Libya: Dibeybe ile Mişri arasındaki ihtilaf neden derinleşiyor?

Libya’daki siyaset çevreleri Rabat Uzlaşısının Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Dibeybe’yi rahatsız ettiğini düşünüyorlar

Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başkanı Abdulhamid ed-Dibeybe ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri’nin eski toplantısından bir kare (DYK)
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başkanı Abdulhamid ed-Dibeybe ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri’nin eski toplantısından bir kare (DYK)
TT

Libya: Dibeybe ile Mişri arasındaki ihtilaf neden derinleşiyor?

Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başkanı Abdulhamid ed-Dibeybe ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri’nin eski toplantısından bir kare (DYK)
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başkanı Abdulhamid ed-Dibeybe ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri’nin eski toplantısından bir kare (DYK)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) bağlı milislerin Libya Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) Trablus’taki toplantısını engellemesinin ardından UBH Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe ile DYK Başkanı Halid el-Mişri arasındaki ilişki karanlık bir tünele girdi.
Ülkedeki siyaset çevreleri, Dibeybe’nin ‘anayasal süreç konusunda önce Temsilciler Meclisi ile anlaşılmasını isteyen DYK içindeki bir blokla koordinasyon sağlamayarak kendi bacağına kurşun sıktığını’ söylediler. Ancak konunun çıkar çatışması ve iktidarda kalmayla ilgili olduğuna dikkat çektiler.
Öte yandan DYK üyesi Muhammed Muazzib “DYK’nin yürütme erkinin birleştirilmesi ile ilgili dosyayı tartışması Dibeybe’yi rahatsız etti ve atılabilecek adımların ciddiyetinin farkına varmasını sağladı. Bu nedenle hiç vakit kaybetmeden ‘Rabat Uzlaşısı’ ile ilgili basın açıklamalarındaki olumsuz tutumu sert muamelelere dönüştürdü” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Muazzib, DYK’nin etrafının sarılmasını ‘akılsızca bir adım ve ölümcül bir hata’ olarak nitelendirdi. Bunun ‘Dibeybe’ye yerel ve Batılı müttefiklerinin desteğini kaybettirerek, söylediği gibi seçimleri yapmak için çaba harcamadığına, bilakis bunu engellemeye çalıştığına veya en azından seçimlerin yapılması halinde sonuçlarını garanti etmeyeceğine ilişkin kanaatlerini güçlendirdiğini’ söyledi.
Mişri ve Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih, geçen ekim ayının sonunda Fas'ın başkenti Rabat'ta, yönetici pozisyonlardaki isimleri değiştirme, seçimleri yapmak için gerekli olan adımları atmak üzere diyaloğu yeniden başlatma ve mümkün olan en kısa sürede tek bir hükümet kurma konusunda anlaştıklarını duyurmuşlardı.
Muazzib daha da ileri giderek Dibeybe’nin ‘yönetici pozisyonlardaki isimlerin değiştirilmesi ve hükümet ile ilgili yürütme sürecine değinmeden önce anayasal süreç konusunda önce Temsilciler Meclisi ile anlaşılmasını isteyen DYK içindeki bir blokla koordinasyon sağlamayarak kendi bacağına kurşun sıktığını’ söyledi.
Muazzib açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Böyle bir koordinasyon, Dibeybe’nin istediği gibi daha uzun süre iktidarda kalmasını sağlayabilirdi. Çünkü, özellikle parlamentonun kendisine DYK tarafından gönderilen anayasal zemin taslağını reddedeceğine ilişkin beklentileri göz önüne alırsak, anayasal yol aylar sürebilecek kapsamlı tartışmaları gerektiriyor. Zira söz konusu taslak askeri personeli ve çift uyrukluları cumhurbaşkanlığına aday olmaktan meneden maddeler içeriyor. Parlamentonun cumhurbaşkanlığına aday olmaya çalışan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Halife Hafter ile yakın ittifakı göz önüne alınınca bu maddeleri kabul etmesi mümkün değil.”
