Umman Sultanlığı 52. Milli Günü’nü kutluyor

Umman Sultanlığı 52. Milli Günü’nü kutluyor
TT

Umman Sultanlığı 52. Milli Günü’nü kutluyor

Umman Sultanlığı 52. Milli Günü’nü kutluyor

Umman Sultanlığı, 18 Kasım’da her yıl olduğu gibi şanlı Milli Günü’nün 52. yıl dönümünü kutluyor. Umman’ın irade ve kararlılıkla donanmış şerefli evlatları, 11 Ocak 2020 tarihinde iktidara gelmesinden bu yana ülkeyi ileriye taşıma, itibarını yükseltme ve daha iyi yaşam şartları sağlama arayışı içerisinde olduğunu vurgulayan Umman’ın muzaffer yürüyüşünün lideri Sultan Heysem bin Tarık'a olan sıkı bağlılıklarıyla Umman rönesansının kazanımları ve başarılarını korumakta kararlılar.
Sultan Heysem bin Tarık bin Teymur Al Said’in aktif katılımın yanı sıra kalkınma, ilerleme ve gelişme çabalarının artmasına katkıda bulunan ne varsa sağlanması çağrısı, Umman rönesansının ve ‘büyük ulusal hedefe’ ulaşmadaki mutlu döneminin ilkelerinden biridir. Yapılan ve elde edilmeye çalışılan her şeyde en büyük hedef Umman’dır. Mevzuatta, yasalarda, mekanizmalarda ve çeşitli alanlarda çalışma programlarında modernleşme açısından sahada ortaya çıkan da budur.

Umman ve Ummanlılara daha iyi bir gelecek formüle etmek, bir mihenk taşı yapmak ve yeniliklere sağlam bir temel oluşturmak üzere devam eden çabalar çerçevesinde 2021 tarihli ve 6 sayılı Kraliyet Kararnamesi çerçevesinde Devlet Temel Yasası çıkarıldı. Devlet Temel Yasası, ‘devlet kurumlarını desteklemek, milleti, ülkenin toprağını, birliğini, sosyal dokusunu ve medeniyet unsurlarını korumak, hak, görev ve kamu özgürlüklerini geliştirmek’ başlıkları altında 98 madde içeriyor.
Yasa ile hukukun üstünlüğü ilkesine ve yargının bağımsızlığına vurgu yapılırken, siyaset ve ekonomi gibi birçok açıdan olumlu etkisi olacak iktidarın aktarımı için istikrarlı bir mekanizma kuruyor ve devlette yönetimin temeli olarak yargının bağımsızlığı, temel eğitim dönemi sonuna kadar zorunlu eğitim alınması, düşüncede bilimsel yöntemin kökleşmesi, yeteneklerin geliştirilmesi ve Umman 2040 Vizyonu’na uygun olarak yenilikçiliğin teşvik edilmesini öngörüyor.

Devlet Temel Yasası'nın 5’ten 11’e kadar olan maddeleri, Umman Sultanlığı'ndaki yönetim yetkisinin daha açık ve daha yumuşak bir şekilde devredilmesine yönelik mekanizmayı düzenliyor. Madde 5’e göre yönetim sistemi sultanlıktır ve Sultan Turki bin Said bin Sultan'ın soyundan gelen erkekler şu hükümlere göre yönetime gelebilirler; hükümdarlık sultandan en büyük oğluna, daha sonra bu oğlun en büyük oğluna geçer. Eğer en büyük oğul yönetimi devralmadan önce ölürse, yönetim ondan sonraki en büyük oğula geçer. Eğer hükümdarlık yetkisi olan, ancak yönetime geçmeden ölenin çocuğu yoksa vesayet onun en büyük kardeşine geçer. Eğer kardeşi de yoksa, en büyük kardeşinin en büyük oğluna geçer. Eğer kardeşlerinin en büyüğünün oğlu yoksa, kardeşlerin yaş sırasına göre diğer kardeşlerinin oğullarının en büyüğüne, hükümdarlık yetkisine sahip olanın erkek kardeşlerine veya yeğenlerine yahut bu maddenin ikinci bendinde belirtilen sıraya göre amcalara veya amca çocuklarına geçer. İktidarın, ancak aklı başında bir Müslümana ve Ummanlı Müslüman bir anne ve babanın meşru oğluna verilmesi şart koşulmuştur.
Devlet Temel Yasası 6'ncı maddesi, devletin vesayetinin yirmi bir yaşından küçüklere devredilmesi halinde vesayet meclisinin kurulmasını öngörüyor. Bu meclis sultanın yetkilerini kullanır ve sultan bu meclisi üstün bir irade ile tayin etmiştir. Eğer sultan vefatından önce bir vesayet meclisi atamamışsa Umman Kraliyet Aile Konseyi, sultanın bir kardeşi ve iki kuzeninden oluşan bir vesayet meclisi oluşturur. 
Madde 7, Devlet Temel Yasası’nın 5. maddesinin metnine uygun olarak bir kraliyet emriyle bir veliaht prensin atanmasına izin verir. Kraliyet kararnamesiyle yetkileri ve kendisine verilen görevler tanımlanır. Veliaht, yetkilerini veya kendisine verilen görevleri kullanmadan önce sultanın huzurunda yasanın 10. maddesinde belirtilen yemini eder.

