İsrail, İstiklal Caddesi'ndeki terör saldırısının ardından vatandaşlarını zorunlu olmadıkça Türkiye'ye seyahat etmemeleri konusunda uyardı

Türkiye, Taksim saldırısını gerçekleştiren Suriyeliyi tutuklarken PKK/YPG üyesi olduğunu açıkladı

İstanbul'daki bombalı saldırının altı kurbanından ikisinin dün düzenlenen cenaze töreninden bir kare (Reuters)
İstanbul'daki bombalı saldırının altı kurbanından ikisinin dün düzenlenen cenaze töreninden bir kare (Reuters)
TT

İsrail, İstiklal Caddesi'ndeki terör saldırısının ardından vatandaşlarını zorunlu olmadıkça Türkiye'ye seyahat etmemeleri konusunda uyardı

İstanbul'daki bombalı saldırının altı kurbanından ikisinin dün düzenlenen cenaze töreninden bir kare (Reuters)
İstanbul'daki bombalı saldırının altı kurbanından ikisinin dün düzenlenen cenaze töreninden bir kare (Reuters)

Terörle Mücadele Ekipleri, İstanbul Taksim İstiklal Caddesi'nde meydana gelen bombalı saldırının failini gözaltına aldı. Saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti, ikisi ağır 81 kişi yaralandı. Yetkililer, saldırıyı gerçekleştiren kadının PKK/YPG terör örgütü üyesi olduğunu açıkladılar. Terör örgütü olarak sınıflandırılan taraf ise sivilleri hiçbir şekilde hedef alamayacağını vurgulayarak suçlamaları reddetti.
Yetkililer, saldırının planlanmasına ve uygulanmasına karıştıkları gerekçesiyle 46 kişinin daha gözaltına alındığını bildirdiler. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, saldırının faili Ahlam Albashır isimli Suriyeli kadının soruşturma sırasında PKK'nın Suriye'nin kuzeyindeki kolu olan Halk Koruma Birlikleri (YPG) üyesi olduğunu itiraf ettiğini açıkladı. YPG, Türkiye'nin Suriye'de savaştığı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturuyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, saldırıyı gerçekleştiren kadının ilk sorgusunda, Suriye'nin kuzeyindeki Ayn el-Arab’da (Kobani) PKK/YPG’nin özel istihbarat elemanı olarak yetiştirildiğini, PKK'nın emriyle hareket ettiğini ve Halep’in kuzeyindeki Afrin’den Türkiye'ye giriş yaptığını itiraf ettiği kaydedildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, plana göre güvenlik güçlerinin olaya karışan diğer kişilere ulaşmasını engellemek için saldırıyı gerçekleştiren failin saldırıdan sonra infaz edileceğinin belirlendiğini aktardı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından dağıtılan Suriyeli Ahlam Albashır’ın yakalanma anına ait fotoğraf (AFP)
Açıklamada, Suriyeli teröristin bombayı İstiklal Caddesi'ne yerleştirdikten sonra Esenler ilçesine gitmek üzere bir taksiye bindiği ve pazartesi günü saat 02:50’de Küçükçekmece ilçesinde yakalandığı belirtildi.
İstanbul'da 21 adrese eş zamanlı baskınlar düzenlendiği aktarılan açıklamaya göre baskınlarda İstiklal Caddesi'ndeki bombalı saldırının planlanmasında ve gerçekleştirilmesinde rol alan ve aynı zamanda başka yerlerde de saldırı planlayan 46 kişi tutuklandı.
Açıklamada, patlamada etki gücü yüksek TNT kullanıldığı belirtildi. Anadolu Ajansı (AA), bombalı terör saldırısının failinin evine yapılan baskının, yakalanmasının ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmesinin detaylarına ilişkin bir videonun yanı sıra soruşturma başlamadan önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde çekilen fotoğraflarını yayınladı.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Taksim’deki terör saldırısının faillerinin Yunanistan'a kaçmayı planladıklarını, ancak bunu yapamadan yakalandıklarını açıkladı. Soylu, saldırının failleri dün verdikleri ifadelerinde, yakalanmasalardı Yunanistan'a kaçacaklarını itiraf ettiklerini vurguladı.
Bakan Soylu, açıklamasında şunları söyledi:
“Elde ettiğimiz bulgular PKK/PYD terör örgütünü işaret ediyor. Eylemin talimatının Kobani'den geldiği konusunda bir değerlendirmemiz var. Eylemi yapanın Afrin'den geçtiği konusunda bir değerlendirmemiz var. Belki bu haber terör örgütünü (PKK) üzecek, ama örgüt tarafından saldırganı öldürme talimatı verilen kişiyi de yakaladık.”

