İran’da protestolar hız kesmeden devam ediyor

Dokuzuncu haftasına girmeye hazırlanılan protestolarda 328 kişi yaşamını yitirirken 15 bin kişi tutuklandı.

Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)
Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)
TT

İran’da protestolar hız kesmeden devam ediyor

Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)
Mahabad perşembe sabahı geniş çaplı bir yürüyüşe ev sahipliği yaptı. (Twitter)

Tahran, Mahsa Amini’nin ‘kıyafet kurallarına uymadığı gerekçesiyle’ ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından yaşamını yitirmesinden bu yana İran’ın her köşesini sarsan protestolara karşı uyguladığı baskı kampanyasına yönelik Avrupa’dan gelecek herhangi yaptırıma tepkisinin ‘orantılı ve kararlı’ olacağını bildirdi. Bu açıklama, sıkı güvenlik önlemlerine rağmen birçok şehirde rejim karşıtı yürüyüşlerin devam ettiği sırada yapıldı.
Aralarında onlarca çocuğun da bulunduğu, 320’den fazla kişinin ölümüne neden olan güvenlik önlemlerine meydan okuyarak Tahran’da, Kürdistan eyaletindeki çeşitli şehirlerde ve kuzeydeki Reşt’te protestolar 55’inci gününde de devam etti.
İran’ın batısındaki Kürt şehirlerindeki insan hakları ihlallerini takip eden Hengaw İnsan Hakları Örgütü, Merivan’da perşembe günü güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu ölen Erbain Muhtar Ahmedi’nin cenaze töreni sırasında geniş çaplı toplanmalar olduğunu bildirdi. Bölgeden yayınlanan videolarda, ‘Kadın, yaşam, özgürlük’ sloganlarının yanı sıra katılımcıların ‘Diktatöre ölüm’ sloganları duyuluyordu.
Mahabad halkı, Faik Kafri’nin cenazesi sırasında büyük bir yürüyüşe katıldı. İran güvenlik güçlerinin geçen hafta Mahabad protestoculara ateş açması sonucu başından ve gözünden ağır yaranan Kafri, Urmiye şehrindeki bir hastanede yaşamını yitirdi.
Hengaw İnsan Hakları Örgütü Twitter’dan şu açıklamada bulundu:
“Yetkililer, Kürdistan vilayetinin merkezi olan Senendec şehrinde, protestoları kontrol altına almak için güvenlik kurumlarının gözetiminde kasıtlı olarak içme suyunu kesti.”
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Senendec Valisi, su kesintisinin ‘ana içme suyu borusunun kırılmasından kaynaklandığını’ bildirdi.