Umman Sultanlığı, Umman gelenek ve göreneklerinden yola çıkarak sağlam temeller üzerine inşa edilen istişare etme ve demokratik çalışma konusunda kendi deneyimini edindi. Devlet Konseyi ve Şura Meclisi olmak üzere iki meclisli Umman Konseyi’ni oluşturmak için birkaç aşamadan geçti. Şura yaklaşımını ülke çıkarlarına uygun ve vatandaşların beklentilerine cevap verecek şekilde güçlendirmek amacıyla bir özellik haline gelene kadar her aşamasında farklı yasa ve yönetmeliklerin yapı taşlarının koyulduğuna tanık oldu. Bu konuda Sultan Heysem bin Tarık, Devlet Konseyi ve Şura Meclisi’nin çalışmalarını düzenleyen 78 maddelik Umman Konseyi Yasası hakkında 2021 tarihli ve 7 sayılı Kraliyet Kararnamesi’ni yayınladı.

Pandemi ile mücadele
Öte yandan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, başta sosyal ve ekonomik açıdan olmak üzere dünyanın tüm ülkelerinde farklı sonuç ve yansımalara neden oldu. Umman Sultanlığı, Kovid-19’un yayılmasından kaynaklanan gelişmelerle başa çıkacak bir mekanizma oluşturmaktan sorumlu Yüksek Komisyon aracılığıyla bu iki alanı (sosyal ve ekonomi) dikkate alan ılımlı kararlar almaya çalıştı. İhtiyati tedbirler, bu güzel topraklarda yaşayanların güvenliğini büyük ölçüde sağlamıştır. Ulusal bir bilinçlendirme kampanyası çerçevesinde iş birliği yapılması, toplumun müdahalesi ve uluslararası onaylı antivirüs aşılarının sağlanması, Umman Sultanlığı düzeyinde pandemi ile mücadeleye olumlu yansıdı.
Bu kararlar ve tedbirler, Umman Sultanlığı'ndaki Kovid-19 salgını durumuna ilişkin göstergelerde iyileşmeye yol açmıştır. Toplumun yüzde 83’ünü kapsayan ulusal bir aşı kampanyasıyla ölüm ve vaka oranlarında önemli bir düşüş kaydedildi. İyileşme oranı ise yüzde 98,5 olarak kaydedildi.
Hükümet, Kovid-19 pandemisinden kaynaklanan ekonomik etkileri ele almak için bir komite aracılığıyla pandeminin yarattığı ekonomik etkiler için de önlemler aldı. Tüm kurum, kuruluş ve şirketlere kesilen para cezalarına muafiyet verilirken, küçük ve orta ölçekli işletmeler ile girişimcilik kartı sahiplerine özel muafiyetler sağlandı. Pandeminin kurum ve şirketler üzerindeki etkilerinin ve yansımalarının her düzeyde azaltılmasına yönelik kararlar alındı. Ayrıca bankalardan ve finans kurumlarından bireysel ve kurumsal borç alanlar için bir prosedür ve teşvik paketi uygulamaya koyuldu.