PKK’dan açıklama
PKK, pazar günü öğleden sonra Taksim’de düzenlenen terör saldırısına karışmadığını ve sivilleri hedef almadığını açıkladı.
Pazartesi günü PKK’nın internet sitesinden yapılan açıklamada, “Sivilleri hiçbir şekilde hedef almamız mümkün değil” denildi. PKK, Türk yetkililerin saldırıdan kendisinin ve YPG'nin sorumlu olduğu yönündeki iddialarını reddetti.

Türkiye’ye dayanışma ve taziye mesajları
Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün, Katar, Pakistan, Rusya, Hindistan, İtalya, Almanya, Fransa, Ukrayna, Azerbaycan, İsrail, Yunanistan, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve kurumları gibi dünyanın dört bir yanından Türkiye ile dayanışma içerisinde oldukları mesajı ve kurbanlar için başsağlığı mesajları iletildi.
ABD, saldırıyı kınadı. Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean-Pierre, ‘ABD’nin NATO’daki müttefiki Türkiye ile teröre karşı omuz omuza olduğunu’ söyledi.

ABD’ye yönelik eleştiriler
Taksim bombalaması, ABD’nin terör örgütü DEAŞ’a karşı mücadelesinde müttefiki olarak gördüğü YPG'ye verdiği destekten ötürü Türkiye'de ABD’ye karşı öfkeyi körükledi. Bakan Soylu’nun bu çerçevede, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği tarafından yayınlanan taziye mesajını reddetmesi dikkati çekti. Soylu, yaptığı açıklamada, “Biz, bize verilen mesajı biliyoruz, bize verilen mesajı aldık. Tekrar altını çizerek ifade ediyorum: Amerikan Büyükelçiliği’nin taziye dilemesini kabul etmiyoruz, reddediyoruz” ifadelerini kullandı. Soylu, “PYD'yi orada kim besliyorsa, PKK'ya kim iç istihbarat sağlamaya çalışıyorsa fail odur” dedi. ABD’yi ‘Türkiye tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan YPG’nin konuşlu olduğu ve Türkiye'de huzuru bozmaya yönelik saldırılar için kullanıldığını söylediği Ayn el-Arab gibi bölgeleri beslemekle’ suçlayan Soylu, ABD’ye atıfla “Türkiye'nin huzurunu bozmaya çalışan bu anlayışa, kendi senatolarından para gönderen bir devletle müttefikliğimiz elbette tartışılmalıdır” şeklinde konuştu. Bakan Soylu, açıklamasına “Piyonları çok fazla tartışmanın bir anlamı yoktur. Dünyada çok fazla piyon bulunur. Bu milletin, en önemli hasleti piyonların kafasını kırmaktır” sözlerini de ekledi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise ‘Türkiye'nin dostluğunu isteyenlerin teröre doğrudan ve dolaylı destek vermeyi kesmeleri gerektiğini’ söyledi. Altun, dün Twitter hesabından yaptığı  paylaşımda, “Uluslararası toplum bilmelidir ki sivillerimize yönelik terör saldırıları, bazı ülkelerin terör örgütlerine verdiği desteğin doğrudan ve dolaylı sonuçlarıdır” yazdı.

Mazlum Abdi suçlamaları reddetti
Diğer yandan YPG’nin omurgasını oluşturduğu SDG'nin lideri Mazlum Abdi, lideri olduğu güçlerin İstanbul saldırısında parmağı olduğu iddialarını yalanladı. Abdi, Twitter hesabından, “Güçlerimizin İstanbul’daki bombalamayla hiçbir ilgisi olmadığını teyit ediyor ve güçlerimizi bununla suçlayan iddiaları reddediyoruz” açıklamasında bulundu.

