'da ülkesini ziyaret eden USS Ronald Reagan savaş gemisine çıkarak ABD'li yetkililerle poz verdi (AP)
TT

Japonya, dünya donanmalarını ağırlayarak diplomatik gösteri yaptı

Japonya Başbakanı Fumiyo Kişida 6 Kasım'da ülkesini ziyaret eden USS Ronald Reagan savaş gemisine çıkarak ABD'li yetkililerle poz verdi (AP)
Japonya Başbakanı Fumiyo Kişida 6 Kasım'da ülkesini ziyaret eden USS Ronald Reagan savaş gemisine çıkarak ABD'li yetkililerle poz verdi (AP)

Japon Deniz Öz Savunma Kuvvetleri'nin 70. kuruluş yıldönümü etkinliği, 13 ülkeden 40 savaş gemisinin gövde gösterisine dönüştü.
Etkinliğe katılan gemiler 6 Kasım'da Tokyo'nun güneybatısındaki Sagami Körfezi'nde toplandı. ABD, Avustralya, Brunei, Endonezya, Güney Kore, Hindistan, Kanada, Malezya, Pakistan, Singapur, Tayland ve Yeni Zelanda donanmaları etkinlikte gemiyle boy gösterirken, Fransa casus uçağıyla katıldı. Birleşik Krallık donanmasına ait gemiyse Filipinler açıklarında kötü hava koşullarına yakalandığı için yetişemedi.
Geleneksel hale gelen etkinlik Japonya'nın diplomatik ilişkilerine dair gösterge sunarken, özellikle Çin ve Kuzey Kore'ye meydan okuma niteliği taşıyor. Bu yılki etkinliğe Rusya davet edilmezken, Güney Kore'nin 2015'ten beri ilk defa katılması dikkat çekti.
Japonya Başbakanı Fumiyo Kişida, helikopter gemisi İzumo'da yaptığı açıklamada şöyle dedi:
"Ukrayna işgalinde olduğu gibi statükoyu güç kullanarak tek taraflı değiştirme girişimleri dünyanın hiçbir bölgesinde hoşgörüyle karşılanmamalı... Biz işbirliği ve güveni güçlendirmek için büyük çaba sarf ederken Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı uluslararası düzenin temelini sarsan bir tecavüzdür. Bu sadece Avrupa için değil, Asya dahil bütün uluslararası toplum için ciddi bir durum yaratmıştır."
Japon lider, "hemfikir" ülkeleri Japonya'yla güven ilişkilerini artırmaya davet etti.

Japon Deniz Öz Savunma Kuvvetleri'nin emrinde 150'den fazla gemi ve en az 50 bin personel bulunuyor (AA)
Kuzey Kore'nin nükleer silah denemeleri Japonya'yla Güney Kore'yi işbirliğine iterken, 2018'de iki ülkenin yakınlaşma çabası, Seul hükümetinin Tokyo'dan kendisinin düzenlediği donanma etkinliğinde Japon bayrağı açmamasını istemesi nedeniyle yarım kalmıştı. Aynı yıl Japonya, Güney Kore'ye ait bir savaş gemisinin Japon Denizi üzerinde seyreden bir gözetleme uçağına radar kilidi attığını öne sürünce ilişkiler iyice gerilmişti.
Hint-Pasifik bölgesindeki iki müttefiğini işbirliğine çekmek için ABD büyük çaba harcadı. ABD Savunma Bakanlığı'nın eski Japonya masası yöneticisi John Bradford, Japan Times'a şöyle konuştu:
"Siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle birkaç yıl askıya alınan Japon-Kore savunma ilişkileri mayısta Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk-Yeol'un göreve gelmesiyle artan oranda yakınlaşma eğilimine girdi... Bu durum, Japon-Güney Kore gerginliğinin sıkıntılı boyutta olduğu ve o zamanki Japonya Başbakanı Şinzo Abe'nin Rusya'yla işbirliği aradığı birkaç yıl öncesine kıyasla belirgin farklılık gösteriyor."
Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) Japonya bölümü başkanı Christopher Johnstone, Güney Kore'nin etkinliğe acil muharebe destek aracıyla katılmasının anlamlı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"2018'deki radar kilitleme olayı iki donanma için ciddi ayak bağı olmuştu, yani o olayı arkada bıraktıklarına ilişkin olumlu gösterge bu. Kuzey Kore neredeyse her gün füze fırlatırken ve nükleer denemeye hazırlanırken, mümkün olan her yolla dayanışma göstermek Japonya ve Güney Kore için çok önemli."