26 Ekim'i gençlik günü
Umman Sultanlığı'nın her yıl 26 Ekim'i gençlik günü olarak kutlaması, Sultan Heysem bin Tarık’ın liderliğindeki yönetim gençlere olan ilgisini, hevesini ve gençlerin kalkınmadaki rolüne olan inancını yansıtıyor.
Sultan Heysem bin Tarık bir kabine toplantısına başkanlık ettiği sırada, gençlerle çeşitli sektörlerdeki gelişim sürecinin ihtiyaçlarını karşılamak konusunda gösterilen tüm çabaları netleştirmenin, istek ve ihtiyaçlarını dinlemek için onlarla iletişim kanalları bulmanın öneminden bahsetti. Heysem bin Tarık valileri, ilgili makamların da katılımıyla, gençlerle periyodik olarak toplantılar düzenlemeye, onları ilgilendiren konuları tartışmaya ve bu sevgili ülkenin inşa ve kalkınma sürecine katkıda bulunma ve rol almalarına yardımcı olmak için onların görüşlerini dinlemeye çağırdı.

Kadınlara verilen önem
Umman kadını da Umman Sultanlığı'nın rönesansında önemli bir sacayağını temsil ediyor. Sultan Heysem bin Tarık, kadınların yasalarla güvence altına alınan haklarından yararlanma ve ‘ulusal sabitlerden’ biri olan ülkesinin ve toplumun hizmetinde çeşitli alanlarda erkeklerle yan yana çalışmaları konusundaki arzusunu teyit etti.
Umman Sultanı’nın eşi Sayyida Ahad Bint Abdullah bin Hamad Al Busaidi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle yaptığı konuşmada, Umman'da ve dünyanın diğer ülkelerinde kadınların ailelerini ve toplumlarını inşa etmek, geliştirmek ve desteklemek, insani ve küresel sorunlara etkili katkılarda bulunmak için gösterdikleri büyük çabalara değindi. Sayyida Ahad Bint Abdullah bin Hamad Al Busaidi, Umman Kadınlar Günü vesilesiyle yaptığı bir konuşmada ise ‘iyilik, hoşgörü, sevgi ve gönüllülük değerlerine sahip çıkan, konumu ve çeşitli alanlardaki sosyal, milli ve insani duruşuyla bu aziz ülkenin inşasına katkıda bulunan her kadına teşekkür ve takdirlerini’ iletti.

Yaşanan felaketlerde halkın yanında ve destek
Allah, bu güzel vatanı ve onun sadık evlatlarını, aralarındaki kardeşlik, sinerji ve uyum gibi çeşitli nimetlerle sevmiştir. Bu birlik ve beraberlik duygusu, geçen yıl Ekim ayında Umman’ı vuran Şahin Kasırgası felaketinde Ulusal Acil Durum Yönetimi Komitesi aracılığıyla Sultan Heysem bin Tarık’ın hükümetinin gösterdiği çabaları destekleyen ulusal birlik ile açıkça ortaya çıkmıştır. Umman Sultan’ı felaketin yaralarının sarılması için derhal harekete geçmiş ve kasırganın etkilerinden doğrudan etkilenen bölgelerdeki vatandaşların evlerinde ve mülklerinde oluşan zararın değerlendirilmesi ve bu zararın mümkün olan en kısa sürede giderilmesi amacıyla gerekli her türlü destek ve yardımın sağlanması için bir bakanlar komitesi oluşturulması talimatı vermiştir. 
Umman Sultanı, Şahin Kasırgası’nın vurduğu bölgelerde günlük hayatın normale dönmesinin ve felaketten etkilenenlere temel gereksinimlerinin sağlanmasını birinci öncelik ilan ederek mümkün olan en kısa sürede ihtiyaçların giderilmesini sağladı.
Umman Sultanı’nın bu hızlı müdahalesi, felaketten etkilenen bölgelerde en temel hizmetlerin yüzde 100 oranında normale döndürülmesi için Ulusal Acil Durum Yönetimi Komitesi ile iş birliği içindeki bakanlar komitesi tarafından yürütülen yorulmak bilmeyen ve sürekli çalışmalarla sahaya yansıtıldı. Hasar tespiti yapılarak hasar gören yolların ıslahı ve oturulamaz hale gelen konutların yerine 328 konutun yeniden inşası ve muhtemel doğal afetler karşısında acil durumlar için ulusal bir fon kurulması sağlandı.