Yaralıların uyrukları
Irak'ın İstanbul Başkonsolosluğu’ndan yapılan açıklamada, saldırıda 3’ünün durumu hafif olmak üzere 4 Iraklının yaralandığı ve tedavilerinin tamamlanarak hastaneden taburcu edildikleri, bir Iraklının ise akciğerinden yaralandığı için ameliyata alındığı bildirildi.
Fas’ın İstanbul Konsolosluğu ise yaralılar arasında iki Faslı turistin bulunduğunu, birinin bacaklarında kırık olduğunu ve ameliyata alındığını, ikinci yaralanın hafif yaralandığı için hastaneye sevk edilmesinin gerekmediğini açıkladı.
İsrail’in İstanbul Konsolosluğu da olay sırasında bölgede bulunan tüm İsraillilerle temasa geçildiğini ve İsrail vatandaşı Filistinliler de dahil olmak üzere aralarından hiç kimsenin yaralanmadığının tespit edildiğini bildirdi.

İsrail’den uyarı
İsrail, İstiklal Caddesi'ndeki terör saldırısının ardından vatandaşlarını zorunlu olmadıkça Türkiye'ye seyahat etmemeleri konusunda uyardı. İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC), dün bir açıklama yaparak, İstanbul'daki bombalı saldırı öncesi ve sonrası Türkiye'ye seyahat uyarısının risk düzeyinin üçüncü derece olarak belirlendiğini duyurdu. Orta ölçekli bir seviye olan üçüncü derece gerekli olmadıkça uyarıda bulunulan ülkeye seyahat etmekten kaçınılmasını gerektiriyor. Açıklamada, bombalı saldırının, ‘ister seyahat ediyor ister orada ikamet ediyor olsunlar, İsrailliler için tehlikenin boyutunu gösterdiğine’ dikkat çekildi.
NSC, Türkiye’deki İsrail vatandaşlarına halka açık yerlerde dikkatli olmaları, Türk güvenlik güçlerinin talimatlarına uymaları ve tüm önlemlerin alınması tavsiyelerinde bulundu. Daha önce İsrailli turistlerin otellerden ayrılmaması için yapılan uyarıyı ise kaldırıldı.



ABD, Filistin Ulusal Yönetimi’yle ilişkileri geliştiriyor

Donald Trump ve Mahmud Abbas, 8 yıl aradan sonra 13 Ekim 2025'te Mısır'daki Gazze zirvesinde bir araya gelmişti (AP)
Donald Trump ve Mahmud Abbas, 8 yıl aradan sonra 13 Ekim 2025'te Mısır'daki Gazze zirvesinde bir araya gelmişti (AP)
TT

ABD, Filistin Ulusal Yönetimi’yle ilişkileri geliştiriyor

Donald Trump ve Mahmud Abbas, 8 yıl aradan sonra 13 Ekim 2025'te Mısır'daki Gazze zirvesinde bir araya gelmişti (AP)
Donald Trump ve Mahmud Abbas, 8 yıl aradan sonra 13 Ekim 2025'te Mısır'daki Gazze zirvesinde bir araya gelmişti (AP)

ABD, Gazze'deki Barış Kurulu'nu ve İbrahim Anlaşmaları'nı ilerletmek için Filistin Ulusal Yönetimi'yle ilişkilerini güçlendirmek istiyor.

Times of Israel'in (ToI) aktardığına göre Donald Trump yönetimi, son yıllarda Filistin Ulusal Yönetimi'yle gerilen ilişkileri düzelterek bir mutabakat metni imzalamak için birkaç aydır Ramallah'la görüşme yapıyor.

ABD'nin, İsrail'in bloke ettiği yaklaşık 5 milyar dolarlık Filistin vergi gelirinin bir kısmını Gazze'nin yeniden inşası için Barış Kurulu'na aktarmaya çalıştığı belirtiliyor.

Ancak radikal sağcı İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich plana karşı çıkıyor. İsrail'de ekimde yapılması planlanan seçimlerden önce fonların serbest bırakılmasının öngörülmediği aktarılıyor.