Pars Mimari Sanatlar Üniversitesi’nde bir öğrenci Zahidan ve Kürdistan’da ölenlerle dayanışmak için pankart açtı. (Öğrenci Koordinasyon Heyeti) Azadi Kulesi altında dans eden Beluc kıyafetleri giymiş bir genç kız. (Twitter)
İsfahan’a bağlı Kehderican şehri, göstericilerle güvenlik güçleri arasında şiddetli çatışmaların ardından ‘savaş’ alanına dönüştü. 1500 Photography’nin yayınladığı bir videoya göre Hürmüzgan’ın merkezi Bender Abbas şehrinde de bir grup kız başörtülerini çıkardı.
Bir otoyolda protestocular, Tahran’daki bir otoyoldaki köprüye asılan pankartta ABD karşıtı bir marşın sözlerinden alıntı yaptılar. Pankartta “Hamaney, kandırdığın için sana yazıklar olsun… Gençliğimizin kanı pençelerinden damlıyor” ifadeleri yer alıyordu.
İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı'nın (HRANA) haberine göre, Mahsa Amini’nin ölümünden bu yana ülke genelindeki protestolara yapılan müdahalede 50’si çocuk en az 328 kişi yaşamını yitirdi. HRANA, protestolara tanık olan 137 şehir ve 136 üniversitede yaklaşık 15 bin kişinin tutuklandığını bildirdi. Oslo merkezli İran İnsan Hakları Örgütü ise 41’i çocuk ve 24’ü kadın olmak üzere 304 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.
İran’ın batısındaki şehirlerde çarşamba günü, güvenlik güçlerinin ülkenin güneydoğusundaki Belucistan’ın merkezi Zahidan’daki protestolara müdahalede bulunarak onlarca protestocuyu öldürmesinin 40’ıncı gününde protesto düzenlendi.
Güvenlik güçleri Zahidan’da, 30 Eylül’de cuma namazı sonrası başlatılan protestolara katılanlara ateş açtı. İran İnsan Hakları Örgütü’ne göre 15 yaşındaki bir kızın polis nezaretindeyken tecavüze uğradığına yönelik haberlerin ardından 30 Eylül’de çıkan protestolarda, güvenlik güçlerinin bastırma hamlesi Zahidan’da en az 92 kişinin ölümüne neden oldu. AFP’ye göre analistler, Mahsa Amini’nin ölümünün yol açtığı, başlangıçta kadın hakları açısından motive olan ancak zamanla diğer şikayetleri içerecek şekilde genişleyen protestoların Beluc azınlığına ilham olduğunu bildirdi.  
Birok İranlı, Hadanur Laaci adlı Beluci gence yönelik sempatisini ifade etti. Laaci’nin öldüğü duyurulurken, bir güvenlik merkezinde İran bayrağının çekildiği bir direğe zincirlenmiş halini gösteren fotoğrafı sosyal medyada yayıldı.
Çarşamba günü, yurtiçinde ve yurt dışında bazı İranlılar yaşanan trajediye dikkat çekmek için sokaklarda kendilerini direklere kelepçelediler. Başkent Tahran’ın en önemli yapılarından Azadi Kulesi’nin altında Beluc geleneksel elbisesini giyen ve başörtüsünü çıkarıp dans eden İranlı bir genç kızın videosu hızla yayıldı. Genç kız, Hadanur Laaci’nin sosyal medyada dolaşan bir videosundaki dansını taklit ediyordu.