Muazzib Türkiye'nin her iki siyasiyle (Dibeybe ve Mişri) güçlü bir ilişkisinin olduğunu söylemesine rağmen, bazılarının sandığı gibi Ankara'nın Libya arenasındaki en önde gelen müttefikleri arasındaki bu anlaşmazlığı kontrol altına almadaki başarı şansının düşük olduğunu söyledi. Ayrıca ‘DYK’nin değişim sürecine olan bağlılığı ve seçimlere doğru ilerlemesinin, kaçınılmaz olarak Dibeybe’nin görevden alınmasına yol açacağını’ söyledi.
Muazzib gibi düşünen Libya Ulusal Birlik Partisi’nin Kurucu Heyet Başkanı Esad Zihyu, anlaşmazlığın ‘Dibeybe ve Mişri’nin şahsi çıkarlarıyla bağlantılı olması ve Ankara’nın savaş durumunda her iki isimle de başa çıkabilme gücünün olmasının yanı sıra varılacak herhangi bir çözümün ikisinden birinin saf dışı bırakılması anlamına geleceğinden’ anlaşmazlığın kontrol altına alınmasının güç olduğunu belirtti.
Salih’in DYK’deki olayı kınadığına ve DYK’yi desteklediğine ilişkin açıklama yaparak gösterdiği üzere, Mişri ve Salih arasındaki yeni ittifaka gelince, Zihyu ‘hala aralarında anlaşmazlık noktaları olmakla birlikte, aralarındaki bu ittifakın ortak siyasi düşmanları olan Dibeybe ile hesaplaşmaya dayandığını’ söyledi.
Zihyu “Dibeybe’nin davranışı, Salih’in Temsilciler Meclisi’nin UBH’ye verdiği güvenoyunu geri çekmekte haklı olduğunu, UBH’nin silahlı birlikler tarafından korunduğunu ve seçimlerin yapılmasını engellediğini kanıtlaması için altın değerinde bir fırsattı” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Libya Teknokratlar Birliği Partisi Başkanı Eşref Belha yaptığı açıklamada, “Yerel arabuluculukların yanı sıra dış baskılar ve uyarılar, Libya arenasında tekrarlanan bu tür çekişmeleri kontrol altına almayı başarabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda Belha “Yaygın silahların yarattığı kaosun devam etmesi, tüm Libyalı tarafların siyasi arenada kalma ve burayı etkileme eğilimleri ve bu tarafların çatışmalarında yurtdışından güç almaları ışığında, bu çekişmelerin tamamen ortadan kalkması pek olası değil” ifadelerini kullandı.
Libya Temsilciler Meclisi Üyesi Cibril Uhide ise, bazılarının İngiltere, ABD ve Türkiye gibi ülkelerin DYK’nın kuşatılmasının ardından tutumlarını değiştirebileceğine ve Dibeybe hükümetinin iktidarda kalması için verdikleri desteği çekebileceklerine ilişkin beklentilerinin pek gerçekçi olmadığını söyledi.
Uhide Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda “Evet, olayı kınayan açıklamalar yaptılar. Ancak bu ülkeler kendilerine yakın bir isim olduğu için büyük dostları Merkez Bankası Başkanı’nı değiştirmek, hatta ona dokunmak istemiyorlar. Dolayısıyla Rabat Uzlaşmaları’nı fiilen reddediyorlar” dedi.
Uhide “Bu ülkelerin temsilcilerinin geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin Libya'yla ilgili yaptığı oturumda söyledikleri ifadeler birbirine benzerdi. Örneğin Libya taraflarının sadece seçimlerin yapılmasına dikkat etmeleri gerektiğini vurguladılar. Ancak yeni bir hükümet kurmak gibi herhangi bir yoldan, seçimlerin mevcut kaos ışığında nasıl yapılacağına dair herhangi bir açıklamadan veya tüm Libya topraklarını hakimiyeti altına alan tek bir hükümet kurulmasından bahsetmediler. Dolayısıyla buradan durumun değişmeyeceğini anlıyoruz” şeklinde sözlerini sonlandırdı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.