Trump'ın arabuluculuğunda oluşturulan 20 maddelik barış planında, kapsamlı reformların ardından bölgenin Filistin Ulusal Yönetimi'ne devredilmesi planlanıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Filistin Ulusal Yönetimi'nden yetkililer, Suudi Arabistan'ın Ramallah'ın reform sürecine destek verdiğini söylüyor. Riyad'ın, Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir yol haritası oluşturulabilmesi için bu reformları gerekli gördüğü ifade ediliyor.

ABD'li bir yetkiliye göre Suudi Arabistan, Filistin devletine giden "geri döndürülemez bir süreç" oluşturulması halinde İsrail'le normalleşmeye sıcak bakıyor. Riyad ve Tel Aviv arasında Washington arabuluculuğunda yürütülen normalleşme görüşmeleri, 7 Ekim 2023'te patlak veren Gazze savaşı nedeniyle askıya alınmıştı.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın liderliğindeki Fetih hareketinde kapsamlı reformlar yapılması karşılığında Trump'ın Filistin Ulusal Yönetimi'ne yönelik yaptırımları kaldırmayı planladığı belirtiliyor.

Trump, ilk döneminde 2018'de Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Washington'daki ofisini kapatmıştı. Ramallah yönetimi ofisin tekrar açılmasını da talep ediyor.

Diğer yandan Tel Aviv, terör suçlarından hüküm giyen Filistinlilere sosyal yardım sistemi aracılığıyla ödeme yaptığı gerekçesiyle Filistin Ulusal Yönetimi'ni eleştiriyor. Ramallah ise sistemi 2025'te değiştirerek sadece maddi açıdan yardıma muhtaç kişilere finansal destek verileceğini bildirmişti.

Ancak Tel Aviv, İsrail'e saldırı düzenlemekten suçlu bulunan hiçbir Filistinlinin ailesinin yardımlardan faydalanmamasını talep ediyor. Kaynaklara göre reform görüşmeleriyle ilgili en büyük engellerden birini bu sosyal yardım sistemi hakkındaki anlaşmazlık oluşturuyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Reuters


Trump’ın “Hizbullah’ı Suriye’ye bırakın” mesajı ne anlama geliyor?

İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle Lübnan'da en az 1 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)
İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle Lübnan'da en az 1 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)
TT

Trump’ın “Hizbullah’ı Suriye’ye bırakın” mesajı ne anlama geliyor?

İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle Lübnan'da en az 1 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)
İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle Lübnan'da en az 1 milyon kişi yerinden edildi (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Hizbullah’la mücadeleyi İsrail yerine Suriye’nin üstlenmesi gerektiğini söylemesinin yankıları sürüyor.

Trump, G7 zirvesinde yaptığı açıklamada, İran’la mutabakat metni üzerinde anlaşmalarının ardından İsrail’in 14 Haziran’da Lübnan’ın başkenti Beyrut’a saldırmasını eleştirdi.

ABD Başkanı, İsrail lideri Binyamin Netanyahu’yla telefonda görüşerek "Hizbullah meselesini Suriye'nin halletmesini" önerdiğini belirtti. Ahmed Şara yönetiminin, Tahran destekli örgüte karşı "daha iyi iş çıkardığını" vurguladı.

CNN’in analizine göre Suriye’nin Hizbullah’la mücadelede ağırlığını artırması durumunda Şam ordusu Lübnan’ın güneyine girebilir ya da Şii örgüte silah akışının kesilmesine yönelik faaliyetler hızlandırılabilir.

Suriye ordusu 1976'da Lübnan iç savaşına müdahil olmuş, daha sonra yaklaşık 30 yıl boyunca ülkede kalmıştı.

Diğer yandan Şara, geçen haftaki açıklamasında Lübnan’a müdahale edilebileceği iddialarının asılsız olduğunu söylemişti.

Hizbullah, Suriye iç savaşında devrik lider Beşar Esad’ı destekleyerek İran'dan gelen silah tedariki koridorunun korunmasında kritik rol oynamıştı. Ancak Şara liderliğindeki isyancıların Aralık 2024’te Esad’ı devirmesiyle bu hatlar kesildi.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Ortadoğu Merkezi’nden Michael Young, Trump’ın teklifini "tamamen saçma" diye niteleyerek, Suriye ordusunun ülkeye girmesinin Lübnan’daki mezhepsel gerilimleri daha da artıracağını belirtti.