Çin, sınırlı katılım gösteriyor
Denizaltıların eşlik ettiği etkinliğe Çin davet edilmiş olmasına rağmen katılmıyor. Diğer yandan, Pekin hükümeti 6-7 Kasım'da Yokohoma'da yapılan Batı Pasifik Denizcilik Sempozyumu'na heyet göndermeyi kabul etti. Sempozyuma 30 ülkeden donanma subayları ve yetkilileri katılıyor.
Japonya-Çin ilişkilerinin geleneksel seyri düşünüldüğünde şaşırtıcı olmayan gelişmeyi Johnstone şöyle yorumladı:
Pekin'in niyetleri konusunda bölgede kaygı yükselirken Çin kendisini daha fazla uzak tutmayı tercih etti.
Çin askeri yetkilileri, özellikle pandeminin başlamasının ardından uluslararası etkinliklere eskisi kadar üst düzeyde ve geniş heyetlerle katılmıyor.
Independent Türkçe, Reuters, Japan Times



Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
TT

Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)

Pakistan'da en az 31 kişinin yaşamını yitirdiği cami saldırısını DEAŞ üstlendi.

Başkent İslamabad'daki İmam Bargah Camisi'nde cuma namazı sırasında meydana gelen patlamada 170'ten fazla kişi de yaralanmıştı. 

DEAŞ, Telegram kanalından yayımladığı açıklamada, Hatice-i Kübra Camii diye de bilinen Şii ibadethanesine düzenlenen saldırıyı üstlendi.

Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf, X'ten dün yaptığı açıklamada, silahlı saldırganın etrafa ateş açarak camiye girdiğini, güvenlik güçlerinin müdahalesi sonrası üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdiğini bildirmişti. 

Asıf, şüphelinin daha önce Afganistan'a gittiğini ve saldırının Hindistan'la Afganistan tarafından organize edildiğini öne sürmüştü.

Kabil ve Yeni Delhi yönetimleriyse iddiaları kınayarak reddetmişti.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, olayın "intihar saldırısı" olduğunu belirterek, "İbadethaneleri ve sivilleri hedef almak, insanlığa karşı işlenmiş iğrenç bir suçtur ve İslam ilkelerinin açık bir ihlalidir” demişti. 

Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari de patlamada hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilemişti. 

Şii camisindeki patlama, 2008'den bu yana İslamabad'da meydana gelen en ölümcül saldırı oldu. 2008'de başkentteki Marriott Hotel'e bomba dolu kamyonla düzenlenen saldırıda 60 kişi yaşamını yitirmiş, en az 266 kişi de yaralanmıştı. Saldırıyı üstlenen olmamıştı. 

Reuters'ın irtibata geçtiği Pakistanlı polis memuru Şahid Malik, camide 600 ila 700 kişinin olduğunu belirterek şunları söylüyor:  

Birçok olay yeri gördüm ama bu gerçekten çok korkunçtu.

Cami cemaatinden 46 yaşındaki Sarfraz Şah da saldırıda yaşanan kaosu şöyle anlatıyor: 

Silah seslerini duydum ve ne yaşandığını anlamaya çalışırken büyük bir patlama oldu. İnsanlar oraya buraya savruldu. Etraf dumanla doldu. Kimse ne olduğunu anlamadı. Sonra her yer kanla kaplandı.

Şah, saldırıda 39 yaşındaki kardeşi Manzar'ın yaşamını yitirdiğini söylüyor. 