Yetkililer, Laaci’nin ‘Sadık Kebdani adlı bir Afgan göçmenin takma adı’ olduğunu bildirdi. İran Devrim Muhafızları’na bağlı haber ajansına göre Zahidan Başsavcısı, geçen yaz Laaci’nin ‘silahlı soygun suçlamasıyla tutuklandığını ve kefalet ödenmesi ile serbest bırakıldığını’ açıkladı.

Nevid Efkari’nin kız kardeşi suçlanıyor
İranlı yetkililer perşembe günü, 2020’de idam edilen güreş şampiyonu Nevid Efkari’nin kız kardeşini, bir televizyon kanalına bilgi aktarma iddiasıyla resmi olarak suçladı. Bu suçlama, Londra merkezli Farsça yayın yapan medyaya yönelik resmi makamların öfkesi ile eş zamanlı gerçekleşti.
Reuters’a göre Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı, güvenlik güçlerinin Elham Efkari’yi ‘ülkeden kaçmaya çalışırken’ tutukladığını ve Elham Efkari’nin ‘Iran International’ kanalının bir ajanı’ olduğunu belirtti.
İnsan hakları aktivistleri, Efkari’nin ülkeden kaçma girişiminde bulunduğunu yalanlayarak, ülkenin güneyindeki memleketi Şiraz’da tutuklandığını duyurdu. Said Efkari perşembe günü Twitter’da, kız kardeşinin tutuklandığını doğruladı. Şiraz’da suçlamaları yönelten savcılar tarafından ifade verdikten sonra kocası ve üç yaşındaki kızının serbest bırakıldığı aktarıldı.
İran’daki protestolara odaklanan ve 330 bin kişi tarafından takip edilen 1500 Photography isimli Twittter hesabı,, Elham’ın akrabalarının Şiraz’daki istihbarat servisinin önünde toplanıp Elham’ın durumu hakkında soru sorduğunu ancak yanıt alamadıklarını gösteren bir video yayınladı.
Elham, 2018 yılında hükümet karşıtı protestolar sırasında bir güvenlik görevlisini bıçaklayarak öldürmekten suçlu bulunduktan sonra, 2020 Eylül’de 27 yaşındayken yetkililer tarafından idam edilen güreş şampiyonu Nevid Efkari’nin kız kardeşi.
Efkari’nin ailesi ve aktivistler, Nevid’in işlemediği bir suçu itiraf etmesi için işkence gördüğünü aktardı. Bu iddialar, İran yargısı tarafından reddedildi. Nevid Efkari’nin idamından bu yana ailesi, 2018 protestolarına katılmakla ilgili birçok cezai davayla karşı karşıya kaldı. Habib Efkari, aylarca hücre hapsinde tutulduktan sonra Mart 2022’de serbest bırakılırken Vahid Efkari halen hücre hapsinde tutuluyor.
İranlı yetkililer, Londra merkezli ‘Iran International’, ‘BBC Farsça’ ve ‘Manoto’ kanallarının haberlerine tepki gösterdiler. İstihbarat Bakanı İsmail Hatib çarşamba günü İngiltere’ye İran’da ‘güvenliği sarsma’ girişimlerinin bedelini ödeyeceği konusunda uyarıda bulundu.
Aynı bağlamda, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Yüksek Askeri Danışmanı Yahya Rahim Safevi, “Birinden birini seçmek zorunda oldukları iki seçenekle karşı karşıyalar. Güvenlik veya medya” açıklamasıyla bazı Körfez ülkelerini tehdit etti. İranlı KhabarOnline sitesine göre Safevi “İran’ın iç işlerine müdahale ederlerse, bedelini ödemeliler” ifadelerini kullandı. Ancak detay vermedi.