Hıristiyan, Dürzi ve Şii kesimlerin böyle bir müdahaleye karşı çıkacağını söylerken, hamlenin Hizbullah’ı daha da güçlendirebileceğine dikkat çekti.

İran yönetimi, ABD’yle anlaşma için İsrail’in Lübnan’daki saldırıları sonlandırmasını şart koşmuştu. Tahran ve Washington mutabakata varıldığını açıklarken, İsrail yönetimi anlaşmaya taraf olmadığını ve Lübnan’ın güneyinden çekilmeyeceğini duyurmuştu.

İran Devrim Muhafızları ise bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Lübnan’a salı günü düzenlediği saldırıları kınayarak, Tel Aviv’in ateşkesi son iki günde en az 84 kez ihlal ettiğini bildirdi. İsrail ordusunun Lübnan’daki harekatı durdurmaması halinde "sert karşılık verileceği" ifade edildi.

Independent Türkçe, CNN, Iran Wire, Arab News


Eski Brezilya lideri Bolsonaro’nun oğluna hapis cezası

Eduardo Bolsonaro hakkındaki suçlamaları reddetti (Reuters)
Eduardo Bolsonaro hakkındaki suçlamaları reddetti (Reuters)
TT

Eski Brezilya lideri Bolsonaro’nun oğluna hapis cezası

Eduardo Bolsonaro hakkındaki suçlamaları reddetti (Reuters)
Eduardo Bolsonaro hakkındaki suçlamaları reddetti (Reuters)

Eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu Eduardo Bolsonaro'ya hapis cezası verildi.

Brezilya Yüksek Mahkemesi'nin salı günü açıkladığı kararda, geçen yıl babası hakkında yürütülen darbe komplosu davasında Donald Trump yönetiminin sürece müdahalesini istediği gerekçesiyle Eduardo'ya 4 yıl 2 ay hapis cezası verildiği bildirildi.

ABD'de yaşayan eski parlamenter Eduardo, Brezilya'ya döndüğünde tutuklanma riskiyle karşı karşıya.

Yüksek Mahkeme'nin Eylül 2025'te verdiği kararla Jair Bolsonaro, 2022 seçimlerini kaybettikten sonra "demokratik düzeni ortadan kaldırmaya yönelik darbe planı kurmak suçundan" 27 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Eduardo ise karar açıklanmadan birkaç ay önce ABD'ye gitmişti.

ABD Başkanı Trump, sağcı Bolsonaro hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti. Beyaz Saray, Yüksek Mahkeme Yargıcı Alexandre de Moraes'i de yaptırım listesine almış daha sonra kararı geri çekmişti.

Eduardo, Trump yönetiminin desteğiyle davanın düşürülmesi için Washington'da lobicilik yapmıştı. Brezilya'ya gümrük vergisi ve yaptırım uygulanmasını sağlamak için ABD'de faaliyet yürüttüğü gerekçesiyle geçen yıl hakkında hukuki süreç başlatılmıştı.

41 yaşındaki Eduardo, sosyal medyadan yaptığı açıklamada kararı "anlamsız ve asılsız" diye niteledi. Ayrıca süreçle ilgili kendisine resmi tebligat yapılmadığını, davadan yalnızca medya yoluyla haberdar olduğunu savundu.

Eduardo, Brezilya'da ekimde düzenlenecek devlet başkanlığı seçimlerinde, ülkenin lideri Luiz Inacio Lula da Silva'ya karşı aday olan kardeşi Flavio Bolsonaro'ya desteğini açıklamıştı. Trump, Flavio ve Eduardo'yu geçen ay Oval Ofis'te ağırlamıştı.

Brezilya'da iktidardaki İşçi Partisi, Trump'ın özellikle uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suç meselelerini bahane ederek Lula'yı köşeye sıkıştırmayı deneyeceğini düşünüyor.

Flavio, Trump'la görüşmesinde kendisinden Brezilya'daki (Başkentin İlk Komandoları/Primer Comando de la Capital -PCC) ve Kızıl Komando (Comando Vermelho/CV) örgütlerini terör örgütü olarak tanımasını istediğini söylemişti. Beyaz Saray da 28 Mayıs'ta bunu yapmıştı.   

Independent Türkçe, BBC, Guardian, Agencia Brasil