İran’da protestolar hız kesmeden devam ediyor

Dokuzuncu haftasına girmeye hazırlanılan protestolarda 328 kişi yaşamını yitirirken 15 bin kişi tutuklandı.

Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)
Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)
TT

İran’da protestolar hız kesmeden devam ediyor

Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)
Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)

Tahran, Mahsa Amini’nin ‘kıyafet kurallarına uymadığı gerekçesiyle’ ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından yaşamını yitirmesinden bu yana İran’ın her köşesini sarsan protestolara karşı uyguladığı baskı kampanyasına yönelik Avrupa’dan gelecek herhangi yaptırıma tepkisinin ‘orantılı ve kararlı’ olacağını bildirdi. Bu açıklama, sıkı güvenlik önlemlerine rağmen birçok şehirde rejim karşıtı yürüyüşlerin devam ettiği sırada yapıldı.
Aralarında onlarca çocuğun da bulunduğu, 320’den fazla kişinin ölümüne neden olan güvenlik önlemlerine meydan okuyarak Tahran’da, Kürdistan eyaletindeki çeşitli şehirlerde ve kuzeydeki Reşt’te protestolar 55’inci gününde de devam etti.
İran’ın batısındaki Kürt şehirlerindeki insan hakları ihlallerini takip eden Hengaw İnsan Hakları Örgütü, Merivan’da perşembe günü güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu ölen Erbain Muhtar Ahmedi’nin cenaze töreni sırasında geniş çaplı toplanmalar olduğunu bildirdi. Bölgeden yayınlanan videolarda, ‘Kadın, yaşam, özgürlük’ sloganlarının yanı sıra katılımcıların ‘Diktatöre ölüm’ sloganları duyuluyordu.
Mahabad halkı, Faik Kafri’nin cenazesi sırasında büyük bir yürüyüşe katıldı. İran güvenlik güçlerinin geçen hafta Mahabad protestoculara ateş açması sonucu başından ve gözünden ağır yaranan Kafri, Urmiye şehrindeki bir hastanede yaşamını yitirdi.
Hengaw İnsan Hakları Örgütü Twitter’dan şu açıklamada bulundu:
“Yetkililer, Kürdistan vilayetinin merkezi olan Senendec şehrinde, protestoları kontrol altına almak için güvenlik kurumlarının gözetiminde kasıtlı olarak içme suyunu kesti.”
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Senendec Valisi, su kesintisinin ‘ana içme suyu borusunun kırılmasından kaynaklandığını’ bildirdi.