Bilime, bilimsel araştırmalara destek ve yeni üniversiteler
Uluslar, rönesanslarını, bilim olmaksızın gerçekleştiremezler. Bu, Ummanlıların, 52 yıl önce gerçekleşen kutlu rönesanslarından beri inandığı bir ilkedir.  Umman rönesansının öncüsü Sultan Heysem bin Tarık, çeşitli düzeyleriyle eğitim alanına bir ilginin olduğunu belirterek, bilimsel araştırma ve yeniliği teşvik etmek için ‘ulusal öncelikler piramidinin başına yerleştirdi. Bu çerçevede yüksek öğrenim, bilimsel araştırma ve yenilikle ilgilenen bir bakanlığın kurulması, Umman Sultanlığı valiliklerinde şubeleri bulunan Teknoloji ve Uygulamalı Bilimler Üniversitesi'nin kurulması, Musandam ilinde bazı uzmanlıkları içeren bir üniversitenin kurulması bu sayede gerçekleştirildi. Bu, Sultan Heysem bin Tarık’ın söz konusu ilin gelişimi ve kapsamlı sürdürülebilir bir kalkınma sağlanması konusunda verdiği önem çerçevesinde gerçekleştirildi. Aynı şekilde el-Vusta ilindeki özel bir ekonomik bölge olan Duqm’da, Umman Sultanlığı'nda yürürlükte olan özel üniversiteleri ve yüksekokulları düzenleyen yasalara, yönetmeliklere ve kararlara tabi Duqm Yüksekokulu kuruldu. Bu adımlar, Umman 2040 Vizyonu ile uyumlu olan Ulusal Bilimsel Araştırma ve Geliştirme 2040 Stratejisi hedefleri doğrultusunda gerçekleşti.

Kraliyet Divanı, öncelikli olan ve yaklaşık 8,850 milyon Umman Riyaline (OMR) mal olması beklenen 6 eğitim kurumunun inşası için gerekli fon ayırarak, 2 bin 430’a yakın eğitim binaları, 11 özel ve devlet üniversitesi ayrıca sekiz yüksekokul yapılmasına olanak sağladı. Tüm bu çalışmalar, Sultan Heysem bin Tarık'ın ülke çapında eğitimin ihtiyaçlarını cömertçe karşılamaya ve Umman'ın bugününü ve geleceğini inşa etmenin temeli olan eğitim alanını destekleyici ve teşvik edici bir ortam sağlamaya ve güçlendirmeye yönelik çabaları çerçevesinde ortaya çıktı.

Çevreye verilen önem
Umman Sultanlığı, yeni rönesans döneminde, çevrenin yerel ve küresel düzeyde korunmasına büyük ve özel önem vermeye devam ediyor. Sultan Heysem bin Tarık, geçtiğimiz Zufar ilinde Khor Kharfout (Hur Harafut) bölgesini Alanı'nı bir kararname ile Arkeolojik Koruma alanı olarak ilan etti.

Umman Sultanlığı’nın çevre ile ilgili uluslararası birçok sözleşmeyi ve yerel düzeyde düzenleyici mevzuatı onaylayarak bu önemli alana ayırdığı bu bütçe, çevreye verilen önemi ortaya koymaktadır.

