İran: Rejim güçleri milli takımın yenilgisini kutlayanlara ateş açtı

İran’da halkın yüzde 84’ü, protestoları mevcut durumdan çıkış yolu olarak görüyor

Sosyal medyada yayınlanan, başörtüsü takmayan sanatçılar da dahil olmak üzere İranlı aktörlerin yer aldığı bir videodan bir kesit
Sosyal medyada yayınlanan, başörtüsü takmayan sanatçılar da dahil olmak üzere İranlı aktörlerin yer aldığı bir videodan bir kesit
TT

İran: Rejim güçleri milli takımın yenilgisini kutlayanlara ateş açtı

Sosyal medyada yayınlanan, başörtüsü takmayan sanatçılar da dahil olmak üzere İranlı aktörlerin yer aldığı bir videodan bir kesit
Sosyal medyada yayınlanan, başörtüsü takmayan sanatçılar da dahil olmak üzere İranlı aktörlerin yer aldığı bir videodan bir kesit

Bir insan hakları örgütü, 30 Kasım erken saatlerde İranlıların, baş düşman ABD’nin karşısında İran milli futbol takımının yenilgisini kutlamak için sokaklara inmesi sonrasında İran’da yeniden başlayan protestolarda en az bir kişinin öldüğünü açıkladı. Ayrıca Devrim Muhafızları’na bağlı bir ajanstan bilgisayar korsanları tarafından elde edilen belgeler, İranlıların yüzde 84’ünün ‘protestoların mevcut durumdan çıkış yolu olduğuna’ inandığını ortaya koydu.
İranlılar, milli takımlarının Dünya Kupası futbol turnuvasından elenmesini kutlamak için protesto düzenlemek amacıyla birçok şehirde sokaklara akın etti.

İnsan hakları örgütleri tarafından sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanan videolara göre başkent Tahran’ın farklı mahalleleri, Meşhed, Buşehr, Erdebil ve Kirman gibi büyük İran şehirlerinde araç kornaları çalındı.
İran milli takımı, ilk maçında milli marşı söyleyerek tartışmalara yol açmıştı. Ayrıca Uluslararası Futbol Federasyonu, İran milli takımının turnuvadan diskalifiye edilmesi için yapılan itirazlara kapıyı kapatması sonrasında milli takım oyuncularına yönelik eleştiriler ve taraftarların baskısı azalmadı.
İran milli takım oyuncularının, altı golle kaybettikleri İngiltere ile ilk maçlarının ardından Devrim Muhafızları’ndan subayların baskısına maruz kaldığı bildirildi. İran ekibi, 2-0 galip geldiği Galler maçında biraz dengesini sağlamaya çalışırken, ABD ekibine yenilip turnuvadan elendi.
İran milli takımının yenilgisi sonrasında ise Tahran’ın kuzey ve batısındaki sakinler, rejimi kınayan sloganlar attı. Sosyal medya organları aracılığıyla da yollarda ve yerleşim yerlerinde arabaların gürültüsünü ve korna seslerini içeren videolar yayınlandı.
Merkezi Oslo’da bulunan İran’daki İnsan Hakları Örgütü HRNA, 27 yaşındaki Mehran Semak’ın ülkenin kuzeyindeki Anzali limanında düzenlenen bir şenlik sırasında öldürüldüğünü doğruladı. Semak’ın, güvenlik güçlerinin göstericilere ateş açması üzerine başından vurulduğu belirtildi. Ayrıca Semak’ın kutlamalar sırasında arabasının kornasını çaldığı aktarıldı.
Örgüt, Tahran halkının kutlamalarını içeren videolar yayınladı. Protestolara sahne olan diğer şehirlerde de durum farklı değildi. Meşhed şehrinde İranlılar, milli takımın yenilgisini kutlamak için havai fişekler attı.
Ölümü İran’daki son krizin fitilini ateşleyen Mahsa Amini’nin doğum yeri olan Fall kentinde Sakkız’da da vatandaşlar, havai fişek fırlatırken, Mahabad, Merivan ve Baveh’te şehirlerinde de benzer kutlamalar görüldü. Senendec şehrinden de çok sayıda vatandaş, kutlama yapmak için şehrin sokaklarına akın etti.
İran Kürtleri üzerine çalışan insan hakları örgütü Hengaw, Mahabad şehrinin sokaklarında araba ve bisikletlerin kornalarını çalan vatandaşların videolarını yayınladı.
Güreş Federasyonu eski başkanı ve eski dünya ve olimpiyat şampiyonu Resul Hadem, “İranlı yetkililerin protestolarla başa çıkma performansı, futbol takımının yenilgisinden sonra insanların sevincine neden oldu” dedi. Yetkililere ise “Protestocuların milli takımın kaybını iktidar düzenine karşı bir protesto olarak görmesi için bugünlerde futbola ne yaptınız?” şeklinde konuştu.
Hadem, “Güç gruplarının kötü yönetimi için dışarıdaki düşmanları, evdeki kandırılmış insanları ve ünlüleri suçlamayın, içinizdeki düşmanı suçlayın” dedi.
Öte yandan Fransız Haber Ajansı AFP de rejime karşı gösteriler düzenleyen protestocular arasındaki sevinç ifadesinden, yaklaşık üç aydır zor koşullardan geçen ülkede üzüntü ifadesine kadar uzanan çelişkili duygulara dikkati çekti.
İranlı spor muhabiri Said Zafarani, mağlubiyetin ardından Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “ABD’nin gol atmasını kutlamak için üç metre zıplayacağım kimin aklına gelirdi” yazdı.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, ajansın İran muhabiri kadınların genellikle stadyumlara erişimde zorluk yaşadığı bir ülkede başörtülü kadınlar da dahil olmak üzere yüzlerce kişinin takımlarını desteklemek için Tahran Kulesi’nde toplandığını belirtti. Emekli olan Ali, “İran’ın ABD’yi yenemediği için üzgünüm, ancak takımımız ve oyuncularıyla gurur duyuyoruz" dedi.
Twitter’da 350 binden fazla takipçisi bulunan aktivist Vahid Online ise hükümetin İran takımının Tahran Kulesi yakınlarında zaferini kutlamak için yaptığı hazırlıklara atıfta bulunmuştu.

İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’nın İran’daki kaynaklara edindiği bilgilere göre İran’daki protestoların patlak verdiği 17 Eylül’den 29 Kasım’a kadar 64’ü çocuk 445 protestocu hayatını kaybetti. 18 bin 185 kişi de tutuklandı. Ayrıca 157 şehri ve 143 üniversiteyi sarsan protestolarda 60 güvenlik görevlisinin öldüğü belirtildi.
İranlı yetkililer, internet üzerinde geniş çapta dolaşan bir videonun yayınlanmasının ardından bir aktris ve bir yönetmeni tutukladı. Öyle ki aktris başörtüsü takmazken, İranlı aktörler de ülkedeki gösterilere desteklerini ifade ediyordu. Hrana, yapımcı ve oyuncu Suheyla Gülistani ile yönetmen Hamid Bouradhari’nin tutuklandığını bildirdi.
Öte yandan İran yargısı, 30 Kasım’da Devrim Muhafızları’na bağlı Besiç bir mensubunu öldürmekle suçlanan biri kadın ve üçü küçük 15 kişiye idam cezası verebileceğini açıkladı.
Yargı makamları, ‘Mizan Online’ internet sitesinde Tahran yakınlarındaki Elburz vilayetinde Ruhullah Acmiyan’a saldıranların ilk duruşmasının dün sabah (Çarşamba) yapıldığını söyledi. Aynı kaynak, 15 sanığın yolsuzluk yapmakla suçlandığını ve bu suçun idam cezası gerektirebileceğini dile getirdi.
Elburz Eyaleti Başyargıcı Hüseyin Fadili Harikandi, 12 Kasım’da yaptığı açıklamada ‘İsyancılar, korkunç bir şekilde silahsız olan bu güvenlik görevlisine saldırmış, elbiselerini çıkarmış, bıçaklamış, bakır sopa ve taşlarla dövmüş, tekmelemiş, ardından çıplak ve yarı cansız bedenini caddenin asfaltına ve arabaların arasına sürüklemiştir” dedi.
Aynı gün Mizan Ajansı, Acmiyan’ı öldürdüğü şüphesiyle biri kadın 11 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu belirtti. Aynı internet sitesi, çarşamba günü ‘sanıklardan üçünün 17 yaşında’ olduğunu belirterek, ‘davalarının çocuk suçları konusunda uzmanlaşmış özel bir mahkeme tarafından değerlendirileceğini’ açıkladı.
Son iki gündür yurtdışında Farsça yayın yapan medya kuruluşları, bir bilgisayar korsanı grubunun bu hafta başlarında Devrim Muhafızları’na bağlı Fars ajansına dair elde ettiği belgelerin sızdırıldığını duyurdu.
‘Black Reward’ grubu, Fars ajansından elde ettiği gizli mektup, ifade ve kayıtları yayınladı. Belgelerden biri ajans tarafından Muhafızlar komutanı Hüseyin Salami için hazırlanan gizli bir haber özetine atıfta bulunurken, protestolarla ilgili istatistikler de dahil olmak üzere iç haberleri, resmi açıklamaları ve rakamları içeriyor.
Bu bilgilere göre İranlıların yüzde 84’ü, protestoların mevcut durumdan çıkış yolu olduğuna inanırken, yüzde 56’lık bir kesim ise protestoların devam etmesi gerektiği kanaatinde. İranlıların yüzde 51’i de ‘örtünme özgürlüğü’ talep ediyor. Ayrıca yüzde 48’lik bir kesim de İran’ın parçalanmasından endişe duymuyor.
Kısa süreli sızıntılar, İran rejimi lideri Rehber Ali Hamaney’in Belucistan eyaletindeki protestoların bastırılması konusuna bizzat müdahale ettiğini gösteriyor. Hamaney, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ve İran polisinin Cuma İmamı Abdülhamid İsmail Zahi’nin tutuklanmasına ilişkin önerisini reddetti. BBC Farsça’nın haberine göre Hamaney, cuma günü Zahidan imamına karşı ‘esnek’ olma ve onu ‘yavaş yavaş zayıflaması’ talimatı verdi.
Devrim Muhafızları’na bağlı Tesnim haber ajansı ise 30 Kasım’da Tahran’daki yargı teşkilatı başkanı Ali el-Kasi Mehr’in dün Fars haber ajansının hacklenmesiyle ilgili soruşturma başlatılması talimatı verdiğini bildirdi.
Öte yandan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, bugün Kürdistan Eyaleti’nin yönetim merkezi Senendec’e gidecek. İran medyası, Reisi’nin bir hükümet projesinin açılışı sırasında eyaletin ileri gelenleri ve seçkinleriyle görüşeceğini bildirdi.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.