Tunus’ta iki eski bakan ‘devlet güvenliğine karşı komplo kurmakla’ suçlandı

IMF’in koşullarını protesto etmek için çarşamba günü bir protesto düzenlenmesi bekleniyor

Tunus’un başkentindeki Asliye Mahkemesi (Şarku’l Avsat)
Tunus’un başkentindeki Asliye Mahkemesi (Şarku’l Avsat)
TT

Tunus’ta iki eski bakan ‘devlet güvenliğine karşı komplo kurmakla’ suçlandı

Tunus’un başkentindeki Asliye Mahkemesi (Şarku’l Avsat)
Tunus’un başkentindeki Asliye Mahkemesi (Şarku’l Avsat)

Tunus Asliye Mahkemesi’nde ‘devletin dış güvenliğine karşı komplo’ davasına bakan Birinci Soruşturma Hakimi, Cumhurbaşkanı Kays Said’in onayladığı siyasi ve seçim yolunu şiddetle eleştiren eski Planlama, Kalkınma ve Uluslararası İşbirliği Bakanı ayrıca Tunus Ufukları Partisi'nin (Afak) Başkanı Fazıl Abdulkafi ve Necla Budin hükümetinin başvurduğu çözümleri eleştiren eski Maliye Bakanı Hakim Bin Hammuda’nın yanı sıra Tunus Merkez Bankası’na bağlı bir güvenlik görevlisi hakkında söz konusu kişilerin tutuklu yargılanmalarına devam edilmesi kararı verdi. Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, eğer soruşturma süresince serbest bırakılmaları durumunda, davanın başlangıcında sayıları 25 olan ve aralarında medya çalışanları, güvenlik görevlileri ve önceki hükümetlerdeki yetkililerin de yer aldığı diğer sanıklar gibi ismi geçen kişilerin seyahat etmelerinin yasaklanacağını ifade etti.
Tunus yargı kaynaklarına göre, sanıkların duruşmalarının bu hafta başlaması bekleniyor. Sanıkların hepsi, ‘insanlara ve mülklere saldırı kastıyla, devletin güvenliğine karşı komplo ve yabancı bir ülke ajanlarıyla temas kurmakla’ suçlandı. Söz konusu olayların detayları, duruşma sırasında mahkeme salonunda okunacak.
Kays Said’in bu yılın başında görevden aldığı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi Direktörü Nadia Okasha bu suçlamaları reddetmiş ve adının bu dosyaya bilerek karıştırıldığını ve yakında ‘Tunus’taki siyasi durum hakkında birçok gerçeği’ açıklayacağını belirtti.
Öte yandan, Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT) Genel Sekreteri Nureddin Tabbubi, sendikacıların Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) çok sayıda tüketim ürünü için devlet desteğini kademeli olarak kaldırma sözü vermesinin ardından, Necla Budin hükümetine baskı uygulamak ve önümüzdeki yıla yönelik Maliye Yasası içeriği aracılığıyla uygulayacağı ekonomik reformlara göz atmak amacıyla, Çarşamba günü başkentte düzenlenecek sendika toplantısına yoğun katılım gösterilmesi’ çağrısında bulunduğunu açıkladı.
Tabbubi, sendikanın maaş artışı talep etme mücadelesinin yanı sıra hem kamu hem de özel sektörde kazanımlar elde edebildiğini söyledi. UGTT Genel Sekreteri ayrıca sendika hakkında “Bir sonraki büyük savaşı, özellikleri henüz net olmayan ve hükümetin birçok ayrıntısını gizli tutmakta ısrar ettiği 2023 Maliye Yasası’na yönelik olacak” ifadelerini kullandı.
Tabbubi “Hükümete karşı yaklaşmakta olan sendika savaşının sloganı, maaşlarla ilgili kullanılan vergi tarifesinin gözden geçirilmesi ile ilgili olacak. Zira işçiler bundan sonra, bir taraftan maaş artışlarını kendilerine teklif edilirken diğer taraftan tahsilat ve vergi oranlarındaki artışlarla ellerinden alınmasını kabul etmeyecekler” ifadelerini kullandı.
Sendika liderleri, maaş artış oranının enflasyona uygun olmasını talep ederken, son veriler bu oranın yüzde 9’u aştığını gösterdi. Tunus Sosyal Güvenlik Fonu emeklilerinin maaşlarına yapılan son zam ise maaşların yüzde 7,5’ini aşmadı.
Diğer yandan IMF, bütçeyi finanse etmek üzere kredi alınması için müzakerelerde İşçi Sendikası başta olmak üzere sosyal tarafların da katılımını şart koştu. Ancak sendika, IMF’nin 4 yılda 1,9 milyar dolar olarak tahmin edilen krediyi alabilmesi için belirlediği ‘koşullar paketini’ kabul etmiyor ayrıca yoksul ailelere fayda sağlayan bir grup tüketici ürünü için devlet desteğini sürdürülmesi konusunda ısrar ediyor.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.