Pars Mimari Sanatlar Üniversitesi’nde bir öğrenci Zahidan ve Kürdistan’da ölenlerle dayanışmak için pankart açtı. (Öğrenci Koordinasyon Heyeti) Azadi Kulesi altında dans eden Beluc kıyafetleri giymiş bir genç kız. (Twitter)
İsfahan’a bağlı Kehderican şehri, göstericilerle güvenlik güçleri arasında şiddetli çatışmaların ardından ‘savaş’ alanına dönüştü. 1500 Photography’nin yayınladığı bir videoya göre Hürmüzgan’ın merkezi Bender Abbas şehrinde de bir grup kız başörtülerini çıkardı.
Bir otoyolda protestocular, Tahran’daki bir otoyoldaki köprüye asılan pankartta ABD karşıtı bir marşın sözlerinden alıntı yaptılar. Pankartta “Hamaney, kandırdığın için sana yazıklar olsun… Gençliğimizin kanı pençelerinden damlıyor” ifadeleri yer alıyordu.
İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı'nın (HRANA) haberine göre, Mahsa Amini’nin ölümünden bu yana ülke genelindeki protestolara yapılan müdahalede 50’si çocuk en az 328 kişi yaşamını yitirdi. HRANA, protestolara tanık olan 137 şehir ve 136 üniversitede yaklaşık 15 bin kişinin tutuklandığını bildirdi. Oslo merkezli İran İnsan Hakları Örgütü ise 41’i çocuk ve 24’ü kadın olmak üzere 304 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.
İran’ın batısındaki şehirlerde çarşamba günü, güvenlik güçlerinin ülkenin güneydoğusundaki Belucistan’ın merkezi Zahidan’daki protestolara müdahalede bulunarak onlarca protestocuyu öldürmesinin 40’ıncı gününde protesto düzenlendi.
Güvenlik güçleri Zahidan’da, 30 Eylül’de cuma namazı sonrası başlatılan protestolara katılanlara ateş açtı. İran İnsan Hakları Örgütü’ne göre 15 yaşındaki bir kızın polis nezaretindeyken tecavüze uğradığına yönelik haberlerin ardından 30 Eylül’de çıkan protestolarda, güvenlik güçlerinin bastırma hamlesi Zahidan’da en az 92 kişinin ölümüne neden oldu. AFP’ye göre analistler, Mahsa Amini’nin ölümünün yol açtığı, başlangıçta kadın hakları açısından motive olan ancak zamanla diğer şikayetleri içerecek şekilde genişleyen protestoların Beluc azınlığına ilham olduğunu bildirdi.  
Birok İranlı, Hadanur Laaci adlı Beluci gence yönelik sempatisini ifade etti. Laaci’nin öldüğü duyurulurken, bir güvenlik merkezinde İran bayrağının çekildiği bir direğe zincirlenmiş halini gösteren fotoğrafı sosyal medyada yayıldı.
Çarşamba günü, yurtiçinde ve yurt dışında bazı İranlılar yaşanan trajediye dikkat çekmek için sokaklarda kendilerini direklere kelepçelediler. Başkent Tahran’ın en önemli yapılarından Azadi Kulesi’nin altında Beluc geleneksel elbisesini giyen ve başörtüsünü çıkarıp dans eden İranlı bir genç kızın videosu hızla yayıldı. Genç kız, Hadanur Laaci’nin sosyal medyada dolaşan bir videosundaki dansını taklit ediyordu.