Çoğunluğu Sünni Müslümanlardan oluşan Pakistan'da azınlık olan Şiiler, geçmişte de IŞİD ve Pakistan Talibanı'nın (Tehrik-i Taliban Pakistan/TTP) saldırılarında hedef alınmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Le Monde


Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
TT

Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)

Pakistan polisi, bugün başkent İslamabad'da bir Şii camisine düzenlenen patlamada ibadet eden çok sayıda kişinin öldüğünü bildirdi.

Yerel yetkililere göre, İslamabad'daki cami patlamasında yaralananların sayısı 80'i geçti.

Polis yetkilisi Zafer Ikbal, patlamanın Cuma namazı sırasında meydana geldiğini söyledi. "Birçok kişiyi hastanelere götürdük. Şu anda ölü sayısı veremem, ancak evet, ölüler var" ifadesini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre üst düzey bir güvenlik kaynağı, isminin açıklanmaması şartıyla "Şu ana kadar 11 kişi öldü ve 20 kişi yaralandı" dedi.

Polis sözcüsü, patlamanın niteliğinin henüz netleşmediğini belirtti.


Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
TT

Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).

Çinli yetkililer bugün, altı Çin vatandaşının ölümüne neden olmaktan ve Myanmar'da 4 milyar dolardan fazla değerde dolandırıcılık ve kumar operasyonu yürütmekten suçlu bulunan dört kişinin idam edileceğini duyurdu.

Güney Çin'deki Shenzhen Orta Halk Mahkemesi bu sabah yaptığı açıklamada idamların ne zaman gerçekleştirileceğine dair bilgi vermedi.

Geçtiğimiz hafta, Myanmar'da dolandırıcılık operasyonu yürütmekle suçlanan 11 kişinin daha idam cezasına çarptırıldığı açıklandı.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre, geçen kasım ayında Shenzhen'deki bir mahkeme, aralarında kötü şöhretli Bai ailesinin üyelerinin de bulunduğu beş kişiyi, dolandırıcılık merkezleri ve kumar kulüpleri ağı işletmekten dolayı ölüm cezasına çarptırdı.

Mahkeme, sanıklardan biri olan grubun lideri Bai Su Cheng'in mahkumiyetinden sonra bir hastalıktan öldüğünü bildirdi.

Grup, Myanmar'ın Çin sınırındaki Kokang bölgesinde sanayi parkları kurmuştu ve adam kaçırma, gasp, zorla fuhuş ve uyuşturucu üretimi ile ticareti de dahil olmak üzere dolandırıcılık amaçlı kumar ve telekomünikasyon faaliyetleri yürütmekle suçlanıyordu.

Mahkeme, sanıkların kurbanlarını 29 milyar yuan'dan (4,2 milyar dolar) fazla dolandırdığını, altı Çin vatandaşının ölümüne ve birçoğunun yaralanmasına neden olduğunu belirterek, suçlarının "son derece iğrenç, son derece ciddi koşullar ve sonuçlar doğuran ve topluma ciddi bir tehdit oluşturan" nitelikte olduğunu bildirdi.

Açıklamada, sanıkların başlangıçta karara itiraz ettikleri, ancak Guangdong Eyaleti Yüksek Halk Mahkemesi'nin itirazlarını reddettiği belirtildi.

Bu infazlar, Pekin'in Güneydoğu Asya'da, özellikle Myanmar, Kamboçya ve Laos'ta gelişen bir iş haline gelen "dolandırıcılık kümelenmeleri"ne karşı yürüttüğü geniş kapsamlı operasyonun bir parçası olarak gerçekleşti. Bu çeteler, aralarında binlerce Çin vatandaşının da bulunduğu dünya çapındaki kurbanlara karşı kaçakçılık, insan ticareti ve siber dolandırıcılık gibi çeşitli suçlar işliyor.

Bölgedeki yetkililer, özellikle Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerden gelen artan uluslararası baskıyla karşı karşıya kalıyor ve suç oranındaki artışla mücadele etmeleri bekleniyor.