Tahran’dan tehdit
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Almanya’nın Tahran’ın protestolara yönelik sert uygulamalarını eleştirmesinin ardından Berlin yönetimine misilleme yapma tehdidinde bulundu.
DPA’ya göre Abdullahiyan perşembe günü Twitter’da yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Kışkırtıcı, müdahaleci ve aynı zamanda diplomatik olmayan pozisyonlar almak, entelektüel ve zeka işareti olarak kabul edilmez. Almanya, ortak zorluklara katılmak veya bizimle yüzleşmeyi seçerek kararını verebilir. Bu noktada cevabımız orantılı ve kararlı olacaktır.”
Bakan ayrıca tarihsel ilişkilere zarar vermenin uzun vadeli sonuçları olacağını vurguladı.
Bundan bir gün önce de İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, G7’nin son açıklamasında İran protestolarının bastırılmasını kınamasını eleştirdi. Kenani, grubun açıklamasının ‘Birleşmiş Milletler Antlaşması ile çeliştiğini’ ve ‘İran’daki huzursuzluk ve terör saldırılarının kışkırttığını ve teşvik ettiğini’ savundu. Sözcü ayrıca “Bu açıklamayı yapanlar, bu tutumlarından dolayı İran halkına karşı sorumlu davranmalıdır” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın tehdidi, bakan olarak performansıyla ilgili yeniden ortaya çıkan şüphelerin ortasında geldi. Bakan çarşamba günü, kendisinden önce bu göreve gelen son dört diplomatla bir araya geldi. Bu isimler Dini Lider Ali Hamaney’in ofisine doğrudan bağlı olan Dış İlişkiler Stratejik Konseyi Başkanı Kemal Harazi, eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Mahmud Ahmedinejad döneminde görev yapan Ali Akbar Salehi ve Manuçehr Muttaki’ydi.
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock çarşamba akşamı Avrupa Birliği’nin, protestoları bastırılmasına yanıt olarak önümüzdeki hafta İran’a karşı yeni yaptırımlar uygulamayı deneyeceğini duyurdu. Baerbock Twitter’da yaptığı paylaşımda, “Durmayacağız. Sadece bugün değil, gerektiği sürece İranlı kadın ve erkekleri destekleyeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Berlin ve Tahran arasındaki karşılıklı açıklamaların yoğunluğu son dönemde arttı. Almanya Federal Meclisi (Bundestag), iktidar koalisyonu partilerinin meclis bloğu tarafından sunulan bir talebini görüştü. Söz konusu talepte, Tahran’a ek yaptırımlar uygulayarak ve kaçan İranlı muhalifler için korumayı artırarak İran’daki protestoyu destekleme çağrısında bulunulmuştu.
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Güney Horasan’da bir grup yargıç önünde yaptığı konuşmada, yargı erkinin ‘hukuk ve adalet çerçevesinde ayaklanma konusunu, duygulardan etkilenmeksizin devam ettireceğini’ söyledi. Ayrıca “Protestolar sırasında masum insanların tutuklanması mümkün, ayaklanmalarda günah işlemeyen birçok insanı serbest bıraktık” ifadelerini kullandı.
Diğer yetkililer gibi Ejei de ‘düşmanları’ protestoları kışkırtmakla suçladı. Konuşmasında şunları söyledi:
“Zalimi mazlumla, gerçeği batıl ile değiştirdiler. Ülke içindeki zayıf noktaları büyüttüler. Düşmanların aldatmacasının, gençleri olumsuz etkilemesine ve gerçekleri çarpıtmasına izin vermemeliyiz. Protestocuları isyancılardan ayırıyoruz.”
Temel olarak İran Dini Lideri Ali Hamaney’in fotoğraflarını ve 2020’nin başlarında bir ABD saldırısında öldürülen eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin bulunduğu pankart ve afişlerin yakılmasını eleştirdi. Son günlerde, protestocular, ‘Rejim için protestocuların sloganlarına el koyma girişimi’ olarak gördükleri yeni sloganları içeren reklam panolarını ateşe verdi.
Devrim Muhafızları Ordusu Kara Kuvvetleri’ne bağlı bir birimin Komutanı Muhammed Bakbur, Belucistan’daki protestocuları ‘bölücülük’ ile suçladığı açıklamasında şunları söyledi:
“Belucistan’da tarafsızlık bulunmuyor ancak Beluciler İran topraklarını anneleri olarak görürler. Bir masumun burnun kanamasını dahi istemiyoruz ama milletin can güvenliğini tehdit edenlerle yüzleşeceğiz.”
İran ajanslarına göre Bakbur Beluci ileri gelenlerine Pakistan ve Afganistan ile sınır eyaletinin ‘imajının bozulmasına izin vermeme’ çağrısında bulundu. Bakbur “İran İslam Cumhuriyeti, Suriye ve Irak’taki hükümetleri devirmek için tüm dünyanın iradesiyle karşı karşıya kalan bir yönetimdir ancak Devrim Muhafızları buna izin vermedi” ifadelerini kullandı. Ayrıca Belucistan halkına eyalette ‘birliği’ koruma çağrısında bulundu.
Zahidan Cuma Vaizi ve İran’daki Sünnilerin Baş Müftüsü Abdulhamid İsmail Zahi, devlet kurumlarını Belucistan’daki protestoculara karşı ‘bölücülük’ suçlaması yapmasını eleştirdi. Pazartesi günü resmi internet sitesinde şu açıklamayı yaptı:
“Hepimiz İranlıyız ve kardeşlik duyuyoruz. İnsanlara bölücülük suçlamasında bulunmak, onları diğer taraflara bağlar ayrıca yanlış bir ithamdır. Devrimin üzerinden 43 yıl geçmesine rağmen kadınlar, milliyetler, mezhepler ve azınlıklar ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kalıyor.”
Iraklı Şiilerin dini lideri 92 yaşındaki Ayetullah Ali Sistani’nin ofisi, protestocuları ‘alçaklar’ olarak tanımlayan ofis şefi Cevad el-Şehristan’nin açıklamalarının Sistani’yi bağlamadığını bildirdi.
İranlı internet sitelerinin aktardığına göre, Şehristani çarşamba günü protestoların ‘halka dayalı olmadığını’ söyledi. Protestocuların ‘bir grup alçak olduğunu ve nereden geldiklerinin belli olmadığını’ kaydetti.
Sistani’nin ofisi, Farsça olarak yayınlanan kısa açıklamada, ‘siyasi konularda fikir ifade edecek bir temsilcisinin olmadığı’ bildirdi. Açıklamada, ‘herhangi bir siyasi tutumun’ yalnızca resmi internet sitesi üzerinden yapılacağını kaydetti.



Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.