Yetkililer, Laaci’nin ‘Sadık Kebdani adlı bir Afgan göçmenin takma adı’ olduğunu bildirdi. İran Devrim Muhafızları’na bağlı haber ajansına göre Zahidan Başsavcısı, geçen yaz Laaci’nin ‘silahlı soygun suçlamasıyla tutuklandığını ve kefalet ödenmesi ile serbest bırakıldığını’ açıkladı.

Nevid Efkari’nin kız kardeşi suçlanıyor
İranlı yetkililer perşembe günü, 2020’de idam edilen güreş şampiyonu Nevid Efkari’nin kız kardeşini, bir televizyon kanalına bilgi aktarma iddiasıyla resmi olarak suçladı. Bu suçlama, Londra merkezli Farsça yayın yapan medyaya yönelik resmi makamların öfkesi ile eş zamanlı gerçekleşti.
Reuters’a göre Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı, güvenlik güçlerinin Elham Efkari’yi ‘ülkeden kaçmaya çalışırken’ tutukladığını ve Elham Efkari’nin ‘Iran International’ kanalının bir ajanı’ olduğunu belirtti.
İnsan hakları aktivistleri, Efkari’nin ülkeden kaçma girişiminde bulunduğunu yalanlayarak, ülkenin güneyindeki memleketi Şiraz’da tutuklandığını duyurdu. Said Efkari perşembe günü Twitter’da, kız kardeşinin tutuklandığını doğruladı. Şiraz’da suçlamaları yönelten savcılar tarafından ifade verdikten sonra kocası ve üç yaşındaki kızının serbest bırakıldığı aktarıldı.
İran’daki protestolara odaklanan ve 330 bin kişi tarafından takip edilen 1500 Photography isimli Twittter hesabı,, Elham’ın akrabalarının Şiraz’daki istihbarat servisinin önünde toplanıp Elham’ın durumu hakkında soru sorduğunu ancak yanıt alamadıklarını gösteren bir video yayınladı.
Elham, 2018 yılında hükümet karşıtı protestolar sırasında bir güvenlik görevlisini bıçaklayarak öldürmekten suçlu bulunduktan sonra, 2020 Eylül’de 27 yaşındayken yetkililer tarafından idam edilen güreş şampiyonu Nevid Efkari’nin kız kardeşi.
Efkari’nin ailesi ve aktivistler, Nevid’in işlemediği bir suçu itiraf etmesi için işkence gördüğünü aktardı. Bu iddialar, İran yargısı tarafından reddedildi. Nevid Efkari’nin idamından bu yana ailesi, 2018 protestolarına katılmakla ilgili birçok cezai davayla karşı karşıya kaldı. Habib Efkari, aylarca hücre hapsinde tutulduktan sonra Mart 2022’de serbest bırakılırken Vahid Efkari halen hücre hapsinde tutuluyor.
İranlı yetkililer, Londra merkezli ‘Iran International’, ‘BBC Farsça’ ve ‘Manoto’ kanallarının haberlerine tepki gösterdiler. İstihbarat Bakanı İsmail Hatib çarşamba günü İngiltere’ye İran’da ‘güvenliği sarsma’ girişimlerinin bedelini ödeyeceği konusunda uyarıda bulundu.
Aynı bağlamda, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Yahya Rahim Safevi, “Birinden birini seçmek zorunda oldukları iki seçenekle karşı karşıyalar. Güvenlik veya medya” açıklamasıyla bazı Körfez ülkelerini tehdit etti. İranlı KhabarOnline sitesine göre Safevi “İran’ın iç işlerine müdahale ederlerse, bedelini ödemeliler” ifadelerini kullandı. Ancak detay vermedi.