Pandeminin ekonomi üzerindeki etkisine karşı önlemler
Petrol fiyatlarındaki düşüş ve dalgalanma ile Kovid- 19 salgınına karşı alınan önlemler dünyanın çoğu ülkesinin ekonomisini etkiledi. Umman Sultanlığı da orta vadeli mali denge planı (2020-2023) aracılığıyla bunlarla yüzleşmek için önlem ve tedbirler aldı. Umman Sultanı, kamu borcunu azaltmak ve finansal sürdürülebilirliği sağlamak için programın ikinci yılındaki uygulamasını takip etmek amacıyla Ulusal Mali Denge Programı ana komitesinin toplantısına başkanlık etti. Çeşitli zorluklara tanık olan bu aşamada sosyal koruma sisteminin takibi ve geliştirilmesi bağlamında ilgili makamlar tarafından sunulan girişimler, vatandaşların iyi ve nezih bir yaşam standardını sürdürmelerini sağlamayı ve olumsuz etkilerini hafifletmeyi hedefliyor. Bu koşullar çerçevesinde Umman 2040 Vizyonu için geçen yıl ortaya konulan onuncu beş yıllık plan (2021-2025) titizlikle takip ediliyor. Söz konusu plan, 14 ulusal öncelik, 88 stratejik hedef ve performansı ölçmek için 68 göstergeden oluşan dört ana eksene dayanmaktadır.
Onuncu Beş Yıllık Plan, ‘ekonomik aktiviteyi canlandırmak ve makroekonomik ortamı geliştirmek’, kamu mali yönetiminin etkinliğini artırmak ve özellikle cari harcamalar olmak üzere kamu harcamalarını kontrol etmek ve rasyonelleştirmek için önlemler arasında bir denge sağlamak, sürdürülebilir büyüme oranlarına ulaşan disiplinli genişletici maliye politikalarının benimsenmesi ve özel yatırımları teşvik etmek için gerekli altyapının geliştirilmesi, plan yıllarında varil başına ortalama 48 ABD doları petrol fiyatları tahminleri üzerine inşa edilirken, büyük stratejik ve kamu-özel sektör ortaklığı projelerinin uygulanmasının hızlandırılması ve daha fazla doğrudan yabancı yatırımın çekilmesi dahil olmak üzere bir dizi hedefe ulaşma amacını sürdürmektedir. Bunun yanı sıra Umman 2040 Vizyonu’nun hedeflerine ulaşmada valiliklerin katılımının güçlendirilmesi de planın hedefleri arasındadır.
Sultanlık direktiflerinin uygulanmasıyla gelen Valilikler Kalkınma Programı projesi, planın hedeflerine ve Umman 2040 Vizyonu’nun hedeflerine ulaşılmasına da katkıda bulunacak 28 stratejik program aracılığıyla valiliklerin ekonomik yönünü geliştirmek için onuncu beş yıllık plan döneminde (2021-2025) her valiliğe yılda iki milyon OMR olmak üzere 10 milyon ödenek tahsis edilmektedir.

Ekonomik destek önlemleri ve kredi notunda iyileşme
Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararlarda ekonomik canlandırma planı beş ana eksene dayanıyor. Bunlar, vergi ve harçlarla ilgili teşvikler, iş ve yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik teşvikler, küçük ve orta ölçekli işletmeleri desteklemeye yönelik teşvikler, işgücü piyasası ve istihdama yönelik teşvikler ve bankacılık teşvikleridir. Ekonomik toparlanma çabalarını desteklemeyi, ekonomik faaliyetlerin performansını artırmayı ve yabancı yatırımları çekmeyi amaçlayan bir dizi teşvik önlemi ve girişimi sağlayarak, Kovid-19 ve dünyada yaşanan ekonomik krizin ülke ekonomisi üzerindeki etkilerinin azaltılmasına yönelik çabaları desteklemeyi amaçlamaktadır.

Umman Sultanlığı tarafından alınan önlemler,  birçok uluslararası derecelendirme kuruluşunun kredi notunu değiştirmesini sağladı. Alınan önlemler sayesinde 2020 yılında yüzde 80 olan kamu borcunun GSYİH'ya oranının, 2024 yılında yüzde 60'a düşmesi bekleniyor.

Dış politika: Ülkelerin iç işlerine karışmama
Yeni rönesans döneminde bölgesel ve uluslararası düzeydeki siyasi değişimler, Umman Sultanlığı'nın dış politikasının, ülkelerin iç işlerine karışmama arayışı ve ülkenin korunmasına etkin ve gerçek katkı, uluslararası barış ve güvenlik ve diyalog ve anlayış yoluyla kamu çıkarının üstün gelmesi çağrısı yoluyla istikrarlı olduğunu kanıtladı. New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 76’ıncı toplantısında Umman Sultanlığı’nın Heysem bin Tarık’ın bilge liderliği ile iyi komşuluk politikası, başkalarının iç işlerine karışmama ve uluslararası kanun ve normlara saygı, ülkeler arasındaki iş birliğini desteklemek ve aralarında diyalog fırsatlarını geliştirmekle temsil edilen dış politikasının temel ilke ve ilkelerine bağlı kalmaya devam ettiği vurgulandı. Anlaşmazlıkları uzlaşma ve hoşgörü ruhuyla çözmenin, çatışma yoluyla elde edilebilecekten daha iyi ve kalıcı sonuçlara yol açan medeni bir davranış olduğuna olan inanç dile getirildi.
Umman Sultanlığı'nın barış meselelerine hizmet etme konusundaki dur durak bilmeyen çabası, kardeş Suudi Arabistan Krallığı'nda düzenlenen, kardeş Kuveyt Devleti'nin önderlik ettiği uzlaşma çabalarının başarısı ve Filistin meselesinin adil bir şekilde ele alınması ve Filistin halkının taleplerinin uluslararası forumlarda sürekli olarak teyit edildiği, Suudi Arabistan Krallığı, BM ve ABD'nin Yemen elçileri ve ilgili Yemenli taraflarla ülkedeki krize kapsamlı bir siyasi çözüm bulunmasına yönelik çabaları, İran nükleer dosyasına değinilen ayrıca her türlü terörizmi kınanmaya devam edildiği el-Ula Zirvesi'nden kaynaklanan olumlu gelişmelere verdiği destek gibi birçok konuda da kendini gösterdi.

Umman Sultanı’nın ilk resmi yurtdışı seyahati Suudi Arabistan’a
Umman Sultanlığı, Heysem bin Tarık'ın önderliğinde dengeli ve yapıcı bir yaklaşımla, sağlam Umman değer ve ilkeleriyle desteklenen çeşitli siyasi duruşlarında dürüstlük ve tarafsızlığa bağlı kalmayı kendine görev edindi. Sultan Heysem bin Tarık'ın, ilk dış ziyareti olarak Suudi Arabistan Krallığı'nı ziyareti ve Kral Selman bin Abdulaziz Al Suud ile görüşmesi, iki kardeş ülke ve halkı birbirine bağlayan güç üzerinde etkileri oldu. Özellikle de Umman Sultanı’nın ilk resmi yurtdışı seyahatini Suudi Arabistan’a gerçekleştirmesi büyük önem taşımakta. Bu ziyaret, Suudi-Umman Koordinasyon Konseyi'nin kurulmasıyla sonuçlandı. İki kardeş ülke arasında başta ekonomik olmak üzere çeşitli alanlarda işbirliği için daha geniş ufuklar açtı.
Umman Sultanı Heysem bin Tarık, silahlı kuvvetleri ve diğer güvenlik ve askeri hizmetlerine büyük bir önem vermesi, ‘bu aziz vatanı korumak, kutsal mekanları ve kazanımlarını savunmak’ konusundaki somut ve görünür rolünü tüm yönleriyle içeriyordu.
Sultan Heysem bin Tarık’ın 11. Piyade Tugayı, Thumrait Hava Üssü, Umman Kraliyet Donanması ve Sultan’ın Özel Kuvvetleri komutanlıklarına ve çeşitli askeri ve teknik alanlarda niteliksel bir sıçramaya tanık olan bölgeye yaptığı ziyaretler, bu önemli sektöre gösterilen yüksek özen ve endişeyi yansıtmaktadır. ‘Böylece bu sektörler, aziz vatanın topraklarının bir ucundan diğerine savunmasında müstahkem kaleler ve güçlü kalkanlar olarak kalacaklardır.’

Ulusların milli bayramları, geçmiş ve gelecek için bir sembol, gurur, onur ve ümit ve umut durağıdır.  Modern Umman'ın kurucusu ve kutlu rönesansın öncüsü merhum Sultan Kabus bin Said bin Teymur, 50 yılı aşkın bir süredir bu güzel topraklar ve sadık çocukları için yaptığı iyi işler için ona sadakat ve şükranla dua eden her Ummanlının kalbinde yaşamaya devam ediyor. Başarıları ve tesis ettiği samimi inanç çeşitli alanlarda kendini göstermekte. "Geçmiş deneyimlerimizden, çalışmak, iş birliği yapmak, çabalamak ve görevin yerine getirilmesine olan bağlılığımızla birleştirmek için yeni ve kesin bir kararlılığa sahip olmalıyız. Böylece zorlukların üstesinden gelebilir ve Umman'ın ve onurlu halkının iyiliği için ulusal görevlerimizi yerine getirebiliriz.”



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.