Tahran’dan tehdit
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Almanya’nın Tahran’ın protestolara yönelik sert uygulamalarını eleştirmesinin ardından Berlin yönetimine misilleme yapma tehdidinde bulundu.
DPA’ya göre Abdullahiyan perşembe günü Twitter’da yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Kışkırtıcı, müdahaleci ve aynı zamanda diplomatik olmayan pozisyonlar almak, entelektüel ve zeka işareti olarak kabul edilmez. Almanya, ortak zorluklara katılmak veya bizimle yüzleşmeyi seçerek kararını verebilir. Bu noktada cevabımız orantılı ve kararlı olacaktır.”
Bakan ayrıca tarihsel ilişkilere zarar vermenin uzun vadeli sonuçları olacağını vurguladı.
Bundan bir gün önce de İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, G7’nin son açıklamasında İran protestolarının bastırılmasını kınamasını eleştirdi. Kenani, grubun açıklamasının ‘Birleşmiş Milletler Antlaşması ile çeliştiğini’ ve ‘İran’daki huzursuzluk ve terör saldırılarının kışkırttığını ve teşvik ettiğini’ savundu. Sözcü ayrıca “Bu açıklamayı yapanlar, bu tutumlarından dolayı İran halkına karşı sorumlu davranmalıdır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın tehdidi, bakan olarak performansıyla ilgili yeniden ortaya çıkan şüphelerin ortasında geldi. Bakan çarşamba günü, kendisinden önce bu göreve gelen son dört diplomatla bir araya geldi. Bu isimler Dini Lider Ali Hamaney’in ofisine doğrudan bağlı olan Dış İlişkiler Stratejik Konseyi Başkanı Kemal Harazi, eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Mahmud Ahmedinejad döneminde görev yapan Ali Akbar Salehi ve Manuçehr Muttaki’ydi.
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock çarşamba akşamı Avrupa Birliği’nin, protestoları bastırılmasına yanıt olarak önümüzdeki hafta İran’a karşı yeni yaptırımlar uygulamayı deneyeceğini duyurdu. Baerbock Twitter’da yaptığı paylaşımda, “Durmayacağız. Sadece bugün değil, gerektiği sürece İranlı kadın ve erkekleri destekleyeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Berlin ve Tahran arasındaki karşılıklı açıklamaların yoğunluğu son dönemde arttı. Almanya Federal Meclisi (Bundestag), iktidar koalisyonu partilerinin meclis bloğu tarafından sunulan bir talebini görüştü. Söz konusu talepte, Tahran’a ek yaptırımlar uygulayarak ve kaçan İranlı muhalifler için korumayı artırarak İran’daki protestoyu destekleme çağrısında bulunulmuştu.
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Güney Horasan’da bir grup yargıç önünde yaptığı konuşmada, yargı erkinin ‘hukuk ve adalet çerçevesinde ayaklanma konusunu, duygulardan etkilenmeksizin devam ettireceğini’ söyledi. Ayrıca “Protestolar sırasında masum insanların tutuklanması mümkün, ayaklanmalarda günah işlemeyen birçok insanı serbest bıraktık” ifadelerini kullandı.
Diğer yetkililer gibi Ejei de ‘düşmanları’ protestoları kışkırtmakla suçladı. Konuşmasında şunları söyledi:
“Zalimi mazlumla, gerçeği batıl ile değiştirdiler. Ülke içindeki zayıf noktaları büyüttüler. Düşmanların aldatmacasının, gençleri olumsuz etkilemesine ve gerçekleri çarpıtmasına izin vermemeliyiz. Protestocuları isyancılardan ayırıyoruz.”
Temel olarak İran Dini Lideri Ali Hamaney’in fotoğraflarını ve 2020’nin başlarında bir ABD saldırısında öldürülen eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin bulunduğu pankart ve afişlerin yakılmasını eleştirdi. Son günlerde, protestocular, ‘Rejim için protestocuların sloganlarına el koyma girişimi’ olarak gördükleri yeni sloganları içeren reklam panolarını ateşe verdi.
Devrim Muhafızları Ordusu Kara Kuvvetleri’ne bağlı bir birimin Komutanı Muhammed Bakbur, Belucistan’daki protestocuları ‘bölücülük’ ile suçladığı açıklamasında şunları söyledi:
“Belucistan’da tarafsızlık bulunmuyor ancak Beluciler İran topraklarını anneleri olarak görürler. Bir masumun burnun kanamasını dahi istemiyoruz ama milletin can güvenliğini tehdit edenlerle yüzleşeceğiz.”
İran ajanslarına göre Bakbur Beluci ileri gelenlerine Pakistan ve Afganistan ile sınır eyaletinin ‘imajının bozulmasına izin vermeme’ çağrısında bulundu. Bakbur “İran İslam Cumhuriyeti, Suriye ve Irak’taki hükümetleri devirmek için tüm dünyanın iradesiyle karşı karşıya kalan bir yönetimdir ancak Devrim Muhafızları buna izin vermedi” ifadelerini kullandı. Ayrıca Belucistan halkına eyalette ‘birliği’ koruma çağrısında bulundu.
Zahidan Cuma Vaizi ve İran’daki Sünnilerin Baş Müftüsü Abdulhamid İsmail Zahi, devlet kurumlarını Belucistan’daki protestoculara karşı ‘bölücülük’ suçlaması yapmasını eleştirdi. Pazartesi günü resmi internet sitesinde şu açıklamayı yaptı:
“Hepimiz İranlıyız ve kardeşlik duyuyoruz. İnsanlara bölücülük suçlamasında bulunmak, onları diğer taraflara bağlar ayrıca yanlış bir ithamdır. Devrimin üzerinden 43 yıl geçmesine rağmen kadınlar, milliyetler, mezhepler ve azınlıklar ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kalıyor.”
Iraklı Şiilerin dini lideri 92 yaşındaki Ayetullah Ali Sistani’nin ofisi, protestocuları ‘alçaklar’ olarak tanımlayan ofis şefi Cevad el-Şehristan’nin açıklamalarının Sistani’yi bağlamadığını bildirdi.
İranlı internet sitelerinin aktardığına göre, Şehristani çarşamba günü protestoların ‘halka dayalı olmadığını’ söyledi. Protestocuların ‘bir grup alçak olduğunu ve nereden geldiklerinin belli olmadığını’ kaydetti.
Sistani’nin ofisi, Farsça olarak yayınlanan kısa açıklamada, ‘siyasi konularda fikir ifade edecek bir temsilcisinin olmadığı’ bildirdi. Açıklamada, ‘herhangi bir siyasi tutumun’ yalnızca resmi internet sitesi üzerinden yapılacağını kaydetti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.